Vatan Nedir?

Vatan Nedir?

Vatan nedir? Vatan neresidir? Türkçe sözlükler, vatanın karşılığını yurt olarak veriyorlar. Eğer uluslaşma sürecini tamamlamışsa, vatanı; çeşitli etnik kökenlerden oluşmuş bir ulusun yaşadığı, sınırları belirlenmiş toprak parçası olarak da tanımlayabiliriz. Peki bu tanımlamanın içine Galiçya ve Yemen girer mi? Ya da bir başka biçimde sorarsak, Galiçya ve Yemen, Türklerin vatanının parçası mıdır? Yemen’in Arap toprakları olduğunu ve Arabistan yarımadasının güneyinde ayrı bir devlet olduğunu biliyoruz. Yani Osmalı İmparatorluğu’nun fetih ve haraç politikasının kurbanı olmuş Arap toprağı. Bugün Yemen’le ilişkimiz hüzünlü bir Yemen türküsü ile sürüyor. Peki Galiçya? Galiçya, Osmanlı Tarihi’ne girdiğinde, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun toprakları arasındaydı.

İyi ama Galiçya’nın Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkisi neydi? O sıralarda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Ruslarla savaş içindeydi ve durumu kötüye gidiyordu. Almanlardan yardım istediler ve Almanlar duruma el koyarak işi toparladılar. Ancak kendi adlarına savaştıracakları askerlere ihtiyaç duyuyorlardı. Osmanlı İmparatorluğu’ndan “yardım” istediler -ABD’nin şimdi Irak’a çağırması gibi- ve Mehmetcikler, Alman İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu uğruna Galiçya’da savaştı, orada kanını döktü, canını verdi. Eğer burada baştaki soruya dönecek olursak, bu duruma göre ne Yemen, ne de Galiçya vatan toprağı olmuyor!

Ama bugünlerde buraları vatan toprağı ilan edenler çıktı! Ertuğrul Özkök ve Cengiz Çandar, emekli olan general Çetin Doğan’ın “Mehmetcik’in kanını Yemen’de, Galiçya’da akıttık, bugün hâlâ niye akıttığımızı soruyoruz” sözlerine yanıt olarak, buraları vatan toprağı ilan edip, askerlerin oralara gönderilmesini bugün de savundular. Sorun sadece tarih konusundaki cehaletle sınırlı kalsaydı, elbette bu kadar yazmaya gerek kalmaz, gülüp geçerdik. Ancak sorun, bugünün politik gelişmeleri ile bağlantılı olarak tartışılınca, yani Irak’a, ABD’nin isteği ile asker gönderme bağlamında gündeme gelince, o zaman gerçekleri ortaya koymak gerekiyor. O gün asker gönderilmesini savunanlar, bugün de asker gönderilmesini savunuyorlar.

Ancak küçük bir farklılık ve unuttukları bir ayrıntı var. Farklılık şurada, bugünün Amerikancıları, eğer o günlerde yaşamış olsalardı Almancı olacaklar, Bush’un değil, Kayzer’in bayrağını sallayacaklardı. Farklılık sadece bu olacaktı. Unuttukları küçük ayrıntı ise şu; örneğin Yemen, Osmanlı İmparatorluğu’nun fethettiği, haraca bağladığı bir yabancı toprak parçasıydı. İmparatorluğun durumunu sürdürme çabasına hak verilmese bile, durumun anlaşılır bir yanı bulunuyordu. Peki ama Irak bugün “vatan parçası” ya da fethedilmiş bir toprak mı? İkisi de değil! Ama Irak’ın bir fatihi var ve bu da ABD! Şimdi bu fatih battığı yerden çağırıyor, ‘sen de gel ve benim işimi kolaylaştır.’

Amerikancıların bu çağrıya yanıtları olumludur. Onlar ‘senin askerlerinin yerine benimkiler ölsün’ diyorlar. ABD bir emperyalist süper güç ve askerleri paralı. İşe girerken böyle kirli işlere gönderileceklerini, gerekirse öleceklerini biliyorlar. Mehmetçikler ise zorunlu asker ve vatanı koruma görevi ile askere alınmışlar. Bunu bilip, kabul ederek askerlik görevi yapıyorlar. Şimdi bu askerlere ‘git ABD’nin çıkarları için öl’ deniliyor. Peki ama bu halk çocuklarının ‘biz ABD askeri değil, bu ülkenin askerleriyiz’ demesi durumunda, hükümet ve devlet yöneticilerinin, bunlara verebilecekleri bir yanıt var mı? Onlar eğer Özkök ve Çandar’ın tarih bilgilerine güvenerek yola çıkıyorlarsa, şimdiden fena halde çuvallayacaklarını söyleyebiliriz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın