DOLAR 15,4792 0.61%
EURO 16,1193 0.67%
ALTIN 901,680,27
BITCOIN 4681573,12%
Adana
22°

HAFİF YAĞMUR

20:21

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Sosyoloji Nedir?

Sosyoloji Nedir?

ABONE OL
23 Mayıs 2015 09:56
Sosyoloji Nedir?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tanım

Sosyoloji; “Toplum Bilimi” veya “sosyal olayların bilimi” ya da “sosyal örgütlenme ve sosyal değişimler bilimi” olarak da bilinmektedir.

Sosyoloji sosyal hayatımızda var olan sosyal gerçekleri (sosyal hadiseler ve olgular) insanların meydana getirdiği grupları grupların davranışlarını ve sosyal kurumları olduğu gibi inceleyen pozitif bir sosyal bilim dalıdır. Bir başka ifadeyle sosyoloji bir takım varsayımlardan çok; var olan gerçekleri ortaya koymaya çalışan sosyal gerçeğe eğilen bir ilimdir.

Geniş anlamıyla sosyoloji insanların birbirleriyle kurdukları sosyal münasebetleri sosyal gruplar kurumlar ve örgütler arasındaki münasebetleri toplu eylem toplu direniş gibi topluluk ve fert davranışlarınıdeğişik düzeylerde bütün sosyal etkileşim biçimlerini sosyal yapı özelliklerini ve bu yapıda ortaya çıkabilecek değişme temayüllerini belirli bir yöntem dahilinde inceleyen sosyal gerçekleri ve süreçleri sistematik ve bilimsel olarak mercek altına alan bir bilim dalıdır.

Sosyoloji fertten ziyâde toplumun aynasıdır. İnsanın sosyal diye vasıflandırabileceğimiz bütün davranışları sosyolojinin ilgi alanına girmektedir. Her ne kadar insan ruhuna pek yakın olan ilgi alanlarını değerleri ve duyguları ihtiva eden sorunları ele alıyorsa da sosyoloji bir şeyin iyiliği veya kötülüğü uygunluğu veya uygunsuzluğu gibi hususlarda yargıda bulunmaktan uzak durmaya yani tarafsız kalmaya gayret etmektedir.

SOSYOLOJİNİN TANIMI

Toplum yasaminin olusumunu kosullarini isleyisini degisimini objektif bir sekilde sosyal bütünlük içerisinde inceleyen bilim dali olarak bilinen sosyoloji; en genel anlamda toplum içinde yer alan sosyal gruplarisosyal siniflari ekonomik politik sosyal dinsel ve hukuksal kurumlari; nufusu örf adet deger norm ve inançlari tüm bunlar arasindaki karsilikli iliskileri tüm bu unsurlardaki degismeleri inceler ve açiklamaya çalisir.

Bunlara ilaveten sosyolojinin içerdigi bilgi oldukça genis ve farklilasmis fenomenler alaninin genis bir bölümünü kapsar. Örnegin;aileler kilise cami ve mezhepler yerel ve siyasal birlikler yerel etnik ve ulusal topluluklar vb. gibi kurumlar içerisinde bireylerin davranislari gibi bireyler arasindaki iliskilerin kaliplarikurumlar ve topluluklarin isleyisinde yapinin ve otoritenin rolü topluluk ve kurumlarin gelir ve statü veya saygi ile ilgileritoplumlarin tabakalasmasi bireylerin eylemlerinde ve topluluklarin kurumlarin ve toplumlarin isleyisinde bilissel ve normatif inançlarin rolü gibi…

JOHN LOCKE (1632-1704)

Yasaminin ergin dönemini 17. yüzyilin ikinci yarisinda yasamis felsefi ve siyasal yapitlarini bu yüzyilin sonlarina dogru vermis olan bir Ingiliz filozofudur. 18. yüzyil içerisinde sadece dört yil yasamis olmakla birlikte fikirlerinin ileriligi ve niteligiyle Aydinlanma çagi düsünürlerinden sayilmistir.

Locke’un genel felsefesi epistemoloji (bilgi kurami) alaninda-ön kabullenmeleri doguran -bilgilerimizin deney- öncesi (a-priori) oldugunu kabul eden feodal aristokratik söylemin dogmatik tutumunun yadsinmasina dayanir. Skolastik felsefenin bilgilerin kaynagini kitabi Mukaddesteki dogmalar olarak kabul edisine karsi Locke bilgilerimizi gözlemlerimize duyularimiza yani deneye dayandirir. Ayrica zihnimizde dogustan getirdigimiz bilgilerinde varoldugunu söyleyenleri elestirir ve insan zihninin baslangiçta bos bir beyazkagit (tabula rasa) gibi oldugunu ve deneyimle doldugunu söyler.

John Locke insan zihninde dogustan gelen bilgilerin olmadigini söylemekle birlikte mutluluga iyiye gelen bilgilerin olmadigini söylemekle birlikte mutluluga iyiye yönelip acidan kaçma duygularinin dogustan geldigini söyler ve ahlak felsefesini herkesin kendi zevkleri ve mutlulugu pesinde kosmasi gerektigi ilkesine dayandirir ki bu görüsle de “laissez faire” (birakin yapsinlar) felsefesinin tohumlarını atmistir.

Bilgilerimizin deney ile elde edildigini öne süren John Locke uygar toplum öncesinde doga durumunda yasadiklarini kabul ettigi insanlarin esitliligin özgürlügün ve mutlu bir hayatin egemen oldugu bu doga durumunu akillara Tanri tarafindan yerlestirilmis bir doga yasasi ile sürdürdüklerini söyler. Insanlarin birbirlerine zarar vermemelerini saglayan ve yasama hakki özgürlük vb. dogal haklarin korunmasina hizmet eden bu yasanin bir duygu degil bilgi olmasi Locke’un genel felsefesiyle siyaset felsefesi arasindaki çeliskilerden biridir: bir taraftan tüm bilgilerimizin kaynaginin deneyim oldugunu söylemekte diger taraftan siyaset felsefesinde Tanrinin insan beynine kondurdugu bir bilgi olan doga yasasindan sözetmektedir. Yine genel felsefesine göre bilgilerimizi deneyimden elde ettigimiz Locke bahis siyaset felsefesi olunca hangi deneyimden çikardigini ve hangi tarihsel belgeyle kanitladigini anlayamadigimiz bir “toplum sözlesmesi”nden söz etmekte doga durumundan uygar topluma geçisi saglayan -ve doga durumundaki insanlar arasinda kolayca savas durumuna yol açabilecek olan “saldirgani yargilama ve cezalandirma hakki”na herkesin sahip olusu ilkesinin dogurdugu kargasalardan kurtulma çabasiyla düzenlenen- bir sosyal sözlesmenin varligi iddiasini tasimaktadir.

Locke krallarin adem soyundan geldiklerini ve bu yüzden de kalitimsal bir tanrisal hak elde ettiklerini söyleyenlere Adem’in soy çizgisinin çoktan yitmis oldugunu söyler. Yönetimin kaynaginin tanrisal hak degil halk oldugunu insanlarin doga durumundan uygar topluma geçislerini saglayan bir toplum sözlesmesi yapmis olduklarini kabul ederek kanitlayamaya çalisir bu bu sözlesmenin tarihsel gerçekligine dair bir kanitlama çabasina girismez. “bu durumu ile Locke’un sözlesme kurami Ingiltere’deki anayasal (parlamenter) monarsinin yasalligini savunan ve kendinin siyasal görüslerini ortaya dökmekte yararlandigi hukuksal bir fiksiyondur (yapintidir uydurudur)

MONTESQUIEU (1689-1755)

Montesquieu’nun siyaset kuraminin aristokrasinin çikarlari üzerine ustalikla kuruldugunu bir baska deyisle aristokrasinin kazanimlarini korunmasi gerekliligi dogal ve zorunlu sonucuna ulasmayi kaçinilmaz kildigini söyleyebiliriz.

Montesquieu siyaset kuraminda Locke ve Rousseau gibi spekülatif bir “doga durumu” “doga yasasi” ve uygar topluma geçisi saglayan bir “toplum sözlesmesi” iddiasindan uzaktir ve siyasal düzenlerin ortaya çikisini siyasal kurumlarin biçimlenmesini iklimsel çevresel geleneksel maddi ve tinsel birçok nedene baglamaktadir. Siyasal sistemlerin olusumu siyasi sosyal ve ekonomik kurumlarin varlasmasi konusunda siyasal düsüncelerinde iklim ve çevresel kosullara yaptigi vurgu siyaset kurumunun en önemli noktalarindan olup bu kosullarin belirleyiciligi iddiasi üzeriden evrensel her ülaaae uygunluk durumu içinde bulunabilecek bir sosyo-ekonomik sistemin geçerli olamayacagini her ülkenin kendi kosullarini degerlendirerek kendine uygun ve özgün bir sistem bulmasi gerektigini söylemektedir.

Montesquieu’nun “kuvvetler ayrimi” ilkesi 19 ve 20. yüzyil burjuva liberal devlet kuraminin klasik bir örnegini olusturmustur. Montesquieu kuvvetler ayrimi fikrini 1748 tarihinde yayinlanan Yasalarin Ruhu adli yapitinda islemistir


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.