KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Yaşama Saygı

Yaşama Saygı

Müziğin sesi karşı apartmanlardan duyuluyordu. O, kaseti teybe koyunca neredeyse kendinden haberi olmazdı. Bunu yaparken sınırsız hürriyete sahip olduğunu zannederdi. Müziği sesli dinlemek Volkan için apayrı bir zevkti. Bu durumdan başkalarının rahatsız olacağını asla düşünmezdi. Ailesinin ve çevredeki insanların ikazlarını çağ dışılıkla nitelendirirdi. Hareketli müzik dinlemek, belkide yaratılış olarak hareketli olmasından kaynaklanan bir durumdu. Onun ders çalışmasında da, dinlenmesinde de müzik vardı. Bu konuda o kadar ileriye gitmişti ki, okula gidiş ve gelişlerinde volkmeni kulağından hiç çıkarmazdı.

Kulaklığın zamanla kulak zarına zarar vermesi ve doktorun uyarıları pek fayda etmemişti. Oturdukları dairenin hemen bir altında oturan, yaşı seksene varmış olan Yusuf dedenin zaman zaman ikazları da tesirli olamamıştı. Hanımı ve kendisi yılların vermiş olduğu yıpranmayla ahir ömürlerinde biraz sakin bir hayat geçirmek istiyorlardı. En ufak gürültü onların ruhunu yıpratıyordu. Volkan ise gençliğin vermiş olduğu enerji ve aşırı hareketli müzik tutkusundan olacak ki, onların durumunu anlayacak bir vaziyette değildi. O, kendine göre; insanların ona kasıtlı olarak müdahalede bulunduklarını zannediyordu. Sert uyarılar, suçlayıcı tavırlar Volkan’ı çileden çıkarıyordu. Bunun farkında olan Yusuf dede bu meseleyi en iyisi bir yolunu bulup, tatlılıkla çözmenin daha uygun olacağını düşünüyordu. Uygun bir zamanını kollayıp bu meseleyi mutlaka onunla konuşmalıydı. Ailesiyle konuştuğu zamanlar sert ikazlarla azarlanan Volkan müziğin sesini daha da yükseltiyordu.

Tatlı bir bahar günüydü, her şey capcanlı, ağaçlardaki çiçeklere ve yaprakların güzelliğine kuş cıvıltılarının eşlik etmesi apayrı bir hava meydana getiriyordu. Volkan da bu neşeye eşlik eder bir vaziyette kulağından hiç çıkarmadığı volkmeniyle ritimli bir şekilde merdivenlerden çıkıyordu. Yusuf Dede onun gelişini ve neşesini fark etmiş olacak ki, bir bahaneyle kapıyı açıp bir şeylerle uğraşmaya başladı. Volkan, dedenin önünden geçiyordu fakat, o kadar dalgındı ki, Yusuf Dedeyi fark edememişti. Onun şefkatli elinin Volkan’ın omuzlarına dokunmasıyla kendine gelebilmişti. Yusuf Dedenin bir şeyler konuşmak istediğini anlamıştı ama yeni piyasaya sürülen, popüler bir sanatçının kasetini dinliyordu. Bundan dolayı meşgul edilmesine çok rahatsız olmuştu. Bir ihtiyacı vardır düşüncesiyle:

– Ne istemiştiniz?

– Rahatsız ettiysem özür dilerim, ancak seninle bir meseleyi konuşmak istiyorum konu şu; bizler yaşlandık bundan sonraki hayatımızda sakin bir ortamda dinlenmemiz gerekir. Çoğu zaman hastalıklarla mücadele ediyoruz.

– Söyleyeceğin şeyi direk söylesen olmaz mı?

– Evde dinlediğin müziği kendin duyacağın kadar dinlemeli, başkalarını rahatsız etmemelisin.

– Bende önemli bir şey söyleyeceğini sanmıştım.

– Bundan önemli bir şey olur mu? Başkalarının hakkına saygılı davranmak hepimizin görevidir.

Bu konuşmadan çok hoşlanmayan Volkan, kızarak odasına gitmişti. Kendi kendine “anne ve babama beni şikayet eden bu adam olmalı” diye düşünmeye başlamıştı. Oysa karşı apartmanlardan bile bir sürü şikayet gelmişti. Yusuf Dede en sabırlı insanlardan biriydi. Gençtir hevesini alınca, sesli müzik dinleme işini terk eder düşüncesiyle, komşuluk ilişkilerinin zedelenmesini istemiyordu. Çoğu insanın komşularıyla arasının bozulmasına engel olmuştu. Komşular bir araya geldiklerinde mutlaka Volkan’ dan konuşurlardı. Volkan, insanların hatta anne babasının üzerine fazlaca geldiğini, genç insanın bir kısım hobilerinin olabileceğini düşünüyordu.



Aradan aylar geçmişti, yaz ayları bitmiş yerini yavaş yavaş kış aylarına bırakmıştı. Hava değişimlerinden dolayı Volkan hastalanmıştı. Gerçi çok önemli bir rahatsızlık sayılmazdı. Hastaneye götürdüklerinde doktor; bu hastalığın çaresinin mutlaka dinlenmek olduğunu söylemişti. O hareketli pür neşe içerisinde olan insan, hareketliliğini kaybetmişti. Hiçbir şey ona zevk vermiyordu. Evin içerisindeki küçük kardeşinin oyuncaklarıyla oynaması bile, onu çok ciddi rahatsız ediyordu. Bir üst kattan gelen televizyonun sesi bir balyoz gibi kafasına iniyordu adeta. Ne kadar yüksek sesle müzik dinlediğini hatırladı birden. Kim bilir insanlar ne kadar rahatsız olmuşlardı. Sessizlik hasta ve yaşlılar için daha da önemliydi. Şimdi Yusuf Dede’ yi daha iyi anlıyordu. İyileşir iyileşmez onu ve rahatsız etmiş olduğu komşularını tek tek ziyaret ederek özür dilemişti. Volkan, bundan sonra o çevrede en sevilen insanlardan biri olmuştu.

CEMALETTİN YAZICI

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın