DOLAR 15,9853 0.87%
EURO 16,8973 0.31%
ALTIN 946,680,67
BITCOIN %
Adana
23°

AÇIK

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Türkçemizin Kirlenmesi
106 okunma

Türkçemizin Kirlenmesi

ABONE OL
10 Nisan 2016 11:16
Türkçemizin Kirlenmesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kirlenme, “kirli duruma gelme, pislenme” anlamına gelir. Örneğin, denize kirli ve yabancı maddeler akıtıldığında deniz kirlenir. Havaya kirli ve zararlı gazlar karıştığında hava kirlenir. Bu kirlenmelerin sebebi, doğal olanlara, doğal olmayan şeylerin karıştırılmasıdır. Denizde, havada… genel olarak çevrede “kirli” olarak tanımlanan şeyler, bulunduğu doğal ortamda yabancı olan, o ortama sonradan karıştırılmış, zararlı olan maddelerdir. Bütün bu olaylar canlı yaşamının sağlığını tehdit eder. Kimi zaman da yıkımlara, ölümlere yol açar. Bunların yanında bir de “dil kirlenmesi” vardır. Dilin doğal yapısına, kimi “yabancı” ögeler karıştırılınca dil kirlenmesi oluşur. Bu da bir tür kirliliktir. Çünkü, doğal olana, doğal olmayan, yabancı ve zarar verici şeyler karışır. Bunun sonucunda dilin doğallığı bozulmaya başlar.

Soylu, zengin ve yetkin Türkçemiz, özellikle son yıllarda, yabancı ve zararlı kimi ögelerden dolayı büyük bir kirlenmeyle karşı karşıyadır. Dilimize sonradan giren öyle yabancı sözcükler vardır ki – yabanlığı bir kenara – adeta kirletici, yok edici bir görev görüyor. Yüzyıllardır kullanılan kimi öz sözcüklerimiz, yaban ellerden “zorla” dilimize sokulan bu kirletici ve yok edici sözcükler yüzünden kullanımdan düşüyor.

Bu, tam anlamıyla bir kirlilik ve yozlaşmadır. Denize akıtılan yabancı ve zararlı maddeler nasıl deniz canlılarını öldürüyorsa; dilimize zorla, gereksiz yere sokulan kimi yabancı sözcükler de Türkçenin derin ve geniş anlamlar yüklü sözcüklerini yok ediyor.

“Ne yapalım, Türkçede tam karşılığı yok. Türkçe, bu yabancı sözcükleri karşılamada yetersiz kalıyor.” gibi bilimsellikten uzak savlar ileri sürerek –Türkçesi olduğu halde- yabancı kökenli sözcükleri ısrarla ve inatla kullananlar, bu yok edici sözcüklerin dilimize dadanması konusunda bir şey söyleyemiyor, herhangi bir bahane gösteremiyorlar.

Yaban ellerden alınıp dilimize zorla sokulan bu sözcükler, yeni bir yabancı kavramı yine yabancı bir dilin söz varlığından karşılamak için girmiyor Türkçeye. Tam tersine, dilimizin kendi söz varlığında bulunan sözcükleri bir bir kovmak için giriyor. Uzun zamandır kullanıldığı için zengin ve geniş anlamlar kazanmış, yan ve değişmece anlamlar oluşturmuş, deyimler türetmiş, atasözlerinde yer almış, işlene işlene eşsiz bir ses güzelliğine kavuşmuş olan kimi Türkçe sözcükler kovuluyor; yerine yabancısı geliyor. Soylu dilimizi kirleten bu tür yabancı sözcüklerden biri ve belki de en tehlikelisi “ful” (İng. full: dolu, tam) sözcüğüdür. Türkçenin zengin ve üretken topraklarındaki eşsiz güzellikteki sözcüklerine saldıran arsız bir çekirgeden farksız olan “ful” sözcüğünün artık sözlüklere bile girmiş olması, daha büyük bir kirlenmenin apaçık göstergesidir.


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.