DOLAR 18,6443 0.02%
EURO 19,4227 -0.04%
ALTIN 1.051,02-0,01
BITCOIN 307321-0,25%
Adana
16°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Ultrason nedir? Kullanıldığı Alanlar, Yararları ve Zararları

Ultrason nedir? Kullanıldığı Alanlar, Yararları ve Zararları

ABONE OL
09 Kasım 2022 08:34
Ultrason nedir? Kullanıldığı Alanlar, Yararları ve Zararları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ultrason ya da ultrasonografi modern tıbbın vazgeçemediği görüntüleme yöntemlerinden birisidir. Ultrasonun insan vücudunun içinde olup bitenleri anlamaya yarayan diğer görüntüleme yöntemlerden en önemli farkı bu amaca ulaşmak için X- ışınlarını kullanmaması yani radyasyon içermemesi, bunun yerine insan kulağının duyamayacağı frekansta ses dalgalarından yararlanmasıdır. Bir başka olumlu özelliği de elde edilen görüntünün gerçek zamanlı olması yani işlem yapıldığı sırada görüntünün monitör ekranında izlenebilmesidir.

40 yıldan fazla zamandır tıp alanında kullanılan ultrason günümüzde kadın doğum pratiğinde rutin uygulamaya girmiş, jinekolojik muayene ve gebelik takiplerinin olmazsa olmaz bileşeni haline gelmiştir.

Ultrasonun çalışma prensibi

Ultrason cihazı ses dalgalarının değişik yoğunlukta dokular içinde farklı hızlarda ilerlemesi ve yansıması prensibine dayanan bir mekanizma ile çalışır. Bu mekanizma aslında doğaya yabancı bir mekanizma değildir. Yarasaların uçarken, balinaların ise denizlerde yüzerken kullandıkları sistem de benzer bir prensibe dayanmaktadır. Öte yandan denizaltıların seyir sırasında ya da balıkçıların balık sürülerini ararken kullandıkları sonar cihazları da aynı mekanizma ile çalışırlar.

Ultrason cihazının bölümleri

Ultrason cihazları tıpkı bilgisayarlarda olduğu gibi farklı parçalardan oluşur.

Prob: Ultrason cihazının inceleme sırasında vücüt ile temas eden en önemli kısmıdır. Prob ses dalgalarını üretir ve yansımalarını algılar. Basit bir benzetme yapacak olursak ultrason cihazının ağzı ve kulağı gibi görev yapar.
Ultrason probları ses dalgalarını 1880 yılında Pierre ve Jacques Curie tarafından keşfedilen ve piezoelektrik etkisi adı verilen bir sistemle üretirler ve algılarlar. Probların içinde çok sayıda piezoelektrik kristali adı verilen quartz kristal bulunur. Elektrik akımı uygulandığında kristaller hızla şekil değiştirirler. Bu şekil değişikliği titreşime ve sonuçta ses dalgası oluşmasına yol açar. Tam tersi olarak kristallere herhangi bir ses dalgası ya da basınç ulaştığında bu kez elektrik akımı üretirler. Bu sayede aynı kristaller hem ses üretmek hem de sesi algılamak amacıyla kullanılırlar. Probun içinde ayrıca kendi ürettiği sesin oluşturduğu yansımaları ayıran bir bölüm ve üretilen ses dalgalarını odaklamaya yarayan bir de akustik lens bulunur.

Tipik olarak bir ultrason probunda yaklaşık 300 kristal bulunur. Bu kristaller birbirlerinden bağımsız olarak ses dalgası üretir ve kendilerine ulaşan yansımaları elektrik akımına çevirirler. Sonuçta saniyede yaklaşık 30 görüntü elde edilir ve bu 30 görüntü monitörde hareketli film gibi izlenir. Bu olaya gerçek zamanlı ultrason adı verilir. Diğer görüntüleme yöntemlerinde ise sadace tek bir kare görüntü elde edilmektedir.

Ultrason probları çok değişik boyutta ve şekilde olabilir. Probun türü elde edilecek görüntü alanını, üretilen ses dalgalarının frekansını, doku içerisinde ilerleyeceği mesafeyi ve elde edilen görüntünün çözünürlüğünü belirler. Kadın doğumda en çok frekansı 1-10 MHz aralığında ses dalgası üretebilen vajinal ve konveks abdominal problar kullanılır. Probun açısı inceleme amacıyla taranan alanın da genişliğini belirler.

Üretilen ses dalgalarının doku içinde ilerleme hızı saniyede yaklaşık 1540 metredir ancak aynı dalgaların gücü dokunun direncine göre değişir. Probu terk eden ses dalgası vücut içinde yansıyacağı, kırılacağı ya da emilip ısıya dönüşeceği bir yere ulaşana kadar ilerler. Kırılan ses dalgası yönünü değiştirerek ilerlemeye devam eder ve sonuçta ya bir dokuya ulaşıp yansır ya da emilir.Yansıyan ses dalgası proba geri döndüğünde kristallerde oluşan elektrik akımı merkez üniteye iletilir ve görüntü olarak işlenir.

Ses dalgasının frekansı ne kadar yüksek ise elde edilen görüntünün çözünürlüğü yani kalitesi de o derece yüksektir. Buna karşılık yüksek frekanslı ses dalgaları dokular içinde çok fazla ilerleyemez. Vajinal prob ile abdominal prob arasındaki farkın temeli bu özellikte yatar. Abdominal prob ile inceleme yaparken ses dalgaları üreme organlarına ulaşana kadar uzun bir mesafe katetmek durumundadırlar ancak vajinal incelemede prob incelenmesi amaçlanan dokulara çok yakın olduğundan ses dalgasının uzun bir mesafe katetmesine gerek yoktur. Bu nedenle vajinal incelemelerde daha yüksek frekanslı problar kullanılabilir ve abdominal proba göre çok daha kaliteli görüntü elde edilebilir.

Abdominal konveks prob Vajinal prob

Merkezi işleme ünitesi (Central processing unit, CPU): Prob bir ses dalgası üretip doku içine gönderdikten sonra buradan geri yansıyan ve elektrik akımına dönüştürülen sinyaller merkezi bir işleme ünitesi tarafından değerlendirilir. Dokuların yoğunluğu ve uzaklığına göre bu işlem ünitesi sinyalleri yükseltir filtre eder ve sonuçta görüntüye dönüştürür. Filtre işlemi sinyali görüntüyü bozabilecek dış seslerden arındırmak için gereklidir.Bu olaylar tıpkı şu anda kullandığınız bilgisayar işlemsinde olduğu gibi gerçekleşir. CPU aynı zamanda ultrason cihazının ve probun gereksinim duyduğu elektrik enerjisini de sağlayan kaynaktır.

CPU’nun bir diğer işlevi de elde edilen görünütünün kalitesini sağlamak ve bu görüntüyü çıktı ünitelerine iletmektir. Genelde CPU ünitelerinde cihazın kontrolünü sağlayan bir panel ve mouse ya da trackball da bulunur. Bunların görevi hem görüntü üzerinde işaretleme hem de ölçüm yapabilmektir.

Elde edilen görüntünün kalitesi probun frekansına ve kalitesine bağlı olduğu kadar aynı zamanda CPU kapasitesi ile kullanılan yazılıma da bağlıdır. Yazılım aynı zamanda verilerin işlenmesi ve ölçüm sonucunda özellikle gebelik ultrasonografisinde bebeğin büyüme ve gelişiminin değerlendirilmesi ile ağırlığının tahmin edilmesinde de kullanılır.

Çıktı üniteleri: Ultrtasonik dalgaların CPU’da işlennmesi ve görüntüye dönüştürülmesi ile elde edilen veriler çıktı ünitelerine aktarılır. Bu ünitelerin en çok kullanılanı monitördür. Bu monitör bilgisayar monitörü ile benzerdir. Pek çok ultrasonda renkli monitör de olsa ekrana yansıyan görüntü siyahtan beyaza dek uzanan gri tonlardan oluşmuştur. Ekrandaki koyu renk alanlar ses dalgasını kıran ya da emen oluşumları temsil ederken daha açık renkli alanlar sesi yansıtan ya da proba çok yakın olan dokuları gösterir. Örneğin sıvı ses dalgasını absorbe ettiği için içi idrarla dolu bir mesane ya da basit bir yumurtalık kisti ultrasonda siyah olarak görülür. Doppler etkisi ile çalışan ultrasonlar ise hareketleri de gösterebilir ve bu hareketler ekranda renkli olarak görülebilir. Bu etki en çok kan akımlarını izlemek için kullanılır. Probdan uzaklaşan cisimler ekranda mavi, yaklaşanlar ise kırmızı renkte görünür.
CPU’dan çıkan ve monitörde yansıtılan görüntü disket ya da CD gibi depolama aygıtlarında saklanabilir, bağlı olan bir video ile kasede kaydedilebilir ya da termal bir yazıcı ile kağıda aktarılabilir.
Özet
Bir ultrason incelemesini özetleyecek olursak:
1. Ultrason cihazı prob yardımı ile yüksek frekanslı ses dalgalarını vücudunuza gönderir.
2. Ses dalgaları vücudunuz içinde ilerlerken farklı yoğunluktaki dokulara çarparak ya emilir ve ısıya dönüşür, ya geri yansır ya da kırılıp yön değiştirirdikten sonra yansıyacağı başka bir dokuya kadar ilerlemeye devam eder.
3. Geri yansıyan dalgalar prob tarafından yakalanarak elektrik uyarısına dönüştürülür ve CPU’ya aktarılır.
4. CPU sesin doku içindeki ilerleme hızına göre dalgayı yansıtan oluşumun probdan olan uzaklığını hesaplar ve bu işlem saniyenin milyonda biri gibi kısa bir sürede gerçekleşir.
5. CPU yansıyan ekoların uzaklığını ve yoğunluğunu işleyerek bunu ekranda görülebilen iki boyutlu bir görüntü haline dönüştürerek monitöre yansıtır.

Ultrasonografi nedir,ne değildir?

Ultrasonografi tarihi,gelişimi,terimler

Gebelikte ultrasonografi uygulamaları son 15 yıl içinde teknik gelişmelere paralel olarak büyük değişim gösterdi. Bugün kullandığımız gelişmiş ultrasonografi cihazlarıyla daha önceden izlenemeyen pek çok yapısal özelliği ölçüp ve normal gelişimini değerlendirebiliyor, gebeliğe ait pekçok sorunu ve bebekle ilgili problemleri saptayıp tedbir alabiliyoruz.

Ancak gelişen teknolojiyle ultrasonografinin bir muayene yönteminden çok bir şov aracı haline dönüşmeye başladığını belirtmek gerek. Hemen hiçbir muayene odasında muayene sırasında hekim, hasta, hemşire dışında kimse bulunmazken pek çok ultrasonografi odasına kalabalık aile üyelerinin doluşup aslında bir muayene yöntemi olan ultrasonografiyi eğlence aracına dönüştürdüğüne hepimiz tanık olmuşuzdur.Bu durumun muayeneyi olumsuz yönde etkileyebileceğini kabul etmek gerek.

Unutmamalı ki ultrasonografi yaparken doktorunuz bebeğinizin sağlık durumu hakkında gözlem yapmakta ve bu gözlemini birikimleriyle birleştirmektedir.Yoğun dikkat gerektiren bu uygulamada muayene odası kalabalık bile olsa sessizliği korumak sizin ve bebeğinizin yararınadır.

Bunun yanında ultrasonografi konusunda bir kavram kargaşasının yaşandığını da belirtmek gerek. Yakınlarınızdan ‘renkli doppler’ ,’büyük ultrason’ , ’üç boyutlu ultrason’ ve buna benzer başka terimler duyacaksınız.Bu nedenle hangi terimin aslında neyi ifade ettiğini gözden geçirmekte yarar görüyoruz.

Ultrasonografi Nedir? Nasıl Çalışır?

Ultrasonografi ses dalgalarını kullanan bir tekniktir. Kesinlikle röntgen ışınları ve radyasyon içermez.Kulağımızın duyamayacağı kadar yüksek frekanstaki ses dalgaları karnınızın üzerinde gezdirilen ‘probe’ adı verilen cihaz yardımıyla vücudunuza gönderilir ve ve vücudunuzdaki farklı dokulardan farklı şekilde geri yansıyan (boş bir alanda bağırdığınız zaman çevreden sesinizin geri yansıması gibi) ses dalgaları yine probe tarafından algılanır. Farklı yapıdaki dokulardan yansırken ses dalgalarının özelliklerinde değişimler olur. Bu değişimlerden yararlanarak ultrasonografi görüntüsü oluşturulur.

Ultrasonografinin temeli 19. yy ın sonlarında ünlü fizikçiler olan Currie ailesinin keşfettiği ‘’piezoelektrik etki’’ ye dayanır.Bazı meddeler ki bunlara ‘’piezoelektrik kristaller’’ adı veriyoruz üzerlerine uygulanan mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebilme yeteneğine sahiptir.Ultrasonografide ‘prob’ adını vediğimiz ve ana üniteye bağlı olan ve uygulama sırasında vücudunuza temaz eden kısımda bu kristaller yeralır.bu kristaller ürettikleri ses dalgalarının yansımalarını da algılar.Bunların ana makinede işlenmesiyle ses dalgalarının yollandığı dokuların iki boyutlu görüntüsü elde edilebilir.

Doppler ultrasonografi hareketli bir cisimden yansıyan ses dalgalarının frakansındaki değişimden faydalanarak cismin hareket hızının hesaplanabilmesi prensibinden yararlanır.Yani hareket eden bir cisme belli frekansta ses dalgaları yollanırsa ,bu cisimden geri yansıyan ses dalgalarının frekansında bir değişim olur.Gönderilen ve geri yansıyan ses dalgalarının frekansları arasındaki farktan yararlanılarak cismin hareket hızı hesaplanabilir. bu fizik özelliğinden ultrasonografi de en çok kan akımına ait verilerin elde edilmesinde yaralanılır.Gebelik sırasında doppler ultrasonografi gebelikle ilgili komplikasyonlar hakkında değerli öngörülere olanak sağlar.Uterusa giden atardamarlardaki kan akımı özellikleri ilerleyen gebelik haftalarında bebekte rahimiçi gelişme geriliği, annede preeklampsi ve ilgili sorunların gelişme riskine ait önemli uyarılar verebilir. Yine aynı şekilde göbek kordonundaki kan akımı ve bebeğin çeşitli damarlarındaki kan akımı özellikleri de bebeğin plasentadan yeterli besin ve oksijen alıp almadığı konusunda direkt ve objektif veriler sağlar.

Ultrasonografi geçmişi 40 yıla ulaşmış olan bir tekniktir.Laboratuar ortamında yapılan çalışmalarda ultrasonografini doku üzerinde neden olabileceği iki etki belirlenmiştir.Bunlar ısı arttırıcı etkisi ve kavitasyon etkisi olarak adlandırılır.Isı oluşturma etkisi ultrasonografini süresi ve kullanılan frekansla doğru orantılıdır. Rutin uygulamalarda kullanılan frekans ve uygulama süreleriyle ısı artışının zararlı bir etkisi gösterilmemiştir. Kavitasyon etkisi ultrasonografi uygulanan dokuda baloncuklar oluşması şeklinde tanımlanabilir ve doku harabiyetine neden olabilir.Ancak yine gebelikte uygulanan ultrasonografide de kavitasyon etkisi gösterilememiştir.Yapılan pek çok çalışmada ultrasonografinin etkilerine bağlı olduğu kanıtlanmış herhangi bir sakatlık saptanmış değildir. Görme bozuklukları ,sağırlık,solaklık,gelişme geriliği,çocukluk çağı lösemileri,konuşma bozuklukları gibi pek çok sorun için ultrasonografinin olumsuz yönde etkisi olup olmadığı araştırılmış ancak herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu nedenle arada yayınlanan gazete haberlerine bu nedenle önem vermemek gerekir .Buna karşın ultrasonografi gebelik ve doğumla İlgili uygulamalarda (obstetri)ve diğer kadın hastalıklarının tanı ve tedavisinde yepyeni bir çağın başlamasına neden olmuştur.Gelişen teknoloji hekimlerin önünde yeni olanaklar ve kolaylıklar sunmaya devam etmektedir.

Ultrasonografi muayenelerii ne sıklıkla yapılmalıdır?

Günümüzdeülkemizde gebelik takiplerinde ultrason incelemeleri neredeyse her muayene için rutin haline gelmiştir.Buna karşın pekçok ülkede durum bundan farklıdır.Bunun nedeni hemen tamamen ekonomiktir. Sigorta şirketleri oldukça pahalı bir uygulama olan ultrasonografi için yalnızca belirli haftalarda veya özel durumlarda ödeme yapmaktadır .Genel olarak ilk 10 hafta içinde 7-9. haftalarda ilk inceleme , 18-22haftalar arasında fetal anomali taranması amacına yönelik detaylı inceleme 33-34. haftalarda da bebeğin gelişiminin değerlendirilmesine yönelik bir inceleme mutlaka gerekli görülür. Ense pilisi kalınlığının ölçülmesi için 11-14. haftalar arasında da ultrason incelemesi uygundur.

Ülkemizde ise hemen her kadın hastalıkları ve doğum uzmanı kendi ultrasonografi incelemesini muayenenin bir parçası olarak her hasta kontrolünde uygulamakta ve bunun için ek ücret talep edilmemektedir.Her kontrolde ultrasonografi gerçekten de şart değildir ancak gerek hastaların beklentileri gerekse hekimlerin alışkanlıkları bu şekilde yerleştiğinden bu uygulamanın değişme olasılığı çok düşük görünmektedir.Ancak şunu belirtmek gerekir ki her kontrolde ultrasonografi kesin gerekli olmasa da zararı da yoktur.Ancak ultrasonografinin rutin gebelik kontrolünün yalnızca bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Anne adayının ağırlığının ve tansiyonunun ölçülmesi ,kilo alış hızının değerlendirilmesi,ödem ve benzeri önemli belirtilerin bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi , gebelik haftasına göre bazı risklerin ekarte edilmesini sağlayacak sorgulamaların yapılması en az ultrasonografi kadar önemlidir.Ülkemizde ,çok gerekli olmayan sıklıkta ultrasonografi uygulanırken bazı durumlarda muayenenin bu çok önemli bölümlerinin yeterince önemsenmediğini de maalesef gözlemlemekteyiz.

Gebelikte Ultrasonografi

Ultrason bugün hem jinekolojikhastaların hem de gebelerin takip ve değerlendirmelerinde en önemli yardımcı tanı araçlarından biri haline gelmiştir. Ülkemizde de her Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanının muayenesinde bulunmaktadır.
Ultrason prensibi yüksek frekanstaki ses dalgalarının bir prob aracılığı ile doku ve organlara gönderilmesi ve bu dokulardan yansıyan dalgaların yine aynı prob ile alınarak bir ekran üzerine yansıtılmasına dayanır. Farklı dokulardan farklı şekilde yansıma olacağından ekranda dokuların özelliklerine göre farklı görüntüler oluşacaktır. İçi sıvı dolu olan dokular ultrason ekranında siyah görünürken (örneğin amniyon sıvısı, yumurtalık kisti), daha yoğun dokular beyaz görünür. En yoğun doku olan kemikten yansımalar parlak beyaz bir görüntü verir. Elde edilen görüntüler gerçek zamanlı olduğundan hareketler de örneğin fetusun veya kalbin hareketleri aynı anda görüntülenebilir.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Kabızlık Nedir?

Uygulama Yolları

Ultrason incelenmek istenen bölgenin özelliklerine göre dizayn edilmiş olan problarla farklı bölgelerden uygulanabilir (karından, vajenden, rektumdan vb). Jinekolojik ve obstetrik (gebe ile ilgili) incelemelerde karından (transabdominal) ve vajinal (transvajinal) yoldan uygulanan problar kullanılır.

Jinekolojik incelemede transabdominal probla pelvik bölgede bulunan genital organları incelemek için mesanenin dolu olması gerekir. Mesane akustik bir pencere oluşturarak genital organların daha net görüntülenmesini sağlar. Gebelik incelemelerinde ise mesanenin dolu olmasına gerek yoktur.

Transvajinal prob ilk aşamada hastalara itici gelmesine karşın jinekolojik ultrasonda ve erken gebelik ultrasonunda transabdominal proba göre belirgin avantajlar sunar. En önemlisi, incelenmek istenen dokulara daha yakın olduğu için görüntü ve rezolüsyon (çözünürlük) kalitesi çok daha iyidir. Ayrıca, mesanenin dolu olması gerekmediğinden hastalar için sıkıntılı bir durum oluşturan idrarını tutma zorunluluğu yoktur. Kullanılan prob ince olduğu için hastaya belirgin bir rahatsızlık vermez. Bu nedenle, hastaların çoğu özellikle idrara sıkışmanın sıkıntısını yaşadıktan sonra transvajinal ultrasonografinin çok daha rahat olduğunu kabul etmektedir.

Gebelikte, transvajinal ultrason 12-13 haftaya kadar kullanılabilir ve bu haftalarda genellikle transabdominal ultrasona tercih edilir. Ancak, daha sonra bebek kalça seviyesinin üstüne çıktığından transvajinal yolla incelemesi güçleşir ve transabdominal yani karından incelemeler başlar.

Gebelikte ne sıklıkta ultrasonografi yapılmalıdır?

Normal giden bir gebelik sırasında en azından 3 kez ultrasonografi kontrolü önerilmektedir:
1. Erken gebelikte gebeliğin normal gebelik olmadığını (dış gebelik,düşük vb ekarte etmek için) saptamak ve gebelik yaşının daha kesin belirlenmesi için,
2. 18-22. haftalarda anomali taraması için,
3. 32 haftadan sonra bebek gelişiminin değerlendirilmesi için…
4. Son yıllarda bunlara ek olarak 11-13 haftada ense plisinin kalınlığının ölçümü de önerilmektedir. Gebelikte herhangi bir risk gelişimi söz konusu söz konusu ise bu sayı duruma göre artırılır.
Bazı ülkelerde her doktor kontrolünde ultrason incelemesi yapılmamakta tüm gebelik boyunca sadece 2 ya da 3 kere ultrason ile bakılmaktadır. Bunun nedeni bu ülkelerde ultrason incelemelerinin ayrı olarak ve yüksek fiyatla ücretlendirilmesi ve sigorta şirketlerinin bunu karşılamak istememesidir. Bunun yerine rutin kontrollerde bebeğin gelişimi, mezura ile karından ölçülerek anlaşılmaya çalışmakta, doppler ya da fetoskop adı verilen boru benzeri bir alet ile bebeğin kalp sesleri dinlenerek sağlıklı olup olmadığı değerlendirilmektedir.

Ülkemizde ise bugün tüm Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanının muayenehanesinde ultrasonografi bulunmakta ve çoğunlukla ek bir ücretlendirmeye tabii tutulmamaktadır. Bu nedenle, her gebelik muayenesi sırasında rutin olarak ultrason ile de değerlendirme yapılmaktadır. Gebelikte ultrasonografi 30 yıldan uzun süreden beri yapılmaktadır ve şu ana kadar ultrasonun bebeğe bir zararı saptanmamıştır. Bu nedenle, her kontrolde ultrasonun yapılmasının herhangi bir zararı bulunmamakta buna karşın, sadece muayene ile saptanması gecikebilecek bazı problemlerin daha erken tespit edilebilmesi ve herhangi bir ultrason incelemesinde gözden kaçabilecek anormalliklerin bir sonrakinde ortaya çıkabilmesi gibi yararları bulunmaktadır.

Gebelikte ultrasonografi neden yapılır, nelere bakılır?

Bir çok hasta ve hasta yakını gebelikte ultrasonografinin amacını cinsiyetin belirlenmesine indirgemiştir. En çok önemsenen her nedense kız mı yoksa erkek mi olduğudur. Ancak, gebelik ultrason bir çok kullanım nedeni ve faydası vardır.

Gebeliğin normal ya da anormal olduğunun belirlenmesi

Gebelik başında gebelik testleri ile gebe olduğunuzu saptamak yeterli değildir. Öncelikle bu gebeliğin normal rahim içi yerleşmiş normal bir gebelik mi, yoksa dış gebelik mi olduğunu ayırt etmek gerekir. Kanda gebelik testi beta hCG değerleri 1000 mIU/ml üzerine çıktığında gebelik kesesi transvajinal ultrason ile görülebilir. Beta hCG 1500-2000 mIU/ml üzerinde ve hala gebelik kesesi rahim içinde görülmüyorsa dış gebelikten şüphelenmek gerekir. Ayrıca, düşük ve üzüm gebeliği gibi anormal gebeliklerin de erken dönemde yapılan ultrason ile belirlenmesi mümkündür.

Erken gebelikte kanama olan bütün olgular düşük tehdidi olarak değerlendirilmeli ve ultrason ile fetusun canlı olup olmadığı değerlendirilmelidir. Fetal kalp atımları 5.5-6. haftadan itibaren gelişmiş ultrasonografi cihazları ile saptanabilir. Bebeğin anne karnında öldüğü (fetal kalp atımlarının 6,5-7 haftadan sonra görülmemesi) ya da hiç gelişmediği boş kese (gebelik kesesin 20 mm’den büyük olduğu halde embriyonun görülmemesi) gibi durumların tanısı da ultrasonografi ile konur. Erken gebelikte fetusun kalp atımlarının görülmesi, gebelik kesesinin düzenli olması, yolk kesesinin görülmesi ve normal boyutlarda (< 6 mm) olması o gebeliğin sağlıklı bir gebelik olarak devam edeceğini %95 oranında gösterir.

Gebelik haftasının belirlenmesi

Çok az kadın tam döllenme tarihini bilir ve gebelik yaşını kesin olarak saptamak mümkün olur. Son adet tarihinde de sıklıkla yanılmalar olabilir. Doğru olarak hatırlansa da yumurtlama düzensizliklerinden dolayı geç veya erken yumurtlamadan dolayı gebelik yaşında yanlışlıklar olabilir. Gebeliğin her döneminde yaşı belirlemek ya da tahmin etmek mümkündür ama ilerleyen gebelik haftalarında son adet tarihi ile arada uyumsuzluk olması durumunda bunun son adet tarihinin hatırlanmasındaki bir hatadan mı yoksa bebekte ortaya çıkan ve tehlikeli olabilecek bir gelişim geriliğinden mi kaynaklandığı kolaylıkla ayırt edilemeyebilir. Buna karşın, erken dönemde yapılan ultrason 2-3 gün yanılma payı ile gebelik yaşının doğru olarak belirlenmesinde yardımcı olur.

Fetus sayısının belirlenmesi, çoğul gebeliklerin değerlendirilmesi

Ultrasonografi ile çoğul ya da tekiz gebeliklerin ayrımı kolaylıkla yapılabilir. Erken dönemde ikiz olan gebeliklerin bir kısmında bebeklerden biri ölebilir, diğer bebek normal gelişimine devam edebilir. Bu durumun bilinmesi, özellikle 2. trimesterde yapılan üçlü testte önem taşır. Üçlü testte anne kanında ölçülen alfa fetoprotein (AFP) birtakım anormalliklerde yükselir. İkizlerden birinin erken öldüğü durumlarda bebekte bir anormallik olmasa da AFP yüksek bulunabilir. İlerleyen dönemlerde ise çoğul gebeliklerde bebeklerin pozisyonları, ikizlere özel bazı problemlerin saptanması, plasenta ve amniyon keselerinin sayısı da ultrason ile mümkün olur.

Bebeğin gelişiminin değerlendirilmesi, ağırlığının tahmini

Gebelik boyunca yapılacak ultrason incelemeleri ile fetusun gelişimi incelenebilir. Bunun için çeşitli ölçümler kullanılır.

İlk trimesterde, 7. haftadan 13 haftaya kadar çocuğun baş-popo mesafesine göre gelişimi incelenir. Yanılma payı 3-4 gündür. Gebeliğin 13. haftasından sonra ise baş çevre ve çapları, karın çevresi, uyluk (femur) ve kol (humerus) gibi uzun kemiklerin ölçümü yapılır. Baş çevre ve çapları, uzun kemiklerin ölçümü gebelik yaşını daha doğru olarak belirlerken karın çevresi çocuğun gelişiminden kolaylıkla etkilenebileceği için daha çok ağırlığının tahmininde faydalıdır.

Ultrasonda bebeğin ağırlığı çeşitli hesaplama yöntemleri ile yukarıdaki ölümler tahmini olarak hesaplanır. Bu tahminin doğruluğunda çeşitli faktörler rol oynar. Öncelikle, ölçümlerin doğru ve kurallarına uygun alınması gerekir. Bazen çocuğun pozisyonundan dolayı doğru ölçümler alınamayabilir. En ideal koşullarda ölçümler alınsa bile miadındaki bir fetusta ağırlığının tahmininde ± 300 gr yanılma payı vardır.

Plasenta ve amniyon sıvısınındeğerlendirilmesi

Plasenta anormal bir şekilde alt kısmında doğum kanalını kapatacak şekilde yerleşebilir. Plasenta previa olarak adlandırılan bu durum hem annenin hem de bebeğin hayatını riske atan ciddi kanamalara yol açabilir. Bu durum ultrason ile çok kolayca saptanabilir ve saptandığında mutlaka sezaryen ile bebeğin doğurtulması gerekir.

Amniyon sıvısının fazla ya da az olduğu durumlar da ultrasonografi ile saptanır. Her iki durumda da fetus anomali açısından dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Özellikle, gebeliğin son dönemlerinde amniyon sıvısının azlığı bebekte anormallikten çok plasentadaki yetmezlik sonucu bebeğin yeterince kan almadığını gösterir ki ciddi bir durumdur. Bu durum varlığında gerekirse bebeğin yaşamını riske atmamak için erken doğum kararı bile verilebilir.

Fetal anomalilerin saptanması

Fetusa ait pek çok anomali 18-22. haftalar arasında civarında yapılacak olan detaylı bir inceleme ile saptanabilir. Rutin gebelik ultrasonografisinde detaylı anomali taraması her zaman yapılmaz. Özellikle, iş yükü yoğun merkezlerde özellikle belirtilmediği sürece detaylı anomali taraması yapılmaz temel 1. düzey ultrasonografi yapılır. Birinci düzey gebelik ultrasonunda kaba olarak fetus sayısı, fetusun pozisyonu, bebeğin genel görünümü ve aşikar anomaliler, kalp atışları, fetusun ölçümleri, plasenta ve amniyon sıvısının değerlendirilmesi yapılır.

Detaylı tarama ya da 2. düzey ultrasonografi için deneyimli bir doktor ve çözünürlüğü iyi olan bir ultrasonografi cihazı gereklidir.

İkinci düzey ultrasonografide bebeğin tüm organları sistematik bir şekilde detaylı bir şekilde incelenir ve hidrosefali, spina bifida, kistik higroma, omfalosel, gastroşizis, böbrek anomalileri gibi majör anomalilerin yanında, diyafram fıtığı, oniki parmak barsağında darlık gibi iç organları etkileyen anomaliler de saptanabilir. Ayrıca yarık damak, yarık dudak, bazı doğumsal kalp anomalileri ve Down sendromu varlığı tespit edilebilir. Son yıllarda az sayıdaki merkezde bulunan 4 boyutlu ultrasonografi fetal anomalilerin bir kısmının tespitinde 2. düzey ultrasonografiye ek katkılar sağlamaktadır.

Ancak, ultrasonografi tüm fetal anomalilerin saptanmasında yeterli olmayabilir. Teknolojideki tüm gelişmelere karşın en iyi cihazlar ve en tecrübeli uzmanların varlığında bile doğumsal kusurların ancak %70-80’i fark edilebilir. Bazen bebeğin pozisyonundan ötürü veya annenin karın duvarında yağ dokusunun fazla olması nedeniyle bazı anatomik yapılar görüntülenemeyebilir. Minimal düzeydeki bazı anomaliler, örneğin kalp duvarındaki küçük delikler görülemeyebilir. Bir kısım anomaliler de gebeliğin ilerleyen haftalarında belirgin hale gelebilir. Örneğin, hidrosefali (yani beyin boşluklarında sıvı toplanması) ve bazı böbrek anomalileri detaylı ultrason incelemelerinin yapıldığı 18-22 haftada henüz belirginleşmemiş olabilir. Tabloda çeşitli anomalilerin saptanabilme oranı İngilizlerin saygın bir meslek birliği olan Royal College of Obstetricians and Gynaecologists (2000) verilerine göre gösterilmektedir.

Üçüncü düzey ultrasonografi anomali açısından risk taşıyan ancak detaylı taramada belirgin bir patoloji saptanmadığı durumlarda, veya 2. düzey ultrasonografide şüphe oluştuğunda çok az merkezde yapılabilen bir yöntemdir. Bu durumda, örneğin erişkin kalp ekosu gibi fetal ekokardiyografinin yapılması ve 2. düzey ultrasonografide belirlenemeyen minör anomalilerin saptanması mümkündür.

Fetusun iyilik halinin değerlendirilmesi

Fetusun iyilik ya da sağlık durumunun saptandığı çeşitli testler vardır (NST, OCT gibi). Bu testlerdeki amaç, riskli gebeliklerde fetusun intrauterin yani anne rahmindeki “iyilik” durumunun incelenmesi, eğer anne rahminde kalmanın fetus için riskli hale geldiği saptanırsa erken doğum da olsa rahim dışına almanın (yani doğurtmanın) daha uygun olduğu zamanın belirlenmesidir. Bu durum, obstetrisyen için en zor kararlardan biridir. Bir terazinin 2 kefesini düşündüğümüzde bir kefede rahim içindeki fetus için sıkıntılı durum (fetal distres) diğer kefede prematür doğurtulduğu taktirde bebeğin yaşayacağı sıkıntılar vardır. Eğer, fetal distres ön planda ise ve doğurtmakta gecikilirse fetusu anne karnında kaybetmek veya nörolojik (beyinsel) sekel riski vardır. Öte taraftan gerektiğinden erken doğurtulursa prematür doğuma bağlı bebek ölümü ve yine nörolojik sekel gibi riskler vardır. Bu noktada fetusun iyilik testleri bize yardımcıdır. Bu testler detaylı olarak ayrıca anlatılmıştır.

Ultrasonda da fetusun iyilik halinin değerlendirilmesinde ultrasonografik yöntemler arasında biyofizik skorlama ve renkli doppler ultrasonografi gibi yöntemler vardır. Biyofizik skorlamada amaç fetusun solunum, hareket, tonus, amniyon sıvısı gibi sağlıklı olduğunu gösteren parametrelerin değerlendirilmesidir. Doppler ultrasonografi ayrıca detaylı olarak anlatılmıştır.

Erken doğum riskinin tahmin edilmesi

Gebelik takipleri konusunda obstetrisyenleri en çok meşgul eden konulardan biri de erken doğum için risk taşıyan gebelerin tespit edilmesi ve bunlar için önlem alınmasıdır. Zira, çoğu zaman erken doğum eylemi başladığında durdurmak ve önlemek çok güç olmaktadır. Prematür doğum da yenidoğan ölümlerinin ve beyinsel gelişim bozukluklarının en önemli sebebidir.

Gebeliğin 20-23. haftası civarında yapılan incelemede rahim ağzının uzunluğu erken doğum riski açısından fikir verebilir. Bunun için ideal ölçüm vajinal ultrasonografi ile yapılmaktadır. Ayrıca amniyon kesesinin rahim ağına doğru hunileşmesi de artmış erken doğum riski lehine bir bulgu olarak değerlendirilir. Bu inceleme genellikle rutin tarama amaçlı yapılmaz. Genellikle şüpheli ve riskli olgularda yapılır.

Prenatal (doğum öncesi) tanıda ultrasonografi

Bebekte bir anomali ya da artmış anomali riski saptanması (1. trimester tarama testi veya üçlü testte anormallikler, ileri anne yaşı) durumunda koryon villus biyopsisi , amniyosentez a da kordon kanından örnek alınması gibi girişimler gerekli olabilir. Bu tür girişimler ultrason eşliğinde yapılır.

Bebeğin cinsiyetinin saptanması

Bebeğin cinsiyetinin saptanması aslında rutin gebelik ultrasonografinin temel amaçlarından biri değildir bu nedenle ultrasonografinin yararları açısından bu yazıda en sona konulmuştur. Ancak anne baba adaylarını bebeğin gelişimi ve sağlık durumundan sonra en çok ilgilendiren (maalesef bazen öncelikli olarak ilgilendiren) konu bebeklerinin cinsiyetidir. Ultrasonun yaygın kullanıma girmesi ve neredeyse her merkez ve muayenehanede bulunması sonucu artık bebeğin cinsiyetini öğrenmek için doğum anını beklemek gerekliliği ortadan kalkmıştır. Ultrasonografi ile nadiren 12-13 hafta gibi erken bir dönemde cinsiyet belirlenebilmekle birlikte bu her zaman mümkün olmamakta ve hatta yanıltıcı olabilmektedir, çünkü anatomik ve embriyolojik olarak fetusun dış genital organlarının dişi ya da erkek yönünde farklılaşması 11-12 hafta civarında olur. Genel olarak gebeliğin 16-18. haftalarından sonra doğacak olan bebeğin kız ya da erkek olduğu görülebilir. Çok nadir durumlarda ise doğuma kadar cinsiyet saptanamayabilir.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Bilim Adamları Ve Buluş Yapanlar Arasındaki Fark

Annede pelvik kitlelerin teşhis ve değerlendirmesi

Rahim ve yumurtalıklardaki ve diğer pelvik (pelvis ya da kalça kemiklerinin arasında kalan ve genital organlarla birlikte mesane, barsakların bir kısmının bulunduğu bölge) organlardaki kitleler gebelik ve doğum sırasında bazen sorun oluşturabilir. Ultrasonografi bunların da değerlendirilmesi ve takibinde yararlıdır.

Ultrason nedir?

Ultrason görüntülemesi, organları, yumuşak dokuyu, ve kan akımını incelemek için yaygın olarak kullanılan ve maliyet etkinliği olan bir diagnostik görüntüleme yöntemidir. Hastanın cildine tutulan bir transdüserden vücuda gönderilen yüksek frekans ses dalgalarıyla çalışmaktadır. Bu transdüser dokudan ve kandan bir yankı olarak gönderilen ses dalgalarını da almaktadır. Bu yankılar ultrason makinesi tarafından, hastanın yanındaki bir monitörde görülebilen real-time görüntülere çevrilmektedir.

Görüntü kalitesini iyileştirmek için, transdüserin yerleştirildiği deriye zararsız, kokusuz, ve suda çözünen bir jel uygulanmaktadır. Bu serinlik ve nem hissi verebilir ama inceleme sonunda jel tamamiyle silinmektedir.

Ultrason incelemesi için, hastaların genellikle bir hastane yatağına veya inceleme masasına uzanmaları istenir. Prosedür boyunca, transdüserden hafif bir basınç ve titreşim hissetmek normaldir. Bu kesinlikle acısızdır. Oda ışıkları bazen parlamayı azaltmak ve ekranda görüntüleri daha iyi görebilmek için karartılmaktadır. Daha iyi görüntüler elde etmek için vücudun pozisyon değişiklikleri bazen gerekli olabilmektedir. Diagnostik ultrason, klinik olarak yaygın kullanıldığı yıllar boyunca güvenli olduğunu kanıtlamıştır ve herhangi bir şekilde onunla ilişkili hiçbir zararlı etki yoktur.
Renkli Doppler Ultrasonografi Nedir, Gebelerde Neden Yapılır?

Doppler ultrasonografide bebeğe olan (uterus damarları ve göbek kordonundan) ve bebekteki kan akımlarının incelenmesi ile bebekteki kan akım hızlarındaki azalma yani plasental yetmezlik saptanır. Halk arasında renkli ultrason olarak bilinen ultrason çeşidi budur ve amaç bebeği renkli olarak görüntülemek değil kalbin sistol (atım) ve diyastol (dolum) zamanlarında “kan akım hızlarını” incelemektir. Zaten buradaki renkler bilgisayar ortamında suni olarak oluşturulmuş renklerdir ve kan akımının proba yaklaşması veya probtan uzaklaşmasına göre mavi veya kırmızının çeşitli tonlarında olur. Renklendirilmiş kan akımlarını tespit etmek daha kolaydır ve tespit edilen kan akımları dalga şekilleri halinde grafiksel olarak dökümante edildiklerinde kan akım hızındaki değişiklikler görüntülenebilir ve birtakım spesifik oranlama yöntemleri ile subjektif olarak hesaplamalar ile akım hızındaki azalmalar belirlenebilir.

Doppler veya renkli doppler ultrasonografi özellikle gelişme geriliği başta olmak üzere yüksek riskli gebeliklerin takibinde olduça faydalıdır. Doppler daha çok yönlendirici bir
testtir. Diğer fetal iyilik testleri ile birlikte gebelik yönetiminde yardımcıdır. Ancak, bazı durumlarda örneğin göbek kordon atardamarında “ters akım” olması bebeğin ciddi risk
altında olduğunu gösterir ve acilen bebeğin doğurtulmasını gerektirir.

Doppler özelliği taşıyan ultrason cihazları geleneksel cihazlara göre son derece pahalı olduğundan her merkezde bulunmazlar ve bu nedenle çoğu zaman doppler incelemeleri
gebeliği takip eden doktor dışında başka bir doktor tarafından yapılmaktadır.

4 Boyutlu ultrason 3 Boyutlu ultrason

Esas olarak 3 veya 4 boyutlu ultrasonografi klasik 2 boyutlu ultrasonografi kullanımını
gereksiz kılacak ölçüde bir yöntem değildir. Ancak, klasik ultrasonografide saptanması güç olan veya deneyim isteyen bazı durumlarda avantaj sağlamaktadır. Özellikle bebeğin dış yapısının incelenmesinde avantajlıdır.

Örneğin, yarık damak ve dudak anomalilerinin saptanmasında, kol ve bacaklardaki bazı detay anomalilerin görülmesinde, nöral tüp defektlerinde 3 veya 4 boyutlu ultrasonografi daha detaylı bilgi verebilmekte ve incelemeyi kolaylaştırabilmektedir. Buna karşın 2 boyutlu ultrasonografi bebeğin iç organlarını değerlendirmede hala 3 boyutlu
ultrasonografiden üstündür.

4 boyutlu ultrasonografinin belki hayati gibi görünmese de aslında en önemli avantajlarından biri, anne ve baba adaylarının doğmamış bebeklerinin gerçek görünümünü görmeleri ile normalde doğumdan sonra kurulması beklenen duygusal
bağların daha önceden oluşmasıdır. Gerçektenden de bebeğini ekranda gören annenin duygusal bir patlamayla heyecandan ağladığına şahit olarak bunun doğruluğunu sık sık yaşıyoruz. Bebeklerini önceden gören anne adaylarının gebeliklerinin geri kalan kısmını daha rahat geçirdikleri de bazılarınca iddia edilmektedir.

Ultrasonda 4 boyutlu görüntü almak bazı koşulları gerektirir. Öncelikle incelemek istediğimiz kısmın önünde amniyon sıvısının yeterli olması gerekir. Bu nedenle, ara sıra bebeğin pozisyonundan ötürü istenen görüntü o an için alınmayabilir. Ancak, inceleme süresinin uzatılması veya nadiren olduğu gibi daha sonra tekrar yapılması ile fetusun pozisyonunun değişme şansı arttığından istenen görüntüler elde edilebilir.

Görüntüleri ister basılı olarak ister CD’ye kaydedilmiş olarak alabilirsiniz. Hatta, video formatında CD’ye kaydedip bunları daha sonra seyretmek ve yakınlarınıza seyrettirmek de mümkündür.

Ultrasonografi Nedir?

Ultrasonografi insan kulağının duyamayacağı frekanstaki ses dalgalarının değişik yoğunluktaki dokulardan farklı şekilde yansıması prensibine dayanan bir inceleme şeklidir. Bu yöntemde x-ışını kullanılmayıp sadece ses dalgaları kullanıldığından kişi ve bebek üzerinde hiçbir olumsuz etkisi yoktur.Kadın hastalıkları ve doğum bölümünde karın üzerinden ve vajinal yoldan olmak üzere iki şekilde uygulanır. Bunların kullanım alanları birbirinden farklıdır. Vajinal ultrasonografi rahim değerlendirmesi, yumurtalıkların değerlendirilmesi, yumurtlama takibi ve erken gebelikte son derece faydalıdır. İleri dönem gebeliklerde ve karın içi yapıların değerlendirilmesinde abdominal ultrason daha yardımcı olur.

Gebelikte ultrasonografi gebeliğin başından sonuna dek takibin en önemli yardımcısıdır.Erken dönemde, gebeliğin tespiti,gebelik yaşının saptanması, dış gebelik, mol gebelik gibi anormal gebelik durumlarının olmadığının gösterilmesi, bebeğin kalp atımlarının saptanması, çoğul gebeliklerin tanınması, gebelik ile beraber görülebilen yumurtalık kisti gibi hastalıkların teşhisinde önemli rol oynar. Vajinal kanama varlığında düşük olup olmadığı, bebeğin canlı olup olmadığı anlaşılabilir. Gebelik ilerledikçe ultrasonun kullanım amacı da değişir. 16-20 haftalar arası bebeğin tüm organlarının gelişimi incelenir. Ayrıca doppler ultrasonografi ile kan damarlarında oluşan dolaşım bozuklukları saptanabilir. Bebeğin anne karnındaki gelişimi, kilosu, amniyon mayiinin miktarı gebeliğin gidişatı hakkında önemli bilgiler sağlar. Fetusun duruş şekli doğum şekline karar vermede son derece önemlidir. İlerlemiş gebeliklerde ultrasonografinin bize sağladığı en önemli faydalardan bir diğeri de plasentanın değerlendirilmesine olanak sağlamasıdır. Plasenta previa ve abrubtio plasenta tanıları ultrasonografi ile konur. Ayrıca plasentadaki yaşlanma belirtileri saptanabilir.

Anne ve baba adayları açısından günümüzde ultrasonun en önemli özelliklerinden birisi bebeğin cinsiyetinin saptanmasıdır. 16-20. haftalar civarında uygun vakalarda cinsiyet gözlenebilir.

Son günlerde popüler olan bir başka konuda 3 boyutlu ultrasonografidir. Burada ses dalgaları değişik açılardan değerlendirilir ve bilgisayara programları ile gelen bilgiler işlenerek ekrana 3 boyutlu tahmini bir görüntü yansıtılır. Bu sayede klasik ultrasonografi ile saptanamayan bazı anomaliler tanınabilir.

Ultrasonun yararları

Ultrason, bebek ölümlerini azaltıyor

EGE Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sermet Sağol, gebelik takibi sırasında ultrasonografi ile ciddi bebek anomalilerin tespit edilebildiğini belirterek, bu şekilde bebek ölü doğum oranının azalacağını söyledi.

Prof. Dr. Sermet Sağol, anne karnında bebeğin gelişiminde kısıtlanma olduğunun saptanması durumunda anne ve bebeğe ait damarların Doppler ultrasonografi ile değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Sağol, “Doppler ultrasonografi, ciddi kronik beslenme ve oksijen yetersizliği içindeki bebeklerin erkenden tanınmasına olanak sağlamaktadır. Böylelikle bebekler, anne karnında yaşamını yitirmeden veya oksijensizliğe bağlı ciddi yaşamsal organ hasarları gelişmeden önlem alınması ya da bebeğin uygun koşullarda doğurtulması sağlanıyor.

Doppler uygulamaları ile doğum öncesi dönemde oksijensizliğe bağlı bebek ölümlerinin en az seviyeye indirilerek, yenidoğan ölümlerinin düşürülmesi sağlanacak” dedi.

Prof. Dr. Sağol, Türkiye’de binde 15-21 olan yenidoğan bebek ölüm hızını gelişmiş ülkeler seviyesine çekebilmek için Türkiye genelinde yoğun kampanya ve çalışmaların yapıldığını söyledi.

Prof. Dr. Sağol, Türk Neonatoloji Derneği’nin yaptığı araştırmada bebek ölümlerinin, yüzde 44’ünün ölü doğumlara, yüzde 26’sının erken doğuma, yüzde 14’ünün doğumsal sakatlıklara, yüzde 11’nin solunum sıkıntısına bağlı olduğunun görüldüğüne dikkat çekti.
kaynak:hürriyet

Ultrasonun zararları

Dünyada ultrasonografinin gebelik döneminde ilk kullanımının üzerinden 35 yıldan fazla süre geçmiş durumdadır ve bu konuda binlerce çalışma yapılmıştır.
Röntgen ışınlarında (X ışınları) iyonize edici özellikler bulunmasına karşın ultrasonografi, kelime anlamından da anlaşılabileceği gibi “ses ötesi”, yani insan kulağının duyamayacağı seslerin dokuya gönderilip geri alınması prensibine göre çalışır.
Laboratuar ortamında “yüksek doz” ya da uzun süreli olarak uygulanan ultrasonografi canlı dokuda bölgesel kavitasyona (kavitasyon=”erimeye bağlı çukurlaşma”) ve dokuda ısı artışına neden olmaktadır. Ancak insana uygulanan “doz” ve sürelerde uygulanan ultrasonografi hayvan deneylerinde herhangi bir normaldışı duruma yol açmamıştır.
İnsanlar üzerindeki etkileri inceleyen çalışmalarda ise birkaçı dışında gebelikte uygulanan ultrasonografinin fetusa “zararlı” olduğu yönünde ya da doğmadan önce annelerine gebelik döneminde ultrason uygulanmış bireyler üzerinde olumsuz bir etki oluşabileceği yönünde herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Böylece bugünkü bilgilerimizle gebelikte gerekli durumlarda uygulanan ultrasonografinin fetus ve doğacak birey için “zararlı” olabileceği yönünde yeterli bilimsel bir kanıt olmadığını söyleyebiliriz.
Bazı durumlarda ultrasonla beraber uygulanan pulsed (“renkli”) doppler için de yoğun çalışmalar yapılmakta ve bu çalışmalar ikinci trimester doppler uygulamalarının fetus için “zararlı” olabileceği görüşünü doğrulamamaktadır. Yeni yeni uygulamaya girmiş birinci trimester doppler uygulamaları hakkında yorum yapmak için ise veriler yetersizdir.
Ultrasonografi uygulamaları bu konuda eğitim görmemiş kişilerce yapıldığında oluşabilecek muhtemel zararlar ultrasonun direkt etkisinden değil, yanlış yorumlar sonucu yanlış karar verilmesi ve uygun olmayan tıbbi yaklaşımda bulunulmasından kaynaklanır.
Ancak her tıbbi uygulamada geçerli kural ultrasonografi uygulamalarında da geçerlidir: tanıya ve tedaviye yönelik uygulamalar gerekli durumlarda yapılmalı ve kâr/zarar oranı, kâr lehine olduğunda uygulanmalıdır. Ultrasonografi yapılmasından anne adayı ve bebeğin elde edeceği “kâr” (erken tanı), elde etmesi muhtemel (büyük ihtimalle de olmayan) zarardan kesinlikle çok daha fazladır.
Ultrasonografinin zararlı olduğunu gösteren çalışmalar
Tıp literatüründe her tıbbi görüşün karşıtında yeralan bir görüş hemen her zaman vardır. Bu, gebelikte ultrasonografinin fetus üzerindeki etkileri konusunda da geçerlidir ve gebelikte yapılan ultrasonografinin bebek üzerinde zararlı olabileceğini gösteren az sayıda çalışmanın sonuçları 5 ayrı kategoride toplanabilir:
Bu çalışmalara göre gebelikte ultrasonografi uygulaması uygulamaya maruz kalan bireylerde:
1-çocukluk çağı kanserlerinde artışa;
2-disleksi (okumayı öğrenmede gecikme) riskinde artışa;
3-solaklık oranında artışa;
4-ortalama konuşmaya başlama süresinde uzamaya;
5-ortalama doğum tartısında azalmaya neden olmaktadır.
(çoğu çalışmada gebelik döneminde kaç kez ultrason uygulandığı ve her bir ultrason seansının ne kadar sürdüğü dikkate alınmamıştır)
Bu 5 ana başlık hakkında ayrıntılar:
1-çocukluk çağı kanserlerinde artış…
Bu konuda yeni çalışmalar devam etmekle beraber, İngiltere’de 1970-1980 yılları arasında yapılan geniş çaplı bir çalışma böyle bir artışa işaret etmemektedir.
2-disleksi (okumayı öğrenmede gecikme) riskinde artış…
Bu konuda yapılan çok az sayıda bireyi kapsayan bir çalışma riskin hafifçe arttığına işaret ederken, daha büyük bir çalışma bunu doğrulamamıştır.
3-solaklık oranında artış…
Norveçte yapılan bir çalışmada toplumda %15 oranında bulunan solaklık (dikkat: solaklık normalin bir varyantı olarak kabul edilir, yani bir hastalık değildir), gebelik döneminde ultrasonografiye tabi tutulan bireylerde %19 oranında bulunmuş ve bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı olarak değerlendirilmiş. Çok az sayıda bireyin incelendiği bu çalışmaya dayanarak kesin bir yorum yapmak doğru değildir ve bu konuda da çalışmalar yapılmaya devam etmektedir.
4-ortalama konuşmaya başlama süresinde uzama…
Bu görüşün ortaya atılmasına neden olan tek bir çalışmanın çok az sayıda kişiden oluşması, çalışmanın standardizasyonunun iyi yapılmamış olması ve “konuşma süresinin” net olarak belirtilmemiş olması nedeniyle bu çalışma çok güvenilir olarak değerlendirilmemektedir. Dahası çok daha fazla kişiyle ve daha iyi standardize edilerek yapılan yeni bir çalışma bu görüşü doğrulamamıştır.
5-ortalama doğum tartısında azalma…
Bu konuda yapılan toplam 11 büyük çalışmadan yanlızca üçünde bu sonuç bulunmuş ve burada da 25 gram ve 42 gram gibi ufak değerler tartı azalması olarak kabul edilmiş. Aynı çalışmalarda ortalama doğum tartısı az olan bebeklerin tümünün yaşamlarının birinci yılında normal kiloda oldukları belirlenmiş.
Sonuç: bu konuda yeni çalışmalar yapıldıkça, yeni teknolojiler geliştikçe, fetus ve bebek gelişimi konusunda bilgiler arttıkça zaman zaman ultrasonun zararlı olduğu yönünde çeşitli ve muhtemelen haksız uyarılar gelecektir. Ancak görüşüme göre gebelik döneminde tecrübeli kişilerce ve gereğinceuygulandığında gebelikte ultrasonografi uygulaması giderek gelişen bir teknolojiyle perinatoloji alanına olan katkılarını artarak sürdürecektir.


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.