KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Sivil Savunma

Sivil Savunma

Sivil Savunma’nın 60-70 yıllık bir geçmişi vardır. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce sivil halkın korunması düşüncesi, bugünkü anlamda Sivil Savunma’dan çok uzaktı. Doğal yıkımlara karşı halkın korunması konusunda öteden beri birtakım önlemler alınıp uygulanmışsa da, bu önlemler örgütsel ve yasal dayanaktan yoksundu. Özellikle halkı savaşın tehlikelerine karşı korumak için, anılan tarihe değin hiç bir girişimde bulunulmadığı görülmektedir. Bunun nedeni, savaş silahlarının cephe gerilerine uzanacak menzile ve toptan yok etme gücüne erişememiş olmasıdır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaşın ardından gelen yıllarda, ülkelerin bir çoğunda pasif korunma adı altında, halkın türlü tehlikelerden korunmasını amaçlayan önlemler getirilmiş; örgütler kurulmuştur. Teknolojik gelişmeler savaş doktirinlerinde değişmelere neden olunca, buna koşut olarak pasif koruma örgütü de değişen koşulların doğuracağı sonuçları karşılayacak biçimde değiştirilip geliştirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sivil halkın silahlı kuvvetlerden daha çok tehlikeyle yüz yüze geldiği bir savaş olmuştur. Bu savaşın cephelerden çok cephe gerilerini, askerden çok halkı tehdit etmiş olması, bundan sonra da bunun böyle ve belki daha da yaygın olarak süreceği düşüncesini doğurmuştur. Bu düşünce devletleri sadece pasif korunma önlem ve örgütünün halkı korumayacağı sonucuna götürmüş, Sivil Savunma bu sonuçtan çıkmıştır. Savaşın içinde doğan Sivil Savunma ilk uygulamasını da gene bu savaşın içinde yapmıştır. Avrupa ülkelerinin çoğunda, Sivi Savunma ikinci Dünya Savaşı sırasında savaşın içinde kurulmuş, gerçek bir deneyimden geçmiş, yararını kanıtlamış bir örgüttür. Savaşın ardından gelen yıllarda da, savaş teknolojisindeki gelişmelere uygun bir gelişme gösterilmiştir. Zira ilk kez bu savaşta ve halka karşı kullanılan atom silahları, bundan sonra daha büyük bir gelişme göstermiş, teknonükleer silahlar imal edilerek savaş alanında kullanılabilecek duruma getirilmiştir. Kısaca nükleer silahlar diye adlandırılan bu silahlar ile biyolojik ve kimyasal silahlar da sivil savunmanın önemini daha çok arttırmıştır. Bugün tüm dünya ülkeleri, bu örgüte bütçelerinden küçümsenmeyecek kaynaklar ayırmakta ve kendilerini buna zorunlu duymaktadırlar. Yurdumuzda, sivil halkın korunmasına ilişkin önlemler alınması ile ilgili ilk girişimin tarihi 1931’dir. Bu tarihte Hava Taarruzlarına Karşı Pasif Korunma adlı talimatla bir takım önlemler getirilmiş, daha sonra 3502 sayılı Pasif Korunma Kanunu ve nihayet 1958 yılında da 7126 sayılı Sivil Savunma Yasası çıkarılarak yürürlüğe konulmuştur. Sivil Savunma Nedir: “Hava Saldırılarına Karşı Pasif Korunma” önlemlerini içeren talimat batıdaki Sivil Savunma anlam ve kavramına uygun olarak değiştirilmiş ve böylece çağdaş Sivil Savunma anlayışının bir ürünü olmak üzere 7126 sayılı Sivil Savunma Yasası çıkarılmıştır. Yasanın birinci maddesinde Sivil Savunma aşağıdaki biçimde anlatımını bulmuştur. “Sivil Savunma; düşman taarruzlarına, tabii afetlere ve büyük yangınlara karşı halkın can ve mal kaybının asgari hale indirilmesi, hayati ehemmiyeti haiz her türlü resmi ve hususi tesis ve teşekküllerin korunması ve faaliyetlerinin idamesi için acil tamir ve islahı, savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami surette desteklenmesi ve cephe gerisi maneviyatının muhafazası maksadıyla alınacak her türlü silahsız koruyucu ve kurtarıcı tedbir ve faaliyetleri ihtiva eder.” Yasa yukarıdaki hükmüyle, sadece Sivil Savunmayı tanımlamakla kalmamış, halkın can ve mal varlığını tehdit eden tehlikeleri, yani Sivil Savunma’nın uğraş alanını, karşı koyması gereken tehlikeleri de belirlemiştir. Hüküm ayrıca, Sivil Savunma’nın amacını ve bu amaca ulaşmada tutulacak yolu, kısaca niteliklerini de saptamıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın