Silo Yemleri Ve Silaj Yapımı

Silo Yemleri Ve Silaj Yapımı

SİLO YEM BİTKİLERİ VE SİLAJ

İçindekiler:

1.Giriş
2.Silaj Yapımında Kullanılan Bitkiler
3.Silaj Yapımı
4.Silo
5.Silo Yeminin Oluşumu
6.Hayvanların Beslenmesinde Silajın kullanımı
7.Silo Katkı Maddeleri
8.Silo Yeminin Özellikleri

1. Giriş

Yıllardan beri her fırsatta yem kaynaklarının yetersizliği nedeni ile hayvansal üretimde istenilen düzeye ulaşılamamasından şikayet edilmektedir. Yapılan çalışmalar ve gösterilen gayretler de bu konudaki arayışı sergilemektedir. En önemli kaba yem kaynağımız çayır meralar, aşırı ve zamansız otlatma nedeni ile elden çıkma aşamasına gelmiştir. Bu alanlarımızdaki otlatma yoğunluğunu azaltmak amacıyla yem bitkileri tarımına ağırlık verilmiştir. hayvansal üretimi artırma yolunda verim potansiyelleri düşük olan yerli ırklarımız giderek azalmıştır. Bunun yanında kültür ırkı ithali yoğunluk kazanmıştır. Ne yazık ki gösterilen tüm bu gayretlere rağmen hayvansal üretimde arzu edilen seviyeye ulaşılamamıştır.

Ülkemiz hayvan varlığımıza baktığımızda, özellikle Ege ve Marmara bölgelerindeki mevcut hayvanların %90’nının kültür ırkı ve melezi olduğu görülmektedir. Ancak söz konusu bölgelerin çayır mera, yem bitkileri alanı ve üretimleri incelendiğinde ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu görülmektedir. Hayvanların toplam kaba yem ihtiyacı ülke düzeyinde ele alındığında, çayır mera ve yem bitkilerinden sağlanan bölümün % 25.98, tarla tarımı artıklarından karşılanan bölümün ise % 43.51 düzeyinde olduğu bildirilmektedir. Yüksek verimli kültür ırklarından maksimum verimin alınabilmesi iyi bir besleme ile mümkündür.

Ülke düzeyinde mevcut hayvanların tümü kültür ırkı olsa da mevcut kaba yem üretimimiz karşısında alacağımız verim yine değişmeyecektir. Üreticilerimiz kaba yem sıkıntısının yaşandığı dönemlerde genelde hayvanlarını zorunlu olarak, besin maddesi içeriği düşük tahıl samanı ile beslemektedir. Bunun yanında taze ve suca zengin, karbonhidrat içeriği yüksek yem bitkilerinin parçalandıktan sonra havasız ortamda belirli bir süre bekletildikten sonra elde edilen ve silaj adı verilen kaba yem de tercih edilmeye başlanmıştır. Silaj, besin maddelerindeki değer kaybını en aza indiren su içeriği yüksek kaba yem özelliği ile tarımı ileri ülkelerde yoğun olarak kullanılmaktadır.

Ülkemizde ise gerek alışkanlıklar gerekse bilgi eksikliği dolayısı ile silaja gereken önem verilmemiştir. Aslında bu uygulama milattan önceye dayanmaktadır.

18.yy sonlarında tüm Orta ve Kuzey Avrupa’da geniş uygulama alanı bulmuştur. İlk çalışmalar 1862’de Almanya, 1877’de Fransa ve 1883’te Amerika’da yapılmıştır. Silaj konusunda birçok ülkede yapılan araştırmalar ile günümüze kadar gelinmiştir.

Silajın sağladığı yararları özetlemek gerekirse; Kaba yemlerin silo edilerek saklanmasında, kurutularak yığın yapılmasına oranla daha az iş gücüne gereksinim duyulur. Ayrıca kış döneminde ihtiyaç duyulan kabayem daha az bir emekle elde edilebilir. Kurutma problemi bulunan Karadeniz Bölgesi gibi yörelerde silaj uygun bir depolama yöntemidir.. Kısa süreli güneşli, açık ve rüzgarlı ortamlar besleme değeri yüksek silaj eldesi için yeterlidir. Bu uygulama ile yem ve hayvansal ürün kaybı da önlenmektedir. Yeşil yemlerin bulunmadığı özellikle kış aylarında, hayvanların suca zengin ve kaliteli yem ihtiyacı karşılanmaktadır. Yapay kurutma yöntemi dışındaki diğer muhafaza yöntemlerine göre yemlerin fermantasyon yolu ile saklanması besin maddelerindeki kaybı önler.

Örneğin, yaprak içeriği fazla yonca ve üçgül gibi türlerin kurutularak depolanmasında besin maddeleri kaybı artmaktadır. Silo yemi yapımında ise kurutma kayıpları en aza indirilir. Kuru ot eldesinde % 15-30 olan kuru madde kaybı, silo yeminde % 5’e, % 25-35 düzeyindeki sindirilebilir protein kaybı ise % 5’e düşmektedir. Aynı şekilde nişasta değerindeki kayıp kuru otta % 50’ye kadar çıkarken, silo yeminde en fazla % 10 olmaktadır. Fermantasyon sonucu yemlerin taze yumuşak yapısının korunması güzel kokuya sahip olması dolayısı ile hayvanlar tarafından sevilerek tüketilmektedir. Taze olarak yedirildiğinde hayvanlara zararlı etkisi olan bazı türler, silaj yapımından sonra bu özelliklerini kaybederler.

Söz konusu farklı türlerin tohumları da fermantasyon sonunda çimlenme özelliklerini kaybettikleri için yabancı ot yayılımı da önlenir. Silaj uygulamaları ile birim alanda daha fazla yem muhafaza edilmektedir. 1 ton kuru ot için 14 m3 gerekli iken, aynı miktar otun silolanmasında 1.5 m3’lük hacim yeterli olmaktadır Kısa vejetasyon süresine sahip olan silaj bitkilerinin hasadından sonra tarlaya bir diğer ürünün ekimine olanak sağlanır. Bir yılda birden fazla ürün alma şansı elde edilir. Uzun yıllar değer kaybetmeden saklanabilmesi, bazı yıllar yaşanan doğal afetler sonucu meydana gelebilecek yem sıkıntısında güvence kaynağını oluşturmaktadır. Silajın provitamin A içeriği de oldukça fazladır.

Bugün bilinçli hayvancılık yapılan işletmelerde silo yemi, hayvanların kış beslenmesinde verimliliği güvence altına alan önemli bir uygulamadır




2. Silaj Yapımında Kullanılan Bitkiler

Her türlü yeşil yemden silaj yapmak mümkündür. Fakat bu amaçla en fazla kullanılan bitkiler mısır, sorgum, sudanotu, sorgum-sudanotu melezi, fiğ-tahıl karışımları, İtalyan çimi, arpa, buğday hasılları, ayçiçeği vb bitkilerdir. Silaj üretimi amacı ile çoğunlukla tercih edilen bitkiler yanında yonca, yanında doğal çayırlardan da yararlanmak mümkündür. Baklagil yem bitkilerinde protein oranı fazla, karbonhidrat içeriği az olduğu için, silolanmaları sırasında karbonhidratça zengin katkı maddelerine gerek vardır. Örneğin patates, şeker pancarı yaprağı, şeker endüstri artığı posaları, hayvan pancarı yaprakları ve konserve sanayi artıkları da silolanarak hayvan beslenmesinde kullanılabilir. Ülkemizde silaj yapımında kullanılabilecek türlere ilişkin bilgiler tür bazında özetlenmeye çalışılmıştır.

2.1. Mısır

Çok yönlü kulanım alanına sahip mısırın son yıllarda yeşil yem ve silaj üretimi amacı ile ekim alanı artmıştır. Birim alan veriminin yüksekliği, silaj yapımına uygunluğu ve elde edilen silajın besleme değerinin yüksekliği gibi nedenlerle tercih edilen türler arasındadır. Mısır, sıcak iklim bitkisi olması dolayısıyla baharın son haftası ile yaz başlangıcında ekilir. Ekimden önce diğer türlerde olduğu gibi tohum canlılığının bilinmesi gerekir. Ekimde sıra arası 50-60 cm, ekim normu 6-8 kg/da olarak hesaplanır, ekim derinliği 4-7cm’dir.

Ülkemizde kıyı ve geçit iklime sahip yörelerde tahıl (buğday, arpa) hasadından sonra mısır, silo yemi amacıyla ikinci ürün olarak yetiştirilmektedir. Bunun yanında ikinci ürün tarımına uygun olmayan Doğu Anadolu bölgesinde erkenci mısır çeşitleri kullanılarak silaj yapılması mümkündür. Silaj üretimi için ülkemizde yeterli sayıda mısır çeşidi bulunmamakla birlikte Sakarya Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilmiş olan Ada, Sapanca ve Arifiye çeşitleri silaj üretimi için önerilmektedir. Bununla birlikte ülkemizde ticari olarak üretimine izin verilen ve daha çok tane mısır verimine uygun olan çok sayıda mısır çeşidi silaj üretimi için kullanılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer önemli konu, silaj üretimi amacıyla yetiştirilecek mısırın vejetasyon süresidir. Ekilen çeşidin hasat zamanında koçan bağlamış olması verim ve kalite bakımından çok önemlidir. Çünkü yapılan bir çok çalışmada mısırda yeşil aksam veriminin %50’si ve besleme değerinin %70’i koçanlardan elde edilmektedir. Özellikle ikinci ürün tarımının yapıldığı geçit bölgelerinde vejetasyon süresi kıyı bölgelerine göre daha sınırlı olduğu için hasat zamanında yanlış çeşidin ekimi nedeni ile bir çoğu koçan bağlamadan silaj yapımı için biçilmektedir. Koçanın içermiş

olduğu karbonhidrat miktarı fermantasyonun istenilen düzeyde olmasını sağlamaktadır. Aksi durumda kalitesi düşük silo yemi elde edilmekte ve silo yeminden beklenen fayda sağlanmaktadır. Bu nedenle bölge düzeyinde önerilecek çeşitlerin en az 2 yıl boyunca denemeleri yapılarak silajlık özellikleri belirlenmelidir.

Silajlık mısır üretiminde dikkat edilmesi gereken önemli nokta, üretim yapılacak bölgenin I. veya II. ürün tarımı olanaklarına göre çeşit seçiminin yapılması gerekir. Silajlık olarak ekimi yapılacak mısır çeşitlerinin özellikleri;

-Uzun boylu olmalı

-Yaprak sayısı ve yaprak oranı fazla olmalı

-Bitkide tane bağlayan koçan ağırlığı yüksek olmalı

-Silaj kalitesine olumsuz etkisi nedeni sap çapının fazla kalın olmaması

-II. ürün olarak ekilen bölgelerde erkenci özellikte olması istenir.

Mısırın silolanmasında katkı maddesine gerek duyulmaz. Fermente özelliği nedeniyle proteince zengin ve tek başına silolanmayan bitkilerin silajının yapımında katkı maddesi olarak kullanılır. Özellikle baklagil yem bitkileri ile yapılan silajda %25-50 oranında mısır karışıma dahil olabilir. Mısır depolanacağı yere yayılmadan önce parçalanması gerekir. Parçalanma ne kadar fazla olursa silolamada başarı o denli yüksek olur. Karışım olarak düşünüldüğünde kesinlikle birlikte parçalama yoluna gidilmelidir. Süt olum devresinde yapılan biçimlerde protein oranı ve kuru maddenin sindirilebilirliği yüksek düzeydedir. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda hamur olum döneminde yapılan biçimlerde protein oranının düşmesine karşılık verim, kuru maddenin sindirilebilirliği ve hayvanlar tarafından tüketimin arttığı görülmüştür. Mısırda, en uygun biçim zamanı nem oranı %65-70’e düştüğü dönemdir. Bu nem oranı, bitki maksimum kuru tane ağırlığına ulaşmasından 2-3 hafta öncesinde elde edilmektedir. Tüm bitkide nem % 65 olduğunda koçan nemi % 48, tane nemi de % 44 dolayındadır. Tanenin verime katkısı %35-40, düzeyindedir. Eğer mısır erken biçilirse siloda sızıntı kayıpları yükselir, fermantasyon düzenli sürmez. Çok geç biçildiğinde de tam sıkışma sağlanamayacağı için siloda bol oksijen kalır. Oksijenli (Aerob) fermantasyon uzun süre devam eder. Mısır silajının kalitesini çeşit, hasat zamanı, koçan oranı, parça boyutu, silonun şekli, doldurma süresi, sıkıştırma derecesi gibi özellikler belirlemektedir. Bunların birinde meydana gelebilecek olumsuzluk ürünün kalitesini düşürecektir.

Silajın besin değeri karışımdaki türlere, orana, kuru madde ve besin maddeleri içeriğine göre az veya çok farklılık göstermektedir. Baklagil ilavesi dışında mısır silajının protein içeriği üre vb. bileşiklerin ilavesi ile (% 0.5) problem olmamaktadır. Atılacak miktarın iyi ayarlanması gerekir. Fazla olması durumunda hayvanlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmektedir. Mısırda organik madde sindirim derecesi % 66-72 ve ham proteinin % 54-68 arasında değişim gösterir. Vejetasyon dönemine bağlı olarak organik madde içeriği artar. Kuru madde içindeki azotsuz öz madde miktarı yükselirken ham kül, ham protein ve ham selüloz miktarı düşer. Besin maddeleri oldukça yüksektir. N içeriğinin artırmak için vejetasyon dönemi içinde azotlu gübre miktarını artırmakla mümkün değildir. Fazla gübrelemede bitkideki nitrat birikimi de yükselir. Bu durumda silajın olgunlaşması döneminde bazı bakterilerin asimilasyonu ve denitrifikasyonu aracılığı ile silajın nitrat içeriği düşer. Bazı durumda yemde yine bir miktar nitrat ve nitrit kalabilir.

Besin maddelerinde kaybı önlemek için sıkıştırma ve izolasyonun çok dikkatli yapılması gerekir. Olgunlaştıktan sonra silajın bozulmasını önlemek için alındığı bölümün dar olması istenir.

2.2. Sorgum Tür ve Melezleri

Morfolojik yapı olarak mısıra benzeyen sorgum, insanoğlunun ilk kültüre aldığı bitkilerdendir. Son yüzyıla kadar insan beslenmesinde önemli rol oynayan sorgum, tarım ve hayvancılığı gelişmiş ülkelerde tamamen hayvan beslenmesinde kullanılmaktadır. Kısa boylu tane tipi çeşitler tane üretimi amacıyla yetiştirilmektedir. Sorgumun süt olum döneminde %16 kadar olan suda eriyebilir karbonhidrat oranı, sert hamur olum döneminde %5’in altına inmektedir. Bu nedenle sorgum ile yapılacak silajlarda bitkinin süt olum döneminde biçilmesi, iyi bir laktik asit üretimi için, önerilmektedir. süt olum döneminde yapılan sorgum silajında da kuru madde ve özellikle proteinin oranı uygun düzeydedir . Lezzetli oluşu nedeni ile hayvanlar tarafından sevilerek yenir.

Melez sorgumun erken hasat edilmesi sonucu yapılan silajda kalite düşer. Nitelikli silaj eldesi için hamur olum dönemi tercih edilmelidir. Erken gelişme döneminden sonraki dönemde silaj kalitesinde bir artış elde edilir. Ancak silolamadan önce parçalanmış olması gerekir. Silajın hazırlık aşamasında havasız ortamın oluşturulması gerekir. Olumsuz koşullar sonucunda sıcaklık 60° C’ye yükselir. Bu durumda kuru maddenin sindirim derecesi %64’ten %50’ye; ham protein %55’ten %44’e azotsuz öz maddelerin %71’den %64’e düştüğü belirlenmiştir. Sorgum silajı beslenen hayvanlarda, aynı yemin yeşil olarak tüketilmesi ile yaşanan HCN zehirlenmesi meydana gelmez. Mısır silajına oranla daha az besleme değerine sahiptir.

Sorgum türleri birbirleri arasında kolayca melezlenebilmekte ve yüksek verimli döller vermektedir. Bu nedenle sorgum tür ve çeşitleri arasında büyük bir genetik varyasyon görülmektedir. Sorgum (Sorgum bicolor (L.) Moench) ile Sudanotu (S. sudanense (Piper) Stapf)’nun melezlenmesi sonucu sorgum-sudanotu melezleri elde edilmiştir. Sudanotundan daha verimli olan arası melezler, ekim alanı ve kullanım bakımından büyük gelişim göstermiştir. Sorgum tür ve melezleri ülkemizde birinci ve ikinci ürün olarak otlatma, yeşil ve kuru ot üretimi yanında silo yemi amacıyla da yetiştirilebilmektedir. Ekim normu 1-3 kg/da, sıra arası 30-40 cm. dir.

Fosforca fakir topraklarda 5-10 kg/da P2O5, sulanan yerlerde ekimle beraber 5-6 kg/da azot, Amonyum sülfat, 30-40 cm boylandığında yine aynı miktarda azot amonyum nitrat halinde atılmalıdır. Ayrıca her biçimden sonra 4 kg/da amonyum nitrat atılmalıdır. Kıraç bölgelerde sadece 4 kg/da N vermek yeterlidir. Çok biçimli olan bu bitkilerden değişik bölge şartlarında 6-15 ton/da arasında yeşil yem elde etmek mümkündür.

Sorgum tür ve melezlerinde silolama tekniği mısırla hemen hemen aynıdır. Mısırın silolanmasında yonca, üçgül vb. baklagil bitkileri kullanılabildiği gibi sorgum silajına da bu bitkiler 1/2 veya 1/3 oranında ilave edilebilir.

Sudanotu diğer sorgum türlerine göre daha erken kabalaştığı için parçalama ve silolama işlemleri dikkatli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ülkemizde Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünde silaj üretimi amacıyla geliştirilen kocadarı (Rox, Early Sumac) ve sudanotu (Gözde-80, Aksu-78) çeşitleri bulunmaktadır. Bunun yanında özel tohumculuk firmalarının üretim izni aldığı veya ithal ettiği sorgum-sudanotu melez (P.988, N2 Grazer, vb) çeşitleri bulunmaktadır.




2.3. Fiğ-Tahıl Karışımları

Fiğ türlerinin tarımı oldukça yaygındır. Yarı tropik iklim kuşağından, karasal iklimin hüküm sürdüğü alanlara; serin ve nemli bölgelerden yarı kurak bölgelere kadar geniş alanda tarımı yapılmaktadır. Ülkemizde değişik ekolojilerde fiğ türleri tohum ve kuru ot üretimi amacıyla yaygın olarak yetiştirilmektedir. Fiğ türleri koca fiğ dışında gövdelerinin zayıf olması nedeniyle kolayca yatarlar. Yatan fiğ zor biçildiği gibi bitkilerin alt kısımlarında çürümeler başlar. Bu nedenle kaliteli ot üretimi için fiğin tahıllarla karışık yetiştirilmesi önerilir. Böylece bitkiler tahıllara sarılarak dik olarak gelişir. Biçim daha kolay olacağı gibi, otun verim ve kalitesi de artmaktadır.

Macar fiği+arpa karışımında %50 çiçeklenme döneminde yapılan biçimde en yüksek verimin 10 kg/da ekim normu, 20 cm sıra arası 60/40 ve 20/80 karışımından sağlanmaktadır.

Fiğlerde protein oranı yüksek, fakat karbonhidrat içeriği düşüktür. Bu sebeple tek olarak silaj üretimi amacı ile yetiştirilmemektedir. Fermantasyonun arzulanan seviyede devam etmesi için tahıllarla (Arpa, yulaf, tritikale, buğday) karışık yetiştirilmesi gereklidir. Karışık yetiştirmede fiğ-tahıl karışım oranları tür, çeşit ve ekolojik bölgelere göre belirlenmelidir.

Ege, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerimizde pamuk yetiştirilen alanlarda fiğ yalın veya tahıllarla karışık kışlık ara ürün olarak yetiştirilmektedir. Fiğ-tahıl karışımlarından silaj yapmak için fiğin tam çiçeklenme döneminde hasat edilmesi gerekir. Fakat ana ürün olan pamuk ekimini geciktirmemek için bazı yıllar fiğ-tahıl karışımı daha erken biçilir. Bu durumda nem oranı yüksek ve kuru madde oranı düşük olan yemin silolanmasında soldurma yapılamadığı durumlarda silaj kalitesinde kayıpları yükselir.

2.4. Şeker Pancarı Yaprağı

Şeker pancarı yaprağı, pancar hasadı sonrası geriye kalan başlı artıklardır. Baş oranı elde edilen yeşil artığın yaklaşık 1/3-1/4 dolayındadır. Modern şeker pancarı hasat makinalarının kullanımı ile yaprakta kalan baş oranını azaltmak mümkündür. Şeker pancarı yaprağının silolanmasında ve yem değerinin artırılmasında toprakla olan kirlenme önemli rol oynamaktadır. Yaprak ne kadar toprakla fazla kirlenirse yemin toprak bakterileriyle bulaşma yoğunluğu o derece artar ve fermantasyonun seyri olumsuz yönde etkilenir. Bu nedenle silolanacak materyalin elden geldiği ölçüde temiz olmasına dikkat edilmelidir.

Pancar yaprağı silo yemi hayvanlar tarafından sevilerek tüketilir, fakat tek taraflı olarak yedirildiğinde okzalik asit içerdiğinden ishale neden olur. Bu yüzden kuru ot ile birlikte hayvanlara verilmesi gereklidir. Şekerpancarı yaprağının silolanmasında parçalama olumlu bir etkiye sahiptir. Parçalama özellikle baş oranının çok az olması durumunda daha etkin bir rol oynar. Katkı maddesi, materyalin kirli olduğu durumda kullanılabilir. Genel olarak pancar yaprağı protein içeriği yüksek diğer yemlerle ve mısırla birlikte de silolanabilir. Şeker pancarı yapraklarının silolanmasında pörsütme yapılmamalıdır. Çünkü pörsütmede zedelenmiş ve kopmuş yapraklar çürümeye başlar ve sağlam yaprakları da etkileyebilir. Yine pörsütmede daha fazla besin kaybı ortaya çıkabilir ve istenilen kalitede yem elde edilmez. Pörsütme esnasında yağmur altında kalmış otlar kesinlikle siloya doldurulmamalıdır.

2.5. Ayçiçeği

Silaj yapımının ekonomik anlamda hayvancılık yapmak için şart olmasıyla birlikte değişik ihtiyaçlara cevap verecek bitki alternatifleri de gündeme gelmiştir. Ülkemizin farklı ekolojik bölgeye sahiptir. Sulu tarımın uygulanmadığı yörelerde ikinci ürün yetiştirme şansı bulunmamaktadır.Bu özelliğe sahip yerlerde kısa sürede silajlık biçime gelen ve kurağa toleransı nedeniyle ayçiçeği, alternatif silaj bitkisi olarak değerlendirilebilir. Vejetasyon süresinin kısa olduğu Doğu Anadolu Bölgemizde tahıl hasadından sonra silajlık olarak yetiştirilebilir.

Ayçiçeği silajı özellikle süt hayvanlarının beslenmesinde önemli bir yemdir. Yapılan değişik araştırmalarda ayçiçeği silo yemi ile yemlemeden sonra süt yağında önemli bir yükselme görülmektedir. Siloya doldurulmadan önce vejetatif aksamı iyi gelişen ayçiçeği çeşitlerinin çiçeklenme döneminde biçilerek 0.5-1.0 cm uzunluğunda parçalanması fermantasyonun seyrinin güvence altına almada önemli bir işlemdir. Silo yemi tadının daha iyi duruma gelmesi ve 1/3 oranında üçgül, yonca, mısır ve şeker pancarı yaprağı ile karıştırılarak silolanabilir.

2.6. Tarımsal Sanayi Artıkları

Ülkemizde tarıma dayalı gıda sanayinin geliştiği değişik bölgelerde domates, bezelye, elma ve arpa posaları silaj yapılarak değerlendirilmesi mümkündür. Örneğin Bursa ilimizde 1995 yılı istatistiklerine göre toplam silaj üretiminin % 37’si gıda sanayi artıklarının değerlendirilmesiyle elde edilmektedir.

3. Silaj Yapımı

3.1. Silaj Yapımında Kullanılan Alet ve Ekipmanlar

3.1.1 Silaj Makinaları

Silaj yapımında kullanılan en önemli ekipman silaj makinesidir. Kaliteli silaj elde etmek için amaca uygun makine seçilmelidir. Silaj makinaları kullanıldıkları bitki tür ve amaca göre farklılık gösterir. Gelişmiş bitki yapısına sahip mısır, sorgum ve ayçiçeği gibi bitkilerde sıraya biçen silaj makinaları kullanılır. Bunlar bir, iki veya üç sıra biçecek şekilde tipte olabilir. Ülkemizde yaygın olan ve üretilen bir sıralı mısır silaj makineleridir. Bir sıralı makinalarla ortalama 1.5 da/saat alan hasat edilebilmektedir. Fiğ-tahıl karışımları veya çayır otları için ise vurmalı tip (Ot silaj makineleri) makinalar kullanılır. Bu tip makinalar bitkiyi hemen biçip parçalayarak silaj romörkuna vermeleri dolayısı ile soldurma yapmaya imkan vermez. Biçim dönemlerinde %15-20 kuru madde içeren çayır otları ve benzeri yem bitkilerinden kaliteli silaj yapmak için biçimden sonra 12 veya 24 saat soldurularak kuru madde oranının yükseltilmesi gerekmektedir. Bazı ot silaj makinalarında biçilen otun suyunu uçurmak için örseleyici ve koşullandırıcı denilen ilave bir düzenekte bulunur.




3.1.2. Silaj Makinalarına Yardımcı Ekipmanlar

-Traktör

Silaj makinaları yapılacak hasat ve parçalama işleminde bitkinin üretim alanına bağlı olmak üzere en az üç traktör gereklidir. Traktörlerden birisi silaj makinasına bağlanır. Diğeri doldurulmuş romörkleri silaj deposuna getirip-götürmek için kullanılır. Diğeri ise siloya getirilen yemin iyi sıkışması ve içinde hava kalmaması için sürekli çiğneme işlemini sürdürür.

Farklı silaj makinaları için 65-70 beygir gücündeki traktörler yeterlidir. Silaj makinasının traktör kuyruk miline bağlantı şaftı, kullanılacak traktöre uyumlu olmalıdır. Çiğneme işi için ise genellikle en ağır traktör tipleri kullanılmalıdır. Çiğneme esnasında şoförün dikkatli olması, hızlı ve sert hareketlerden kaçınmalıdır. Silajın depolanması esnasında yapılacak bir ihmal silaj kalitesini olumsuz yönde etkiler.

-Romörk

Silaj yapımında silaj makinaları yanında onu tamamlayan diğer önemli bir ekipmanda silaj romörku olmaktadır. Silaj romörkleri toplayıcı düzenli, silajı arkadan veya yandan boşaltabilme düzenine sahip özel romörk olabileceği gibi, ülkemizde yaygın olarak kullanılan 4 tekerlekli tercihen yandan devirmeli tip romörk bu iş için kullanılabilir. Ancak mevcut romörklerin silajda kullanımı sırasında biçilen yeşil yemlerin rüzgardan dışarı savrulup meydana gelebilecek kaybın önlenmesi için romörkun arkası ve iki yanı tel kafes veya tahtadan yapılan ilave yan kapaklarla yükseltilir. Bu ekler aynı zamanda daha fazla biçilmiş daha fazla ürünün taşınmasını da sağlar. Silaj yapımı sırasında silaj makinasının boş beklememesi için en az iki romörkle çalışılması ve birinin daima yedekte beklemesi zorunludur. Biçim yapan silaj makinası sayısı birden fazla olduğunda veya silaj deposunun biçim yapılan tarlaya uzak olduğu durumlarda ihtiyaç duyulan romörk sayısı artırılabilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın