Vay Canına!…

Vay Canına!…

*Bindik bir alamete; gidiyoruz kıyamete…

Adama kimileri diyor USTA, bazıları da diyor HASTA…

USTA mı, HASTA mı bilemem ama birilerinin kumpasta olduğu besbelli…Bu kumpasta olanlar yalnızca Türk halkı mı diyeceğim sandınız; hayır, demeyeceğim, yanıldınız…Türk halkı elbette ki kumpasta, bu gidişle dinleyemeyecek Comparsita ve işte bu nedenle oldukça sert konuşacaktır Kasım 2019 seçimlerinde… Ama AKP’nin son kurultayında ya da kongresinde Başbakan (B)in-ali yalnız, yapayalnız kaldı ya…Takım tastamam toparlandı AK-BAŞKAN-PATRON’un güdümünde ve de saray sofrasında… Bu durumda USTA ya da HASTA ön takıları ve de takımları bir yana adam PATRON işte tek başına, bu durum tescillenmiş oldu iyicesine… Ve son aşamada yalnızca PATRON’un dediği oluyorsa…Sağlık taraması yapılırken; partinin yönetimine gelenlerin de değerlendirmeye alınması gerekir zannımca…Bunca dilini yutmuşluk, bunca tepkisizlik, bunca tabi olma içgüdüsü (sürü içgüdüsü demeğe de dilim varmadı doğrusu) dedirtiyor ki insana bu nasıl bir teslimiyetçilikdir, vay canına!…

*Yıllardır her RAMAZAN ayında; MEDYA MÜFTÜSÜ olarak tanımladığım “kenar mahallenin yosması, dilberi gibi” kenar mahallenin türedi hocaları kanal, kanal gezer televizyonları ve de kendilerinin tanıtımını, reklamını yaptıkları televizyonların da yardımıyla, telefonlar aracılığıyla ve de banka hesaplarına kredi kartlarından geçen paracıklar karşılığında din satarlardı.
Gavura öfke kusan, gavuru insanlıktan tepen, ama gavurun icadı nimetlere tapan bu gravat takmayan ama din satan gavat; en sonunda internet üzerinden de din, dua pazarlamasına son sürat devam ediyor…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  HIRSIZSINIZ!

Ve “şehitlerimiz için FATİHA SURESİ okuyoruz. Okuyanlar yoruma AMİN yazıp PAYLAŞIP daha fazla okumamıza destek olabilir mi?” içerikli post-it’ler paylaşıyor.

Bilindiği gibi bu paylaşımların bir ederi var; maksat muhabbet ya da mubareke olsun değil, maksat rating’lerle hesaplara para dolsun…Be hey kurnaz; bu dil sana üç, beş söz söylemeden durmaz ve elbette ki böyle martavallara kanan sen aymaz, sana da sözüm var:

İNANIYORSANIZ, DUA EDERSİNİZ…

Vay canına!…Bu ne saçmalıkdır?…

ŞEHİDLER; İNTERNETE Mİ GİRİYORLAR ya da SEVAP YAZICI MELEKLER İNTERNET KULLANICILARINI MI İZLİYORLAR?…

YOZLUK, YOBAZLIK, AHMAKLIK DİZ BOYU…Vay canına!…BU KADAR DA APTALLIK OLUR MU?…

*Biz sanal ortamın yalancısıyız…

Henüz 2015 yılının Eylül ayında diyorlardı ki sanalda, yanalda, düşeyde, dikeyde ve de her düzlemde; Uluslararası Ceza Mahkemesi ERDOĞAN ve EKİBİ hakkında inceleme başlatmış…

Doğru mu, yalan mı acaba diye soramasam da birilerine diyorum ki o günlerden beri vat canına!…

DÜNYA DEVLETİ OLMA İDDİASINDA OLANLAR YARGILANACAKLAR HA?…

YÜZKARASI BİR DURUMDUR BU…

ELEŞTİRSEM DE RTE VE TAİFESİNİ…

ASLA ÇEVİRMEYECEK OLSAM DA AKBABALARIN İDEOLOJİ KİTABININ SAHİFESİNİ…

KİMİN HADDİNE DÜŞMÜŞ DEMEK İSTERDİM ONLARI YARGILAMAK AMMA VE LAKİN YEDİ DÜVELE VE EN BAŞTA AMERİKA’YA VERİLEN ÖDÜNLERLE OTURURSAN KOLTUĞA…HESAP GÜNÜ GELİR Mİ, GELİR…

Oysa…

KİM CÜRET, KİM CESARET EDEBİLDİ ya da EDEBİLİRDİ (ancak siz gibi had bilmezler, siz gibi saygısızlar ve Cemaat-el Fettoş ile PKK bölücülerinden başka) KEMAL ATAÜRKÜMÜZ’e DİL UZATMAĞA, ONU ELEŞTİRMEĞE, ONU YARGILAMAĞA ?…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Diyorsunuz ya; güldürüyorsunuz beni!

Bir zamanlar Kurtuluş Savaşı için halkına öncü olan Kemal ATATÜRK’e “bir sarışın eşkıya” demiştir, sonra da bükemediği eli öpmüştür Amerika…

Oysa sayenizde çuval geçirildi Türkün Ordusu’nun başına…Ve şimdi de yargılama söylemleri çıkmış ayyuka…

Bunca aşağılanma nereye kadar?…Vallahi pek şaşkınım sayenizde; bir kez daha diyorum ki vay canına!…

Umarım ki BM toplantısı için yapılacak yolculukda kimseciklerin başına çirkin olaylar gelmez…

*Kamyonların arkasında sıkça görürdük şu sözleri:

-AĞZI OLAN KONUŞUYOR

Ve bizler de ülkemizde, dünyamızda yaşanan olumlu, olumsuz “olay, olgu, oluşum” her ne varsa; onlara ilişkin sürekli konuşuyoruz gerçek ortamda…

Ve elbette ki sanal yaşamımızı sürdürdüğümüz; Amerika’daki DEEP BLUE belleğinin sunduğu şu sanal kamusal dünyamızda da sürekli konuşuyoruz, yazıyoruz ve her konuda “bilir-bilmez” öylesine ahkamlar kesiyoruz ki sanki tüm sorunlar çözülecek sözlerimizin ardından…

Ve bizler de öylesine etkili, güçlü birer kanaat önderiyiz ki düşüncelerimizin ya da düşüncesizliklerimizin izdüşümü o muhteşem sözlerimizle; biçimlendireceğiz varolan ve de yakındığımız şu düzeni istediğimiz yönde…

Sanal dünyamızda, sanal yaşıyoruz ve öyle sanıyoruz işte…Ve elbette ki bütün bunlarla avutuyoruz kendimizi egemenler izin verdiği sürece… Oysa özgürlük alanımız da sansür hazretlerinin çektiği duvarlarla sınırlı…Vay canına!…Konuşan Türkiye denilen toplumsal yapı böyle mi olmalıydı?…

Selma ERDAL; Didim, 16 Eylül 2017

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın