DOLAR 15,9853 0.87%
EURO 16,8973 0.31%
ALTIN 946,680,67
BITCOIN %
Adana
23°

AÇIK

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Türk Plastik Sanatlarının Yeni Bir Yol Arayışına Girmesi
80 okunma

Türk Plastik Sanatlarının Yeni Bir Yol Arayışına Girmesi

ABONE OL
13 Aralık 2015 16:14
Türk Plastik Sanatlarının Yeni Bir Yol Arayışına Girmesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tanzimat’tan bu yana süregelen değişim ve dönüşüm sürecinde, Türk plastik sanatlarının (Levni’den sonra minyatürün tıkanma noktasına gelmesiyle) yeni bir yol arayışına girmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batılı önerilerin sanat ve sanat eğitimi alanında ciddiye alındığı bu evrede, asker kökenli ressamların ve Osman Hamdi Bey2 gibi sanatçı devlet adamlarının öncü girişimleri yadsınamaz. Gerçekten de, Türk sanatında Batılı anlamda resmin kurumlaşması yolunda en büyük hizmetin asker ressamlarca yapıldığına yönelik genel bir düşünce birliği vardır. Figüratif amaçlı ilk etütlerin bu kuşakça başlatılmasına rağmen, figürü anlama ve yorumlama aşamasında başgösteren sorunların giderek tuval resmiyle manzara resminin özdeş hale gelmesine bile yol açtığı görülür. Muhendishane-i Berri-i Humayun gibi askeri eğitim kurumlarında yenilenen müfredat doğrultusunda gündeme getirilen resim eğitiminin, yetenekli gençleri fotoğraf yorumu öncelikli ilginç bir tarza yönlendirmeleri, bugün bile tartışılan bir algı – yorum paradoksunu karşımıza çıkarır. Tuval yüzeyinde gerçekleşen üç boyutlu ve derinlikli göz alıcı resmin yayılan büyüsü, Şeker Ahmet Paşa ve Hüseyin Zekai Paşa gibi asker kökenli sanatçıların da örnek yaklaşımlarıyla uç veren ve gelişen resim ilgisine dönüşerek kısa sürede Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi3 odaklı bir eğitim öğretim ortamını gerekli kılmıştır. Figüre Batılı bir bakış açısıyla yaklaşarak, onu dinsel ve toplumsal birikimin parçası haline getiren bu eğitim ortamının Savaş yıllarında da Sami Yetik, Hikmet Onat ve Halil Paşa gibi asker kökenli yaratıcı kimliklerin katkısıyla etkisini pekiştirdiği görülür.

Cumhuriyet’in ilk on yılını takip eden süreçte de, plastik sanatlar alanı, modernizmi benimseyen ve sanatı daha dinamik ve yenilikçi bir olgu şeklinde kavrayan Sanayi-i Nefise Mektebi Âlisi (Akademi) mezunlarının kontrolü altındadır. Ama artık Akademi’de eğitim öğretim anlayışında ciddi bir yenilenme, Savaş sonrası dönemin sanatını değerlendirebilme gibi konularda beklentileri karşılayamayan bir kadro söz konusudur. Sonuçta Akademi bünyesinde de görev alan “1914 Kuşağı”4 ve“Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği”5 sanatçılarıyla başlayan ve bir dönemin estetik yaklaşımını değiştirmeye yönelik çabalar önem kazanır.

1914 Kuşağı sanatçılarının yakınlık kurdukları ve Türkiye’ye özgü bir duyarlık haline getirerek başarıyla uyguladıkları “Fransız İzlenimciliği” tipindeki model seçimini dolaysız bir karşılaşma olarak görmek gerekir. Yetenekli isimlerin etkili olduğu Türk resminin bu başarılı döneminde izlenimci manzara ve ölüdoğa örnekleri hızla yaygınlaşırken; genç ve kararlı, o ölçüde de birikim ve deneyim sahibi yeni isimler bu kuşağın tarihsel misyonunu üstlenmeye başlar. Söz gelimi ünlü Alman sanatçı Hans Hofmann ile bağlantılı Ali Avni Çelebi ve Zeki Kocamemi’nin Akademi’nin öğretim kadrosuna katılmalarıyla, “ifadeci” bir duyarlığın “konstrüktivist” biçimleme ilkeleriyle bütünleşerek “yapı” kavramı çerçevesinde sunduğu ilkeli ve etkili çözümler dikkati çeker. Bu sayede, gündelik hayatın sıradan sahnelerini betimleyen, dramatik açıdan zengin ve dinamik kompozisyonların, analitik düzenlemeler halinde farklı bir resim ve ressam kavramını gündeme getirdiği görülür. Böylece, döneme egemen olan izlenimcilik yerini “Müstakiller” ve “d Grubu”6 ile yeni seçeneklere bırakmaya başlar. Özellikle d Grubu hareketiyle, çağdaş sanat olgusuna yakınlaşma isteğimizin ve çabamızın bir yolu olarak benimsenen kübizmin entelektüel çabalar ve kurumsal desteklerle yaygınlaştığı bir gerçektir. Öte yandan kübizm ile konstrüktivizmin zamanla Cumhuriyet Dönemi’nin sanatını formüle edecek bir biçimsel dil önerisi sunması da tıpkı mimaride olduğu gibi dikkat çekici bulunmuştur. Bu yüzden, ulusal biçimleme irademizle de oldukça iyi örtüşen, duygu ve düşünce yapımızın ifadesinde uygun biçimsel karşılıklar yaratan izlenimcilik için geçerli olan yargıları, “d Grubu” ile iyice gündeme gelen ve resmi bir söyleme dönüşen kübizm seçeneği için ifade etmek pek mümkün olmayacaktır.


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.