KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Tekrarlayan Düşükler

Tekrarlayan Düşükler

Pek çok kadının korkulu rüyası düşük yapmaktır. Ancak her düşük diğer hamileliğin de başarısız olacağı anlamına gelmez. Tekrarlayan düşükten söz etmek için arka arkaya 2’den fazla hamileliğin düşükle sonuçlanması gerekir. Düşükler gebeliğin ilk 3 ayında (erken düşükler) olabilidiği gibi ikinci 3 ayda (geç düşükler) da olabilir. 5. ay ile 7. ay arasında gebeliğin sonlanmasına immatür doğum, 7. aydan sonra gebeliğin sonlanması prematür doğum olarak adlandırılır.

Düşük Sebepleri

Düşüklerin sebepleri, gebeliğin sonlandığı aylara göre değişebilir. Düşük sebeplerini aşağıdaki gibi sıralamak mümkün:

Yaş : Özellikle 35 yaşından sonra olan gebeliklerde düşük oranının daha yüksek olduğu kabul edilir. Bu oran 40 yaştan sonra daha da artar. Suçlanan sebepler arasında en sık olan bozuk oluşan gebelik ürünüdür.




Hormonal sebepler: Yumurtlama sonrası geçen devrede rol oynayan progesteron hormonunun yetersiz salgılanması ile beraber olan bu duruma Luteal Faz Yetersizliği adı verilir. İlk 3 ayda meydana gelen düşüklerde önemli bir yer tutar. Ayrıca tiroid fonksyonlarındaki bozukluklar (tiroid bezinin yavaş veya hızlı çalışması) da düşüklere sebep olabilir.

Rahim ile ilgili sorunlar: Rahim ile ilgili doğuştan veya sonradan meydana gelen sorunlar erken ve geç düşüklere sebep olabilir. Doğuştan rahimdeki şekil bozuklukları hem erken hem geç düşüklerde rol oynar. Çift rahim ve septum adı verilen rahmin daralmasına sebep olan bu sorunların giderilmesi ile başarılı gebelikler elde edilir. Daha öncede geçirilen rahim operasyonları (myom alınması, kürtaj) sonucunda rahimde bazı yapışıklıklar ve rahmin daralmasına bağlı gebelik kayıpları meydana gelebilir. Rahim içindeki diğer sorunlar (polip ve myomlar) da aynı sebeple gebelik kayıplarına sebep olabilir. Rahim kanalının doğuştan veya sonradan yetersiz olması sebebiyle özellikle 4. ve 5. aylarda düşükler meydana gelebilir. Bu sorunu olan kadınlarda 4. – 5. aylarda rahim kanalı belirti vermeden açılır ve su kesesi dışarı çıkar ve sonuçta su gelmesi ve bebek kaybına sebep olur.

Otoimmun hastalıklar: Otoimmun hastalıkları insan vücudunun kendi hücrelerine karşı düşmanca davranması olarak tanımlayabiliriz. İnsan vücuduna giren mikroplara karşı vücutta harekete geçen bağışıklık savunma mekanizmaları kendi organlarına karşı da harekete geçerek zarar verir. Özellikle böbrek ve bağ dokuları hasar görür. Sistemik lupus eritematosus, antifosfolipid sendrom bu hastalıklara örnek olarak gösterilebilir. Bu maddeler plasentayı da etkilediğinde gebelik kayıplarına sebep olur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Prof. Dr. Uğur Şahin normale dönüş için tarih verdi: Mayıs-Haziran dönemi




Şeker hastalığı : Diyabet olarak adlandırılan bu hastalıkta gebelik kayıpları oldukça yüksektir.

Sigara ve alkol bağımlılığı: Gebelikte sigara ve alkol kullanan kadınlarda düşük oranının yüksek olduğu bilinir.

Sebebi açıklanamayan gebelik kayıpları: Düşüklerin yaklaşık % 20 kadar bölümünde tüm tetkiklere rağmen bir sebep bulunamaz.

Teşhis için yapılan tetkikler nelerdir?

2’den çok gebelik kaybı olan kadınlarda yukarda anlatılan sebepleri ortaya çıkarmak için çeşitli tetkikler yapılır.

Kan testleri: Progesteron, prolaktin, FANA, anti DNA, ACA Ig, LE hücresi, OGTT, TSH, T3 ve T4.

Rahim röntgeni: Dölyatağındaki sorunları saptamak için adet kanaması bitiminde çekilen röntgendir.

Ultrasonografi: Rahim bozukluklarına sebep olan myom ve diğer kitleleri saptamak için kullanılır

Histeroskopi ve laparoskopi: Tanı ve tedavi amacıyla yapılan operasyonlardır.

Tedavi Nasıl Yapılır?

Tedavi sebebe yönelik yapılır. Bunlardan biri progesteron hormonu içeren ilaçlarla takviye. Tiroid fonksyonlarındaki bozukluklar saptanırsa tedavisi yapılır. Şeker hastalığı saptanırsa, kan şekeri düzenlendikten sonra gebeliğe izin verilir. Rahimdeki şekil bozuklukları histeroskopi ile giderilebilir. Amaç azalmış olan rahim hacmini normale yakın hale getirmek. Rahim kanalındaki yetersizliğe yönelik gebeliğin 3 ayından sonra cerclage adı verilen dikiş yapılır. Otoimmun hastalıklarla ilgili testlerdeki anormalikler saptanmışsa aspirin ve heparin adı verilen ilaçlarla tedavialternatifi mevcuttur.

Genetik, rahime ait anomaliler, endokrin sisteme ait hastalıklar, immunolojik ve hematolojik faktörler, enfeksiyon veya çevresel etkenlere bağlı olarak gelişmektedir.
Ancak bu önemli sorunu yaşayan çiftlerin hala ortalama % 50′sinde neden açıklanamamaktadır.




Tekrarlayan gebelik kayıpları nasıl tanımlanır?

Üç veya daha fazla sayıda gebeliğin ardışık olarak erken dönemde( 20 haftada ya da daha öncesinde) kaybedilmesi, ‘tekrarlayan gebelik kayıpları’ olarak adlandırılır. Üreme çağındaki fertil çiftlerde tekrarlayan düşük sıklığı, %0.5-1 oranındadır. Düşük nedeninin bulunmasına yönelik ileri ailelerde de başlanmaktadır. Tekrarlayan gebelik kayıpları birçok disiplinin birlikte çalışmasını gerektiren kompleks bir sorundur (Jinekoloji, Genetik, Epidemiyoloji, İmmünoloji, Hematoloji ve Endokrinoloji).

Tekrarlayan gebelik kayıplarının sebepleri nelerdir?

Genetik nedenler

Tüm nedenlerin % 4,7′si genetik olup, resiprokal veya robertsonian translokasyon ile inversiyonlar en sık görülen yapısal kromozom anomalileridir. Sorun, kadın ve erkeğe kromozom analizi yapılarak değerlendirilmeli, genetik bir sorun varlığında tüp bebek yöntemi uygulanarak ‘Preimplantasyon Genetik Tanı’ (PGT) yapılmalıdır. Böylece hasta embriyoların ayrılarak, sadece normal embriyoların anne rahmine yerleştirilmesi ile sağlıklı bebekler dünyaya gelebilmektedir. Ayrıca bazı tekrarlayan düşük olgularında kadın ve erkekte genetik bir sorun olmamasına rağmen embriyolarda kromozomal anomali sıklığında artış olabilmektedir. PGT yöntemi böyle durumlardaki düşüklerde embriyoların etkisini belirlemede önemli bir ‘tanı yöntemi’olarak da kullanılmaktadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Aşılamada randevu sistemi engeli

Rahime ait anatomik nedenler

Septum adı verilen ve rahim içini daraltan doğumsal şekil bozuklukları, myomlar, kürtaj sonrası gelişebilen rahim içi yapışıklıklar bu nedenler arasında sayılabilir. Böyle durumlarda yeni bir gebelik öncesi yapılacak ‘histeroskopi’ ve ‘laparoskopi’ gibi endoskopik yöntemlerle sorun giderilmelidir

Hormonal nedenler

Tiroid hastalıkları, iyi kontrol edilmemiş diyabet ve prolaktin yüksekliğinin uygulanacak laboratuvar tetkikleri ile saptanarak tedavi edilmesi, başarı şansını artırmaktadır. Ayrıca tekrarlayan düşüklerde yüksek androjen düzeyleri ve polikistik yumurtalık sendromu (PCOS) sıklığında artış da bildirilmekte; metformin tedavisinin ise PCOS olan kadınlarda insülin direncini azaltarak tedaviyi olumlu etkilediği gözlenmektedir.

Pıhtılaşmaya ilişkin sorunlar

‘Antifosfolipid Sendromu’ kadının kendi pıhtılaşma faktörlerine veya bazı hücrelerine karşı antikor üreterek, bebeği besleyen damarlarda tıkaç oluşumuna yol açması olarak tanımlanabilir. ‘Trombofili’ yani pıhtılaşma eğiliminin artması da, tekrarlayan düşüklerde önem taşımaktadır. Doğumsal veya edinsel şekilleri mevcuttur. Protein C ve protein S ile antitrombin III aktiviteleri, Faktör V Leiden ve Factor II gen mutasyonları, açlık plazma homosistein düzeyleri araştırılmalıdır.

Pıhtılaşma defekti saptanan kadınlara aspirin ve heparin gibi kanı sulandıran ilaçlar kullanılmaktadır.

İmmunolojik nedenler

Gebelikte annenin bağışıklık sisteminde bazı değişiklikler oluşmakta, gelişen bebekteki babaya ait antijenler tanınarak, bebeğin yabancı bir madde gibi görülmesi ve reddedilmesi önlenmektedir. Ancak bazı durumlarda bu koruyucu mekanizmada oluşan defektler, tekrarlayan düşüklere neden olabilmektedir. Natural Killer (NK) (öldürücü hücreler) ve Th1/Th2 Sitokin oranın değişmesi olası nedenler arasında araştırılmaktadır. Tekrarlayan düşüklerde eşler arasındaki HLA doku grubu benzerlik veya farklılıklarının da rol oynayabileceği düşünülmektedir. İleri araştırmalar yapılarak seçilen belirli bir hasta grubunda bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek, embriyonun yabancı bir madde olarak algılanmasını ve reddedilmesini önlemek için intravenöz immunoglobulin (IVIG) tedavisi yapılabilir. Tüp bebek yöntemi ile birlikte planlandığında tedavinin başlangıcında uygulanmaya başlanmakta, gebelik süresince de belli aralıklarla tekrarlanmaktadır.




Öneriler

Gebelik öncesinde yaşam koşullarının düzenlenmesi de önem taşımaktadır. Mümkün olduğunca stresten uzak bir yaşam, sağlıklı beslenme, yüksek kafein ve sigara tüketiminden kaçınılması gerekmektedir. Obezite mevcutsa diyet önerilerek boy/kilo indeksinin uygun düzeye gelmesi sağlanmalıdır.

Op. Dr. Hale Karagözoğlu

Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezi
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzman

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın