DOLAR 18,6416 0%
EURO 19,5668 0.07%
ALTIN 1.064,450,55
BITCOIN 316273-0,78%
Adana
19°

AÇIK

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

Türkiye De Çevrenin Korunması Ve Yapılan Çalışmalar

Türkiye De Çevrenin Korunması Ve Yapılan Çalışmalar

ABONE OL
19 Kasım 2022 17:24
Türkiye De Çevrenin Korunması Ve Yapılan Çalışmalar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ÇEVRE BİLİNCİ

Bir zamanlar, doğa henüz insanlar tarafından kirletilip tüketilmeye başlamadan önce, dünyamız daha yaşanır bir haldeymiş. Yeryüzündeki arazinin çoğu ormanlarla kaplıymış. Bu ormanlarda binbir çeşit hayvan doğaya renk katarak, onun anlamını pekiştirerek yaşarmış. Hava temiz, iklimler dengeliymii. Denizler, göller ve akarsular temiz olduğu için su ürünleri de çokmuş. Topraklarda daha verimli ve temizmiş. İnsanlar geleceği düşünmeden, doğayı bilinçsizce tüketmeye başlamışlar. Önce hazır ve bol buldukları ormanları yok etmeye başlamışlar.

Ağaçları çeşitli ihtiyaçları için sorumsuzca kesmişler. Yerlerine yenilerini dikmemişler. Sonra sanayileşmişler. Sanayi atıklarını deniz, göl ve akarsulara akıtmaya başlamışlar. Böylece sularımızda kirlenmeye başlamış, sudaki canlılara yaşama ortamı kalmamış. Fabrika bacalarından ve motorlu araç egzozlarından çıkan zehirli gazlar atmosferi kirletmiş. Kirli havanın etkisiyle insanlar ve hayvanlar ölmeğe başlamış. Topraklar da sanayi atıklarıyla ve çöplerle çok fazla kirlenmiş, verimleri düşmüş. Bu olumsuz gelişmeler insanları bazı sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır.

Doğanın bozulan dengesi sonucunda çözüm arayışları başlamıştır. Çevre ve çevrecilik bilinci böylece doğmuştur. Çevrecilik aslında daha geniş bir konudur. İnsanın eli yüzü, üstü başı, yaşadığı yer, yaşama şartlarının uygunluğu, hep çevrecilik kapsamında ele alınmaktadır. İnsanların kişisel tertip ve düzenleri bile çevrecilik bilinciyle değerlendirilmektedir. Dünyamız, insanların bu sorumsuzca yaşama ve tutumları nedeniyle doğal değerlerini ve dengesini kaybetmeye başlamıştır. Çevrecilik günümüzde evrensel bir konu olmuştur. Çevre sorunları artık uluslar arası boyutlarda ele alınmaktadır. Tüm dünyalılar biraraya gelerek: “Dünyamızı nasıl kurtarabiliriz ?”sorusuna cevap bulmaya çalışmaktadır. Çözüm, aslında önce bireysel olarak ele alınmalı, çevrecilik bilinci her bireye aşılanarak pekiştirilmelidir. Çevremizi temiz tutmak, güzelleştirmek ve geliştirmek güzelleştirmek iIk adımını oluşturmaktadır.

ÇEVRE İLE İLGİLİ ÇARPICI VERİLER

1. Dünyada bulunan 900 milyon hektar tropikal ormanın her yıl 11 milyon hektarı yok olmaktadır. Yani her yedi yılda bir, Türkiye’mizin yüz ölçümüne yakın bir orman parçası yok olmaktadır. 2. Dünyada her yıl, 6 milyon hektar alan çöle dönüşmektedir. Oysa 1 santimetre küp toprağın oluşması için 50 yıl gerekmektedir. 3. Sadece ABD’de yılda yaklaşık üç bin kişi hava kirliliği nedeniyle ölmektedir. 4. Endüstrileşmiş ülkelerden, az gelişmiş ülkelere her yıl bir buçuk milyon ton çöp gönderilmektedir. Bu konuda ülkemizin denizleri de tehdit altında bulunmaktadır. Yukarıdaki veriler sadece birkaç örnektir. Peki tüm bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için ne yapmamız gerekir? Bu konudaki önerilerinizi bize yazar mısınız?

DÜNYADA CANLI VE CANSIZ OLARAK VAROLMUŞ HİÇBİR VARLIĞIN İNSANA İHTİYACI YOKTUR. AMA İNSANIN BÜTÜN BU VARLIKLARA İHTİYACI VARDIR. HER İNSANIN BU VARLIKLARA SAHİP ÇIKMASI VE KORUMASI KENDİNİ KORUMAKTIR.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Güneş Tutulması

2000 yılı Nisan ayında TIME DERGİSİ, 2000 YILINDA DÜNYA GÜNÜ adında özel bir dergi yayınladi. Bu derginin 96. sayfasını en az iki defa okudum. Beş kıta ve tüm denizlerde insanın yaptığı tahribatin ne kadar tehlikeli boyutlarda olduğunu, doğa bilimlerinde otorite olan bilim adamlarinin araştırmalarına dayalı yazılarından anladım. Bunlara adım gibi inandım. Ürkme değil, korktum. Çünkü büyük tehlikenin boyutları havayı, dağları, taşIari, ormanları, toprakları, çayları, pınarları, ırmakları, nehirleri, gölleri, küçük ve büyük denizleri, meraları, dünyada yaşayan irili ufaklı tüm hayvanları yok etme düzeyine ulaşmiş bulunmaktadır. Hergün artan dünya nüfusunun en önemli ihtiyacı olan hava, su, bitkisel ve hayvansal ürünleri karşılayamayacak bir noktaya geldiğimiz çok açık bir şekilde saptanmiş bulunmaktadır. Üretimi artıracak önlemler yerine, onun azaltılması için ve hatta üretilenlerin de insana yararlı değil zararlı hale getirilmesi için bilinçsiz bir geliştirme çabası, teknoloji ve bilim adına yapılmaktadır.

Bu gidişe kesin bir dur emri çıkarılıp uygulamaya başIanmazsa çok kısa bir zamanda çölleştirilen, dünyanın her çeşit olanakları yok edilen AFRİKA’da yaşayan insanlarin acı durumu dünyanın her yerinde olduğu ve olacağı gibi, ülkemizde de çok acı bir şekilde yaşanacağından hiç kimse şüphe etmesin. Doğayı acımasız ve bilinçsizce tahrip eden insanoğlu telafisi mümkün olmayan çok vahim bir sonuca doğru hızla yaklaşmaktadır. Ülkemiz açısından gözleri sağlam körlerin çok açıkça göreceği ve yaşamaya başladığı doğa tahribatının sonuçları, son derece tehlikeli boyutlara varmıştır. Yalnız şehirlerde değil, köylerde de hava kirliliği, pınarlar, çaylar, dereler, nehirler, ovalar, dağlar, ormanlar, yaşamımızı olumsuz yönden çok, belirgin şekilde etkilemektedir.

Güneyde narenciye bahçeleri, batıda bağ ve bahçeler ile dünyanın çok az yerlerinde yetişen zeytinlikler sökülerek yerine beton yığınları barınaklar inşa edilmektedir. Bu acı sonuçlara rağmen köylüsü, kentlisi, politikacısı ve daha acısı bunu çok iyi bilen bilim adamları da bu doğa tahribatına bütün maddi ve manevi güçleri ile yardım etmekte ve pay almaya çalışmaktadır. Tehlikenin sınırında değiliz; ortasını bile çoktan geçmiş bulunuyoruz. Gençlerimiz ve çocuklarımızın geleceğini bile bile, göre göre yok etmekteyiz. Bu ben- cil gidi§i durduramazsak gok yakin bir zarnanda kendimizin, gocuklarimizin en dogal ihtiyaglarini dahi kar§ilayamayacak duruma gelecegiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu, kara değil, gerçek durumu değiştirmek için ne yapabiliriz? Sorunun cevabı çok, hem de çok basit diyebilirim.

Bu da toplumda çocuk, büyük, cahil, aydın, kadın, erkek kendimize düşen doğaya karşi görevlerimizi harfiyyen yerine getirmekle olur. Sözkonusu görevleri yerine getirmeyenleri gözümüzü, kırpmadan uyaracak ve yaptırımlar uygulayacağız. Bunu gerçekleştirebilmek için aşağıda sıralayacağım hususları uygulamaya koyacağız. 1. Bu konuda başta aile olmak üzere okullarda doğaya karşı olan görevlerimizi gocuklarımızda ve gençlerimizde alışkanlık haline getirinceye kadar adım adım izleyerek ve gözleyerek kazandırmaya çalişacağız.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Güneş Ve Dünya

Kısaca GERÇEK EĞİTİM VEREREK DOĞANIN KORUNMASI İŞİNİ ÇOCUKLARIMIZIN VF GENÇLERİMİZİN, KENDİLERİNİ KORUMAK BİLİNCİNİ KAZANDIRARAK onların sorumluluğuna vereceğiz. 2. Doğanın korunması için çocuğun, gencin, kadının, erkeğin, köylünün, şehirlinin, cahilin, aydının, fakirin ve zenginin görevlerini anayasa gibi saptayarak yerine getirmelerini sağlayacağız.Yine “nasıl” sorusu ile karşılaşıyoruz? Cevabi: Yasa çıkaracağız. Bu yasayı Çevre Bakanlığı ve hiçbir iş yapmayan Çevre Bakanlığında görev alacak memur ve hizmetli kadroları yaratmak için değil; yaptırımları (müeyyideleri) çok ağır olan, görevlerini yapmayanlara karşı yaptırımlarının yüzde yüz, gözünün yaşına bakmadan uygulanacak bir yasa. Kim uygulayacak?

Toplumda her vatandaş bu kanunun uygulanmasında görev alacaktor. Hem de, bana demeyen bir anlayışla, bu yasanın uygulanmasında görev alacak bir toplum bilincine sahip vatandaşlar aracoılığı ile muhtarlar, belediye görevlileri, jandarma, polis, adliye görevlileri, öğretmenler ve tüm devlet örgütünde görev alanlar, bu kanunun uygulanmasinda kendi konumlarına göre görev alacaktir. Çünkü, doğayi korumak, insanın kendini, kendi geleceğini, insanları, insanlığın geleceğini, dünyayı ve dünyanın geleceğini korumaktır. Şüphesiz doğayı korumanın en önemli yolu Eğitimdir. Bu görevi de en iyi başaracak kimse, bu işe inanan eğitimcidir. Ama eğitim, meyvelerini en az 30-40 yılda verebilir.

Doğanin korunmasi için bu zaman çok uzun bir zamandır. Bugün için çok acil ve hatta zorlayici olmak durumundayız. Hemen, zaman geçirmeden, doğayı korumak için yapılacak gelişmeler çok açık bir şekilde saptanmalı, yasalar çıkarılıp harfiyen uygulanmaya dönüştürülmesi için yaptırımlar konulmalıdır. Yaptırımları olmayan, olduğu halde sadece kağıt üzerinde kalan, uygulamaya dönüştürülmesi sağlanmayan, hiçbir kanunun hiçbir işe yaramadığı açıkça bilinmelidir. Bugüne kadar toplum olarak çektiğimiz sıkıntıların

EN BÜYÜK NEDENI KONULAN YAPTIRIMLARIN UYGULANMAMASIDIR,

kanaatindeyim. Doğayı korumak kendimizi korumaktır. Bu inançla yola çıkarsak başarılmayacak bir iş yoktur.


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.