Vakıa Suresi’nde büyük Binaların Heba Edilmesi

Vakıa Suresi’nde büyük Binaların Heba Edilmesi

Vakıa Suresi’nin 4’ncü ayeti ”İzâ rucceti’l-arzu reccen” diyor. Bu ayet, birinci ayette bahsedilen oluşacak olay ile o zamanda kolay anlaşılmayan bir şeyin meydana geleceğine işaret ediyor.

‘Arz’ sözcüğü yeryüzünün belirli yeri veya yerleridir. ‘Ruccet’ fiili sarsılmayı ve sallanmayı anlatır. Ayetten anlaşıldığına göre bu yer veya yerler, sarsılacak ve sallanacak imiş. Altüst olması da pekala mümkün. Peki sebebi ne? Kendi kendine mi sarsılıp sallanacak altüst olacak bu yerler?

Türkçe meal ve tefsirler bu sarsıntı ve sallanmayı kıyamet olayı şeklinde aktarıyorlar.

Birinci bölümde ‘vakıa’ sözcüğüne ”kıyamet olması şart değil” dedik.

Vakıa Suresi’nin 5’nci ayeti ”Ve büsseti’l-cibalü bessen” diyor. Dağlar ya da dağ gibi büyük oluşumlar parça parça edilip dökülecekmiş. (Bessen sözcüğü ‘sin’ harfi ile)

a) ‘Cibal’ adı, meal ve tefsirlerde hep ‘dağlar’ olarak beliritliyor. Günümüz Türkçesinde ‘dağ’, bilinen dağın dışındaki şeyler içinde kullanılabiliyor ve bu sözcük ile görmeye alışılmamış büyük kimseler ve şekiller veya oluşumlar anlatılmış oluyor. Örnek: Dağ gibi adam gözümüzün önünde uğradığı hastalıktan eridi bitti.

Örnek: Dağ gibi büyük bina dikildi tarihi eserin önüne.

b) Bessen sözcüğü, dağlara benzetilen yapıların veya oluşumların parça parça edilmek isteneceğini işaret ediyor. Ayetin o zamanda muhatap aldığı insanlar o ana kadar dağa benzetilen bir şey görmemişlerdir, belki görmeye ömürleri yetmeyecektir. Parça parça edilmek, dağıtılmak istenecekse, ileride bilinmeyen zamanda dağ gibi oluşumlar insanlarca meydana getirilecektir.

Vakıa Suresi’nin 6’nci ayeti ise ”Fe kânet hebâen münbessen” diyor. O dağ gibi oluşumlar, bir sebep ile parçalara bölünüp heba edilecekmiş. Sebep, onların kullanılır vasıflarının kalmamasıdır, hiç bir şekilde işe yaramayacak olmasıdır. (münbessen sözcüğü ‘se’ ile)

‘İnbisâs’ fiili, bir oluşumun kendi kendine değil, birilerinin… bir şeylerin etkisiyle heba olmasını, dağıtılmasını, yayıtılmasını, tozutulmasını anlatır. ‘Hebaen münbessen’ sıfat tamlaması da, aynen ‘bessen’ sözcüğündeki gibi, olayın oluşacağı o ana kadar hiç duyulmamış ve görülmemiş anlamını verir.





Fazla uzun zaman geçmeyen geçmişte, insanların ya da ailelerin modern şekilde barınmalarını sağlayan apartmanlar yapıldı. 1957 yılında ilkokula başlayan çocuktum. İstanbul’un edirnekapı Bizans’tan kalma surlarının iç tarafında içi kerpiç dışı ahşap kaplama iki katlı evlerde oturuyoruk. Mahallemizde apartman yapıldığını duyduğumuzda merak edip yapılan yere koşmuştuk. Eski yapı yıkılmış, o günkü şartlarda modern denebilecek yeni dört katlı beton direkli bina yükselmeye başlamıştı.

Aradan yıllar geçti. Modernleşme ilerledi. Binalar İstanbul surlarının içinde on katlı yapılmaya başlanmıştı. Evvelki yapılan dört katlılar yıkılıyordu. Daha sonra İstanbul’un uygun yerlerinde 15-20 katlı binalar yapıldıysa da, dayanıklılık güçleri kalmadığından, onlar da yıkılıp daha modern binalar yapılmaya, belki elli katı bulan gökdelenler dikilmeye başlandı.

Geride kalan, şaşılacak gibi görülen her yapı, büyük makinalarla parça parça ediliyor, ortaya çıkan toz zerreleri, etrafa yayılıyordu.

Günümüzde, Amerika gibi ülkede çok katlı gökdelenler, modernliği yetersiz kaldığı için, içine yerleştirilen patlayıcılarla parça parça edilip çöktürülüyorlar. Ondan sonra yepyeni daha modern gökdelenin dikilmesi başlatılıyor.

Bahsettiğimiz her yapı, ayetteki ‘CİBAL’ sözcüğünün karşılığıdır. Ayetlerin verdiği işaret şudur: Dağ gibi yapılar, ‘metal yorgunluğu’ sebebi ile dayanıklılık süreleri biteceğinden, ‘besset’ olacaklar, ‘münbessen’ şeklinde heba edileceklerdir. Onların yerlerine daha modern ve şaşırtıcı yapıların dikilmesi, ya da onların yerine topluma yararlı bir alan açılması için.

İbrahim Faik Bayav
(14.08.2020 09:10)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın