Siyasiler Dini Değil İnancı Kullanır 

Siyasiler Dini Değil İnancı Kullanır 

Söylenen şu: ”Din, siyasetten bağımsız, kutsal ve ortak değer olması lazım gelir”.

Benim diyeceğim şu: Böyle bir dinden hayır gelmez. Zaten böyle bir dindir ki, siyasetle uğraşanlara istismar imkanı oluşturuyor. Siyasiler, böyle bir din ile hak-hukuk anlamaz oluyorlar. Öyle dinin mensupları, sonuçta, devlet gücünü ele geçirenlerin yaptıklarının doğru olup olmadığı düşünmek yerine, siyasilere ya diş biliyorlar ya da menfaatlenmek için şaklanbanlık yapıyorlar.

Din, toplum düzeni için yapılması ve yapılmaması gerekenleri içermelidir. Mesela, yalan söylenmeyecek; yalan söyleyerek iktidar olmaya çalışana destek olunmayacak, denmelidir. Kur’an’ı kerimde buna benzer emir var. Mekke’nin fethinden sonra, Mescid-i Haram’a müşrikler yaklaştırılmasın, gibi mesela. Mesela, haram aylarda mukatele olmayacak gibi. Din, olacak ve olmayacak şeyleri kural olarak belirtmişse, bu dini siyasetten bağımsız yapamazsın. Ya kabul edip uygulayacaksın ya da reddedip uygulamak isteyenlere baskı kuracaksın.

Din, tolerans içerebilir. ‘Ehvenü’ş-şer’ diye bir tabir vardı bir zamanlar.

Siyasilerin devlet gücünü ele geçirmek için basamak yaptıkları şey din değildir. Dinin siyasetten bağımsız olduğunu söyleyenin yazısında ‘Kutsal değerler’ ifadesini kullanmasını dikkate alırsak, ikbal için basamak yapılan inançtır, inançlardır. Örnek vermek gerekirse, camiler gösterilebilir.

Cami ya da mescit, İslam Dini’nde Rabbin huzuruna rahatça durulabilen mekandır. Denir ki, Rabbin huzuruna durma kolaylığı için cami yapılsın. Caminin yapılması bu dinde bir kuraldır. Ama caminin kutsal edilmesi kural değildir.Ülkede ‘camiler haftası’ etkinliğiyle camilerin işlevi yerine camilerin cisimleri toplumda önemli gösterilmişse, camiyi kim yaparsa yapsın hayr geleceğine inanç oluşur. Toplumda oluşan bu inancı ikbal meraklıları kullanırlar. Geçmişte ve günümüzde bu inanca ters davrananları gözden düşürüp saltanata yerleşirler. Öyle ki, işlettikleri sömürü çarkı, bir iki süslü cami yaptırarak ya da yapılması sözü verilerek çok rahat gözlerden gizlenir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SOPA…

Her yapılan cami veya mescide itibar edilmemesi Kur’an’da bildirilmiştir. Böyle cami mescitlere ‘mescid-i dırar’ yakıştırması yapılmıştır. Ve öyle mescidin ya da caminin yıkılması emredilir. (Bkz: Tevbe Suresi) Caminin cismini kutsal bilen inanç, bu emri kavrayamaz. İnancının deccal yolunda kullanıldığının farkına varamaz.

Şu ifade tezime destek olur mu bakalım: ”Hıristiyan dünyasında üç yüz sene dahili savaşlara sebebiyet veren mezhep savaşları Avrupa’yı bir kan gölüne çevirmesinden dolayı lâiklik devreye girmiş…”. 

Evet. Savaşlara sebebiyet vermiş olan ‘mezhep’tir; Hz. İsa’nın dini değildir. O dinin kuralları İncil’de bellidir. Kural içeren ifadelerin yanlış yorumlanması, yanlış yorumların doğru olduğuna inanılması, şeytanın istediği ortamı oluşturmuştur.

Laiklik bir dindir. Başlangıçta bozuk inancın toplumda yara açmasını önlemek için öngörülmüşse de, ülkemizde Laiklik’in kuralları yerine ‘laiklik’ sözcüğüne kutsallık verilmesi, doğru inanç sahiplerinin zulme uğratılmasına sebep olmuştur. Bugün, camici ezancı bilinen siyasi kadro laikliği kullanıp saltanatını devam ettirmek istiyor. Ama laikliğin gereğinin ne olduğunu bilenleri kandıramıyor. İşte o zaman İslam adına başlıyor hukuksuz icraat.

Son söz: Dinin siyasetten bağımsız olduğunu sananlar, inandıkları dini ortaya koymalıdırlar. O zaman o din, siyasilerce kullanılır mı kullanılmaz mı, daha net anlaşılır.

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 30 Mayıs 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın