Tavsiye Her Zaman Doğru Olmuyor 

Tavsiye Her Zaman Doğru Olmuyor 

Okuduğu Nur’dan esinlediğim Arkadaşım Haluk İmamoğlu, ülkeyi sarmaya başlayan tehlikeden endişeli. Medya mensubudur; memleketini sevme dürtüsüyle, kamuoyuna tavsiyelerde bulunacaktır mutlaka. Son olaylar sebebiyle yaptığı tavsiye, Risale-i Nur çerçevesine uygun mudur acaba?

Günümüzün yöneticisini, Osmanlı’nın son yöneticilerinden Said Halim Paşa’ya ve Enver Paşa’ya benzetiyor Arkadaşım İmamoğlu. Taksim olayıyla ülkenin sarsılmaya başlaması karşısında, eleştiri bombardımanına uğrayan Başbakan Erdoğan’ın kayırılması gerektiğini belirtiyor. Aldığı ölçü Said Nursi’den yaptığı şu alıntı: ”Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver’e, Venizelos ile beraber Said Halim’e vurmam”. Erdoğan Said Halim’in benzeri ise Antranik Kemal Kılıçdaroğlu mu? Görülüyor ki Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a vurabilmenin en âlâ fırsatını yakalamış durumda.

Said Nursi, Said Halim’e elbette ki Antranik’le beraber vurmazdı. O günkü Antranik ile Venizelos, bitmişlik işareti veren Osmanlı’yı daha çabuk bitirmek için Said Halim’e ve Enver’e tokat vuruyordu. Said Halim ve Enver ise, Osmanlı’yı çöktürmemek için çaba harcıyor, fakat yanlış kararlara imza atıyordu.

Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’yi çökmekten kurtarma gibi bir derdi yok. İleri demokrasi namesiyle ülkeyi öyle ilerletti ki, dönülmesi yerde dönmeyip ülkeyi koca bir cehennem çukuruna yaklaştırdı. Derdi, kendini saltanatta tutan gücün çökmemesidir. Erdoğan hükümeti çökerse, desise ve hileyle devleti ele geçiren güç de çökecektir. Erdoğan’ın ardındaki güç, Ortadoğu’daki Arap Baharı’ndan sonra, çaresizlik girdabına düştü, ülkenin hor ve itilmiş toplumundan medet bekler duruma geldi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Kanuni Süleyman ve Süleyman Demirel 

Erdoğan, o topluma şirin gözükecek oyunlar oynuyor.

Erdoğan’ı destekleyen, O’nun hükümette kalmasını isteyen güç, Antranik veya Venizelos gibilere nasıl taahütte bulundu ki, Başbakan Erdoğan, taahhüdü yerine getiremediği için tokatlanıyor. Destekçileri saltanattan kopmama uğruna ülkeyi ateşe yaklaştırmaya beis görmüyor.

Arkadaşım İmamoğlu, diyor ki; ”Ülkesini sevdiğinden emin olduğum ama safça olduğunu düşündüğüm mümin kardeşlerim var. Namazlarını kılıyorlar, ibadetlerini yapıyorlar. Ama, Başbakan’a tokatlarının şiddetlerini arttırıyorlar”. 

Safça mümin kardeşlerinden biri ben olsam gerek. Yazılarımın tokat gibi olduğuna inanıyorum. Ama yazık ki, ne Başbakan’a ne de ekibine sinek ısırı kadar bile tesir edemiyorum.

a) Diyorum ki; yalanla iş görmek ülkeye hayır getirmez. Hükümetimiz yalanla iş görmekten bir türlü vazgeçmiyor.

b) Diyorum ki; demokrasinin işleyebilmesi için kanuna önem verilsin; çünkü ders aldığımız Said Nursi ”kuvvet kanunda olmalı” demiş. Hükümet ise ya şakilerin menfaatine kanunları es geçiyor, ya da Meclis’te şakilere yarayacak kanunlar çıkarıyor.

c ) Diyorum ki; Ülkenin huzura kavuşması için toplumun hayrına kanun yapılması, yapılan kanunların topluma duyurulması ve uygulanması şart. Arkadaşım İmamoğlu, Erdoğan hükümeti’nin Venizelos tiplilere ülkenin değerlerini dağıttığını unutmuş, ”aman nazik dönemdir, Erdoğan’a vurmayalım” tavsiyesinde bulunuyor. Bkz:http://www.moralhaber.net/haber-yorum/erdogani-elestirirken-bunu-dusundunuz-mu/ 

Son söz: Allah vurmasın tokadı. Vurdu mu bir daha iflah olmak mümkün değil.

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 9 Haziran 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın