Sorunlar “askıdaydı”…

Sorunlar “askıdaydı”…

Gelişmemiş ülkelerin bir özelliği vardır; sunulana karşı koymazlar, karşı koyan da susturulur!

Örneğin insanlar açlıktan/ yokluktan kırılırken; medyasında “öteki” azınlık mutluluğun oturuşu/ kalkışı/ ilişkileri/ gülüşü/ sofrası/ bindiği aracın fiyatı/ akşam sofrasının bedeli/ çantası/ değiştirdiği sevgilisi/ kuaförü/ köpeğinin adı, “az sonra” spotuyla allandıra- ballandıra anlatılır!

Evine ekmek götüremeyen yurttaşın boş sofrasının karşısında duran televizyonda “bu” görüntüler yer alırken, bir yandan da “beğenmiyorsan kumanda elinde” vurgusu yapılır!

Ya diğerleri…

Hepsi birbirinin aynısı, hepsi birbirinin kopyası…

Biri çıkıp, sokağın sesini insanların karşısına çıkarmak istese, “sistemin” gücü “her şeyiyle” karşı koymasını bilir! Çıkardıkları yasalarla susturur! Yinelenmesi durumunda daha ağır “cezalar” uygulamaya kor!

Tüm bunlara ek olarak da, açlık/ yokluk yadsınır!

***

Şu an ülkemizin içinde olduğu “en” büyük sorun başta ekonomi, ikinci olarak da covid 19…

Buna, yaşanan İzmir depremi ile birlikte “yeniden” anımsanan “güvenli konutlar” da eklendi!

Yaşanan sorunlara yoğunlaşmak yerine, salt “oyalamak/ unutturmak” odaklı eylem içinde olmak yeğlendi; sonuç mu?

Ne zamanında sorunlar çözüldü,

Ne zamanında yaralar sarıldı,

Ne de kalıcı çözümler üretilebildi…

Yurttaş “alım gücünü” yitirdi susuldu,

Üretici toprağı ekmekten uzaklaştı susuldu,

Depremde çatlak yapılarda yaşam sürdü susuldu,

Emekçi açlıkla sınandı susuldu…

Sorunların “askıda” olması konuşturulmadı…





***

Bu ülkenin yurttaşı “döviz kuru” nedeniyle en ağır koşullarla karşı-karşıya…

Tepeden-tırnağa, akla gelebilecek her şeye ulaşmak “dünden” daha ağır!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  “Her şey” iyice anlatılmış olsa…

Sabah, mahalleye küçük pikabıyla köylerden “günlük” topladığı sütü satarak yaşamını kazanan emekçi söyledi; süt üreticisi, yeme kur nedeniyle gelen zamdan dolayı ya fiyat artışı istiyormuş, ya da hayvanları satacağından söz etmiş!

Adana’nın köyleri hayvancılıkla, ya da çiftçilikle geçimlerini sağlar. Köylü toprağını ekemezse, evinin önünde hayvan besleyemezse “nasıl” bir sorun yaşanır sonrasında düşünsenize!

“Kur” nedeniyle yaşamını sürdüren herkes zorluk içerisinde!

Son on günde dövizdeki tırmanış neyse, o denli de dar gelirlinin cebinden alındı-çalındı!

Büyük firmalar, “dokuz aylık” kar/ zararlarını yayınlarken, “şu kadar büyüdük, şu kadar kazanç sağladık” sevinçlerini gizlemeden söylerken, “bir o denli” yurttaşın cebini deldiklerini de dile getirmelerine karşın…

Medyadan “alkışlatması” isteniyor! Alkışlanıyor!

***

Her akşam, ekranların uzun bölümünü “işgal” eden conid 19, İstanbul’da yaşananların “şakası” olmadığını ileri sürerken, görüştüğüm dostların “kaygılı” seslerini duyuyorum…

“Her yer kırmızıya büründü” denmesine karşın, alınan önlemler konusunda ayak sürünmesi, bir maske/ sosyal aralık/ temizlik kurallarının anımsatılması akılları zorlamalı…

Öyle uzaklara/ Avustralya’ya gitmeyelim, komşumuz Yunanistan uygulayacağı üç haftalık karantinayı duyururken “önlemler nedeniyle çalışamayacak işçilere devlet aylık 800 euro verilecek” dedi.

Bizdeki bir uyuşukluk, bizdeki “güçlüyüz” denerek yurttaşı kıskaca almak, bizdeki “bizden iyisi yok” denerek yurttaşı bir başına bırakmak…

Başka bir açıklaması var mı?

***

İzmir’de yaşanan deprem “herkesi” üzmüş olalı demeyeceğim, daha ikinci günden nasıl “kazanca” çevireceklerini düşünenleri de gördük; yüklenicilerin “benimki iyi” deyişlerine tanık olduk, kiraların fırladığını/ taşımanın yerinden oynadığını duyduk!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  BAYRAK

Hepsi bir yana onlarca cana mal oluşundan, bebelerin anasız/ anaların bebesiz kalışından hoşnut olan var mı gerçekten; iyi ki bu yapılar böyle niteliksiz yapıldı, iyi ki çimento/ demir kullanımında çalındı, iyi ki taban yapısı önemsenmedi diyen var mı?

Binemedikleri araç, rahat uyuyamadıkları yalı, doymadan kalktıkları sofralar için mi hepsi?

Duvarlarında kocaman çatlaklar olan yapıları, “kolonda, direkte çatlama yok” diyerek “yaşanılabilir” diyenler de bunlardan ayrı değil!

***

İşte tüm bunlar yaşanırken ülkemizde…

Yönetenlerin “bu sorunlara” çözüm arayışına girmeleri, medyanın buna göre izlenceler oluşturmaları, yurttaşların “yaşadıklarını/ bildiklerini” doğru biçimde sorgulamaları gerekirken…

Toprağını “artan kurun” girdi fiyatlarına getirdiği yük nedeniyle ekemeyen üretici, aldığı maaşla boğuşarak ay sonuna yetiştirmeye çalışan emekli/ işçi, her akşam gözümüze/ kulağımıza sokularak “önemi” anlatılan covid 19’da savsaklanan onlarca konu…

Geçtiğimiz hafta “bu” acıları, “bu” ülkenin yurttaşı yaşarken; “akıl almaz” biçimde Amerika’daki seçime yöneltildik, “tüm” haber kanallarında “nedeni bilinen” ağzı köpüren konuşmacıları dinledik!

“Biden mi, Trump mu” sorusunun yanıtını aradı medya; ekranların başındaydık, İzmir depreminde çadırlarda süren yaşamı/ İstanbul’un kırmızıya boyalı durumunu/ sokaklardaki yokluk/ torba yasadaki kıdem tazminatını askıya aldık!

Gelişmemiş ülkelerin, sunulana karşı koymama/ susma/ soruna yoğunlaşmama özelliğini yaşadık!

“Biden mi, Trump mu” sorusunun gereği neydi; izletildik!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın