DOLAR 17,9685 0.17%
EURO 18,3269 -0.44%
ALTIN 1.026,62-1,21
BITCOIN 431934-1,81%
Adana
32°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:03

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Türk Dünyası ve Üç Lider
55 okunma

Türk Dünyası ve Üç Lider

ABONE OL
09 Haziran 2019 12:14
Türk Dünyası ve Üç Lider
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mir Seyyit Sultan Galiyev (13 Temmuz 1892- 28 Ocak 1940),

Orta Asya’daki Türk halklarını birleştirerek, sosyalist ve birleşik bir Türkistan devleti kurmak isteyen Tatar lider ve düşünce adamı. Ulusal komünizmin fikir babası ve kurucusudur..

Yaşamına dair bilinmeyenleri aydınlatacak pek çok bilgi Sovyet arşivlerinde uzun yıllar saklı kaldığı için, Türkiye’de yeterince tanınamamıştır. Son yıllarında Attilâ İlhan sayesinde tekrar gündeme gelen Sultan Galiyev düşüncesinin, bugün dâhi taraftarları bulunmaktadır.

Ekim Devrimi’nin Vladimir Lenin, Josef Stalin ve Lev Troçki ile dört büyüklerinden biri olan Sultan Galiyev  1915’te  Bakü’de bulunan Galiyev, Azerbaycan Milli Harekâtı’na katıldı.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi içinde bulunan Sultan Galiyev, 1917 yılında Türk-Müslüman Komünist Partisi’ne de girdi. Rus İç Savaşı sırasında Kızıl Ordu içindeki Türkleri Çarlık rejimine karşı örgütledi. Galiyev, Komünist Parti içerisinde daha ziyade Müslümanlarla ilgili görevleri üstlenmiştir. Bunlar Merkezi Müslüman Komiserliği üyesi, Müslüman Askeri Kollegiyumu başkanı, Narkomats’ın resmi yayın organı Jizn Natsionalnostey’in editörlüğü idi. Dolayısıyla Komünist Parti içinde sağlam bir yere sahipti ve devrimde en önlerde yer almıştı.

Bolşeviklerin iç savaştan başarılı bir şekilde çıkmasından sonra Rus liderler arasında özellikle Lenin’in hastalanmasından sonra egemenlik mücadelesi başladı. Josef Stalin bu mücadeleyi kazanan kişi oldu. Stalin bu mücadele sırasında Sultan Galiyev’i de kendisine rakip olarak görüyordu. Çünkü Galiyev Orta Asya’da bulunan Türkleri örgütleyebilir ve Sovyetler Birliği’nden bağımsız büyük bir Türk devleti kurabilirdi. Galiyev’in Stalin yönetimine karşı çıkaracağı bir ayaklanma yeni bir iç savaşa sebebiyet verebilirdi. İşte bu durum Galiyev’in karşı-devrimci, burjuva milliyetçisi suçlamalarına maruz kalmasına sebep oldu. Defalarca tutuklanma hadisesi yaşayan Sultan Galiyev ,28 Ocak 1940 sabahında Lefortovo Hapishanesinde, Büyük Temizlik esnasında Stalin’in emriyle istihbarat örgütü KGB tarafından vurularak öldürülmüştür.

Sovyet Yüksek Mahkemesi 30 Nisan 1990’da aldığı kararla üzerine atılı suçlar KGB’nin düzmece belgeleri olduğu için Galiyev’in aklanmasına karar verdi.




Ayetullah Muhammed Kazım Şeriatmedari, (1905- 3 Nisan 1986)

1905’te İran Azerbaycanı’nın merkezi olan Tebriz’de bir Azeri ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi ve Kum kentindeki ünlü Feyziye Medresesi’nde eğitim gördü. Dini rütbesi zamanla yükselerek, İran’da din adamlarına verilen en büyük unvan olan “Ayetulah-ı Uzma”lığa getirilen Şeriatmedari, bu arada Azeri Türkleri tarafından dini lider olarak tanındı.

İran’da 1963 yılında çıkan karışıklıklarda kan dökülmemesi için büyük çaba gösteren Şeriatmedari, Humeyni’nin Şah Muhammed Rıza Pehlevi tarafından idam edilmek istenmesine karşı çıktı ve diğer din çevrelerinin baskısıyla, Şah’ın, Humeyni’yi affederek Türkiye’ye sürgüne göndermesini sağladı.

1970’li yılların sonunda, İran’da başlayan Şah karşıtı hareketlerde de etkin rol oynayan ve Şah’ın devrilmesi üzerine Humeyni’nin İran’a dönmesini sağlayanlardan biri olan Şeriatmedari’yle diğer dini liderler arasında anlaşmazlık çıktı. Sert bir uygulama yerine ılımlı bir yönetim kurulmasını isteyen, Şii din adamlarının merkezi hükümette bu derece aktif rol almalarına ve idamlara karşı çıkan ünlü din adamı,[1] bir ara Kum kentine çekildi, ancak kendisine verilen güvenceler üzerine yeniden Tahran’a döndü. 1982 yılının ilk aylarında yönetim tarafından devrim karşıtı bir komploya karışmakla suçlanan Şeriatmedari, dini yetkileri Humeyni tarafından elinden alınarak, Kum’daki evinde göz hapsine kapatıldı.

Prostat kanserine yakalanan Şeriatmedari, 3 Nisan 1986’da Tahran’da tedavi edilmekte olduğu Behram Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Cenazesi Humeyni’nin emriyle ve vasiyeti iptal edilerek, gizlice defnedildi.

Dr. Sadık Ahmet   (7 Ocak 1947-24 Tem 1995)

Gümülcine’nin Sirkeli köyünde doğan dr. Sadık Ahmet, 1966-1967 öğrenim yılını Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde geçirdikten sonra, Selanik üniversitesi tıp fakültesine girdi. 1974 yılında aynı fakülteden hekim olarak mezun oldu. 1978 yılında Batı Trakya’ya dönüp cerrahlık ihtisasına başladı. Cerrah unvanını 1984 yılında edindi, ve aynı dönemde Batı Trakya Türkleri’nin toplumsal sorunlarına eğilmeye başladı.

8 Nisan 1990’da ikinci kez bağımsız milletvekili seçilen Sadık Ahmet, Batı Trakya Türklerini temsil eden ilk siyasi parti olan Dostluk, Eşitlik, Barış (DEB) partisini 13 Eylül 1991’de kurup genel başkanlığını üstlendi. Bunun üzerine 1993’de seçim yasasında değişikliğe gidilerek, seçimlere katılan partilere %3’ü geçme zorunluluğu getirildi. Yunanistan nüfüsunun %1.5-2’sini oluşturun Batı Trakya Türk Azınlığı ile DEB’in Meclis’e girmesi böylece engellendi.

Sonraki yıllarda, Yunan makamlarının caydırıcı politikasının devamına rağmen, Sadık Ahmet, ülke içinde ve uluslararası ortamlarda Batı Trakya Türklerinin sorunlarını başarı ile dile getirmeye devam etti. 24 Temmuz 1995’de Lozan Anlaşmasının 72. yıldönümünde şüpheli bir trafik kazası ile hayatını kaybetti. Türkiye’de, özellikle Trakya bölgesinde, bir çok okul, yol ve park adını taşımaktadır.

Kazanın üzerindeki sis perdesi hala aralanamamıştır.




_______ …..________

Yukarıda hayatları hakkında kısa bilgiler vermeye çalıştığım üç Türk Dünyası liderinin de hayatları incelenmeye değer..
Bunların haricinde ölümleri şüpheli liderler hem ülkemizde ve ülke dışında mevcut.
Yaşadıkları halde anti demokratik şekilde engellenenler de var.
İster hayatta olsunlar ister ebedi aleme göçmüş olsunlar hepsinin ortak noktası Türk Dünyası için bir şeyler yapma gayret ve mücadelesi…
Ülkemiz de bayrak gibi, Cumhuriyet gibi temel naslarımızın sorgulandığı günümüz de hatırlamak ve hatırlatmak istedim.
Bir gün titreyip kendimize döneceksek bu liderlerin her birinin hayatı ve mücadelesi bilinmeli diye düşündüm.

Görelim Mevla neyler

Şükrü IŞIK / Gaziantep


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.