Tarihi Karar

Tarihi Karar

Yargıtay 2. Hukuk Daire Başkanı Sayın Ömer Uğur Gençcan’ın deyimiyle…

”TARİHİ KARARIMIZ ”…

Hatırlar mısınız bilmem, 2012 yılında Diyarbakır’da çok konuşulan bir davaya imza atılmıştı. Sayın Özdemir eşinden boşandıktan sonra çocuğunun velayetini üzerine almıştı. Daha sonradan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne müracaat ederek, velayetin kendinde olduğundan bahisle çocuğun,babanın değil kendisinin soyadını taşıması gerektiğini ileri sürerek dava açmıştı.Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi, sayın Özdemir’in davasının kabul edilebilirolduğunutakdir ederek davanın kabulüne karar vermişti. Gerekçeolarak ise, 1934’ten beri yürürlükte olan 2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 4. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği soyadını alır” ifadesinin Anayasa Mahkemesi’nin 8 Aralık 2011 tarihli kararıyla feshedilmesi gösterildi.



Ancak temyize götürülen bu karar Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 6 Haziran 2012 tarihli kararıyla bozuldu. Gerekçeli kararda, bozma gerekçesi olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 321. maddesi gösterildi:

Söz konusu maddede “Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin; evli değilse ananın soyadını taşır. Ancak, ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk onun bekârlık soyadını taşır.”

Bu madde kapsamında Yargıtay, yorum yöntemiyle ”evlilik içinde doğmuş olan çocuğun; babanın (ailenin) soyadını taşıyacağı, boşanma ve ölüm üzerine velayetin annede olmasının soyadında herhangi bir değişikliğe neden olmayacağı, babanın soyadı ve çocuk reşit olduktan sonra kendi soyadı, usulüne uygun olarak açacağı bir dava sonunda verilecek bir kararla değişmedikçe çocuğun soyadının da değişmeyeceğini ” ifade etmiştir. Bu sebeple yerel mahkemenin (Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ) kararını bozmuştu. Bunun üzerine dosya, Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmiş mahkeme kararını tekrar gözden geçirerek Yargıtay’ın bozma ilamına uymuştu. Bunun üzerine sayın Özdemir ise karar düzeltme kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay karar düzeltme yoluna başvuran sayın Özdemir’in davasını tekrardan reddetmiştir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Kehf Suresi'nde Zülkarneyn ve Güneşin Doğduğu Yer 

İç hukuk yolarını tüketen anne, bu kez de 2013 yılında Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru yoluna başvurmuştur. 2 sene sonra yani2015 yılında Anayasa Mahkemesi verdiği gerekçeli kararında, 2525 Sayılı Soyadı Kanunu’nun 4. maddesinin 2 fıkrasının (“Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği soyadını alır”) AYM tarafından feshedilme gerekçesine atıfta bulunularak, kadın ve erkeğin evlilik süresince evliliğin sona ermesinde eşit hak ve sorumluluklara sahip olmaları gerektiğine ilişkin uluslararası sözleşme hükümleri bulunduğu belirtti . Gerekçeli kararda söz konusu maddenin, eşlerin, evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda oldukları, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını seçme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete göre ayrım yapılması sonucunu doğuracağı, bunun da Anayasa’nın 10. ve 41. maddelerine aykırı bulunduğu gerekçesiyle iptal edildiği belirtilmiştir.



Naçizane, AYM’nin vermiş olduğu kararı olumlu ve çocuk adına sevindirici bulmaktayım. Boşanan eşlerinçocuklarının sosyal hayata adapte olmada sorun yaşaması bir nebze hafifletilmiştir. Daha önceden anne ile soyadının farklı olmasının anlamını çözmeye çalışan çocuk için artık bu karar daha anlaşılabilir bir boyuta ulaşmış olacaktır kanaatindeyim.

Bu sebeple, artık velayeti kendisinde olan anne mahkemeye başvuruda bulunarak çocuğun kendisiyle aynı soyadı taşımasını isteyebilme imkanına sahip olmuştur. 13/04/2018

AV. AYŞENUR ATICI

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın