Suriye ve Şam

Suriye ve Şam

¤  Propagandalarla, Müslüman görünerek ve devlet gücünü kullanarak halkın oylarını alanların yanıldıkları konular da vardır. Belirsizliklere doğru giderlerken yaradanın gücünü hesaba katmayanlar kendilerini durdurabilecek ilahî şartları hiç düşünememektedirler!

¤  Komşu ya da Müslüman ülkeler için arabulucuk yapacak bir ülke önce askeri yönden ordusuyla kaynaşan bir iktidara sahip olması gerekir. Bu konuda iktidar bize kuşku veriyor. Dış ilişkilerimizde yapacağımız hatalar, içişlerimizde yaptığımız hatalarla birlikte gelişir. Haberleşme, iletişim, istihbarat, doğal gaz, ekonomi, üretim, eğitim ve yönetim bakımından bağımsız olmadığımızı düşündüğümüz zaman tehlikeli bir yöne gittiğimizi görürüz.

¤  Komşu ülkelerin içişlerine müdahale etmek, bize hiçbir zaman hayır getirmeyecektir. Müslüman bir ülkeye yapılan gereksiz müdahaleler «gelişerek» «önlenemeyen» «zincirlemesine» sorunları karşımıza getirebilir. Geleceği  yani «yarını» düşünmek ve temkinli olmak zorundayız. Kötülük eken kötülük biçer.

¤ AKP yöneticileri tarafından takip edilen tehlikeli politikalar yakın gelecekte Türkiye üzerinde yapılacak emperyalist operasyonların önlerini açmaktadır.

Geçen günler içinde Suriye’li bir diplomat olan Bessam Ebu Abdullah büyük İsrail devletinin kuruluşu ve Kürdistan için 3 ülkenin parçalanacağını iddia etti. Bu “Planın başarılı olması için Suriye, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Libya’nın parçalanması gerekiyor”, uyanık olun diye uyaran Bessam Ebu Abdullah :  Suriye’deki bölünmeyle birlikte Irak, Suriye ve Türkiye’nin güneydoğusunun üzerinde bir Kürt devletinin kurulması için yol açılacağını vurgulayan Ebu Abdullah, şöyle devam etti: “Suriye 45 farklı etnik ve dini grubu barındıran bir ülke. Bu ülkede kaos olduğunda neler olabileceğini düşününebiliyor musunuz? Türkler dikkatli olmalı. Eğer bir Kürt devleti kurulacak olursa, Türkiye’nin güneydoğusu da buna katılacaktır. Ayrıca Suriye’de Müslüman Kardeşler örgütünün başını çektiği bir konseyin Suriye’yi yönetmesi öngörülüyor. Türkiye’nin çoğunluğu Sünni ve Şii olan Hizbullah ve İran’a karşı bir hat oluşacak. Türkiye’deki aydınlara söylüyorum, bunun sadece Suriye’ye karşı bir savaş olduğunu düşünmeyin. Suriye’deki plan başarılı olursa Türkiye bundan çok olumsuz etkilenecek. Türk insanı bunu anlamalı. Türkiye’nin etrafında bir laik devlet olması, ABD’nin güdümünde İslami bir devletin olmasından çok daha iyidir. İkinci basamakta Türkiye var. Türkiye bir hedef, sadece 3 parçaya bölünmeyecek. Atatürk, Cumhuriyet’i kurarken laikliği seçti, İslamdan nefret ettiği için değil, dinin politik yaşamdan ayrı tutulması gerektiğini bildiği için.” dedi. Bu konu 26.05.2011 tarihinde Yeniçağ Gazetesi’nde yer aldı.

04.09.2008 tarihinde gazetelerde yer alan bir haberde Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’la birlikte, resmi temaslarda bulunmak için Suriye`nin başkenti Şam`a Özel  “ANA” uçağıyla hareket ettiği duyurulmuştu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Kanuni Süleyman ve Süleyman Demirel 

 

Çıkar dostluklarının yerinde bugün farklı kimlikler, iki yüzlülükler ve düşmanlıklar konuşuluyor. Sergilenenleri İslâm’la, insanlıkla, barışla, demokrasiyle izah etmek de mümkün değil…

Şam konusunda Peygamberimizin (S.A.) sözleri

«Şam’ın fazileti : Ebdaller Şam ehlindendir. Onların sayesinde yardım görülür. Ve onlar sayesinde rızıklanılır.»

Hadis, Hazret – i   Avf İbni Malik  (R.A.)

(Râmûz el-hâdîs’ten dersler 2, Kıyamet Alâmetleri, Sayfa 95)

«Batı tarafından gelen fitne, doğu tarafından gelen bir fitne ile karşılaşınca Şam’ın ortasında toplanın. O gün yerin altı üstünden daha hayırlıdır.»

Hadis, Hazret – i  İbni Abbas (R.A.)  (Râmûz el-hâdîs’ten dersler 2, Kıyamet Alâmetleri, Sayfa 95)

«Şam ehli Allah’ın  yeryüzündeki kamçısıdır. Kullarından dilediğinden onlar vasıtası ile intikam alır. Onların münafıklarının, müminler üzerine galip gelmelerinin imkânları yoktur. Onlar ancak hem gayz (kıymetten düşerek, hiddet), gam, ve hüzün içinde ölürler.»

Hadis, Hazret – i   Hüzeym İbni Fatik (R.A.) (Râmûz el-hâdîs’ten dersler 2, Kıyamet Alâmetleri, Sayfa 95)

Muhalif güçler denilerek emperyalist desteklerle oluşturulan Müslüman ülkelerdeki bölücü gruplara destek çıkmanın gelecekte nelere mâl olacağı hiç hesaplanmıyor. Müslüman ülkelerin birbirleriyle dayanışma içerisinde bulunmamaları, ellerinde bulunan zenginlikleri değerlendirememeleri, dış güçlerin etkileriyle oluşturulan yönetimleri, aşağılık kompleksindeki  yöneticilerini irdeleyememeleri ya da tanıyamamaları bu ülkelerin halklarını felâketlerin içerisine itiyor.

Gelecekte AKP hükümetinin emperyalist dayatmalarla Libya, Yemen, Suriye, Afganistan vb. ülkelerdeki ABD yanlısı muhalif güçlere destek vermesinin nasıl karşılık bulacağını bugünden hesap edebiliyor musunuz? Belki o zamanlar AKP denen bir parti Türkiye’nin başında olmayacak ama gizli, psikolojik dış saldırılar mutlaka masum insanlarımızın başlarını ağrıtacak.

Yapılan bütün işlerin yani Müslüman ülkelerdeki muhalif güçlere yapılan askeri, parasal, psikolojik yardımların veya  verilen desteklerin bilimsel, askeri, sosyolojik ve stratejik dayanakları olması yani Türkiye Büyük Millet Meclisinde tartışılarak, güvenlik kurulları ve bilimsel komiteler  oluşturularak incelenmesi gerekirken  bir tek kişinin ağzından çıkan kararlarla yürütülmesi ya da  yönlendirilmesi endişeleri artırıyor.

Peygamberimizin (S.A.)  «Şam ehli Allah’ın  yeryüzündeki kamçısıdır. Kullarından dilediğinden onlar vasıtası ile intikam alır.»ifadesi gayet açık bir şekilde geleceğimizle ilgili bizi endişeye itiyor.

Ayrıca bu güzel sözün devamında  bahsedilen «Onların münafıklarının, müminler üzerine galip gelmelerinin imkânları yoktur. Onlar ancak hem gayz, gam, ve hüzün içinde ölürler.» konusu muhaliflerin başarılı olamayacaklarını belirlemektedir. Bu halde AKP yöneticilerinin Peygâmberimizin ifadesinin dışında, muhalif güçlere destek olmaları, inanç ve takva  yönünden yerlerini belirlemektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Yerden Göğe Yükselme teşviki

ABD’li üst düzey yetkilinin, Erdoğan’ın Esad’ı eleştirirken Washington ve müttefikleri adına konuştuğunu ve AKP hükümetiyle temas halinde olduklarını söylemesi,  CIA’nın film yıldızı Angelina Jolie’ye (barış için diye gittiği her ülke sonradan bombalanmaktadır) açılan Hatay’daki Suriyeli mültecilerin kaldığı çadırkentin basın mensuplarına gösterilmesi konuları bölgede oynanan oyunları sergilemektedir. Çatışmalardan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin sayısının 10 bin 200’e ulaşması, İngiliz Independent gazetesinde Orta Doğu Muhabiri Robert Fisk tarafından, mülteci akınından kaygılanan Türkiye’nin, Suriye topraklarında tampon bölge oluşturma planlarından bahsetmesi, endişe verici bir biçimde BOP konusunu karşımıza getirmektedir.

Mart ayında Paris’te açılan Uluslararası Turizm Fuarı’nda stant açan Suriye Turizm Bakanlığı, ziyaretçilere dağıttığı Suriye haritasında Hatay ve İskenderun’ u kendi sınırları içerisinde göstermeleri de bu ülkenin ve yöneticilerinin Türkiye’ye bakışını, çirkin emelleriyle kötü komşuluk ilişkilerini sürdürdükleri anlaşılıyor. Suriye yöneticilerini inançlarına sadakat göstermeleri gerekirken geçmişte de terör gruplarına destek verdiklerini ve ülkemizde kan dökülmesine katkıda bulunduklarını görüyoruz. İslâm âleminin içinde bulunduğu çarpıklıkları yansıtan bu tür kötü komşuluk gösterileri asla hoş karşılanamaz.

 

Peygamberimizin (S.A.)  «Allahü Teâlâ mü’minler hakkında dört şeyi haram etmiştir : Mallarını almak, kanlarını akıtmak, gıybet etmek ve onlara sû-i zan etmek»

Peygamberimizin (S.A.)  komşuluk haklarıyla ilgili olarak  da : «Komşunun, zararından emin olmadığı komşu, mü’min değildir», «Komşusunun köpeğine taş atan, komşusunu incitmiş olur» demektedir.

Peygamberimize (S.A.)  «Filan kadın gündüz oruç tutar, gece namaz kılar, fakat komşusuna eziyet eder», dediler. Peygamberimiz de  «Onun yeri Cehennemdir», buyurdu. (1)

Bugüne kadar Suriye’de 2000’e yakın insanın ölmesi, Irak’ta 2 milyona yakın Müslüman’ın katledilmesi, oradaki olayları tetikleyenlerin kimlikleri ve BOP projesi, birlikte ele alındığı zaman,  yanlış hesapları ve saplantılı hırs sahiplerini görmek zor olmayacaktır.

Bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da kendi kendimizi aldatmayalım!

Ankara, 20.06.2011

° Kimyâ-yı Saadet, Beşinci asıl,  İmam-ı Gazâli, Sayfa 285 (1)

Selam ve sevgilerimle.

 

Üzeyir Lokman ÇAYCI
İç Mimar – Endüstri Tasarımcısı
55, rue Louise Michel
78711 Mantes la Ville
FRANCE

 

 

uzeyir.cayci@free.fr

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın