Şımarıklığın Sırası Değil

Şımarıklığın Sırası Değil

Çocukken sınıfta bir kız vardı. Sınıf ortalamasının üstündeydi ailesinin maddi durumu. Ayakkabıları, saçına taktığı kurdeleleri, teneffüste sürekli okul kantininden bir şeyler almasından belliydi. Yanlış hatırlamıyorsam adı Melek’ti. Bu arkadaşı yıllar sonra hatırlamamın nedeni bu özelliği değil. Öğretmenimiz ne zaman aldığımız notları söylese sıra ona geldiğinde şimdi ne olacak diye merakla beklerdik. Eğer 5 üstünden 4 bile alsa ağlamaya başlardı. Ama öyle kendi, kendine değil. Bağıra, bağıra ağlardı. Öğretmenimizin sesini duyamazdık. Her şey iptal olurdu. Hepimizin ona kızgın bakması, “sus artık” demesi onu susturmaz, aksine daha da bağıra, bağıra ağlamasına neden olurdu. Öğretmenimiz susması için uyarırdı ama dinleyen kim. “Ama öğretmenim benim 5 almam lazım” diye tepinerek ağlamayı sürdürürdü. En sonunda öğretmenimiz “Allah kahretsin, tamam 5, kes ağlamayı” der ve bizim Melek burnunu bir iki çeker, gözlerini siler etrafa şımarıkça bakardı. Sevmezdik onu ama bu durum onu etkilemezdi. Oyunumuza dahil olması için çağırmadığımız halde o sanki çağırmışız gibi oyuna dahil olurdu. Bizde oyunu sonlandırıp okul bahçesinde başka bir köşeye geçer, ondan kurtulmaya çalışırdık.

Okul yılları geçmişti, bir gün Bakırköy’de karşılaştık. Görmemezliğe gelip geçip gitmeyi denedim ama yakalandım. Sanki çok iyi arkadaşmışız gibi sarıldı, yanındakilerle beni tanıştırdı. Eski dostu, çocukluktan en sevdiği arkadaşı olduğumu söyledi yanındakilere, benim hayret dolu bakışlarımı umursamadan. Amacına edepsizce ağlayarak ulaşan Melek, kılığından kıyafetinden anladığım kadarıyla bir hayli zengin bir hayat sürüyordu. Liseden sonra hemen evlenmişti. Bense okumaya devam ederken bir yandan da çalışıyordum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  MECLİSİN RENGİ TURUNCU MU?

Evde kalmak zorunda kaldığımız şu günlerde Melek geldi aklıma. Yine edepsizce ağlayarak dışarı çıkmaya çalışıyor mudur? “Ama benim beş almam lazım” dediği günlerdeki ruh haliyle “Ama benim kuaföre gitmem lazım”, “Ama ben doğum günümü böyle evde kutlayamam, parti vermem lazım” ya da “Ama ben çok sıkıldım seyahate çıkmam lazım” diye aynı edepsizlikle ağlayıp etrafındakilere işkence ediyor mudur?

Çocukken diyememiştim Melek’e ve Melek gibilerine, şimdi söylüyorum : Hepimiz birbirimize emanet yaşıyoruz. Oturun oturduğunuz yerde . Şımarıklığın sırası değil.

Nur Sağlamer

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın