Yaşanan ‘acıya’ merhem olacak…

Yaşanan ‘acıya’ merhem olacak…

24 Haziran seçimlerinin ardından kendilerini yerel seçime hazırlayan siyasi partiler, adaylarını ‘nasıl’ belirleyecekleri ya da seçime nasıl gidecekleri konusunu ‘değişik’ ağızlardan dile getirirken, oyunu istedikleri ‘seçmenin’ yaşadığı sorunların çözümü için çaba harcayan yok!

Varsa yoksa adaylar,

Varsa yoksa oylar,

Varsa yoksa ‘nasıl’ belediyeyi kazanırız oyunları…

Üretici, toprağını ekip-ekmeme konusunda karamsar,

Tüketici pazarda-markette el yakan fiyatlar nedeniyle doyumsuz,

Veliler öğrencilerini liseye yazdırma konusunda gel-gitler yaşıyor,

Piyasanın ‘can çekişin’ fotoğrafları acı yayıyor,

Geçtiğimiz yıl Aladağ’da yanarak can veren yurt öğrencilerinin ‘sorumluları’ birer birer özgürlüklerine kavuşuyor…

Hoş mu oluyor?




***

Tamam, bizde öncesinde varlığından söz edilen, ‘rejim değişikliği’ ile korunduğu üstelik daha da geliştirildiği dillendirilen demokrasimiz gereği ‘yönetenleri’ halk belirler. Bunun için de genel seçimlerle ‘vekiller’, yerel seçimlerle de ‘belediyeler’ halkın ‘istemi’ doğrultusunda belirlenir!

Adayları her ne denli genel merkezde konumlanmış, ‘seçmenler üstü’ sayılan bir grubun genel başkanla eşgüdümü ile belirleyip, ‘biz aday adaylarını böyle sıraladık, tıpış tıpış oyunuzu vereceksiniz, bize vermezseniz karşı güçlü adaya oy vermiş sayılırsınız’ denerek belirlemiş olsalar da; bunun adı demokrasi!

Halkın değil, partilerin demokrasisi!

Halkın ‘ağrısız’ yanının olmadığı süreçlerde, sistemin sürdürücülerinin bu denli ‘apaçık’, bu denli seçmenin ‘ağrılarını’ görmezden gelerek yerelin aday olup-olmayacaklarına, merkezin kazanıp-kazanamayacaklarına kurgulanmaları ‘ağrıları’ daha da acılandırıyor oysa…

Üreticisinden tüketicisine, öğrencisinden emekçisine, pazarından piyasasına değin…

***

Hafta sonu Kozan’da tarım ilaçları satan bir tanıdığın yanındaydım.

‘Üreticinin durumu zor’ dedi…

‘Üretici toprağını bu gidişle ekmeyecek, tarımsal girdilere gelen zamlardan dolayı ekemeyecek’ dedi.

Mısır üreten, buğday üreten, ayçiçeği üreten, pamuk üreten çiftçilerin bu koşullarda ‘yeni’ dönemde toprağını ‘boş’ bırakabileceğini anlattı.

Son bir ay içerisinde, döviz kurunda oluşan değişimden dolayı girdilere yüzde yetmişle, yüzde yüzyirmi zam geldiğini belirtikten sonra ‘üreticinin toprağını ekmemesi kazanç olacak, alışık olduğumuz tarla kiralama olayı da artık düşlerde kalacak’ dedi.

Sonuç ne olur, diye sorduğumda da, ‘asıl’ sorunu söyledi…

‘Çiftçi ekmezse, biz tarım ilaçları satanlar bitmiş olacağız. En önemlisi de, tüketicimiz için gerek duyulan ürünler dışalımla sağlanacak. Dışalımla sağlanan ürünlerin dövizle sağlandığını düşünürsek, önümüzde daha çok krizler olacak demektir. Üretici, toprağını ekemezse bittik demektir!

Çözümü için gereklilikten de söz etti…

‘Her sorunda olduğu gibi, elbette bundan da çıkış vardır. Öncelikle üretici ektiği ürün konusunda bilinçlendirilerek desteklenmeli. Girdiler konusunda kolaylıklar sağlanmalı. Nasıl olur, demeyelim! Şu altın, elmas satanlara tanınan olanakları bilmeyen yok! Üreticinin örgütlenmesi, desteklenmesi, ekimden başlanarak hasat sonuna dek korunması gerekir.’

Yerel seçim konusundan ‘fırsat’ bulup, üreticiyi düşünen var mı?

***

Medyada okuduğunuz bir-iki gazete, izlediğiniz bir-iki tevi sokağı, pazarı, marketi, ürünüyle yola koyulan üreticiyi, öğrencisini istediği okula yazdıramayan velinin kaygısını yazıyor, anlatıyor, gösteriyor! Birçoğunun penceresi başka yerlere açık…

Açılışlar, konuk ağırlamalar, dışarıdan gelecek diye sevinilen ‘destekler’, yapılan yollar, açılan tüneller, kesilen ormanlar, yükselen betondan yapılar, salon toplantılarında alkışlanmalar, korumalar eşliğinde yola çıkmalar, Cuma namazına gitmeler…

Medyada yer alan gazetelerde, tevilerde fır dönüyor böyle haberler…

Anımsarsınız, Ekim 2016’da Aladağ’da Süleymancı cemaatin öğrenci yurdunda onbiri öğrenci, oniki kişi yanarak ölmüştü. Geçtiğimiz günlerde yapılan duruşmada, cezaevinde olan son tutuklu da serbest kalmıştı! Çıkan yangında ne önlem almayanlar, ne belirli sürelerde denetlemeyenler, ne sorumlu sayılanlar ‘suçlu’ sayılmadı!

Suçlu elektrik panosu, ahşap merdiven, kaplama halı…

Kaç gazetede gördünüz, kaç tevide izlediniz?




***

24 Haziran seçimlerinin ardından kendilerini yerel seçime hazırlıyor siyasi partiler…

Halkın içine inecek, halkın sorunlarını çözmeye çalışacak değil de, partilerine ‘kazandıracak’ adaylar aramaya koyulan partiler bir yandan da ‘ittifak’ planları da yapıyor!

‘Nerede, hangi adayla olursak kazanırız’ planı…

Diğer yandan da ‘kim olursa olsun, bize kazandırsın’ denerek belirlenmek istenen adaylar…

Yaşanan ‘acıya’ merhem olacak yok ki…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın