Toplayın ‘Radikal Sevgi Kitabı’nı…

Toplayın ‘Radikal Sevgi Kitabı’nı…

Birine ‘şirin’ görünebilmek için yapılanların tamamını, tarihte padişahların karşısında geçip onları gülüp-eğlendirmeye çalışan ‘soytarılara’ benzetmek ne denli yanlış ki?

Sözümona ‘omurgasız’ duruş,

Sözümona ‘ideoloji’ kavramını dışlama,

Sözümona ‘oy uğruna’ istemediğine benzemeye çalışma,

Sözümona ‘olman gereken’ yerden uzaklaşma,

Sözümona ‘koşullara göre’ esneme, yön değiştirme…

Yeter ki ‘karşıda’ duranın hoşuna gitsin!

Yeter ki ‘karşıda’ duran gülsün-eğlensin!

Ya asıl olması gereken ‘öğreti’ duruş; kendin gibi olma yok mu sayılmalı?

***

Bizde, özellikle seksen sonrası gelişen ‘liberalizm’ düzleminde siyasetçi, medya, gazeteci, iş adamı benzeri ‘inisiyatifler’, günün özelliklerine göre ‘yapısal’ değimlere uğrayınca çeşitli adlandırmalarla karşı karşıya geldiler.

Örneğin ‘dönek’ sözcüğü o günlerde yaygınlaştı!

Ya da ‘liboş’ kavramı o dönemde birçok yerde kullanılır oldu!

‘Liboş, ya da dönek’ diye adlandırılanlar, kendilerini hiçbir zaman gizlemedikleri gibi, her yerde göğüslerini gererek ‘bu güne dek yanılmışım hep yitirenlerin yanında yer aldığım için, bundan böyle kazanacak olanın yanındayım’ demekten de uzak durmadılar!

Her gittikleri yerde padişah ‘soytarıları’ gibi gülücükler dağıtıyor, karşılığında saraylarda oturuyorlar, son model araçlara biniyorlar, her gecelerini eğlenceye boğuyorlar, yine o günlerin deyimiyle ‘işlerini’ biliyorlardı!

İlgi alanlara raflardaki son model ürünler, yolardaki yabancı araçlar, küçük yapıların arasından yükselen çok katlı beton binalar…

Bu işin bilimi, bu işin geleceği, bu işin hukuku, bu işin insanı, bu işin sanatı, bu işin sağlığı…

Ne ki?





***

Toplum yararına var olması gereken ‘öğretiler’ bu ya da benzeri oluşumları hep eleştirdi, hep kınadı, hep bunlara muhalefet oldu!

Yaşamın da, bilimin de, sanatın da, siyasetin de, ekonominin de ‘içinde’ hep insanın olması gerektiğini, bunun için de ‘ideolojilerin’ kaçınılmazlığını savundu!

Yine öyle…

Yine öyle, derken ülkemizin en büyük sosyal demokrat siyasi partisinin, bu kaçınılmaz ‘ideolojinin’ neresinde olduğu akla geliyor ister-istemez.

Öyle ya, bu ‘öğretinin’ neresinde CHP?

Partinin üst kadrolarında yer alanlara bakılacak olursa; “CHP’de bunlar var”, diyen çok olacak da, partinin geçtiğimiz günlerde kuşe kağıda basılı altmış sayfalık “Radikal Sevgi kitabı”nı görüp de okuma gereği duyanlar ‘gerçeğin’ öyle olmadığını anlayacak…

Kitapçıkta konuşulacak ‘başka’ yerler var da; en çok dikkatimi çeken ‘Siyasetsiz seçmen’ kavramı oldu!

Peki, ‘siyasetsiz seçmen’ neydi, nasıl bir şeydi, kime benzerdi, ne yapardı?

Yanıt şöyle:

“Siyasetsiz seçmen, siyasi ayrımlara göre değil, hizmete göre oy verir. Bu kararsız seçmen demek değildir. Kararlı biçimde oy verirler. Genel seçimde a partisine, yerel seçimde b partisine oy verebilir. Bunlar yüzergezer seçmen değildir! Seçim zamanı gemiyi terk edip yüzmeye başlar, hangi gemi güven veriyorsa oraya katılır!”

“Siyasetsiz seçmen” ne güzel ‘şeymiş’ öyle?

Beğenmediklerinde gemiyi terk ederlermiş!

Güvenli buldukları gemiye binerlermiş!

Suriyeli ‘sığınmacıların’ ülkelerinde savaşmak yerine ‘güvenli’ diye ülkemize sığınmaları gibi,

Liboşların, döneklerin ‘kazanacağını gördüğüm kimse onun yanındayım’ demesi gibi,

CHP’nin “Radikal Sevgi Kitabı”nda belirttiği seçmen gibi…

***

Bu kitapçığı gördükten sonra, ülkede ‘güzel’ şeyler olmadığına biraz daha inandım!

İktidarıyla, muhalefetiyle yurttaşı ‘duruşsuzluğa’ sürüklediklerine inanıyorum artık!

Halkın, padişah ‘soytarılarına’ benzemesi için ellerinden gelen ne varsa yapılıyor!

Biri, çakı gibi delikanlıların emekleriyle çalışarak yaşamlarını kazanmaları yerine, ‘sosyal devlet’ kırıntılı paketleriyle insanların yaşamlarını sürmelerini sağlıyor…

Bir diğeri, bir nitelikmiş gibi, seçmenini ‘dönekler, liboşlar’ gibi davranmaya, kazanacak olana koşmaya, ‘padişah soytarılarına’ benzetmeye çalışıyor!

CHP’deki üst kadroların ‘kendilerinden’ vazgeçtikleri belli de;

Bari CHP’ye gölge etmeyin,

Bari CHP seçmenine gölge etmeyin,

Toplayın ‘Radikal Sevgi Kitabı’nı…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın