DOLAR 15,7529 1.32%
EURO 16,6488 2.4%
ALTIN 925,501,61
BITCOIN 4834724,72%
Adana
24°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:01

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Tepke (Refleks)

Tepke (Refleks)

ABONE OL
13 Aralık 2014 14:36
Tepke (Refleks)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tepke (Refleks)

Canlı organizmanın bir uyaran karşısında iradesiz ve bilinçsiz olarak birdenbire gösterdiği sinirsel tepki. Türkçe yazımıyla refleks biçiminde de kullanılmaktadır. Karşı etki anlamına gelen tepki deyimiyle karıştırılmamalıdır. Refleks sinirsel bir etkinliktir ve canlı organizmalara özgüdür, oysa tepkiyi cisimler de gösterir.

Refleks yüksek derecedeki hayvanlarla insanların kendilerini çevrelerine uydurabilme (adapte edebilme) yeteneklerinin bilimsel olarak anlaşılmasında başlıca kavram olmuş ve büyük bilgin Pavlov tarafından bilimsel anlamına kavuşturulmuştur. Bu anlamda refleks, canlı organizmalarla dış dünya arasındaki karşılıklı etkinin temel ilkesidir.

Pavlov, koşullu refleksler (şartlı refleksler)’le koşulsuz tepkeler (şartsız refleks!er)’i birbirinden ayırarak sinirsel etkinliğin yasalarını keşfetmiş ve ruhsal faaliyetin özdeksel temellerini açık seçik sergilemiştir. Ruhsal faaliyetin ‘özdeksel temeli, nöro-fizyolojik süreç ve mekanizmalardır. Özellikle insanlarda büyük beyin kabuğunun koşullu refleks etkinliği, insanın bütün ruhsal faaliyetinin özdeksel temelidir. Büyük bilgin Pavlov’un bilimsel çalışmalarının dışında da birçok fizyoloji bilginleri ruhbilime ilgi duymuşlar ve fizyolojiyle ruhbilim arasındaki ilişkileri araştırmışlardır. Bu çalışmaların hemen tümü nesnel bir ruhbilim (objektif psikoloji) oluşturma ereğine yönelikti.

Örneğin Fransa’da H. Beaunis 1889 yılında Nancy’deki Tıp Fakültesi kürsüsünü bırakarak Sorbonne’daki deneysel ruhbilim laboratuvarının yönetimini ele almıştı. A. Dastre, öğrencisi H. Pieron’u fizyolojiyle ruhbilim arasında daha sıkı bağlantılar kurmaya özendiriyordu, bir yandan da ruhsal refleksler üstünde çeşitli denemeler düzenliyordu. Malioizel 1905 yılında bu konuda önemli sayılabilecek bir tez yayımlamıştı. Fizyoloji alanında yetişmiş olan E. Gley zihinsel etkinlikler (zihni faaliyetler) üstünde araştırmalar yapmaya yönelmişti.

Ch. Richet de fizyoloji bilgini olduğu kadar ruhbilim alanında da yetke sayılmaya başlamıştı. Bu arada metafizik bir kafa yapısına sahibolan bir başka Rus sinirbilimci (nörolog) Vladimir Mihailoviç Bechterev (1857-1927) de psikorefleksoloji (Ruhbilimsel tepkebilim) adını verdiği bilimdışı kuranımı ortaya atarak davranışçılığı (behavyorizmi) pekiştiriyordu. Toplumbilimde de sosyal enerjetik adı verilen bir kuram geliştiren ve fizik yasalarının toplumsal olaylarda da geçerli olduğunu savunacak kadar bilimdışına düşmüş bulunan Bechterev (Bekhtereff)’in bilimdışı ruhbilimsel tepkebilimi davranışçılık yandaşı ruhbilimcilerce günümüzde de önemle sözkonusu edilir.

Bechterev, daha sonra ruhbilimsel tepkebiliminin yaşam-bilimsel-toplumsal (biyososyal) bir bilim olduğunu savlamaktan da çekinmemiştir. Bechterev’in bu tepkebilim akımı 1920’lerde eğitimden sanat eleştirmenliğine kadar hemen her alana kel atmıştır; örneğin çocuk eğitim ve bakımının refleksolojisi, kalıtım refleksolojisi, kitle refleksolojisi, sanat ve yaratıcı çalışma refleksolojisi vb. gibi çeşitli tepkebilimlerin sözü edilmiştir.

Ünlü bir diyalektikçinin çok haklı olarak söylediği gibi “refleksoloji, her ne kadar öznel-idealist ruhbilimin karşısında yer almışsa da ruhsal süreçleri davranışsal edimlerin bir üst görüntüsü, eşdeyişle edilgin uzantıları olarak ele alan mekanik yorumu aşamamıştır. Refleksologlar refleks ediminin hareketini ana öğe durumuna getirmiş, ruhsal öğeyi önemsememişlerdir. Ayrıca bilinç sorunu üstünde de hiç durmayarak bilimsel sorunlar üstünde araştırma yapmamışlardır. Refleksologların temel önkoşul olarak ele aldıkları ruhsuz ruhbilim kuramı, öznel ve idealist ruh-bilimde de yer alan ikiliği tersine çevirerek olduğu gibi sürdürmüştür”.

Davranışçılık ve onun kuramsal izleyicisi tepkebilimcilik, mekanik özdekçiliğin (materyalizmin) bütün yanılgılarını taşır. 1920’lerin sonlarında kendi mekanik ilkelerinin eytişimsel (diyalektik) ve bilimsel kavramlarla bağdaşmadığını bizzat tepkebilimciler de görmüşler ve anlamışlardır. Yukarda da değindiğimiz ve hemen her sözgelişinde de değineceğimiz gibi refleks ilkesine ruhbilimdeki bilimsel anlamını kazandıran tek kişi büyük bilgin Pavlov’dur.

Bechterev, bireyi sadece bir fizyolojik etkileşimler yumağı olarak gördüğü gibi toplumu da biyofizyolojik dizgelerin toplamı olarak görmüş ve örneğin toplum ruhbilimi yasalarını süredurum ve “etkiyle tepkinin eşitliği gibi doğa yasalarına indirgemeye çalışmıştır. Bechterev’in tepkebiliminin (refleksolojisinin) bir benzeri de K. N. Kornilov’un tepkibilimidir ki ilgili başlıkta açıklanacaktır.

Pavlov’un bilimsel temelleri üstünde yapılan çalışmalar yüzyılımızın ikinci yansında daha da hızlanmış bulunmaktadır. Örneğin İtalyan fizyoloji bilgini Pagano 1966 yılında bir köpeğin beyin kabuğunun alt bölümlerine curare adındaki kimyasal özdeği iğneyle vererek hayvanda korku, öfke, bunalım, saldırganlık Vb. gibi refleksleri meydana getirmiştir. Çeşitli beyin bölgelerinin coşkularla duygulanımların düzenlenmesindeki etkinlikleri gün geçtikçe çok daha iyi anlaşılmaktadır. Refleksler konusundaki temel kaynak hiç kuşkusuz 1927 yılında Paris’te F. Alcan yayını olarak Fransızcaya çevirisi yayımlanan Pavlov’un les Reflexes Conditionnels (koşullu tepkeler) adlı anıtsal yapıtıdır.


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.