ÜMİTNÂME

ÜMİTNÂME

Hikâyem 1969’un 1 Ağustos sıcağında Kozan’da başladı. 2 buçuk yaş büyük bir ağabeyim ve 5 yaş küçük bir kız kardeşim var. Birçok ailede zaman zaman sıkıntılar yaşandığı gibi 1969’da bizimkiler de fincancı katırlarını ürkütmüşler. Ben doğmadan 2 ay önce babam bir şeylere kızarak İstanbul’a gitmiş. Maksadı ayrılmak imiş. Derken 2 ay sonra ben gelmişim. Benim dünyaya gelmem babamın yuvasına gelmesi için ümit olarak görülmüş ve halam babama bir mektup yazarak doğduğum müjdesini vermiş. Adımın Ümit olması halama, Özalp olması ise babama ait. 2 ay sonra babam yuvasına dönmüş. Yani ben babamla 2 aylık iken yüz yüze geldim. Toprağa koyduğumda ise henüz 17 yaşındaydım. Tedavi için gittiği Almanya’da vefat eden 43 yaşındaki babamı doğum günüm olan 1 Ağustos 1986’da ahirete yolcu ettik. O gün açıklanan üniversite sınav sonuçları benim Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandığımı ilan etmişti.

Hayatım zorluklarla doluydu fakat ümitsiz değildim. Varlıklı bir ailem olmadı ama sahipsiz değildim. Hayallerime inanmayanlar çoktu; hamdolsun inançsız değildim. Yanlış yollar önümde çok olsa da doğruyu gösteren dostlarım daha çoktu. Kitaplar hep yanımda oldu. Kütüphanelerin yollarını ezberlemiştim. Kitapçılardaki rafların bakmadığım köşesi yoktu. Otururken, yürürken, uzanırken, dolmuşta, otobüste kitaplar hep konuştuğum dostlarımdı. Bisiklet sürerken dahi kitap okumuşluğum vardı. Ön yargılardan ziyade son yargılar benim için önemliydi. Kimse ve hiçbir şey hakkında ümitsiz olmadım. Çünkü benim adım Ümit, bense birileri için hep ümit oldum tıpkı sizin gibi.

Ümit ederiz; sevilen biri olmayı, saygınlık kazanmayı, iyi bir üniversiteyi, iyi bir mesleği, güzel bir geleceği, biraz varlıklı olmayı, sevdiğimizle evlenip mutlu bir yuva kurmayı. Sonra birbirinden değerli çocuklar yetiştirmeyi, zor zamanda yanımızda durabilecek dostlar edinmeyi, bir gün torunlarımızı sevebilmeyi ve sevdiklerimize huzurla veda edip gözlerimizi bu yaşama kapamayı ümit ederiz. Sonunda yine ümit ederiz Rabbimizin rahmetini, cehennemden azade olup cennetine sevinçle girebilmeyi.

Ümit hedeflerimize ulaşabilmek için ihtiyacımız olan harekete geçme istekliliğimizdeki kararlılığımızdır. Çünkü ümidimiz vardır ve boşa kürek sallamıyoruzdur. Hoca Nasreddin’in göle çaldığı yoğurt için “Ya tutarsa!” demesi; kıvrak zekânın, hazır cevaplılığın ve hayalin büyüklüğü kadar ümidin büyüklüğünü de göstermesi açısından önemlidir.

İnsanın içine konmuş en güzel hislerden biri olan ümit; hayata ve olaylara iyimser bakmak, bardağın dolu tarafını görmek kadar boş tarafını da doldurabileceğine inanmaktır. Yani mevcut durumun ötesine taşıp olabilecek en iyi senaryoya talip olmaktır.





İnsan ümidini yitirdiğinde kaybettiğini ilan etmiştir. Ümidin varsa cesaretin de olmalıdır. Cesaretin olmadığı yerde ümit fazla durmaz. Kimi zaman güvendiğimiz dağlara kar yağar, ümitlerimiz boşa çıkar. Hayal kırıklığına uğramamanın yolu hiçbir şey ümit etmemekten geçer tıpkı trafikte kaza yapmamanın yolu hiç trafiğe çıkmamaktan geçtiği gibi. Dolayısıyla hayal kırıklıkları yaşamak ümitlerimizi yok eden bir öğütücü değil, bizi eğiten, geliştiren, hangi şartlarda olamayacağını öğreten ve ümitlerimizin gerçekleşmesi yolunda mesafe ölçmemize yarayan kilometre taşlarıdır.

En büyük buluşlar, en imkânsız kurtuluşlar, en büyük aşklar, en isyankâr bakışlar, en büyük zaferler ümitle başlar, inanç, kararlılık ve gayretle gerçekleşir.

Her ne kadar Ümit siz değil Ümit ben isem de isim olarak; Ümitsiz bir hayat düşünemeyiz tüm zorluklara rağmen. Ümit etmekten hiç pişmanlık duymadım. Dert varsa derman da vardır. Karanlıktan sonra aydınlık, zorluktan sonra kolaylık, darlıktan sonra rahatlık, kıştan sonra bahar, ölümden sonra hayat vardır. Tırtıl nice zaman yapraktan yaprağa süründükten sonra mezar misali kozasını örüp öleceğini beklerken ummadığı güzellikte bir kelebeğe dönüşür ve süründüğü günleri geride bırakıp çiçek çiçek dilediğince uçar. Mevlana’nın “Ümitsizliğin ardında nice ümitler var. Karanlığın ardında nice güneşler var.” sözü bu gerçeğin güzel bir ifadesidir.

Yıl 2020’yi gösterirken geride bıraktığım 51 yılda sevdiğim bir mesleğe harcadığım 28 yıl, sahip oluğum şeylerin değerini takdir etmeye çalıştığım bir ömür, mutlu bir aile olmaya adadığım 25 yıl, Bana ihtiyacı olanlara, seçkin dostlarıma ve öğrencilerime yaptığım/yapabileceğim her türlü fayda ve geleceğe dair ümitlerim ile hikâyem devam ediyor. Ta ki gökten 3 elma düşünceye kadar. Ümitlerine yeniden merhaba! der misin?

Sevgi ve saygılarımı arz ederim.

Ümit Özalp KUNT
07.05.2020

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN