Ümmet-i Tayyiban

Ümmet-i Tayyiban

Ulus devlet, ulus bilinci kavramlarını parça, pinçik etmek için;

döndüler ÜMMET kimliğine…Üstelik de küresel egemenlerin ekmeğine yağ sürercesine…

Çünkü küreselleşme kavramının önündeki en büyük engel; ULUS DEVLET ve ULUSAL KİMLİK olgularıdır.

İşte bu tehlikenin ayırdında olanlar ya da olup da bu ülkeyi yıkmak istedikleri için dinci maskesiyle; yavaş, yavaş bu ülkenin değerlerine fiske vuranlar sarıldılar yine ÜMMET söylemine, ÜMMETÇİLİK kavramına…

Bakın şöyle bir çevrenize, kulak verin yayılan seslere; her yerde ÜMMET sözü duyulmakta…

Tarih tekerrürden ibarettir bağlamında, tıpkı Kurtuluş Savaşı sırasında, sünnetsiz, sözde hocalar nasıl savaşmışlardı Mustafa Kemal’li Kuvva-i Milliye ile…

Bugün de ÜMMETÇİLİK virus gibi yayılmakta toplumsal yaşamın her alanında…

Bilindiği gibi 23 Nisan’ın bu ülke için, bu ulus için anlamı; ULUSAL EGEMENLİK kavramının, ULUS kimliğinin, ULUS bilincinin bu topluma verilişinin günü, en önemlisi de ULUS DEVLETİMİZ’in temelinin atıldığı bir gün oluşudur.
Yine çok iyi bilindiği gibi bu anlamlı günü; toplumsal bilinçten silmek, halkın değerlerini tozumaya, yozlaştırmaya uğratmak için de ÜMMETÇİLER iş başındalar.En az PKK bölücüleri gibi; bu ülkenin değerlerini dinamitlemek için uğraşmaktadırlar.

Görün, duyun ey ulusum; ÜMMETÇİ düşmanların ülkeni yıkmak için savaşmaktadırlar!…
İşte her her şey ortada, apaçık, gün gibi ayan, beyan…

Ne yazık ki çizilmiş hat; dosdoğru karanlığadır bu gidişat…

Kemal’in ULUS kimliğinden, Tayyiban’ın ÜMMET ahalisine dönüşüyor toplum…

Ve işte Ümmet-i Tayyiban denilen bu ahali üzerine bir kaç söz desek; olur mu acep kabahat?…
HERKES AKP SEÇMENLERİ HAKKINDA PEK ÇOK ŞEY YAZIYOR, ÇİZİYOR…

ONLARIN TOPLUMSAL KATMANLAR BAĞLAMINDA, ÇOĞUNLUĞUNUN EN ALTTAKİLERDEN GELDİĞİNİ HİÇ DÜŞÜNMÜYOR, USUNA BİLE GETİRMİYOR KİMSECİKLER…

ANAYASAMIZ’DA YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİNE İLİŞKİN HÜKÜMLER YER ALSA DA, KİMİLERİ BU EŞİTLİKTEN YOKSUN BIRAKILMIŞSA, BIRAKILMIŞLIĞININ AYIRDINDA BİLE DEĞİLSE…

BİR BAŞKA DEYİŞLE; EĞİTİM HAKKINI KULLANMAMIŞSA, KULLANAMAMIŞSA, KULLANDIRILMAMIŞSA…

ÇOK SÖZE GEREK YOK; NE EĞİTİM NE ÖĞRETİM…NE İŞ YAŞAMI, NE SENDİKA, NE GREV, NE 1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI…
İşte bu ahali…

DERNEK SÖZÜNÜ DUYDUĞUNDA; USUNA İLK ÖNCE KOMŞUNUN YAPTIĞI DÜĞÜN-DERNEK GELİYORSA…

ÜSTELİK O DÜĞÜN DE BİLE ŞÖYLE İKİ GÖBEK ATIP, EĞLENMEKTEN BİLE UTANIR, SIKILIR YETİŞTİRİLDİYSE…

DERNEKLEŞME, ÖRGÜTLENME, STK NEDİR; HİÇ BİLGİSİ YOKSA…

ÇEVRE GÖSTERİSİ, DÜNYA KADINLAR GÜNÜ, DÜNYA BARIŞ GÜNÜ DİYEREK; BAŞKALDIRAN BİR KİMLİKLE SOKAĞA HİÇ ÇIKMAMIŞSA…

EVDE BİLE SÖZ HAKKI YOKSA…

KURNAZLARIN OY DEPOSU İŞLEVİNİ GÖRDÜĞÜ ON BEŞ YIL BOYUNCA, ADAMDAN SAYILIP, NE OLDUM DELİSİ TAVIRLARIYLA ALANLARDA BOY GÖSTERİYORSA…

BIRAKIN ŞUNLARI MAKARAYA SARMAYI…

ÖYLE YA DA BÖYLE EN AZINDAN SİYASAL TOPLUMSALLAŞMAYI ÖĞRENİYORLAR DİYE BİRAZCIK DA PEMBE GÖZLÜKLERLE BAKIVERSENİZ YA…
ya da…
Ara sıra tutturdukça egemenler NÜKLEER SANTRAL diye…

Ve üredikçe bu topluluk durmaksızın çoğalarak, habire…
NÜKLEER SANTRALLAR NÜFUS PLANLAMASI İÇİN ELZEM…

DOĞURUN, DOĞURUN DEDİKÇE SULTAN…

BİR DE GDO’LULARLA BESLEYEMEZSEN…

CENAB-I ALLAH BAKANLIĞI’NA HAVALE BİLE ETMEDEN

SON KERTEDE LAZIMDIR BU SÜRÜYE;

NÜKLEER İÇERİKLİ BİR KATLİAM…
Dersem ya da dedim diye;

Kim bilir kimler saldırır; “sen insanlıktan nasiplenemedin mi?” sözleriyle bendenize?…
Yine de şu bir gerçek ki;

Siyasette akıl, mantık, tutarlılık olsaydı; günümüzün egemenlerine gelinceye kadar bu ülke daha neler gördü, neler yaşadı…Toplumsal yapımız vasatın egemenliğinde diye üzülürken, toplumsal kirlenme had safhada…

Daha önceleri ne toplum mühendisleri çıktı kamusal alana…

Bu halk ve artık belki de ümmet; bilimsel bilgiden yana ne zaman oldu ki ?…

Ne zaman; ussal kavramlara, değerlere beynini açtı ki ?…

Kolaycı, fırsatçı, uyuşuk tembel…

Biliniz ki ATATÜRK ironi yapmıştır TÜRK MİLLETİ ÇALIŞKANDIR…TÜRK MİLLETİ ZEKİDİR derken…

Son söz niyetine:

Ağızlarda bin türlü yalan…Eğer beynini, bilincini, dimağını açmazsan; yalanlara kanan da sensin, bu yalanlarla yanan da sensin be ey Ümmet-i Tayyiban!… Bundan başka diyeceğim yoktur sana…

Amma ve lakin; sana yoksulluktan yakınmadan, fıtratına düşenlere şükretmeni emredip, kendilerini sonsuz refah içinde yaşatanlar giderek EKMEK vermezlerse birgün sana, sonra nasıl diyeceksin içtenlikle;ALLAH, ALLAH ?…

İşte böylesi bir son oldukça vahimdir;bilesiniz…
Selma ERDAL

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN