Uyumanın edepleri..

Uyumanın edepleri..

uyumaadabb

Uyumak istediğin zaman, önce yatağını ser. Kıbleye dön. Sağ tarafın üzerine uyu. Ölü lahidinde (mezarında) uzandığı gibi…

Ve iyi bil ki: Uyku, ölüm misâlidir. Uyanmak ise ölümden sonra dirilme gibidir.
(Ne bilirsin) belki Allahû Teâlâ Hazretleri, sen uykuda iken senin ruhunu alır.
Bundan dolayı tahâret üzere uyumakla Allahû Teâlâ Hazretlerine kavuşmaya hazır ol.

Ve senin vasiyyetin başının altında yazılı olsun.
Günahlarından istiğfar ederek; tevbe üzere uyu.
Ve bir daha günahlara dönmemeye azmet.
Eğer Allahû Teâlâ Hazretleri uykundan bir daha uandırırsa; bütün insanlara hayır yapacağını niyyet et.

Ve düşün; tek başına lahd (mezarın)da yatmaktasın. Senin yanında sadece ve sadece amelin var. Ve sen ancak çalışmanın (ve amelinin) karşılığını göreceğini tefekkür et…

Yatağı uzatarak, zoraki uyku getirmeye çalışma. Çünkü uyku, hayatın tatil edilmesidir. Ancak senin uyanık olman, senin aleyhine bir vebâl olduğu zaman ise uykun, senin dinin selâmetidir…

Bil ki gece ve gündüz yirmi dört saatir. Gece ve gündüz uyuduğun uyku sekiz saatten daha fazla olmasın. (Sekiz saat uyku) sana yeterlidir. Eğer sen altmış sene yaşarsan, ondan yirmi seneyi (uyku ile) kaybetmiş olursun. O da senin ömrünün üçte biridir.

Uyuma esnasında misvak ve temizlikliğini (temizlik için gereken suyu) hazırla.
Gece kalkmaya azmet. Veya (en azından) sabah namazından önce uyanmaya çalış.
Gecenin yarısında iki rek’at namaz kılmak, gerçekten ”birr”in (iyiliğin) hazinelerinden bir hazinedir. Fakir olup kendisine muhtaç olacağın o (dehşetli) günün için hazinelerini çoğalt. Ve gerçekten sen vefat ettiğin zaman, dünya (malından meydana gelen) hazineler, sana hiç fayda vermezler…

Ve uyuma anında de ki:

”Rabbim Sen’in isminle, yanımı yere koydum. Ve Sen’in isminle kaldırırım. Benim için günahlarımı bağışla.
Allah’ım! Kullarının dirildiği günde beni azabından koru!
Allah’ım! Sen’in adınla dirilir ve ölürüm.
Allah’ım! Her şerli şeyin şerrinden Sana sığınırım. Ve Sen’in perçeminden tuttuğun her debrenen şeyin şerrinden sana sığınırım. Muhakkak ki, benim Rabbim sırât-ı mustakîm üzerinedir.
Allah’ım! Sen evvelsin, Sen’den önce bir şey yoktu. Sen Âhir’sin, Sen’den sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhir2sin, Sen’in fevkinde zâhir bir şey yoktur. Sen bâtınsın Sen’in berinde daha gizli bir şey yoktur. Benden taraf borcumu öde! Ve fakirlikten beni zengin kıl.
Allah’ım! Benim nefsimi Sen yarattın. Onu vefat ettirecek olan da Sen’sin. Onun (nefsimin) ölümü ve hayatı Sana’dır. (Sen’in kudret elindedir) Eğer Sen nefsimi öldürürsen; ona mağfiret et. Ve eğer Sen nefsimi diriltir (ve hayata devam ettirirsen) Sen’in sâlih kullarını muhâfaza ettiğin şeyde beni muhâfaza et.
Allah’ım! Muhakkak ki, ben Sen’den afv, (bağışlanma), âfiyet istiyorum; dinde, dünyada ve ahirette…
Allah’ım! Sana en hoş olan saatlerde beni uyandır. Ve Sana en sevimli amellerde beni kullan. Ta ki (bu şekilde) beni yaklaştırmakla Kendine yaklaştırasın ve uzaklaştırmakla beni azabından ve gazabından uzaklaştırasın. Sen’den istiyorum; bana ver. Sen’den mağfiretimi istiyorum, beni mağfiret buyur. Ve Sana dua ediyorum; duama icâbet et ve kabul eyle…”

Sonra da şu sûreleri oku:

1 – Âyete’l-Kürsî,
2 – Amenerresûlü
3 – İhlâs sûresi
4 – Felak sûresi
5 – Nâs sûresi
6 – Mülk sûresi

Ve sen, tahâret ve zikrullah üzerinde olduğun halde, uyku seni alsın. Kim bunu yaparsa; o kişinin ruhu, ”Arş-ı alâ”ya yükselir. Ve uyanıncaya kadar da namaz kılan olarak yazılır…

Ve sen uykundan uyandığın zaman, önce sana öğrettiklerime geri dön. Bu tertip üzerine ömrünün geri kalan kısmını devam ettir. Eğer buna devam etmek sana zor ve meşakkatli gerliyorsa; hasta kişinin, şifâ beklemek ümidiyle hastanın acılarına sabretmesi gibi sende sabret.
Ömrünün kısalığını tefekkür et. Yüz sene yaşasan bile mesela devamlı olan ahiret hayatına göre çok azdır. Çünkü ahiret hayatı ebedidir.
Ve düşün! Sen kendisiyle yirmi sene kadar rahat etmek ümidiyle bir aylık ve bir senelik meşakkat ve zillete nasıl katlandığını tefekkür et! Ve sen ebedî bir hayatta (ahirette) istirahat etmek için bu geçici ve az (dünya) günlerine nasıl tahammül etmiyorsun? Emelini uzatma zira amelin sana ağır gelir. Ölümün yaklaştığını takdir et. Ve her zaman kendi nefsinde (içinde) şöyle de:
”Bu günün meşakkat ve zorluklarına katlanacağım; zira belki bu gece ölürüm. Ve bu geceye sabredeceğim; belki yarın ölürüm…”

Zira ölüm hususi bir vakitte, hususi bir halde ve hususi bir senede insana hücum etmez. Ve elbette ölüm insana gelip çatacaktır.
Ölüme hazırlanmak dünyaya hazırlanmaktan daha evlâdır. Ve sende iyi biliyorsun ki, sen dünyada çok az bir müddet kalacaksın. Ve belki senin ecelin tekbir gün veya sadece bir nefes kalmıştır.
Ve (düşünceyi) her gü kendi kalbinde takdir buyur.
Ve gün be gün nefsini sabretmeye zorla.
Ve eğer sen (kendine elli sene ömür biçerek) elli yıl dünyada kalacağını düşünerek; nefsini Allahû Teâlâ Hazretlerine taat etmeye zorlarsan; nefsin bundan nefret eder bu durum da sana çok güç ve ağır gelir. Eğer sen bunu başarabilirsen, ölüm anında sonu olmayan bir sevinç ile sevinirsin.
Yok eğer sen; ”yarın ve yakında yaparım” düşüncesine kapılırsan; o taktirde çok üzülürsün. Ölüm hiç umulmadık bir vakitte sana gelir ve sonu olmayan bir hasretle kederlenirsin. Ve sabah vaktinde kavim (alimler ve Sâlihler) yola çıkmayı överler.

Kaynak: İmam-ı Gazâlî (k.s.) “Bidâyetü’l Hidâye”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın