Sofrasına oturan adayı…

Sofrasına oturan adayı…

‘Milli iradenin’ yansıması ile seçilecek olan milletvekili aday adayları sıralama çalışmasından önce Ankara’dalar…

Bugüne değin gerek toplum, gerek parti, gerekse işlerinde verilen sorumlulukları ‘yüz akıyla’ yerine getirdiklerini ‘söylercesine’, şimdi de yurttaşı mecliste ‘temsil’ etmek için yarıştalar…

Aday adaylarının hepsi ‘kendilerince’ buna layıktırlar…

Bir yerde bürokrattırlar,

Bir yerel yönetimde yetkilidirler,

Bir sivil toplum örgütünün içindedirler,

Hukuk adamıdırlar,

Eski bir politikacılar,

Sanatçı, akademisyen, emekçidirler…

Bugüne değin yaptıklarını ‘toplumsallaştırmak’ adına aday adaylıklarını açıklamak için Ankara yollarındalar…

***

İşin ‘asıl’ önemli yanı bundan sonrası…

Merkezin, sözde anket yaptırarak, sıralamayı gerekleştirmesi…

Hangi siyasi parti ‘bu yol’ üzerinde değil ki?

Kendini ‘sistemin’ içinde bulanlar için söylenecek yok!

Sistemin ‘dışında’ olduğunu yer yer söyleyen partiler de, her zaman ‘uydurdukları’ gerekçelerin arkasına sığınarak, ‘sistemin’ istediğini yaşama geçiriyor!

Ya zamansızlık,

Ya sıralamada uyumsuzluk,

Ya da…

Tüm partilerin ‘imdat simidi’ 12 Eylül’ün ‘Partiler Yasası’…

İşin en acı yanı da ‘milli irade’ de buna alıştırıldı; ‘belirlediğim isimlere oyunu ver’ mantığına tepkisizleştirildi!’

Meclise girenler durumdan hoşnut; ya yurttaş!

***

Yurttaşın ‘seçim sonucundan’ hoşnut olmasının ilk koşulu, kendini ‘temsil’ edecek birinin mecliste bulunması ile olasıdır.

‘Temsilcisi’ bulunmayan bir katman kendini meclisin, sistemin, alınacak kararların dışında görür!

Şimdi biliyorsunuz, işadamlarının mecliste olması için açılan yollar var. Bu yol işçi için açılmazsa, sözüm ona ‘işçi sınıfının’ içinden birini mecliste olmazsa; yaşanan sorunları, iş ortamını, iş kazalarını, işçi haklarını, emeği kim savunacak?

İşveren işini biraz daha büyütmenin, daha az sayıda işçiyle daha çok kazanmanın, pazar açmanın, yatırımlarına yenisini katmanın, bilmediği işleri tatmanın peşinde olacak da…

Ya fabrikaların makinelerini çalıştıran işçi, toprağı işleyen üretici, düşünce üreten akademisyen ne olacak?

Partilerin aday adaylarını ‘sıralamakla’ yetkililendirdiği isimler bunu ne denli sağlayacak?

Toplum katmanlarını ‘temsil’ edecek isimlere ne denli yer verebilecek?

Göreceğiz…





***

Adana’nın Kozan, İmamoğlu, Aladağ, Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli kuşağını ‘temsil’ edecek aday seçmence oldu-bitti önemsenir.

Oy pusulasında yer alan isimlerden birinin tanınmış olması, bilindik olması, bölgenin sorunlarını biliyor olması, yurttaşın zorlandığında ulaşabilecek olması, yaşadıklarını anlatabilecek olması çok önemli…

Bu kuşakta öyle ki, partinin meclise gönderdiği temsilci ‘yerel yönetim’ için de bir güven oluşturur!

Sıralamada ‘uygun’ yerin çok uzağına koyulan isimler, partiye yarardan çok zarar da verebilir!

Burada ‘sağ’ bu sıralamaya çoğu zaman uyum göstermelerinden dolayı, CHP’nin ‘düşünmemesinden’ dolayı hep büyük oy yitimi ile karşı karşıya kalmıştır!

Yine ‘sıralamada’ burayı unutmayanlar kazançlı çıkacaktır…

***

Kozan, İmamoğlu, Aladağ, Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli kuşağı sanayisi geliştirilmemiş bir bölgedir.

Kentlidir, köylüdür, orman varsılıdır, hayvancıdır, çiftçidir…

Her seçmen gibi, sofrasına oturan adayı unutmaz…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın