Türkiye’de Yerel Basın kavramı ve Olgusu

Türkiye’de Yerel Basın kavramı ve Olgusu

1.   TÜRKİYEDE YEREL BASIN KAVRAMI VE OLGUSU

Türkiye’de basının hareketlenmesi  başlangıcı, 1 Kasım 1831 tarihinde yayımlanmaya başlayan ilk Türkçe gazete “Takvim-i Vakayı” ile gerçekleşmiştir. Daha sonra basın hareketleri çeşitli dönemlerde, Tanzimat, Meşrutiyet ve İstipdat dönemlerinde,  kendini göstermiştir. Takvim-i Vakayı’den sonra çıkarılmaya başlayan gazeteler genellikle ülke aydınları tarafından çıkarılan özel teşebbüslü gazetelerdir. Türk basın tarihinde gazete yayınlarının başlangıcı sayılan bu dönemde, gazeteciliği daha çok edebiyatçılar, yurtdışında eğitim görmüş insanlar yapıyorlardı. Bu dönemdeki gazetecilik özü itibariyle habercilik ilkesiyle değil de daha çok halkın eğitim seviyesinin yükselmesine yardımcı olabilmek amacıyla yapılmıştır.

Gazeteciliğin veya daha doğru değimiyle yazılı basının Türkiye’de bu kadar uzun geçmişi olmasına rağmen, ülkenin tümü dikkate alındığında yerel olarak gazetelerin yapı ve dağılım bakımından gösterdiği özellikler bir hayli ilginçtir. Hâla dünyanın hemen hemen her ülkesinde aydınlar arasında en etkin kitle haberleşme aracı olma özelliğini koruyan gazetelerin, Türkiye açısından oynadığı rol ve taşıdığı önem ise üzerinde durulmaya değerdir.  Türkiye’de yerel olarak bazı kentlerde ve bölgelerde çıkan günlük gazete sayısı fazla ve tirajı yüksekken, diğerlerinde gazete sayısı azalmakta, tiraj düşmekte veya gazete sayısı fazla olmakla beraber düşük tiraj görülmektedir. Daha başka değişle, gazetecilik Türkiye’nin bazı bölgelerinde diğerlerine oranla daha fazla gelişmiştir. Bazı kent merkezleri özellikle, yerel olarak gazeteciliğin modern anlamda gerçekleştirildiği merkezler olmaktadır. Bunlara örnek olarak İstanbul ve İzmir’i verebiliriz. Ankara, başkent olmakla birlikte, gazetecilik yönünden etkinliği olan önemli bir merkez değildir. Aslında Ankara’nın Anadolu’nun diğer kent merkezlerinden gazetecilik yönünden pek farkı bulunmamakta, yalnız yayımlanan gazetelerin tirajları diğer Anadolu kentlerine oranla biraz fazlalık göstermektedir  Türk gazetecilik tarihinde genellikle ulusal basının yada İstanbul basınının bir yan kolu durumunda algılanmak istenen yerel basın, oluşumunu tamamlamaya çalışmaktadır. Tarihi neredeyse, Türkçe yayımlanan ilk gazete olan Takvim-i Vakayi’ye kadar dayanan yerel basın hâla gelişimini tamamlayamamış ve bu yönüyle bir anlamda ulusal basının kaderini paylaşmıştır. Bugün Türkiye’de ulusal bir gazetenin çektiği sıkıntılar veya eksiklikler Anadolu basını için de geçerlidir. Bu sorunlar hiçbir zaman için birbirlerinden bağımsız olmamış ve genelde basın olarak, ulusal basında yerel basında sorunlarına çözüm üretmede aynı çaresizlikleri paylaşmışlardır.




1.1.    YEREL BASIN NEDİR?

Kamunun olaylarda, yaşananlardan haberdar olabilmeleri için bir ihtiyaçtan ortaya çıkmış olan basın, yüzyıllardır insan yaşamında önemli bir yer etmiştir. Ekonomik alanda, siyasi alanda ve toplumların sosyo-psikolojileri üzerimde etki yaratabilecek özelliğe sahip olan kitle haberleşme araçları kimi zaman kamuyu doğru yönlendirmiş kimi zaman ise çeşitli siyasi grupların ve sermaye gruplarının denetiminde, kamunun genel kabul görmeyen  bir şekilde yanlış bir yöne sürüklemeye çalışmıştır. Bu şekilde kullanılmaya açık olan kitle haberleşme araçları insanların, toplumların ve ülkelerin kaderinde önemli rol oynamıştır.

Yıllarca muhabirler güç merkezlerinin yakınında oturarak; bilgi kırıntıları ellerine düşsün diye bekleşerek zanaatlarını; işlerini kovalamışlardır. Hükümet, başkent, mahkemeler, belediyeler, emniyet merkezleri, diğer kuruluşlar; borsa gibi. Günümüzde insanların neler yaptığını öğrenmek isteyen okuyucuyu bilgi kırıntıları tatmin etmemektedir. Okuyucular özel yaşamlarında yanlarında, yörelerinde olup bitenlerin psikolojik açıklamalarını bulmaya uğraşmaktadırlar. Girift toplumsal dünyalardan, gelişmiş teknolojide “gerçekler”, ne olup bittiğini ancak sadece açıklamaya başlamaktadırlar.

Toplum için, insanlar için kimi zamanlardaki yokluğu ya da eksikliği hissedilen kitle haberleşme araçları bazen aranılan bir görünüm arz etmektedir. Bu kitle haberleşme araçlarından biri olan gazetelerimizin Anadolu’daki yöresel yayınları, yerel basının Türk basın tarihi kitaplarına alınmasını sağlamış ve Bab-ı Alinin karşısına Anadolu basını olarak geçirilmiştir.

Genelde, ulusal ya da uluslar arası kitle iletişim araçları, bireylere düşünemedikleri, ulaşamadıkları dünyayı sunarken, onların içinde yaşadıkları sorunları çözememekte ve toplum üyeleri kendi sorunlarıyla baş başa kalmaktadır. Yerel basın yayımlandığı yörede, bireylerin sorunlarını çözmelerine yardımcı olmak, bireyler arasındaki ilişkilerin olumlu yönde gelişmesini sağlamak, yerel düzeydeki kamu oyunun oluşmasına katkıda bulunmak ve bu arada yerel yönetimleri bir ölçüde denetleyerek, eleştirerek kamu görevi yapmaktadır.

Türkiye’de yerel basın üzerinde yapılan tanımlamalara baktığımızda çeşitli görüşlerin oluştuğunu söyleyebiliriz. Fakat yapılan bu tanımlamalarda genel olarak ortak bir nokta toplanılmıştır.

Yalnızca  belli bir bölgede yayımlanan ve okunan, ulusal haberlerden farklı olarak yerel haberlerin ve konuların yer aldığı gazeteler yada genel olarak bir kasaba ya da kentte yaşanan insanları ilgilendiren haberlerin yer aldığı ve o kentte yayımlanan gazete olarak tanımlanabilir yerel gazete

Bir başka yazar yerel basını şu şekilde tanımlamaktadır: Yerel basın Türk basın tarihinin kuruluş döneminde “Taşra basını “ olarak adlandırılmıştır. Bu kavram bugünkü Türk basını içerisinde pek de uygun görülmemektedir. İstanbul dışında yayımlanan gazeteler arasında “ulusal basın” olarak adlandırılan gazeteler vardır. Yine İstanbul ve Ankara’da yayımlandığı halde Türkiye ölçüsünde dağıtılıp okunmayan gazetelerimiz vardır. Onun için kavramı, Anadolu basını ya da Taşra basını olarak adlandırmamakta veya tanımlamamakta, bunun yerine yerel basın olarak tanımlamaktadır.

Yerel basın her ne kadar farklı adlarla, tanımlamalarla izah edilmeye çalışılsa da genel kabul görmüş karşılığı: Ulusal basın kadar geniş çaplı olmayan, il, ilçe ve beldelerde günlük, haftalık ya da daha fazla aralıklarla çıkan, dar çevrede bölge haberlerine yer veren, yöresel gelişmeyi, sorunları ön planda tutmaya çalışan, ulusal gazeteler gibi tezgâhlarda çok bulunmayan ve biraz da ulusal basının gölgesinde kalmış basın olarak tanımlanabilir yerel basın.




1.2.    TÜRKİYE’DE YEREL BASIN OLGUSU VE YEREL BASININ DOĞUŞU

Dünyada genelde yazılı basın alanında gazete sayısının azalmasından, tirajların düşmesinden söz edilirken, Türkiye’de ülke düzeyinde gazete enflasyonundan söz etmek yerinde olur. Gazete sayısı ülke düzeyinde sayıca fazla görülmekle birlikte, gazete tirajlarının yüksek olmadığı görülür. Üzerinde önemle durulması gereken bir nokta da, Türk gazeteciliği denince hep akla İstanbul kaynaklı gazetelerle yapılan gazeteciliğin gelmesidir. Buna karşılık sayısı 700-900 arasında değişen, Anadolu’nun çeşitli kent ve kasabalarında çıkan yerel gazetelerden veya Anadolu basınında kimsenin pek bilgi sahibi bulunmayışıdır. Gerçekten de İstanbul artık başkent olmamakla birlikte, bugün Türkiye için gazeteciliğin hâla merkezidir.

Sadece kendi çevresiyle ilgili olaylara ilgi duyan yerel basın, siyasi, adli, mülki veya kentteki diğer kamu kuruluşlarıyla bire bir ilişkili olması bakımından haber kaynağına ulaşmada ve bunun sunumunda fazla zorluk çekmemektedir. Fakat bu kurumlardaki idarecilerin kimisi: Gazeteci, haberci ve habere gereği kadar değer vermediğinden kentteki yerel gazetecilik olayı kısır bir döngüye dönmekte ve buda yerel gazeteciliğin olgu olarak pek üst düzeye ulaşamamasına neden olmaktadır. Bugün Anadolu’da gazetecilik mesleğini sürdürmeye çalışan gazetecilerden bazıları, ya valiyle, kaymakamla ya da belediye başkanlarıyla ilgili olumsuz gelişme sayılabilecek olayları haber yaptıkları için o kentte habercilik yapmaları kısıtlanıyor veya çalıştığı basın kuruluşu çeşitli engellemelere maruz bırakılıyor. Anadolu’da bu gibi olayların cereyan etmesi yerel basının gelişimi açısından olumsuzluklar yaratmakta ve sonunda yerel basının, Türk basın karakteri çizgisinin oldukça altına itilmesine neden olmaktadır.

İnsanlar birbirleriyle haberleşme ihtiyacındadırlar ve insanlar arasındaki ilk haberleşme işaretleşme ile başlamıştır. İlkel toplumlarda yüksek tepeler üzerinde ateş yakarak, bazı Kızılderili kabilelerinde bugün hâla görüldüğü üzere uzaklardan belirlenebilecek şekilde duman çıkartarak, Afrika yerlilerinde olduğu gibi tam tam çalarak, işaretler ve seslerle doğrudan doğruya yapılan bu kişisel haberleşme yanında, haberlerin ulaştırılmasının mekanla ilgili olduğu, araya uzun mesafeler girdiği zamanlar, doğrudan doğruya haberleşmenin sosyal bağın devamlılığını sağlamaktaki yetersizliği anlaşılarak, yaya veya atlı haberciler gönderilmesi zorunluluğu doğmuş bulunmaktadır. Yazının icadına kadar bu şekilde biçimlenen doğrudan doğruya haberleşme eylemi, yazının icadından sonra dolaylı haberleşme şekline dönüşmüş, insanlar arasındaki sosyal ilişkilerin mahiyeti değişmiş, bu ilişkiler daha karmaşık durum kazanmış, yazı haberin kaynağına dönebilmeyi sağlayan sağlıklı bir araç olmuştur.

Dünya basın tarihinde basının doğuşu ilk insanlara kadar dayandırılmakta, yazının icadıyla, matbaanın icadıyla ve diğer teknolojik gelişmelerle bugüne kadar uzanmaktadır. Bugün çokça tartışılan bir konuda gazetelerle (basın) haberi yarattı yoksa, haberler mi gazeteleri (basını) yarattı. Doç. Dr. Güner Öztuna bunu şöyle açıklamaktadır:   İngiltere’nin modern basının beşiği olduğunu iddia etmeye hakkı yoktur. Öteki ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de tellallar aracılığıyla en ilkel gazete olmadan önce bile, haber alış verişi yapılıyordu. Panayırların en renkli tarafı dedikodu ve haber iletişimidir. Dolayısıyla gazeteler haberleri yaratmamıştır; Haberler gazeteleri yaratmıştır.

Türkiye’de basının doğuşu öncelikle 18. yüzyılda basın sanatının yani matbaanın İbrahim Müteferrika tarafından Türkiye’ye getirilmesi daha sonra da 19. yüzyılda, 1831’de Türkiye’de yayımlanan ilk Türkçe gazete olma özelliğine sahip olan Takvim-i Vakayı ile olmuştur. Bu tarihten sonra geniş anlamda basın ülke içinde yaygınlaşmaya başlamış ve 19. yüzyılın sonlarına doğruda bugünkü anlamıyla yerel gazete olarak tabir ettiğimiz vilayet gazeteleri oluşmuştur.

Osmanlı mahalli idarelerinde ilk büyük düzenleme, eyalet sistemin kaldırılarak vilayet sistemine geçişle ilgili, 7 Kasım 1864’te çıkarılan vilayet nizamnamesiyle yapılmıştır. Bu girişimin amacı, Ali Paşanın 1856 Islahat Fermanının 13. fıkrasına uygun olarak yaptığı, “halkın ülke işlerine katılması temel kuralının uygulanmaya konulması, hâlen geçerli olan merkeziyet usulündeki mutlakıyetçi yönetimin hafifletilmesine yöneliktir.” Sözleriyle açıklanmıştır. Bu konudaki ilk uygulamada, söz konusu nizamnamenin çıkarılmasından önce, 8 Ekim 1864’te yayımlanan “Tuan Vilayeti Nizamnamesi” ile başlatılmıştır. 1865’te Bosna Vilayeti’nin kurulması için ayrı bir nizamname çıkarılmış, bunu Suriye, Erzurum, Halep, Edirne vs. izlemiştir.

1864’te yerel yönetimlerle ilgili düzenlemenin çerçevesinde “eyalet sistemi kaldırılarak yerine” vilayet sistemi” getirilince her vilayette kendi gereksinmesini karşılamak için bir de basımevi kurulması, böylece o döneme kadar sınırlı bir kültürel yapı içinde bulunan bölgelerin bu açıdan gelişmeleri öngörülmüştür. Ülkede yapılan bu yasal değişiklikle vilayet gazeteleri oluşmaya başlamış ve her vilayette kendi bölgesinin haberlerine yer veren gazeteler çoğalarak yerel gazeteciliğin oluşmasına yardımcı olmuştur. Kısaca vilayet gazeteleri yerel basına önderlik, öncülük etmiştir. Yerel basının doğuş aşamasını oluşturan vilayet gazeteleri olmuştur.




1.2.1. YEREL BASININ ÖNCÜLERİ VİLAYET GAZETELERİ VE BUNLARIN ÖZELLİKLERİ

7 Kasım 1964’te çıkarılan vilayet nizamnamesi ile, Osmanlı eyalet sisteminden, vilayet sistemine geçmiş ve tüm vilayetlerde birer gazete çıkarılmasına ön ayak olmuştur.Bu yasal değişiklikten sonra her vilayette kendi gereksinmesini karşılamak için bir de basımevi kurulmuştur.

Osmanlı vilayetlerinde yerel gazeteler (vilayet gazeteleri) çıkarılmasını , bir yandan , toplumdaki artan ayrılıkçı eğilimleri dengelemek, öte yandan da Avrupa’ da özellikle Araplara yönelik olarak sayıları artan Arapça süreli yayınların etkisini bastırmak isteği  teşvik etmiştir.Öncelikle karşı girişim olarak , Ahmet Faris Şidyak’a 20 yıl boyunca din yada başka hiçbir Arapça gazetenin yarışamayacağı mükemmellikteki “El Cevaib” gazetesini yayımlamak için maddi yardımda bulunulmuştur (1860). Bu gazete, Osmanlıcılık ve İstanbul sultanı çevresinde toplanma temasını, öyle başarıyla savunmuştur ki ,Osmanlı ülkesi için en liberal basın resmini savunan Avrupa ülkeleri bile , bu gazetenin kendi sömürgelerine girmesini yasaklamışlardır.

Suriye’deki iç kargaşaları bastırmak için olağanüstü yetkilerle görevlendirilen Fuat Paşa da 1860’ ta , Beyrut’ta çıkmakta olan “Hadi kat al- Ah bar “ adlı Arapça gazeteyi , yerel yönetimin resmi sözcüsü haline getirmiş , böylece Türkçe-Arapça olarak ilk vilayet gazetesi yayımlanmıştır.

Osmanlı ülkesinde çıkan bazı vilayet gazetelerinin kuruluş ,yer ve tarihleri şu şekildedir.
YIL      VİLAYET      AD         DİL
1860      Beyrut         Had ika al-Ah bar       Türkçe- Arapça
1865      Tuna         Tuna         Türkçe- Bulgarca
1865      Şam         Suriye         Türkçe- Bulgarca
1866      Trablus garp      Trablus garp      Türkçe- Arapça
1867      Halep         Gadir el-Fırat      Türkçe- Arapça
1867      Girit         Girit         Türkçe- Rumca
1868      Edirne         Edirne         Türkçe- Rumca
1868      İşkodra      İşkodra      Türkçe
1868      Yanya         Yanya         Türkçe- Rumca
1869      Diyarbekir      Diyarbekir      Türkçe- Ermenice
1869      Bursa         Hüdavendigar      Türkçe- Ermenice
1869      Halep         Fırat         Türkçe- Arapça
1869      Konya         Konya         Türkçe- Rumca
1869      Selanik      Selanik      Türkçe- Rumca
1869      Selanik      Selanik      Bulgarca- Yahudice
1869      Trabzon      Trabzon      Türkçe- Rumca
1869      Bağdat         Zevra         Türkçe- Arapça
1871      Prizren         Prizren         Türkçe- Sırpça
1872      Kastamonu      Kastamonu      Türkçe
1872      Adana         Seyhan         Türkçe- Rumca
1872      Yemen         Yemen         Türkçe- Arapça
1873      Manastır      Rumeli         Türkçe
1874      Ankara         Ankara         Türkçe
1874      İzmir         Adın         Türkçe
1876      Hersek         Neretva      Türkçe- Sırpça
1877      Pristine/Üsküp    Kosova      Türkçe- Sırpça
1878      Sivas         Sivas           Türkçe
1882      Rodos         Cezair-i Bahri Sefid     Türkçe-Rumca
1884      Manastır      Manastır        Türkçe
1884      Musul         Musul           Türkçe
1888      Beyrut         Beyrut           Türkçe-Arapça
1903      Kudüs         Kudüs           Türkçe-Arapça
1908      Hicaz         Hicaz           Türkçe-Arapça

Vilayet gazetelerinde, padişah ile ilgili haberler öncelikle yer almaktadır. Bunun yanı sıra kamu görevlilerinin atama, yükselme ve ödüllendirilmeleri, yeni yasa, yönetmelik düzenlemeleri, hükümet, vilayet ve kamu kuruluşlarının çalışmaları, demiryolu, yol, telgraf hattı yapımları, sağlık konuları, yerel okul sınavları ve ödül dağıtma törenleri, hacıların gidişi, et, ekmek fiyatları, şiddetli yağmur ve kar yağışları, doğal afetler, kollu kuvvetlerinin başarılar, valilerin konuşmaları ve yazıları,savaşlar, yeni silahlari buluşlar, yabancı konsolosların gezileri, vilayet gazetelerinde yer alan haberler arasındadır.

Bu gazeteler işlevleri bakımından olduğu kadar, içerikleri açısından da zamanın gazetecilik koşullarını yerine getirmişlerdir. Yalnızca resmi nitelikli duyurularla yetinmemiş zamanın aydın kesimini oluşturan bürokratları muhabir ve yazar olarak kullanmış yerel sorunlar ve gelişmelerle ilgili yayınlar yapmış ve hatta yabancı gazetelerden alıntılarda bulunmuşlardır.

Vilayet gazeteleri ve bunların içerikleri hakkındaki bilgilere baktıktan sonra şimdi de bu gazetelerin özellikleri hakkında neler söylenmiş bunlara bakalım

Vilayet Gazetelerinin Özellikleri:

1)   Vilayet gazeteleri, Anadolu basınına, yerel basına öncülük, önderlik ve rehberlik etmişlerdir.
2)   Gazetelerin basıldıkları matbaalar, kamu işlerinin yanı sıra, özel kesimin işlerine de açık tutulmuş, böylece yerel basının başlaması ve saygınlık kazanması yoluyla önemli bir adım atılmıştır.
3)   Matbaalarda çalışan personel önceleri çoğunlukla İstanbul’dan gelmiş ancak zaman içinde bölgeden de matbaacılar yetiştirilmiştir.
4)   Bazı vilayetlerde “sanat okulları”, “sanayii okulları” açılmış, matbaalar birer uygulama yeri hâline getirilerek matbaacılık eğitimi verilmiştir.
5)   Birçok vilayette, yayımlanan gazete, yörenin ilk süreli yayını olduğu için, gazeteciliğin alfabesinden başlanılarak, kitlenin basın aracılığıyla eğitilmesinde önemli adımlar atılmıştır.
6)   Vilayetlere ilişkin nizamnameler; gazetelerde yer alacak resmi ve gayri resmi tüm yazıların, vilayet mektupçusunun sorumluluğu altında olduğunu “belirttiğinden, yazıların büyük bölümü mektupçular tarafından kaleme alınmıştır.
7)   Gazetelerde yer alan yazılar genellikle imzasızdır.
Yazıların konuları tarihsel süreç içinde büyük farklılıklar göstermektedir.
9)   Vilayet gazetelerinin yayınlarında, bilinçli bir gazetecilik yaklaşımı görülmemektedir.
10)   Gazetelerde zaman zaman şiirlere, inceleme ve araştırmalara, tarih çalışmalarına da yer verilmiş, böylece taşra kültürüne olumlu bir hareketlilik getirilmiştir.
11)   Yazıların bir bölümü de İstanbul gazetelerinden özetlenerek alınmıştır.
12)   Gazetelerin soğuk bölümü, zaman zaman yönetimde bulunan kişileri de rahatsız etmiştir.
13)   Bazı gazetecilerin bu bakış açısı, özellikle 2. Abdülhamid döneminde hükümeti rahatsız ettiğinden dahiliye nezareti 1889 yılında bir genelge yayımlayarak, vilayet gazetelerinde, İstanbul gazetelerinde yer alan yazıların içeriğinin dışına çıkılmamasını emretmiştir.
14)   Daha sonra da edebiyatla ilgili yazılarla ilgili yasaklar getirilmiştir.
15)   Bu uygulamalar sonucu ,vilayet gazetelerine ilgi azalınca, 1903 yılında vilayet gazeteleriyle ilgili bir kararname çıkarılmıştır. Bu kararnamede, vilayetlerde çıkan gazetelerin büyük çoğunluğunun, o yörenin tarımı ve doğal kaynaklarıyla ilgili sorunları aydınlatamadığı, ayrıca halkın kültürel ve mesleki gelişmesine de katkıda bulunamadığı belirtilmiştir.
16)   Yine aynı kararnamede, bu kısırlığın önlenebilmesi için bilgi sahibi olan kişilerin gazetelerde yazı yazmasının sağlanması, yazıları herkesin anlayabileceği Türkçe’yle kaleme alınması istenmiş, muhtarların gazetelere abone olmaları gerektiği belirtilmiştir.
17)   İki dilde yayımlanan vilayet gazetelerinde her iki dildeki metinler birbirlerinin aynısıdır.
18)   Özellikle Anadolu’da yayımlanan bazı gazetelerde, Türkçe metinler Ermeni ve Rum harfleriyle aynı ama yine Türkçe olarak yer almıştır.
19)   Türkçe dışındaki yayımlar genellikle sürekli olmamıştır.
20)   Vilayet gazeteleri zaman zaman ilavelerde yayımlamışlardır.
21)   Genellikle haftalık olan yayınlar çoğu kez düzensiz çıkmıştır.
22)   Gazetelerin sayfa sayısı 2 ile 4 arasında değişmiştir.
23)   Resim ve karikatürün yok denecek kadar az olduğu vilayet gazetelerinin önemli bir bölümünün baskı adedi 500 dolayındadır.
24)   Vilayet gazeteleri, belirli merkezlerde halk tarafından okunmalarını sağlanmaları için duvarlara yapıştırılmıştır.
25)   Bazı vilayet gazeteleri birkaç yıl sürebilmiş, bazıları ise son yıllara kadar yayımlanmıştır.
26)   Bunların bir bölümü de, Cumhuriyetten sonra, özel gazeteciliğin özendirilmesi ve desteklenmesi için kapatılmıştır.
27)   Basının, İstanbul’un tek elinden çıkmasına neden olan vilayet gazeteleri, Osmanlı Devleti’nin egemenliği altında bulunan yörelerde, gazeteciliğin yaygınlık kazanmasında önemli rol oynamıştır.
28)   Anadolu’da birçok ilin ve Ortadoğu’daki bazı ülkelerin basın tarihleri, vilayet gazeteleriyle başlamaktadır.
29)   Anadolu’da yerel gazeteler yayımlanırken, vilayet gazeteleri deneyiminden yararlanıldığı açıkça söylenebilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın