KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Uzay ve Uzay Seyahatleri

Uzay ve Uzay Seyahatleri

Uzay ya da fezâ, Dünya’nın atmosferi dışında ve diğer gök cisimleri arasında yer alan, gök cisimleri hariç, evrenin geri kalan kısmındaki sonsuz olduğu düşünülen boşluğa verilen isimdir. Ortalama sıcaklığı -270 °C, mutlak sıfır noktası ise -273 santigrat derecedir. Atmosfer ile uzay arasında kesin bir sınır bulunmamaktadır, fakat Dünya’nın atmosferi yukarı doğru çıkıldıkça incelmektedir. Uzayda tahminen milyarlarca galaksi bulunmaktadır. Bu tahmini galaksilerin içinde tahminen milyonlarca sistemler, gezegenler ve astroitler bulunmaktadır. Fizikçi Carl Sagan’ın kitabı “Kozmos” da yazdığı üzerine evrensel atom sabiti 1088 kadar yani 10 üssü 88, Carl Sagan’a göre evrende tahmini 10’un yanında 88 sıfır tane atom var (on oktovigintilyon). Bu şekilde bir hesaplama ve insanoğlunun bildiği her türlü galaksi uzayın büyüklüğünü kanıtlar. Albert Einstein’ın görelilik teorisine göre uzay elastike bir dokuya sahiptir. Cisimlerin bu elastike dokuyu bükmelerinden dolayıyerçekiminin olduğunu ileri süren kuramdır. Uzay’da zaman kavramı yoktur. Zaman, bizim algılarımızla yarattığımız birkavramdır.
Uzay karanlığı, büyüklüğü, olayları ile ilgi çekici, karmaşık ve araştırmaya değer olmuştur. Bu yüzden insanlar her çağda uzayı merak etmiştir. Bu yüzden sürekli uzayı araştırmak için icatlar yapmıştır. Teleskop bu alanda çok önemli bir alettir. Çağlar geçtikçe insanlar daha güçlü teleskoplarla uzayı incelemiş, uzay hakkındaki bilgilerini artırmıştır. Böylece merakını gidermeye başlayan insanoğlu bununla yetinmeyip uçarak daha fazla bilgi toplamak istemiştir. İnsanlığın uçmayı keşfetmesiyle Dünya’yı çevreleyen yakın uzay hakkındaki bilgiler, daha da artmaya başladı. Nihayet, güçlü füzeler, yapma uydular, Ay ‘a insanlı ya da insansız araçlar gönderilmesi,yapay uydular geliştirilmesi, çok güçlü radyo teleskoplarla (bkz.Hubble Uzay Teleskobu) uzayın derinliklerinin araştırılması, 20. yüzyılın ikinci yarısında insanlığın uzay hakkındaki bilgilerini önemli ölçüde genişletti. Ayrıca insanlık uzayı araştırmak için “astronomi” bilimini doğurdu.
Bu arada teorik fizik ve astronomi konusunda devrim yapacak görüşler ortaya atan Einstein gibi bilginlerin uzay konusunda ortaya attıkları pek çok kuram, gözlemcilerin uzay üzerine verdikleri bulguların mantıklı bir şekilde açıklanmasını sağladı.
Uzay konusundaki ilk sağlam bilgiler, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında, özellikle kuzey ülkelerinde kurulan gözlemevleri sayesinde alındı. ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Palamar Gözlemevi, Dünya’da mevcut gözlemevlerinin en büyüğüdür. Buradaki aynalı teleskopun çapı 5 m, yüksekliği 40 metre dir.Bu gözlemevlerinde uzaydaki gökcisimlerinin kütlesi, hacmi, ışığının şiddeti vb. incelenmektedir. Uygulamalı fiziğin geliştirdiği tayf (spektrum) analizi, uzaydan gelen ışıklardan, cisimlerin hangi elementlerden oluştuğunu göstermektedir.
1932’de Karl Guthe Jansky adındaki bir mühendisin rastlantı sonucu bulduğu uzaydan gelen radyo yayınları, daha sonraki yıllarda radyoteleskopların doğmasına ve uzayın derinliklerinin dinlenmesine, bu radyo yayınlarının kaynaklarının ve nedenlerinin bulunmasına yol açtı. 2. Dünya Savaşı sırasında Almanların geliştirdiği V-1 ve V-2 füzeleri daha sonraki yıllarda uzayın keşfi için yapılacak çalışmalarda büyük bir adım oldu. 1947-1956 yılları arasında özellikle ABD, uzay çalışmalarına büyük hız verdi. Yapılan uzay uçuşu denemelerinin hiçbiri bir uzay aracını yörüngeye oturtmayı başaramadı. Bu arada SSCB, 1957 yılında üç kademeli Vostok roketleri ile “Sputnik” adındaki ilk yapma uyduyu Dünyaçevresinde yörüngeye oturtarak uzay yarışında öne geçti. Uydulardan elde edilen uzay üzerine bilgiler, canlıların, özellikle insanların uzayda yaşayabilmeleri için hangi koşulların yerine getirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Böylece uzay tıbbı doğdu ve gelişti. Uzayda ilk insan ise 12 Nisan 1961 tarihinde SSCB’nin uzaya gönderdiği Yuri Gagarin oldu. Bu arada, insanların uzay boşluğuna yerleşmelerini sağlamak, uzayı uzaydan izlemek, Dünya üzerinde haberleşme kolaylıkları sağlamak için binlerce uydu yörüngeye yerleştirildi ya da uzayın boşluğuna fırlatıldı. Nihayet 1969 Temmuzu’nda Ay’ın ABD’li astronotlar tarafından fethedilmesi, uzay çalışmalarında en önemi adımlardan biri oldu. Günümüzde uzay yarışı büyük bir hızla sürmektedir. Özellikle de ABD ve Rusya bu büyük yarışta amansız birer rakiptir.
Uzay hakkındaki bir başka teorem ise 2009’da öne sürülmüştür. Buna göre uzay tahmin edilenden daha küçük olabilir. Galaksi sayısı ise tahmin edilenden çok daha azdır. Görünen uzayda görülen galaksilerin ve yıldızların pek çoğu aynı galaksilerin farklı zamanlardaki görüntüleridir. Işık uzayda doğrusal ilerlemez, evrensel çekim güçlerinin belirlediği yolu takip eder.

Uzay İstasyonları
İnsan yapımı uyduların kullanımından çok önce, uzay istasyonları ilgi uyandırıcı bir konuydu.Kund Lasswitz, Tsiolkovsky, Oberth ve von Pirguet gibi uzay bilimi öncüleri sürekli olarak insanoğlu yönetiminde, Dünya yörüngesinde istasyonların değerini belirleyen açıklamalar yapıyorlardı.
Daha sonraları askeri yetkililer uzay istasyonlarının, Dünyanın politik kontrolu için gerekliliğini savunarak bu atılıma önayak olmuşlardır. Batının elinde, atmosfer ötesine kurulacak bir uzay istasyonu, dünya tarihinde yaşanmamış bir barış döneminin tek umudu olacaktır.Öyle ki, hiç bir ulus, uzaydaki gözcüden gizli savaş hazırlıklarına bile girişemeyecektir.Dünyanın neresinde olursa olsun artık ‘Demir perde’leirn sonu gelecektir.’ Uzay istasyonlarının askeri yönden gerekliliğini savunan kitaplar da yayınlanıyordu.Bunlardan birinde, Uzay istasyonlarından yapılacak hiçbir bombardımandan kurtulabilme olanağı yoktur.’ deniyordu.Neyseki bu, uzay istasyonlarının amaçlamadığı konulardan biridir.Dünya yörüngesindeki bir uydunun yerini tam olarak saptamak mümkündür.Buna göre, bir uzay istasyonunun böyle bir amaçla kullanılması koşulunda, açık bir hedef olacağı kuşkusuzdur.Rusya şimdiden uzay istasyonlarını yokedebilecek manevra gücü olan uydulara sahiptir.Bu ‘uzay savaş gemileri’, Rusya tarafından yapılan deneme uçuşlarında fırlatıldığı belli hedefleri yok etmeyi başarmıştır.
Uzay Laboratuarlarının, ilerde büyük bir önem kazanacağı kesindir.Daha önce astronotların uzay gözlemlerinin üstünlüğü ve beklenmedik koşullar karşısındaki başarılı önlemleriyle, yetenekleri kanıtlanmıştır.İnsanoğlu yönetimindeki ilk uzay istasyonları, ilk evrede tasarlanan dev araçlardan çok farklıydı.Gerçi bir kaç uzman, ekonomik nedenler ve zaman kaybını önlemek amacıyla ilk uzay istasyonlarında var olan uzay araçları ve roketler kullanılmasını savunuyordu.Ama çoğu yazarlar, dev pre-fabrik araçlardan söz ediyordu.Uzay istasyonu modelleri arasından en uygun örnek, 1952 yılında Dr. von Braun tarafından önerilmişti.Braun, V-2 ile Satürn fırlatıcı aracının da modellerini çizen kişiydi.Uzay istasyonu 75 m. çapında bir tekerlek biçiminde olup esnek, naylon ve plastik elyaftan yirmi bölmeye sahipti.Bölmelerin her biri kendi amacına yeterli donatımda olacak, birleştirildikleri zaman ise çeşitli amaçlara hizmet edebilen bir bütün meydana getirecekti.Bu bölmeler uzaya parçalar halinde götürülecek, eklenen parçalar şişirilerek yerlerine bırakılacaktı.Oturma bölmeleri laboratuvar ve kontrol odaları gibi iç parçalar, tüm donatımıyla sonradan eklenecekti.
Isı, ışık ve deneyler için gerekli enerji, Güneş’ten sağlanacaktı. Bu amaçla, istasyonun çevresinde, Güneş ışınlarını bir boru ağzına toplayabilen, yarı-çember biçiminde oluklu bir çerçeve bulunacaktı. Isı elde edilmesiyle sıcak buhar halinde çıkan cıva, türbinli jeneratörleri çalıştıracaktı.Görevini tamamladıktan sonra bu sıcak buhar, olukların arka tarafındaki borularla soğutulacaktı.

İnsan Yapımı Uydular
4 Ekim 1957 tarihinde Rusya’nın Sputnik 1 uzay aracının fırlatılışından bu yana, insan yapımı uyduların yararları inanılmaz bir düzeye ulaştı.İki ay sonra Sputnik 2 aracının Laika adlı köpekle birlikte çıktığı yolculuk insanoğlunun Ay’a atacağı dev adımın ilk evresi olmuştu.1969 yılı Temmuz ayında ise, artık bu tarihi adım gerçekleşti.
1958 yılı Ocak ayında, Amerika, Explorer 1 aracını göndererek, Dünya çevresindeki uzay özelliklerine dönük bilimsel araştırma programını başlattı.Bu, bilimsel bir araştırma amacıyla yapılan uyduların ilkiydi.
Örneğin, 1973 yılının Aralık ayında gönderilen Explorer 51. Dünya’nın dış atmosfer tabakasının incelenmesi amacıyla kullanılmaktadır.Bu uydu atmosferin ısı dengesini etkileyen enerji geçişini atom ve moleküllerin kimyasal reaksiyonlarının oluştuğu 110 ile 190 kilometre yükseklik arasındaki tabakayı incelemektedir.Dünyamızın yakın çevreisndeki uzay özellikleriyle ilgili belli bir alanı incelemek üzere, pek çok Explorer uyduları gönderilmiştir.Örneğin 1973 yılı Ekim ayında 10 uydudan sonuncusu olan Explorer 50 ile, Gezegenler arası Kontrol Platformları kurulmuştu.Bu uydular gezegenler arasındaki uzay boşluğunda mıknatıs alanları, enerji taneciklerinin yoğunlukları ve plazmaları incelemektedir.Bugün, uzayın mıknatıs alanı ve sınırının, jeomıknatıs alan ile güneş rüzgarı arasındaki dalgaların en doğru ölçüleri, bu uydular aracılığıyla elde edilmiştir.Amerikan Apollo uzay gemisinin Ay’a yolculuğu sırasında ve Skylab programı süresince güneşin parlayıcı ışınımları konusunda astronotları uyaran, yine bu uydu istasyonları olmuştur.1964 ve 1969 yılları arasında gönderilen altı Jeofizik Gözlemevi uydularının üçü kutup, diğer üçü de dünya çevresinde 160.000 kilometre ve uzanan elips yörüngeler oluşturmuştur.

UZAY SEYAHATLERİ
Uzaya gitmek artık astronotlara özgü bir seyahat olmaktan çıkıyor. Uzay turizmi yapacak firmaların hazırlıklarında son aşamaya gelmeleri hava taşımacılığında yeni bir dönemin başladığının ilk sinyalini veriyor.

Gerçi bilet fiyatları biraz el yakıyor; ama firma yetkilileri, uzaya yolcu taşıyacak firma sayısındaki artışın bu turizmi demokratize edeceğini ve önümüzdeki yıllarda daha kitlesel bir hale getireceği öngörüsünde bulunuyor.

Ancak 2009 yılında başlayacak ilk yüz sefere başvuranları genelde, aktörler, emlak kralları ve diğer maceraperest zenginler oluşturuyor. Çünkü yolculuğun toplam maliyeti 200 bin dolar.
Uzay yolculuğu yapacak bir kaç firmadan biri olan Virgin Galactic firmasının yöneticisi Will Whitehorn, USA Today gazetesine yaptığı açıklamada, ilk müşterileri arasında birçok bilim adamı, iş ve eğlence dünyasının önde gelen siması ve hep bir gün uzaya gitmeyi hayal eden uzay tutkunu insanlar bulunduğunu belirtiyor.

İngiliz işadamı Richard Branson’a ait Virgin Grup’a bağlı olan uzay seyahati firmasından yapılan açıklamada, 8 kişilik uzay uçaklarıyla 2,5 saatlik uzay yolculuğu için şu ana kadar 200 kişinin kayıt yaptırdığı belirtildi.

Will Whitehorn’un verdiği bilgiye göre, firma uzaya gidecek ilk yüz kişi arasında olmak isteyenlerden depozito bedeli olarak 21 milyon dolar topladı. Bundan sonraki müşteriler, kayıt yaptırırken depozito ücreti olarak 20’şer bin dolar bırakmak zorundalar.

Uzaya giden ilk turist bu bedelin çok fazlasını ödemişti. Charles Simonyi adlı işadamı Rus roketiyle uzaya gidebilmek için 20 milyon dolara yakın para harcamıştı. Uzay yolunda trafiğe çıkacak ilk firma olan Virgin Galactic, uzaya günde 2 sefer gerçekleştirmeyi planlıyor. Oklahoma City’de kurulan Rocketplane firması da 2009 yılında seferlerine başlayabilmek için hazırlıklarını sürdürüyor.

USA Today gazetesine konuşan Rocketplane Şirketi sözcüsü George French, 225 bin ile 300 bin dolar arasındaki bilet fiyatlarının seyahat tarihinin yakınlığına ve uzay aracı içindeki koltuğun yerine göre değişeceğini ifade etti. California merkezli Benson Space adlı firma da 2009 yılında ilk yolcularını uzaya göndermek için hazırlıklarını sürdürürken, şu ana kadar kaç yolcu kaydı yaptıkları konusunda bilgi vermediler.
İlk seferlerini California’daki istasyondan başlatacak Virgin Galactic, daha sonra New Mexico’da inşa ettirmekte olduğu kendi istasyonunu kullanacak. Virgin Galactic, dünyanın belli başlı ülkelerine uzay istasyonu kurup, seyahati küresel çapta gerçekleştirmek için de proje çalışmalarına başladı. Virgin Galactic, şirketin dünya karargahını, şu anda kendine ait ilk istasyonu inşa etmekte olduğu New Mexico eyaletine kurmayı planlıyor.

Virgin Galactic, yolcularını 2’si pilot 8 kişi taşıyabilen özel dizayn edilmiş uçaklarla taşıyacak. Uzay araçları, istasyondan normal bir uçağın sırtında havalanacaklar. 15 bin metre yükseldikten sonra taşıyıcı uçaktan ayrılacak uzay araçları roketlerini çalıştıracaklar.

Ses hızının yaklaşık 3 katına ulaşıp saatte 4 bin kilometre hızla uzaya yönelecek araçlar, 55 bin metre yükseklikte yörüngeden çıkacaklar. Kısa süre sonra ise yeryüzünden 112 kilometre yukarı çıkmış olacak. Uzay aracı, roketlerin ateşlenmesiyle 100 kilometre yükseklik arasındaki mesafeyi sadece 90 saniye içinde kat edecek.

Ulaştığı bu yükseklikte 10 dakika kalacak uzay aracı, yolcularına 4-5 dakika yerçekimsiz ortamı yaşatacak. Yolcular bu 5 dakikalık süre içinde koltuklarını terk edip pencerelerden uzayı ve dünyayı seyredebilecekler.

Uzay araçlarını dizayn eden firma yetkilileri, her türlü güvenlik önlemini düşündüklerini belirtiyorlar. Roket ateşlemesi başarısız olsa bile uzay aracı güvenli şekilde yeryüzüne dönebilecek.

İKİ MÜŞTERİYE YOLCULUK BEDAVA

Virgin Galactic, el yakan yolculuk fiyatına rağmen iki kişiyi ücretsiz olarak uzaya götürmeyi planlıyor. Bunlardan birincisi, geçtiğimiz aylarda, dünyada insan hayatının tehlike altında olduğu ve uzayda yeni yerleşim alanları bulunması gerektiğini söyleyen ünlü fizikçi Stephen Hawking oldu. Hawking, geçtiğimiz ay gerçekleştirilen özel bir uçuşta ilk defa yerçekimsiz ortamla tanıştırıldı.

Virgin’in diğer özel yolcusu ise Gaia Hipotezinin sahibi ünlü bilim adamı James Lovelock. Lovelock, dünyayı ve içindeki her şeyi yaşayan tek bir organizma olarak görüyor. İlk kayıt yapanlar arasında, Süperman Returns filminin yönetmeni Bryan Singer gibi ünlüler, balaylarını uzayda geçirmek isteyen yeni evli bir çift, uçuş korkusunu uzay yolculuğuyla yenmeyi planlayan Rus göçmeni bir emlakçı da var.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın