‘Yanlış yaparsam özür dilerim…’

‘Yanlış yaparsam özür dilerim…’

Etkili, yetkili isimlerin konuşmalarına öyle alıştık ki; bir gün sonra sesini duymadığımızda ‘nedenlerini’ öğrenmeye çalışıyoruz!

Aslında ne dediklerini ‘düşündüğümüzden’ değil de, neden ‘olmadıklarını’ bilmek istiyoruz!

Söyledikleri, eylemleri değişmiyor…

Dün neredelerse, bugün de oradalar!

Dün kime destekseler, bugün benzeri başka birine!

Dün emeğe nasıl bakmışlarsa, bugün de aynı!

Dün hırsıza, vurguncuya, simsara, talana, haksızlıklara, insana, hukuka, adalete hangi vurgular yapılmışsa, bugün ayrı bir duruş sergilenmiyor; aynı!

Dün birilerini yanına takmış giderken, bu gün bir başkasını…

Yine de bir gün seslerini duymasak ‘neden’ diye soruyoruz; ne konuşacaklarını bilmemize karşın.

***

Birkaç gündür konuşulan biri var; bir pancar üreticisi…

Etkili, yetkili isimlerin konuşmalarından daha çok yankı uyandırdı…

Pancar üreticisinin konuşması ‘öyle’ bilinmedik türden, anlaşılması zor, teorik ağırlık değil; herkesin, ilkokul çağındaki bir öğrencinin bile anlayabileceği yalınlıkta.

Daha konuşmasının başında ‘kusura bakmayın, ben ömrümde ilk kez bir otele geldim, yanlış yaparsan özür dilerim’ diye söze başlıyordu…

İktidarın şeker fabrikalarını özelleştirme kararı almasının ardından Ekonomik-Sosyal Araştırma Merkezi (ESAM)’ın düzenlediği ‘Milli Değerler Milli Gelecek Şeker Zirvesi’nde şeker fabrikalarının ülke ekonomisindeki yeri konuşuluyordu.

Zirveye şeker pancarı üreticileri de çağrılmıştı. Konuşmacılar düşüncelerini açıkladıktan sonra, pancar üreticisi Nihat Babaözlü’de söz istemişti.

Pancar üreticisi Babaözlü kürsüde, ‘kusura bakmayın, ben ömrümde ilk kez bir otele geldim, yanlış yaparsan özür dilerim’ diyor…

***

Son zamanlarda yaşadıklarını böylesine içten anlatan, böylesine ‘gelecek, insan’ odaklı tümceler kuran konuşmacıyla karşılaşılmayınca…

Pancar üreticisini dinlerken ‘siyasi duruşu’ ile değil de, özenle üzerinde durduğu ‘emek, insan, üretim, gelecek’ konularını en yalın dille, üstelik haksızlıklara başkaldırarak anlatması yurttaşımızla buluşturdu.

‘Yanlış yaparsam özür dilerim, yapılan konuşmalardan ben bir şey anlamadım’ diyordu.

Belli ki; kendinden önce konuşanlar, her ne denli üreticilere seslenmiş olsalar da, bir üretici olarak kendini anlatılanların içinde bulamamıştı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ‘çok önemli’ konuları gündeme taşımak için düzenledikleri toplantıları hep biliyoruz. ‘Keller, körler birbirlerini ağırlar’ın dışına çıkamazlar. Bulundukları koltukların sarsılmasını istemediklerinden dolayı ‘hep’ bu yolu seçerler.

‘Korkuyorum, yatamıyorum, açık oturum izlemek zorunda kalıyorum, huzur arıyorum, huzur yok, bu geç kalınmış bir toplantı…’

Her biri ‘ayrı’ başlık olacak yaşamının içindeki sorunlarını dile getirirken, salonda bulunanlardan rahatsız olanlar da olmuştu elbette…

Pancar üreticisiydi. Kendi gibi daha birçok üreticinin durumunu biliyordu. Üretim aşamalarında yaşadıkları zorluklardan bire bir etkilenmişti. Pancarı kaça sattığını bildiğince, kaça mal olduğunu da biliyordu. Üretim aşamasında kullandığı tohumun, gübrenin, elektriğin, mazotun etkisini de… Bir de bunların üzerine ürettiği pancarın işleneceği fabrikaların kapanma kararı eklenince…

‘Korkuyorum, huzur arıyorum, huzur yok’ diyordu pancar üreticisi Babaözlü…





***

Korku, yalnız şeker pancarı ile fabrikalar mı; hayır!

Yurttaşın ‘haklı’ olduğunu bile bile susması, ‘haksızlıkların’ sürekli büyümesi, ileride yaşanacak olan işsizlik, hastalıklar, çevre talanı, eylemsizlik…

Şunların konuşulması gerekiyor aslında;

Amerikalı Cargill’in şekerdeki etkisi ne? Ülkemizde şeker neden pahalı, kotayı ondan onbeşe çıkartan kim? Şeker fabrikalarının özelleştirilmesini kim istiyor? NBŞ (Nişasta Bazlı Şeker)’in daha çok kullanması mı bekleniyor? NBŞ’in sağlık açısında zararlı olduğu yönünde araştırma sonuçları bulunmasına karşın, iktidarın bunda diretmesinin amacı neden?
Korku bu!
***
Etkili, yetkili isimler gibi konuşmadı…

Yaşanmamışları, süslü-renkli tablolar içerisine tıkıştırmak yerine; kendinin, tanıdıklarının yaşadıklarını anlattı. ‘Ağdalı lafa gerek yok, kestirmeden konuş, hepimiz geberip gideceğiz böyle giderse’ dedi.

‘Böyle giderse bebeklerimizin zehirlendiğini, kanser olduğunu göreceğiz’ dedi.

Politikacılar her gün konuştular, konuşmadıklarında ‘neden’ sorduk; ancak bir gün önce dediklerini, bir gün sonra dedikleriyle örttük! Aslında politikacılar ‘örtülmesine’ neden oldular!

Pancar üreticisinin ‘ömrümde ilk kez bir otele geldim, yanlış yaparsam özür dilerim’ diye başlayan konuşması sokakta da konuşuluyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın