Sonra konuşalım çağdaşlığı…

Sonra konuşalım çağdaşlığı…

Önce komşumuz Mersin’de, ardından açılışı yapılmadan kentimiz Adana’da ‘hizmete’ sunulan Şehir Hastanesi, her şeyiyle tartışmaları da birlikteliğinde getirdi!

Sağlıkta ‘çağdaşlığa’ dönüşümün adı olacak ‘sloganıyla’ ülkemizde temelleri atılan ‘şehir hastaneleri’, Adana’da tüm hastaneleri bir arada toplamak biçiminde gerçekleşince; ulaşımdan-zaman yitimine, yoğunluktan-sağlık karmaşasına değin birçok sorunu da günümüze taşıdı!

Sivil toplum örgütlerine göre ‘bu bir insanlık ayıbı’ olmasına karşın, şehir hastanesi yönetenlerine göre de ‘halkın sahiplenmesi gereken bir kurum’.

Önce şu sorunun yanıtını arayalım:

Şehir Hastaneleri neydi ki?

***

Şehir Hastaneleri, ‘kamu-özel sektör’ ortaklığı ile yapıldı.

Asıl amaç ‘çok hasta’…

Hasta ne denli ‘çok’ olursa ‘sektör’ o denli ‘çok’ kazanacak!

Hasta ‘çok’ olmasa bile, ‘sektöre’ hasta sayısı güvencesi de var; aylık ‘belli’ belli sayıda ‘hasta’ geleceğinin güvencesi, ‘belli sayıya’ ulaşılmaması durumunda ‘sektöre’ aradaki farkı ödenecek!

‘Sektör’, hasta ‘müşterisi’ olmasa bile ‘kazanmayı’ sürdürecek!

Tam bir ‘çağdaş’ yapılanma!

***

Adana’yı konuşalım…

Güney Adana’yı, Kuzey Adana’yı, Doğu Adana’yı, Batı Adana’yı…

Tüm bu bölgelerin kendine göre Devlet Hastanesi, Numune Hastanesi, Çocuk Hastanesi, Doğumevi benzeri sağlık kurumları vardı.

Evlerinden yürüyerek bile ulaşmaları zor değildi!

Bu sağlık kurumlarının mahallelerinde bulunmasından dolayı, hemen yakınların sağlıkla ilgili başka yerlerde vardı…

Eczane vardı.

Doktor vardı.

Gözlükçü vardı.

Sağlık ürünleri satanlar vardı…

Buralardaki hastanelerin Şehir Hastanesine taşınmasından sonra hem hasta, hem de orada bulunan işlerinin yaşanacak ‘travmayı’ düşünebiliyor musunuz?

Bu bir ‘çağdaş’ yapılanma olmalı!

***

Gazete Duvar’da Hacı Biçkin’in, Şehir Hastaneleri ile ilgili daha önce başka yerde duymadığım-görmediğim bir haberi vardı.

Haber, İstanbul Tabib Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doktor Melahat Cengiz’in bir panel konuşması üzerineydi. Cengiz’in konuşmasının bazı bölümleri şöyle:

*Ülkemizde, sağlıktaki özelleştirmenin temeli ANAP döneminde atıldı.

*ANAP tarafından atılan temel, 2002 yılında AKP ile düzenlemeye girdi.

*Şehir Hastaneleri, oto yollardaki yap-işlet-devret modelinin yap-kirala-devret biçimi. Bu modelle hazineye ait arazi şirkete bedelsiz veriliyor, inşaat devlete kiralanıyor, kiralama içerisinde kur güvenceli yirmibeş-otuz yıl…

*Daha önce İngiltere ile Kanada’da uygulandı, ardından vaz geçildi. Özellikle İngiltere’de çok büyük zararlara yol açtı.

*Hastanelerdeki maliyetin artışı, kapanan hastaneler olacağından buradaki yurttaşın durumu olumsuz yönde etkilenecek. Ayrıca hastanelerin daha kim tarafından yönetileceği de belirsiz. Çekirdek hizmetlerin Sağlık Bakanlığınca yürütüleceği, ancak destek hizmetlerinin özel sektör tarafından sürdürülecek olması büyük kayıp olacak.

*Sağlık Bakanlığınca belirtilen kırkbirbin yatak kapasiteli yirmidokuz şehir hastanesi üzerineydi. Toplam maliyet onmilyar dolar iken, kira anaparası oturmilyar dolara yaklaşacak.

Batıda bazı ülkelerin deneyip de, ‘yararı’ olmadığından dolayı vazgeçilen sistemi bizde ‘çağdaşlık’ olarak yer almış ya!

***

Sağlıkta ‘çağdaş’ dönüşüm de; peki ya çağdaşlık…

Çağın yeniliklerine, gelişmelerine, özelliklerine uyum sağlamak. Günümüzün olanaklarını edinmek, ulaşmak, yararlanmak…

Hiç zorlanmadan, hiç kaygılara kapılmadan, hiç Umutsuzlaşmadan, hiç gelecekten ödün vermeden ‘hizmetleri’ alabilmek…

Eğitim mi, sağlık mı, ulaşım mı, günlük gereksinim mi?

Sonra konuşalım çağdaşlığı…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın