DOLAR 15,8769 0.2%
EURO 16,8435 -0.21%
ALTIN 945,160,54
BITCOIN 4764521,62%
Adana
22°

PARÇALI BULUTLU

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

Tiziano Vecello
64 okunma

Tiziano Vecello

ABONE OL
16 Şubat 2015 07:26
Tiziano Vecello
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tiziano vecello’nun doğum tarihi bir bilmece, daha doğrusu bir rakamlar kördüğümüdür. 1476-77 yıllarında doğmuş olması ihtimali olmakla beraber, bazı kayıtlara göre bu tarihin 1488, yahut 1489olması da muhtemeldir. Öte yandan sanat tekamül tarihine göre 1489-90 seneleri en akla uyanıdır. aile adı da aynı tarzda türlü şekil değiştirerek devirden devire başkalaşmıştır. vecello, vecellio veya vecelli. rönesansın en büyük biyografı ve titan’ın çağdaşı vassari, hatıratında ünlü sanatçıdan vecellio adıyla bahsettiği için, biz de bunu kabul ediyoruz.

Titian, dolomitlerde pievre di cadore isimli bir dağ köyünde doğdu. aristokrat bir aileye mensup olan babası, aslında hukukçu idi, ama meslek değiştirerek kereste tüccarı olmuştu. hali vakti yerindeydi. olgun, açık fikirli bir adamdı. annesi zengin bir venedik tacirinin kızıydı. evlerinde kuş sütünden başka her şey bulunurdu. ailesi bir dediğini iki etmezdi.
titian’ın sanata karşı olan eğilimi küçük yaşta başlar. signor vecelli, oğlunun bu istidadını zamanında sezmiş, hiç vakit kaybetmeden, kolundan tuttuğu gibi venedik’e götürmüştü.Küçük titian, daha ilk bakışta venedik’e aşık oldu ve ölünceye kadar burasını terk etmemeye karar verdi.

Titian’ın babası, oğlunu önce sebastiano zuccato isimli pek tanınmamış bir ressam ve mozaikçinin yanına verdi. ama bu ustası, genç sanatçıyı pek sarmadı. kısa zaman sonra gentile ve giovanni bellini kardeşler’in atölyesine girdi. bunlar çağdaş venedik sanatı’nın en ünlü temsilcileriydi. gentile bellini’nin tarihimizde önemli bir yeri vardır. usta sanatçı 1479’da İstanbul’a gelerek bir yıl müddetle osmanlı sarayı’nda çalışmış, bu arada fatih sultan mehmet’in bir portresini yapmıştır. bu resim, şimdi londra milli galerisi’nin en güzel eserlerindendir. hayat mecmuasının orta sayfalarında bir reprodüksiyonu intişar eden bu resim, diğer taraftan fatih hakkında fikir veren tek resim olması bakımından önemlidir.

Genç Titian, bilhassa gentile’nin abisi giovanni’nin yanında, ileride onu kıralların ressamı yapacak olan, hakiki istikametini buldu. bu çevre, palma, sebastiano del piombo ve lorenzo lotto gibi venedik okulu’nun temel taşını teşkil eden sanatçıların gelip geçtiği yerdi. giorgione’yi de burada tanıdı. bu duygulu ressamla aralarında kurulan dostluğun karşılıklı etkileri sanatlarında görülür. bilhassa titian, aziz dostunun sanatına hayrandı ve üslubunu iyiden iyiye benimsemişti.

İki yıl müddetle bu aziz dostu ile çalıştı. 1510’da giorgione henüz otuz dört yaşında iken vebadan öldü.
1513’te tekrar venedik’e dönünce palazzo ducale’nin büyük toplantı salonu için muazzam bir kompozisyon yapmaya başladı. aynı yıl, papa x. leo, kendisini roma’ya davet etti. ama sanatçı, bu teklifi kabul etmedi. kendine tam anlamıyla güveni olmadan böyle bir maceraya atılmak istemiyordu. henüz çok gençti ve roma gibi korkunç bir alanda zamanın büyük şöhretleriyle boy ölçüşmenin ne kötü sonuçlar doğurabileceğini de biliyordu. sebastiano del piombo işte bunlardan biriydi. roma’da talihini denemeye yeltenmiş olan bu venedikli sanatçı, burada sönüp gitmişti. titian bu fikrinde ısrar ederek şöhreti bütün avrupa’ya yayıldıktan, kıralların ressamı olduktan ve asalet unvanları ile taltif edildikten sonra; ancak 1545 yılında roma’ya gidecektir. portre sanatının en büyük şaheserlerinde flora resmini yine bu senelerde yaptı.

1516’da ustası giovanni bellini ölünce venedik cumhuriyeti’nin başressamı ünvanını aldı.

Yıllar ilerledikçe titian, gölge ve ışık oyunlarına kendisini iyiden iyiye kaptırdı. manzara ve insan vücutlarını, batan güneşin son ışıklarıyla yıkamaktan büyük zevk duyuyordu. artık dostu giorgione’nin etkisi kalmamıştı. bu sıralarda ele aldığı venedik’teki santa maria dei frari kilisesi’nin resimleri bunu gösterir. gayesi, dini, günün sanat cereyanı ile bağdaştırmaktı. bu kilise için yaptığı assunta, ışık gölge tekniğinin en büyük şaheserlerindendir. bundan sonra ele aldığı dini konularda da sanatın beşeri unsurlarına sadık kaldı. bütün bu renk ve ışık oyunlarına rağmen resimlerini dört başı mamur granit blokları gibi sapasağlam inşa etmesini de bildi.

Titian, çalışma esnasında çok titizdi. bir müddet atölyesine çırak olarak giren tintoretto’yu, üç gün sonra, şu sözlerle evine yolladı.

– sen asla ressam olamazsın yavrum. onun için git, babana benden selam söyle, seni vakit kaybetmeden bir badanacının yanına çırak versin.

Oysaki titan’ın badanacı çıraklığına layık gördüğü tintoretto, sonradan venedik okulu’nun en ünlü ressamlarından oldu.

Bu senelerde ele aldığı konularda titian’da realiteyi bütün çıplaklığıyla ortaya atmak eğilimi vardı. bu realiteyi ifade etmek için en uygun zemin hiç şüphe yok ki, portre idi. İşte titian’ın şöhretini bir kat arttıran portreciliği bu sıralarda başladı.

Portreciliğin venedik sanatı’ndaki yeri zaten öteden beri önemliydi. titian ortaya çıkınca, venedik, hatta bütün İtalya’nın kalburüstü simaları, bu sanatçının şahsında aradıkları adamı buldular. alfonso d’este’den sonra mantua sarayı’na davet edildi. federico gonzaga, kendisine, mantua’daki sarayı için on iki sezar resmi sipariş etti. artık İtalya’da girmediği saray yoktu. titian’a portre yaptırmak, aristokrasi için günün modası haline gelmişti. o ana kadar hiçbir sanatçıya nasip olmayan itibarı bu adam görecekti.

Netice olarak titian, daima realiteyi aradığı halde kendisi, etrafını çepeçevre saran renkli bir cemiyette, bir yeryüzü ilahı gibi yaşıyordu. aslında resimlerine hakim olan hava da buydu. bu renk, zenginlik, derinlik ve hareket içinde yaşadığı zamanın toplu bir ifadesi idi. o, her haliyle devrini yaşıyordu. kıralların, prenslerin, ünlü siyaset ve din adamlarının ona itibar etmelerine sebep, bu dahi sanatçının şahsında kendilerinden ve içinde yaşadıkları çevreden bir parça bulunmaktaydı.

1545 yılında kardinal bembo’nun daveti üzerinde roma’ya gittiği zaman, kırallar gibi karşılandı. papa onu sevgiyle bağrına bastı. birkaç ay sonra da kendisine büyük törenle roma hemşehriliği payesi verildi. burada bulunduğu zaman zarfında, michelangelo’nun ve raphael’in eserlerini doya doya seyretti. hele michelangelo’nun muazzam hacimler halindeki çalışma tarzına hayran kaldı. papa iii. paul ve yeğenleri isimli resimde, michelangelo’nun teknik yönden etkisi belirli şekilde görülür.
titian, artık şöhretin en üstün noktasına ulaşmıştı. 1547’de xv. charles, kendisini yeniden davet etti. bologna’ya giderek, İmparator’un bir portresini daha yaptı. burada sanatçıya en büyük asalet ünvanı verildi: «tiziano vecellio, palatin kontu ve altın mahmuz nişanı Şövalyesi».

Artık ona bir portre yaptırmak, bir asalet beratı, dini tablolarından birini satın almak, sosyal bir ihtiyaç, mitolojik resimlerinden birine sahip olmak da en büyük zevk örneği idi. sanatçı, çevresinin, kendisine karşı gösterdiğı bu yakınlıktan, tabii, azami şekilde faydalandı.

İki yıl sonra diet meclisi’nin toplanması münasebetiyle tekrar augsburg’a çağırıldı. gene birçok portre arasında küçük philip’in portresini de yaptı. prens philip, sonradan İspanya tahtı’na ii. philip olarak geçince, kendisine muntazaman türlü konularda resimler gönderdi. madrid’deki prado müzesi’nin titian tabloları yönünden bu derece zengin olması bundan ileri gelir.

Artık fani bir varlığa nasip olabilecek bütün maddi ve manevi servetlere sahip olmuş, şöhreti çoktan avrupa’nun en ücra köşelerine kadar ulaşmıştı. nihayet dolaşmaktan usandığı için tamamen venedik’e yerleşmeye karar verdi. bundan sona kıralların, prenslerin davetine gitmeyecek, onlar onun ayağına geleceklerdi. taparcasına sevdiği bu şehri ölümüne kadar terketmedi. yaratma kudretinin en bağımsız eserlerini bu senelerde verdi. hangi konuyu işlese münakaşasız kabul ediliyordu. artık resimleri, dramatik etkilerin hakim olduğu büyük renk lekeleri halinde ortaya çıkıyordu. Çizgileri bu renk alemi içinde eriyordu.

Adem ile havva bu devrin mahsulüdür. bu resme de çigiden ziyade bir renk mimarisi hakimdir. hayatının en son bölümünde dini olmayan konularla uğraştı. İlk yaratmaları ile bunlar arasında teknik yönden belirli farklar göze çarpar. gençlik eseri olan baküs bayramı ile bu devirde yaptığı Çoban ve su perisi veya danae resimleri çok farklıdır. burada tekrar giorgione’nin lirizmi sezilmektedir. yalnız bu şiir, olgun bir ışık gölge anlamı ile yoğrulmuştur. titian böylece hayatı boyunca ele aldığı realizme veda etmektedir.

Danae perseus’un mustakbel anasının, jüpiter tarafından iğfal edilmesini gösterir. jüpiter, güzel danae’nin muhafaza edildiği kuleyi ele geçireceği yerde, gökten altın yağdırır. bir tiyatro sahnesiniandıran resim, kırmızı, altın yaldız ve kahverengiden müteşekkil sıcak renkler kompozisyonudur. güzel danae’nin istekli ama temkinli ve asil bakışı yanında gökten düşen altınlara hayretle saldıran uşağın bayağı hali, rönesans’a has ifade şeklinin güzel bir örneğidir.

İtalyan rönesansı’nın sanat idealinden yukarıda bahsetmiştik. yani en çapraşık konular içinde bile kişiler, zarafetlerinden ve şahsiyetlerinden hiçbir şey kaybetmezler. asalet burada her şeyden önce gelir.

Hayatının bu son yıllarında yaptığı en güzel eserlerden biri de kendi portresi oldu. bu resimde artık ışıl ışıl renklerden eser kalmamıştı. sanatçı belki de bununla sönen bir hayatı ifade etmek ister. vücut hayal meyal seçilen bir lekeden ibarettir. elleri aydınlatan ışık, donuk ve siliktir. yüz artık bu dünyanın malı değildir.

1566 yılında, giorgio vasari, gözlerinin feri kaçmış, titrek ihtiyarın son resimlerini gördüğü zaman, o ana kadar yaratılmış sanatın en saf ve en mücerredi ile karşı karşıya bulunduğunu anladı. vasari’nin o esnada keşfettiği şey, geleceğin sanatı için önemliydi. bu resimler uzaktan bakıldıkça değerleniyordu. Şayet vasari, birkaç yüzyıl sonra ortaya çıkacak olan impressionism’den haberdar olsaydı, titian’ın bu cereyanın önderi olduğunu kesin olarak kabul etmek zorunda kalacaktı.

Ünlü alman şairi ve fikir adamı goethe, titian’ın son resimleri için şöyle demiştir. «sanatçı gençlik çağlarında taştan daha sağlam olarak inşa ettiği eserlerini, son yıllarında sadece birer sembol halinde çizdi. yani önceleri bir kadife kumaşı, en ince teferruatına kadar işlerken, sonradan aynı kadifeyi sadece fikir olarak vermekle yetindi.»

Sanatçının birbirinden farklı yaratma devreleri, goethe’nin bu sözleri ile ifade edilmiş oluyor. gençliğinde, en yüksek noktasında bulunan rönesans’ın sağlam temellere dayanan iyimser üslubunu iyiden iyiye benimsemişti. delikanlılık çağında yaptığı resimlerde ölçülü bir kompozisyon tekniği, zarif ve şahane figürler, parlak renkler göze çarpar. sonradan avrupa, kilisenin mutlak hakimiyeti altına girince, konularını günün modasına uydurur. Çağdaşları gibi sanatına bu sefer mistik bir hava hakim olmuştur. İç alemi dile getirmeye başları. hayatının son bölümünde ise bu iç alem büsbütün kuvvet kazanır. sanatçı artık şekilci değil, tamamen muhtevacıdır. michelangelo veya rambrandt’ın son eserleri gibi bunlar da insan ruhunun zaman ve çevreye sığmayacak kudrette bir ifadesidir.

Bir asra yakın uzun bir hayattan sonra 1576 yılında gözlerini hayata umunca, geride bıraktığı eserlerin hepsi de yüzyıllar boyunca bütün tazeliğini muhafaza etmiş ve türlü cereyanları ezip geçtikten sonra dipdiri olarak zamanımıza kadar gelmiştir.


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.