Türkiye’de Gelir Dağılımı

Türkiye’de Gelir Dağılımı

Gelir dağılımı, tüm dünyada ve Türkiye’de üzerinde önemle durulan sosyo-ekonomik konular arasında yer almıştır. Gelir dağılımı kavramı ile gelirin bireyler veya üretim faktörü sahipleri arasındaki dağılım ilişkileri anlaşılmaktadır.Türkiye’de gelir dağılımı konusunda bilinen ilk araştırma, 1933 yılında Ticaret Bakanlığı Konjonktür Dairesi tarafından Ankara ve İstanbul’da yaşayan işçi ve memur ailelerine uygulanan hane halkı gelir ve tüketim harcamaları anketidir. 1953 yılında daha somut sonuçlar ortaya koyan bir hane halkı gelir ve harcama anketi uygulanmıştır.Kişisel gelir dağılımı, gelirin bireyler ve haneler arasında dağılımını gösteren bir yöntemdir. Bu yöntem ile genel anlamda bireyler ve haneler arasında gelirin büyüklüğüne göre dağılımı ve eşitsizliklerin görülmesi
amaçlanmaktadır. Gelir eşitsizliğinin derecesini ölçen Gini Katsayıları incelendiğinde Türkiye’de 1973 yılından 1987 yılına kadar iyileşen gelir dağılımının 1990’lı yıllarda kötüye gittiği görülmektedir.Fonksiyonel gelir dağılımı, milli gelirin emek, sermaye ve toprak sahipleri olmak üzere üç temel üretim faktörü arasında nasıl dağıldığını gösterir.Araştırma sonuçlarına göre 1994 yılı itibariyle faiz, kira ve kar gelirlerinin milli gelir içindeki payı yüzde 15,9’dur.Gelirin fonksiyonel ve kişisel dağılımına ek olarak ülkede gelir dağılımını farklı açılardan değerlendirme olanağı sağlayan yaklaşımlardan da yararlanılmaktadır.Tablo 7.12. Türkiye’de Milli Gelirin Sektörel Dağılımı.Sektörler 1987 1994 Tarım 31,58 24,62 Ticaret 19,94 26,19 Hizmet 26,23 24,20 Tarım-dışı Üretim 22,24 24,98 Gelir dağılımının kır ve kent ayrımında görülmesi ile gelir dağılımındaki dengesizliğin kaynakları daha iyi anlaşılabilir. Bu yaklaşım, gelirin kır kent arasındaki dağılımının yanı sıra, kırsal kesimlerde ve kentlerde gelir dağılımının görülmesini gerektirmektedir. Bu sonuçlara göre, Türkiye ekonomisinde gelir dağılımı sorunu artık kırsal kesim kaynaklı olmaktan çıkmış, kent karakterli bir yapıya dönüşmüştür.Bölgesel gelir dağılımı yaklaşımı gelir dağılımı sorununa farklı bir bakış açısı getirmektedir. Marmara ve Ege bölgelerinde görülen çarpık gelir dağılımı, bu yönüyle Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir dağılımı sorununun da belirleyicisi durumundadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri dengeli gelir dağılımlarına karşın düşük gelir düzeyleri ile yoksulluk sorununu en ağır biçimde yaşayan bölgeler olarak görülmektedirler.Milli hasılanın ve istihdamın sektörel dağılımı gelir dağılımındaki eşitsizliğin derecesini belirleyen önemli bir göstergedir. Tarım-dışı sektörde kişi başına üretim değeri, tarım sektöründeki değerin çok üzerindedir.Sektörler arası işgücü verimliliklerinde görülen bu farklılık, Türkiye’de gelir dağılımındaki dengesizliğin temel nedenlerinden biridir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN