KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Vajinal Akıntılı Hastalıklar

Vajinal Akıntılı Hastalıklar

Vajinal akıntılar, her kadının, en başta sağlığı olmak üzere, sosyal ve cinsel yaşamını etkileyen ve sıkça görülen enfeksiyon hastalıklarının bir sonucu olarak görülürler. Kadın hayatının hemen her döneminde karşımıza çıkabilen bu şikayetlerin nedenini, niteliğini ve tedavi yollarını daha iyi anlayabilmek için öncelikle vajinanın anotomik ve fizyolojik yapısı hakkında bilgili olmak gerekir.

Vajinal anatomive fizyoloji: Vajina vücudun dışa açılan kapılarından birisidir. Genel olarak kas ve mukozadan oluşmuş, boru şeklinde bir organdır. Başlıca üç görevi vardır;

1) Cinsel ilişkinin gerçekleştiği ve meni sıvısının toplandığı yerdir,
2) Adet kanının akışının sağlandığı kanaldır,
3) Doğum kanalıdır.

Vücuttaki konumu itibariyle mesane (idrar kesesi) ve idrar kanalının (üretra) arkasında, rektumun (kalın barsağın son kısmı) önündedir. Vajen duvarı yumuşak kas ve fibroelastik bağ dokusundan oluşmuştur. Bu doku ve serviks dediğimiz rahim ağzının bir kısmı, çok katlı yassı epitelden oluşan bir mukoza ile örtülüdür. Vajinanın nemli kalmasını sağlayan ve kayganlaştıran sıvı rahim ağzındaki salgı bezlerinden sağlanmaktadır
Fizyolojik vajinal akıntılar: Kokusuz, şeffaf ve sümüksü kıvamda olan fizyolojik akıntı, ovulasyon dediğimiz yumurtlama dönemi gibi östrojenin yükseldiği dönemlerdeartış gösterir. Cinsel uyarı sırasında da bartholin ve skene bezlerinden salgılanan hafif beyazımsı renkteki sıvı kayganlaştırıcı niteliktedir ve yine fizyolojiktir. Gebelikte servikal bezlerin aktivitelerinin artması nedeniyle beyazımsı renkli, hatta bazen hafif partiküllü görünümde olan akıntılar da fizyolojiktir.




Normal vajinal flora: Bu deyim, her zaman vajinada bulunan ve normal şartlarda vücuda zarar vermedikleri halde direncin düştüğü bazı hallerdeenfeksiyon ve dolayısıyla akıntıya neden olabilen bir grup mikro organizma için kullanılmaktadır. Bunlar; Döderlein ve Smegma basilleri, stafilokoklar, streptokoklar ve E. Coli dir. Bu bakterilerin fermentasyonu ile sağlanan asidik ortam, vajeni enfeksiyonlardan koruyan primer mekanizmadır. Hormonal siklusun bozulması, bir kısım cerrahi girişimler, düşükler, non-hijyenik durumlar (tampon kullananlarda tamponun uzun süre değiştirilmemesi gibi) bazı antibiyotiklerin kullanımı ve benzeri olaylar vajinal florayı bozmak yoluylaenfeksiyonlara neden olabilirler.

Mantar enfeksiyonları: Vajinal enfeksiyonlar içinde en sık görülenlerdendir. Gebelik, geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı, immunsupresyon ve diabet enfeksiyonun oluşmasına zemin hazırlayan faktörlerdendir. Sık olmamakla birlikte (% 20) cinsel ilişki ile debulaşma sözkonusudur. Vajinal mantar enfeksiyonlarının % 85 inden Candida Albicans denen tür sorumludur. Klinik olarak hastaların çoğunda beyaz renkli, partiküllü, kesik süt ya da peynir kırıntısı görünümlü akıntı ve kaşıntı vardır. Kaşıntının şiddetine göre vulva ve vajen girişinde tahrişe bağlı eritematöz ve ödemli bir görünüm de olabilir. Bunların dışında vajinal ağrı, disparoni (ağrılı cinsel ilişki), yangı, disüri (idrar yaparken yanma) ve nadiren koku olabilir.

Karakteristik olarak şikayetler adetin başlamasından önceki hafta şiddetlenir ve adetle birlikte azalır. Teşhis için genellikle klinik görünüm ve hastanın tanımlaması yeterli olmakla birlikte, akıntı örneği lam üzerine alınarak üzerine% 10 luk potasyum hidroksit ekledikten sonra mikroskop altında mantar hiflerini görebilmek de mümkündür. Tedavide oral ya da vajinal yolla kullanılan preperatlar yanında topikal pomat ve kremlerden uygun olanlar seçilebilirler. Vajinal kandidiazis tedavisinde en sık; Fentikonazol, Butakonazol, Klotrimazol, Mikonazol, Ekonazol, Tiokonazol, Terkonazol ve Nistatin’ dir.




Genellikle eş tedavisi de önerilmelidir. Gebelikte, özellikle ilk trimestride topikal pomatlar dışındaki müstahzarları kullanmak konusunda mümkün olduğunca muhafazakar davranmak yerinde olur. Vajinal mantar enfeksiyonlarının çoğu topikal tedaviye cevap verir. Ancak direnç gösteren ya da tekrarlayan enfeksiyonlarda tedavi kürünün bir ya da iki kez tekrarınaveya sistemik tedaviye gerek duyulabilir. Ayrıca hastaya perine ve vulvayı kuru tutması, sentetik ve dar çamaşırlar yerine pamuklu ve rahat çamaşırları tercih etmesi önerilmelidir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın