SUÇ ORTAKLARI: Şeh(İT)lik

SUÇ ORTAKLARI: Şeh(İT)lik

 

15 Ağustos 2014 tarihinde terörist Mahsun Korkmaz’ın Lice’de heykeli dikildi. Lice’de PKK’nın bir şeh(İT)lik açmasına izin veren hainler bu heykel(İN) de sahibidir. 15 Ağustos 1984 tarihinde Eruh ve Şemdinli’yi basarak, bir askeri şehit eden PKK terör örgütünün başı olan Mahsun Korkmaz, kanlı olayları ilk başlatan HAİNDİR.

“Alıştıra alıştıra yapacağız” demişti malum şahıs. Öyle de olmuş.

PKK ile mücadele eden asker AKPKK-CİA ortaklığında derdest edilirken seyredenler, hukuka saygılıyız(!), du bakalım ne olacak diyenler bunların olacağını bilmiyor muydu?

Biliyordu!.

Ankara’nın göbeğinde, polis korumasında Dağlıca baskınını öven, Mehmetçiğin kanını içenlere övgüler yazan Oramar şarkısı eşliğinde PKK toplantısı yaptırılırken ne olacağını düşünmemişler miydi?

Düşünmüşler miydi acaba? Yoksa onlar adına düşünenler böyle mi buyurmuştu?

Habur rezaletinde PKK’lı teröristler incinmesin(!) diye bayrak indirilmedi mi? Ülkenin savcısı-hakimi-valisi teröristin ayağına gitmedi mi? Hakim-savcı-vali ülkeyi temsil ettiğine göre, devlet PKK’nın ayakları altına verilmedi mi? Devleti PKK’nın ayakları altına verenleri “seçilmişler” kılıfıyla kabul edip meclisi paylaşanlar, ülkeyi PKK’nın emrine verenler ile utanmadan seçim yarışına girerek “milletin hainleri meşru bir parti gibi algılamasına neden olanların” hiç mi suçu yok?

 

Erdoğan adına başka bir ülkenin temsilcisinin organizasyonuyla Oslo’da PKK’lı teröristler ile masaya oturan Hakan Fidan ve MİT Müsteşar Yardımcısı bu günleri o gün söylemişti. Hatta vaat etmişti. MİT Müsteşar Yardımcısı Bayan;  “sizinle savaşan Ordu içeride” diyerek kumpasın ne amaçla yapıldığını da açıklamıştı. Bu konuşmaların ortalara saçılmış olmasına rağmen Genel Kurmay Başkanları “hukuka saygılı” olmaya devam etmedi mi? Bu konuşmalar suç olmasına rağmen, Cumhuriyet Başsavcıları kulağının üzerine yatmadı mı?

 

Öcalan’ın isteği ile Erdoğan ve çetesinin yeni anayasa yapma girişimine “muhalefet kılıflı işbirlikçiler”komisyonlara girerek meşruiyet kazandırmadı mı?

 

Kafasına çuval geçirilen Türk Ordusu’nun Genelkurmay Başkanları, kafalarına geçen çuvaldan sonra iflah etmedi. Hatırlayın, ilk kumpas Şemdinli’de PKK’lı Seferi Yılmaz’ın kitap evi bombalanarak-bombalatılarak başlamıştı. İşte Genelkurmay o gün Türk Ordusu’nu düşmana teslim etti. Şemdinli olaylarında cenazede açılan PKK paçavraları içinErdoğan; ‘’ f-16’ların uçurulması da, PKK bayrağı açılması da yanlıştır’’ diyerek ordu ve PKK’yı aynı kefeye koyan bir konuşma yapmıştı. Ülkenin savunma sistemi olan kurumların koltuklarını işgal edenler o sözlerin kodlarını çözmekten aciz miydi, yoksa suç ortağı mı?

 

 

Düşman bir ülkeyi işgal ettiğinde ne yapar?

1-Ordusu’nu dağıtır. Tasfiye eder. Kendisi ile savaşan askerleri esir eder.

AKP’de Deniz Kuvvetlerinden başlayarak Türk Ordusunun içini boşalttı. Türk Ordusu’nu “terörist” ilan etti. Direnenleri, direnme ihtimali olanları, PKK’nın işaret ettiklerini esir etti.

2-Bayrağı indirir. AKP’de indirdi.

3-Bayramlarını yasaklar. AKP’de yasakladı.

4-Direnen halkı susturmak, korkutmak için öldürmek dahil her yolu dener.

AKP’de denedi, deniyor. Direnenleri öldürtmekten çekinmedi.

5-Mallarına el koyar. AKP’de ülkenin neyi var, neyi yok yağmaladı. El koydukları taşınır ve taşınmaz varlıkları ganimet bildi.

 

Erdoğan BOP Eş Başkanlığını kabul ederek yabancı bir projede görev aldı. Kendi ağzıyla bu ihanet anlaşmasını birçok defa beyan etmesine rağmen Cumhuriyet Baş Savcıları kulağının üzerine yatarak suç işledi.

2005 Yılında İtalya’dan kalkan THY uçağında yolcular Güneydoğu’nun da içinde olduğu Kürdistan haritası ile karşılaştılar. Tepki üzerine yetkililer “sehven” yayınlanmış dedi(!).. AKP gelene kadar bu ülkede neden böyle cinayet gibi “sehven” ler yaşanmıyordu? Çünkü o sehvenler sehven değil, tepkileri ölçmek için yapılıyordu da ondan.

Hatırlatalım;

Rojin’e TRT-6(Şeş)’te, devletin televizyonunda okutulan şarkının sözleri kan donduruyordu ama kansızlar oralı bile olmadı. İşte o şarkının sözleri: 

“Loy loy… Muhammed yoldaş,

Muhammedimin bedeni dağların zirvesindeki simgedir anacığım,

Sevgilimin bedeni dağların zirvesindeki simge.

Hey ateş düşsün bu Romilerin (Türklerin) evine.

Muhammedimin bedenini darbelediler bu vahşiler.

Diyorlar ki, Romi (Türk) askerleri Muhammedimin yolunu kesmiş.

Haber verelim Diyarbakır’a ve Siverek’e,

Muhammedimizin intikamını alsınlar!” (S. Sungur/odatv)”

Mehmetçiğin katlini kutsayan bu şarkıyı Türk Milletine küfür edercesine söylettikleri gün sesini çıkarmayanlar hazırladı bu sonucu…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  IŞILTINIZA SAHİP ÇIKIN

30 bin Kürt kestik diyen Orhan Pamuk’a kim sahip çıktı? Erdoğan ve Gül… Cezaevinden çıkan ve PKK’ya yataklık ve yardımdan davası devam ederken Sabahat Tuncel Cumhurbaşkanlığı konutunda ağırlandı. Gül, Dışişleri Bakanı’yken PKK’nın manifestosunu yazan, Atatürk’e diktatör diye dil uzatan Hollandalı Türkolog’a ödül verdi. Aynı Gül Almanya’da Fuarda KDP’nin standında Türkiye’nin bölünmüş haritası için bir tepki vermediği gibi,“geçmişte Kürtlere haksızlıklar yapılmıştır” diyerek Türk Devleti’ni tarihe not düşürecek bir şekilde mahkum etmiştir.

AKP çetesi gazilerimize 236 lira maaş verirken, PKK/Kongra Gel’in başındaki Zübeyir Aydar’a milletvekili maaşı ödemeye devam etti. Bu konuyu defalarca yazdık. TBMM’sinde bu konuyla bir tek Turhan Çömez uğraştı. Bu maaş kesilsin dedi. Kendi partisi; “kazanılmış hak” diye cevap verdi. Çömez Ergenekon tezgahına dahil edilerek ülkeden gitmeye mecbur bırakıldı.

 

2007 Yılında ülkede olanlardan şüphelenip “Akıl Tutulması Mı? Devlet Politikası Mı?? “ başlıklı bir yazı yazmıştım.

Akıl Tutulması Mı? Devlet Politikası Mı?? 14.08.2007

 

Ülkede 3’lü koalisyon ile başlayıp devam eden tuhaf bir süreç bütün gariplikleri ile devam ediyor. Sanki devletin hafızası değiştiriliyor, ya da değişti.

Bir ülke düşünün, maddi varlıkları talan ediliyor ses yok. Geleceği ipotek ediliyor, çıt yok. Sivil toplum kuruluşları dumura uğramış. Önemli bir kısmı rüşvetlerini alıp, derin bir uykuya yatmış..

Savcılar sanki bir yerlere göç etti ya da kanunların muskasını yapıp suyunu içiyorlar. Öyle ya, ya Başvekilleri kızıp onların yerine ‘’ULEMA’yı falan atarsa(!!)? Ne olur-ne olmaz(!!). Uyuyunca insan sorumlu olmaz ya?? O nedenle hep beraber horluyoruz maşallah. Sorarlarsa ‘’uyumuş kalmışım’’ deriz.

Ülkenin hafızası değiştiriliyor, ya da değişim büyük oranda tamamlandı. Pekiii, bütün bu değişimi bir iktidar tek başına yapabilir mi? Artık bu noktada cidden düşünmek lazım. Dünyanın hangi demokratik ülkesinde bir parti bir devletin bütün hedeflerini, yapısını demokrasiyi kullanarak değiştirebilir? Böyle bir şey mümkün mü?

O zaman ne düşünmeliyiz? Aslında devletin görüşü değişmiş olabilir mi? Bu köklü değişimler olurken her kurumun ölümcül sessizliğe gömülüşünün nedeni sadece baskı ile açıklanabilir mi? PKK’nın siyasi kanadını meclise taşımanın altında devletin görüş değiştirmesi gerçeği yatıyor olabilir mi? O nedenle yıllardır ‘’düşman-tehlike-kırmızı çizgi vs.’’ olarak algıladığımız virus ve trojenler ‘’ tanımlı proğram’’ haline gelmiş olabilir mi? Bu akıl almaz geçiş sadece ‘’DEMOKRASİ(!!)’’nin gereği olarak izah edilebilir mi?? Yoksa her birimiz zaten Tarık Aziz miydik? Sahi, Tarık Aziz nerelerde??

AKP’nin misyonu değişen devlet görüşünün yeni misyonunu mu temsil ediyor? Biz aylardır cambaza mı baktık?

Eğer bu durum bir devlet görüşü haline gelmiş ise, AKP’nin ülkeyi ılımlı islam projesine monte etmeyeceğini kim söyleyebilir?

Nihayetinde ABD’nin kucağımıza verdiği Talabani ve Barzani’yi büyütüp kendimize karşı kullandırmadık mı?

 

Bunca yasa çıkarken, ülkenin çizgileri falan kalmazken, Cumhurbaşkanı dahil her kurum sadece türban ve laiklikten başka bir şey konuşmuyorsa, bunun başka nasıl bir açıklaması olabilir?? Bu ölümcül suskunluk gizli bir ittifakın sessizliği olabilir mi??

 

*****        *****       *****         *****         *****

Bugün yaşadığımız süreç ne yazık ki yedi yıl önce dillendirdiğim şüphelerimde haklı olduğumu gösterdi.

Türk Milletine kurulan kumpasta Erdoğan ve çetesi başrol oynarken; yandaş muhalefet, Genelkurmay üst kademe, yeni ve eski MİT üs kademe, yargı, dizayn edilen emniyet üst kademesi, TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, kartel medyası, AB fonlarından yemlenen sivil örgütler, Diyanet, yabancı istihbaratların kontrolünde olan tarikat ve cemaatler İŞ BİRLİĞİ yaptı.

 

-TÜSİAD ve MÜSİAD bu ülkenin iliğini-kemiğini sömüren gayri milli kapitalist kuruluşlardır. Ülkenin nereye gittiğini çok iyi biliyorlar. Rant paylaşarak ihanette birlik sağladılar. Üyelerinden birçoğu ülkenin nereye gittiğini bildiği için yurt dışındaki bankalara para yatırdı. Tıpkı çete başı “hırsızlar kralı” gibi.

 

-MİT üst kademe zaten hiçbir zaman tam anlamı ile milli olmadı. Emniyet Özal döneminde dizayn edildi. Tarikat ve cemaatlerin yuvası haline geldi. Tarikat ve cemaatler masonik bir yapılanmaya sahiptir. Yasalara göre değil, üstad(!) bildiklerinin talimatıyla görev yaparlar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  UZAKTAN-YAKINDAN AMA EĞİTİM

 

-Diyanet, işlevleri açısından hıyanet haline gelmiş; Peygamber ahlakına, Kur’an emirlerine aykırı yapılan bütün yaptırımları imamlar vasıtasıyla alkışlamıştır. Hatta işi o kadar ileri götürmüştür ki, Gezi Parkı direnişçilerinin Beşiktaş Dolmabahçe’deki polis müdahalesinden sonra Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’ne sığınmasına izin veren Müezzin Fuat Yıldırım, Erdoğan’ın sığınmacıları içki içtiler diye suçlamasına karşılık, “içki içilmedi” dediği için müfettiş yollayarak soruşturuldu. Müezzin yalan söylemediği için sahip çıkmaları gerekirken, yalan söylemediği için Müezzini cezalandıran bir kurum sadece çürümekle kalmamış, zalimin yanında yer alarak hem Kur’an’a, hem millete ihanet etmiştir. Arapça ezan okunmasını kutsadıkları halde, Kürtçe okunan ezana destek vermişlerdir. Mele atama işi tam anlamıyla emperyalist bir projedir. Diyanet Mele atamasına destek olmuştur.

 

-TOBB ve akil Hisarcıklıoğlu(!).. Bir ara bu şahsın DP’nin başına geçmesi konuşuluyordu. Sonunda AKPKK’nın dümeninde AKİL oldu…

 

-Genelkurmay Başkanları Türk Ordusu’nun CİA eliyle dizayn edilmesine göz yumarak destek olmuştur. Ağustos ayında yapılan atamalar “Beşiktaş Terör Örgütü’nün” kumpasları göz önüne alınarak yapılmıştır. Birçok asker esir evinde iken emekliye sevk edilmiştir. Sözde davalar sürerken “hukuka saygılıyız” diyen Genel Kurmay Başkanları CİA yargısını halk nezdinde meşru hale getirmiştir. Genelkurmay Başkanları Ege’de 16 adamızın Yunanistan’a terk edilmesine göz yummuştur. Ordu vatan topraklarını korumakla görevlidir. Habur rezilliğine Türk Ordusu mensuplarını boyun eğdiren Genelkurmay Başkanları ve Kuvvet Komutanları, askeri alan içinde Türk Bayrağının indirilmesi ile neticelenen sürece ortaktır.  PKK’lı bir terörist cenazesi geçerken askeri alandan ”terörist tahrik(!) olmasın diye” Türk bayrağı indirildi. Güneydoğu’da Türk askeriyle birlikte PKK ile mücadele eden korucular PKK tarafından tek tek öldürülürken sesini çıkarmayan Genelkurmay kime hizmet ediyor?

 

-Gene Oslo ihanet görüşmelerinde Güneydoğu’ya PKK ile uyumlu valilerin, Emniyet Müdürlerinin, Kaymakamların atandığı söyleniyordu. PKK ile şiir(!) gibi anlaştığı görülen Diyarbakır Valisi, tepkiler üzerine “savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu(!)” açıkladı. Yıktırmayı düşünemiyor bile. Olayı da basından öğrenmiş Zat-ı uyumlu… Asker emrinde, emniyet emrinde ama o Lice’de PKK’nın açmasına izin verdikleri PKK şeh(İT)liğinde dikilen İTheykelinden ancak haberdar olmuş(!)…

Valiye gel Valiyeeee….

 

-Ha, bir de sözde muhalefet vardı değil mi? AKP’nin normal bir siyasi parti olarak algılanmasını sağlayan muhalefet… Ülke parçalanırken “sine-i millete dönerek” düşmanın oyununu bozmayı asla düşünmeyen muhalefet. Erdoğan’ın teptiği top peşinde koşturan, oyunu kuranların oyununda figüran olmaktan öte bir işlevi olmayan muhalefet… Erdoğan’ın belirlediği gündem dışına çıkamayan, çıkmayan muhalefet…

 

Ege’de işgal edilen adalarımızı millete kimlerin duyurması gerekirdi? Muhalefetin değil mi? Ama öyle olmadı. İşgalden Namık Kemal Zeybek sayesinde haberdar olduk. Üstelik adalar 2004 yılından beri işgal ediliyormuş.

Aynı muhalefet Libya’nın parçalanıp işgal edilme sürecine Türk Ordusunun da katılmasına meclis kararıyla destek vermiştir.

Temmuz ayında bu meclisten PKK yasası çıktı. Erdoğan-Ekmel-Demirtaş arasında kaynadı gitti. Şimdi konuşan bile yok.

 

Sandık aldatmacası ile bu millet sürekli kandırılıyor. Bu seçimde olacak, artık değişecek, izin vermeyiz gibi söylemler arasında Güneydoğu PKK’ya teslim edildi. Öcalan’ın yaptığı, yapılmasını istediği anayasa değişikliğinde Öcalan ile masaya oturanların ülkeyi getirdiği yer burasıdır.

 

Terörist Mahsun Korkmaz’ın heykelini dikilmesinden sorumlu olanları mı arıyorsunuz?

Yukarıda saydığım iş birlikçileri iyi ezberleyin!!.

 

Bu millet kendi liderini mutlaka çıkaracaktır. Ve o gün kokuşan bütün kurumlar temizlenip, milli bir vasıf kazandırılacaktır. İhanet edenler Vahdettin’i, Damat Ferit’i, Ali Kemal’i, Şeyh Sait ve benzerlerinin akıbetini iyi okusun!!.

 

 

 

O hainin heykeli hepinizi ilelebet “ihanet” damgasıyla mahkum etti.

Türk milleti yüz defa hançerlense de, 101 defa dirilir ve ihaneti asla affetmez.

Bu topraklarda bir mezarınız bile olmayacak.

 

 

 

-“MESULİYETTEN korkan kumandanların hiçbir vakitte icap eden kararları veremediklerini, bunun neticesinde ise, acı felaketler husule geldiğini bizzat ben de muhtelif zamanlarda görmüşümdür. M.Kemal Atatürk”

 

zahide@zahideucar.com

www.zahideucar.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın