Türkiye’yi Parçalama Süreci

Türkiye’yi Parçalama Süreci

Müdahale ettiği bütün ülkelerde kan, göz yaşı ve kaos getiren Dünyanın Jandarması Amerika bize paketleyerek teslim ettiği terörist başı ile yapılan müzakereleri ayakta alkışlıyormuş.

Ülkemizin içinde bulunduğu bir süreci Amerika alkışlıyorsa biz Amerikan planına paralel bir noktada gidiyoruz demektir.

Yazılarımızda sürekli olarak belirtiyoruz madem bölgemiz yeniden yapılandırılıyor o zaman Türkiye’nin de bu bölgenin geleceği için bir planının bir projesinin olması gerektiğini her zaman vurguluyoruz. Nedir o? Kurucumuzdan gelen bir plan var bu coğrafyada. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasından sonra meydana gelen otorite boşluğu şu an Ortadoğu ülkelerinde Türkiye tarafından doldurulamadığından bu coğrafyadaki devletlerin tekrar bir araya gelerek merkezdeki otorite boşluğunu doldurmaları gerekir. Ama bu maalesef ne ABD ne Avrupa tarafından ne de İsrail tarafından istenmiyor.

Şimdi Türkiye Irak, İran ve Suriye ile bir araya gelerek bir bölgesel paktı kursa bugün bölge devletleriyle Türkiye yakınlaşarak hem terörü hem de bölgede tırmanmakta olan savaşı önlemek varken biz bölgedeki devletlerin ve komşularımızın yıkılmasında ve dağılmasında maalesef batılı müttefiklerimiz tarafından bölgeye, araziye ve savaş coğrafyasına itilmek zorunda kalıyoruz ki biliyorsunuz meşhur Irak 1 Mart tezkeresi olayını. Biz bunları dün Irak’ta yaşadık bugün Suriye ile yaşatılıyoruz, yarın da İran’la yapılacak olan bir batı dünyası İran karşıtlığı noktasında Türkiye bölgenin merkezi ülkesi olarak hareket edeceğine, kendi bölgesel plan ve programını gerçekleştireceğine Türkiye bölgede maalesef bir cephe ülkesi konumuna getiriliyor.

İşte bu çerçevede biz maalesef kendi plan ve programımızı uygulayamadığımız bu noktada o zaman bu coğrafyanın geleceğine yönelik Avrupa planlarına ABD planlarına ve İsrail planlarına ister istemez alet olmak durumunda kalıyoruz. Çünkü kendi modelimizle ortaya çıkamıyoruz. Kendi modelimizle ortaya çıksak komşularımızla da birlikte hareket etmek mümkün olacak. Ama maalesef Türkiye’de siyasi partiler içerisinde Türkiye’nin bir B planı olması gerektiğini vurgulayan ne bir ana muhalefet partisi var, Nede Milliyetçi olarak tanımlanan fakat milli devlet ortadan giderken, milli devlet dağılırken, üniter  ve ulusal devlet yapısı giderek bir eyaletler sistemine doğru zorlanırken biralternatif modelin, alternatif B planının milli devletin devamı için bu partiden de gelmediğini görüyoruz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Enbiya Suresi 96'daki Yecüc Mecüc Nedir?

Bugünkü iktidar Türkiye’den yana bir şeyler yaparsa onu destekleyebiliriz. Ama Türkiye’den yana, ülkemizin ulusal çıkarları doğrultusunda yaparsa. Ama bu coğrafyanın geleceği için küresel planlar, emperyal planlar, dışarıdan hariçten gelen ve bu coğrafyayı kendi çıkarları doğrultusunda düzenlemek isteyen işte efendim Kuzey Irak’taki petrolleri Akdeniz’e taşıyacağım, İsrail’in sınırlarını genişleteceğim, ya da Filistin ve Lübnan topraklarını İsrail’e katacağım, ya da Irak’ı üçe böldüğüm gibi Suriye’yi beşe böleceğim gibi plan ve programlar bizim planlarımız değildir. Bizim komşularımızla, bölge devletleriyle bizi karşı karşıya getiriyor. Bizi İran’daki Türklerle, orta doğudaki Müslümanlarla karşı karşıya getiriyor. Hem kardeşlerimizle, hem dindaşlarımızla karşı karşıya gelme, onlarla çatışma noktasına geliyoruz ki bunu Türkiye açısından kabul etmek mümkün değildir.

Biz hem batı bloğu içerisinde yer alıyoruz, batı ile ittifak içerisindeyiz ama hem de bölge devletiyiz. Batı ittifakının çıkarları doğrultusunda bu merkezi coğrafya için plan, program hazırlıyorsunuz ondan sonra bizi buna alet etmek istiyorsunuz. Biz sadece batı ittifakı içerisinde bir ülke değiliz. Biz ayni zamanda bölge ülkesiyiz. Bölgenin merkez ülkesiyiz ve bölgenin merkez ülkesi olarak varlığımızı sürdürüp ayakta kalacak isek mutlaka bizim de bir planımızın olması gerekir.

Bunu Atatürk Osmanlı sonrasında ulus bir devlet olarak Türkiye’yi kurarken Ortadoğu da ki boşluğun doldurulması için ikinci dünya savaşı öncesinde sadabat paktı olarak gündeme getirmiştir. Şimdi Türkiye’nin planı, programı belli. Türkiye sadabat paktı doğrultusunda bir devlet olarak bölgesel yapılanmaya yönelirse bugün varlığını koruyabilir. Yoksa güneydoğu dan başlayan bir süreç içerisinde artık etnik meseleler siz Karadenizlisiniz, büyük Ermenistan gibi arkadan Pontus gelecek ve alt kimlikler üzerinden mevcut statükonun yeni bir statükoya çevrilmesi ile ortadoğunun balkananizasyonu anlamını taşıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

Osmanlı yıkılırken balkanlarda küçük küçük devletler ortaya çıktı. Amerikanın gelişi ile Irak’ta da küçük devletler oluşturdular. Şimdi sıra Suriye’de ertesi gün İran’da ve Türkiye’de. Bu ne demektir. Bu yüz yıl önce balkanlarda başlayan Osmanlıyı yok eden balkanizasyon sürecinin ortadoğuya taşınmasıdır.

Bu aslında İsrail planıdır. Büyük İsrail planıdır.

Şimdi Türkiye’nin B planı olması gereken Atataürk’ün Türkiyenin geleceği için ortaya koymuş olduğu sadabat paktı komşuları eskiden olduğu gibi bir araya getirecek bir milli politika olması gerekirken biz bakıyoruz dün Irak’a sürükleniyoruz bugün Suriye’ye sürükleniyoruz ki bugün ortaya çıkan barış planının tam bu aşamada ortaya çıkmasının sebebi de Suriye savaşının gelmiş olduğu noktadır. Bakın üç yıldır savaş devam ediyor ne oldu? Üç ayda yıkacağız diyorlardı yıkılmadı. Çünkü arkasında çok güçlü bir yapı var. Devletlerini sağlam temellere oturtmuşlar ve Türkiye’deki gibi batılılar içeriye sızamamışlardır.

Suriyede sonuç alınamadığı için Türkiye’yi arkadan vurma noktasında olan o etnik bölücü terör örgütleri şimdi yavaş yavaş Suriye’ye taşınmak isteniyor. Bu bize barış olarak kabul ettirilmek isteniyor, ve barış süreci içerisinde de anayasayı değiştirerek yeni bir statüyü tanıyın diyor. Bu Türkiye’nin kuvai milliyeden gelen kazanılmış ulus hakkı olan ulusal, üniter, merkezi devlet yapısından vazgeçilmesi demektir. Böyle bir şeye Türkiye girdiği zaman Türkiye kendinden vaz geçiyor demektir. O zaman yeni statü altında yeni kimliklerin konuşulması gerekir. Ulusal kimliğin devre dışı kalmasından sonra önce alt kimliklerin hortlatılmasını yaşıyoruz. Sonra da ulus kavramının yeniden tanımı gündeme geliyor ki, bu ülkemizin intiharı demektir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın