Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Terör Örgütü IŞİD’in Saldırılarındaki Artışın Sebepleri ve Türkmenlere Etkisi

Terör Örgütü IŞİD’in Saldırılarındaki Artışın Sebepleri ve Türkmenlere Etkisi

Adil Zineelabdin

Irak eski Başbakanı Haydar el-Abadi’nin terör örgütü IŞİD’e karşı  9 Aralık 2017 tarihinde zafer ilan etmesine rağmen IŞİD militanlarının eylemleri ülkenin farklı bölgelerinde gerçekleşmeye devam etmektedir. Özellikle ABD ile İran arasında gerilimin artmasıyla birlikte IŞİD’in eylemlerindeki artışı güvenlik uzmanları tarafından sık sık dile getirilmiştir. Her fırsattan yararlanmaya çalışan IŞİD militanları 1 Ekim 2019 yılında başlayan hükümet karşıtı halk gösterilerinin neden olduğu siyasi istikrarsızlıkları da değerlendirerek güvenlik güçlerine karşı bazı eylemler düzenlemişlerdir. Tüm bu faktörlere ek olarak IŞİD militanları, devletin Koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele kapsamında aldığı sokağa çıkma yasağı kararı ve devletin fiilen olağanüstü halde olmasından yararlanmıştır.

2020 yılının sadece nisan ayında Kerkük, Selahaddin ve Diyala vilayetlerinde IŞİD militanları 10’dan fazla eylem gerçekleştirmiştir. Irak Başbakanlığı’na bağlı Güvenlik Medya Birimi tarafından yapılan açıklamaya göre, 1 Ocak – 15 Nisan 2020 tarihleri arasında ülke genelinde 135 IŞİD militanı etkisiz hala getirilmiş, 88 güvenlik mensubu IŞİD saldırısı sonucu hayatını kaybetmiş ve 174’si yaralanmıştır. Ayrıca bu saldırılar sonucu 82 sivil hayatını kaybetmiş ve 120 kişi de yaralanmıştır.[1]

Özellikle nisan ayında yapılan IŞİD saldırılarının niteliğine bakıldığında zamanlama ve hedef açısından benzerlik arz ettiği görülmektedir. Güvenlik kaynaklarınca yapılan açıklamalara göre IŞİD, 2014 yılında örgüte karşı direniş gösteren bölgeleri hedef almaktadır.[2] IŞİD militanlarının gerçekleştirdiği faaliyetlerin bir diğer özelliği de geniş bir alana yayılmasıdır.

IŞİD eylemlerindeki artışın sebebiyle ilgili farklı yorumlar bulunmaktadır. Bu yorumlardan birine göre, IŞİD militanlarının eylemlerindeki artışın arkasında ABD ile Haşdi Şabi çatısı altında olan bazı silahlı gruplar arasındaki çekişmenin devam etmesidir. Bu görüş de iki farklı şekilde okunmaktadır:

Birincisi, genellikle ABD karşıtı kesimler tarafından ileri sürülmektedir. Her olayda olduğu gibi bu görüş, IŞİD militanlarının gerçekleştirdiği son eylemlerinin de arkasında ABD’nin olduğunu savunmaktadır. ABD güçlerinin 5 askeri üstten (Kaim, K1, Geyyara, Kusur el-Riyasiye -Musul- ve Takaddum üsleri) çekilmesini geri adım olarak yorumlayanlar, ABD’nin intikam almak için IŞİD militanlarına destek sağladığını ileri sürmektedir. ABD’nin gerçekte IŞİD militanlarını açık bir şekilde desteklediğini kanıtlamak zordur. Ayrıca ABD güçlerinin ülkedeki varlığı ile ilgili Bağdat ile Washington arasında görüşme hazırlıklarının yapılması sırasında, ABD’nin ülkeden çekilmesiyle güç boşluğu ortaya çıkabileceği mesajını iletmek istediği belirtilmektedir. Dolayısıyla ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesi durumunda güvenlik boşluğunun söz konusu olacak ve bu boşluğun 2014 yılında olduğu gibi yine terör örgütü IŞİD tarafından doldurulacaktır.[3] Bu görüşün doğruluğu tartışmalı olmakla birlikte Irak güvenlik güçleri 2014 yılına nazaran çok güçlü bir konumdadır. Bu nedenle IŞİD, Irak’ta alan hakimiyeti sağlayamamaktadır.

İkinci yoruma göre, ABD’nin Haşdi Şabi çatısı altındaki silahlı grupları tehdit etmesi genel olarak Haşdi Şabi’nin IŞİD ile mücadelesini olumsuz etkilemektedir. Nitekim ABD güçleri tarafından yapılan hava saldırılarını etkisiz kılmak için Haşdi Şabi’nin bazı bölgelerdeki askeri konumları boşaltılmıştır. Dolayısıyla IŞİD militanları, ABD ile bazı silahlı gruplar arasındaki gerilimden yararlanarak eylemlerini gerçekleştirebilmektedirler. Güvenlik kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, ABD uçakları 6 vilayette uçuş yaparak ABD askerlerini tehdit eden silahlı grupları takip etmektedir.[4] Bu açıklama da ikinci yorumu desteklemektedir.





IŞİD militanlarının Kerkük (Havice, Dibis ve Dakuk), Selahaddin (Tuzhurmatu, Amirli) ve Diyala (Hanekin ve Uzeym) vilayetlerinin çevresinde etkin olmasına coğrafi koşulların yardımcı olduğu belirtilmelidir. IŞİD militanlarının eylemlerini gerçekleştirmesini kolaylaştıran zor coğrafi koşulların yanı sıra bu bölgelerde sınırlı da olsa IŞİD’e destek veren aşiret ve köylerin olduğu da söylenebilir. Kerkük ile Selahaddin arası geniş çöl ve dağlık bölge olduğu için kontrol edilmesi zor olmaktadır. Ayrıca onlarca köyün IŞİD karşı operasyonlar sonucu yıkılması nedeniyle bu köyler IŞİD tarafından kullanılmaktadır. Diyala çevresi ise yine ağaçlık, çöl ve kuzeye doğru uzanan Hemrin Dağları nedeniyle IŞİD militanlarının vur kaç saldırı yöntemini kolaylaştırmaktadır.

Türkmenler Açısından IŞİD Eylemlerinin Değerlendirilmesi
Irak’taki istikrarsızlıktan ve IŞİD saldırılarından en çok etkilenen bölgelerin Türkmenlerin yoğunluklu olarak yaşadığı bölgeler olduğu söylenebilir. Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı ve Kerkük milletvekili Erşat Salihi, ITC Başkan Yardımcısı Hasan Turan’ın katılımıyla Haşdi Şabi Türkmen gücü komutanı Yılmaz Neccar ve beraberindeki heyeti 18 Nisan 2020 tarihinde Kerkük’teki özel ofisinde kabul etmiştir. Görüşmede Kerkük’te istikrarın muhafazası ve Türkmen güçlerinin güvenliğinin sağlanması konuları ele alınmıştır. Salihi ve Neccar görüşmesinden ayrıca öne çıkan başlıklardan biri Kerkük’ün güvenliğiyle ilgili yapılan asılsız haberlere itibar edilmemesi olmuştur. Salihi ile Neccar görüşmesinin üç önemli mesaj ilettiği söylenebilir: Birincisi son dönemde Kerkük ve çevresinde yapılan saldırılarla ilgili Türkmenlerin endişeye kapılmasının önüne geçmektir. İkincisi Türkmenlerin güvenlik ve Kerkük’ün kaderi gibi konularda fikir ve görüş birliği içerisinde olduğudur. Üçüncüsü ise IŞİD eylemlerini bir fırsata çevirerek siyasi ve askeri kazanım elde etmek isteyen tarafların önüne geçmektir.

Salihi ile Neccar arasında yapılan bu tür görüşmelerin tekrarlanması ve farklı Türkmen bölgelerinde (Telafer, Tuzhurmatu, Kifri, Amirli ve Karetep) gerçekleşmesi ve bu bölgelerdeki güvenlik durumunun gözden geçirilmesi gerekmektedir. Nitekim Türkmen bölgelerinin IŞİD saldırılarına devamlı bir şekilde maruz kaldığı görülmektedir. Özellikle Kerkük, Selahaddin ve Diyala üçgeni geniş bir bölgedir. Bu bölgelerdeki güvenlik güçlerinin desteklenmesi Türkmenler için hayati bir meseledir. IŞİD liderinin Irak’ta olduğu bilgisi de göz önünde bulundurulursa 2014 yılında bölgelerini terk etmek zorunda kalan Türkmenlerin yeniden evlerine dönüşünün zorlaşacağı görülmektedir. Bu bağlamda IŞİD ilea mücadele için ABD öncülüğünde kurulan Koalisyon Güçleri’nden yapılan bir açıklamaya göre, IŞİD’in yeniden yapılanması endişesi hala devam etmektedir.[5]

Tuzhurmatu ve çevresi başta olmak üzere Türkmen bölgelerinde IŞİD saldırılarının artışıyla ilgili açıklamada bulunan Irak Türkmen İslam Birliği Genel Sekreteri Casim Muhammed Cafer, bölgedeki güvenlik güçlerinin nitelikli silahlarla donatılması gerektiğine vurgu yapmıştır. Cafer, bölgede birden fazla güvenlik gücünün bulunması ve söz konusu güçler arasındaki koordinasyon eksikliği nedeniyle IŞİD militanlarının kolay bir şekilde faaliyette bulunmasına sebep olduğunu söylemiştir.

Sonuç olarak hakimiyet alanı sağlayamayan IŞİD militanları; hükümetin kurulamaması, Koronavirüs’ün neden olduğu olağanüstü durum, ekonomik sıkıntılar ve 2014 yılından itibaren IŞİD ile mücadele kapsamında gerçekleştirilen operasyonlar sonucu yıkıma uğrayan bölgelerin yeniden imar edilmemesinden yararlanarak faaliyetlerini artırmıştır. Bu nedenle Kerkük, Selahaddin ve Diyala arasındaki bölgelerde IŞİD’e karşı geniş çaplı bir askeri operasyonun gerçekleştirilmemesi durumunda güvenlik sorununun giderek kötüleşeceği söylenebilir. IŞİD hücrelerinin Kerkük, Tuzhurmatu, Amirli, Karatepe gibi Türkmen bölgelerinde ve çevrelerinde bulunması bu bölgelerdeki Türkmen varlığını tehdit edebilir. Ayrıca 2014 yılında IŞİD’ın bölgeyi kontrol etmesi nedeniyle göç etmek zorunda kalan Tuzhurmatu çevresindeki Türkmen köylerinin geri dönüşü ve bu köylerin imarının gerçekleştirilmesi zorlaşabilir. IŞİD tehdidinin Türkmen bölgelerinde devam etmesi durumunda Bağdat-Kerkük karayolunun güvenliğini de bozabilir.  Tüm bu hususlara ek olarak yeni bir hükümetin kurulmasından itibaren bir sene içerisinde parlamento ve vilayet seçimlerinin gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu nedenle IŞİD tehdidinin giderek artması Türkmenlerin gelecek seçimlere katılımını olumsuz etkiyebileceği gibi yerinden edilenlerin ise seçimlere katılımını engelleyebilir. IŞİD saldırılarındaki artış ayrıca peşmergenin yeniden tartışmalı bölgelere geri dönüşünü sağlamak için Kürt siyasi partilerinin söylemini güçlendirmek için kullanılabilir.


[1] “Bi’l-Arkam ..Netaic el-Ameliyat el-Emniye Zıdd el-İrhab munzu 1 Kanun es-Sani ve li Gaye 15 Nisan”,  23 Nisan 2020, https://alforatnews.com/news/

[2] “Anba an Tevacüd  ‘Kureyşi’ Dahil el-İrak ve Farik Emni Ya’mal ala Keşf Havuyetuhu”, 23 Nisan 2020, https://www.alsumaria.tv/news/

[3] Ali el-Tavil, “Taharukat DAİŞ el-Ahire Devavuha ve Ehdefuha”, 23. Nisan 2020, https://alahadnews.net

[4] “Taharukat Amirikiye fi Sitt Muhafadat ve Tahdirat min İstihdaf Mevaki lil-Haşd”, 23 Nisan 2020, https://www.alsumaria.tv/news/

[5] “Tahalif ed-Devli: el-Mahavif min Tanzim DAİŞ ma Tezel Kaima”, 23 Nisan 2020, https://www.alsumaria.tv/news/

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN