DOLAR 8,85631.03%
EURO 10,38470.68%
ALTIN 498,881,64
BITCOIN 372662-3,31%
Adana
25°

AÇIK

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

“Yaşananlardan çok “konuşulanlar” yoruyor…”

“Yaşananlardan çok “konuşulanlar” yoruyor…”

ABONE OL
05 Eylül 2021 14:39
“Yaşananlardan çok “konuşulanlar” yoruyor…”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yönetimi; “gerçekten” yurttaşın gereksinmesine göre uygulasalar, yurttaşa sağlayacağı yararlara göre düzenleseler, bilimsellikten kaçınmasalar, yaşananlardan ders çıkarabilseler, gözyaşlarının sel olabileceği kaygısını taşısalar, bunları yürekten istemiş olsalar…
Şu an yaşanan, can acıtan birçok olaya tanık olunmayacağı gibi, bunca süren kısır çekişmelere de gerek kalmayacaktı!
Kentlerin yerel yönetimleri, “yerel yaşamı” kolaylaştırıcı çalışmalar yapıyor olacaktı.
“İktidarlar”, yurttaştan topladığı vergilerle daha yaşanır bir ülke olabilmek için uğraş veriyor olacakalrdı.
Bilim dünyası, insan yaşamını zorlaştırmayacak/ daha sağlıklı yaşam sürdürülebilmesi için çabalayacak/ daha sağlıklı doyacağı/ gelecek kaygısını gidereceği buluşlar için gecelerini gündüz sayacaklardı.
Çalışmalar, bu dünyada katlar/ yatlar/ banka kasaları/ saraylar edinmeye değil; yaşamını sürdüren her şeye odaklanacaktı.
Ne çocukların eğitim, ne yurttaşların iş, ne de insanların doyum kaygıları olmayacaktı…
Tüm bunlar ütopya değil mi; ulaşılması zor doruklar, elin beş parmağına uymayan oyalamalar, “böyle gelmiş, böyle gidecek” yalanlaması…
Siz öyle sanın…
***
Yalnız ülkemizde yaşananların sözünü etmiyorum…
Sistem, “her koyun kendi bacağından asılır” olgusuna insanları tutsak etmeye çalışsa da, yirmiay önce Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktığını ileri sürdüğü Covid 19’la tüm dünya insanlarının aklıyla dalga geçmeyi başardı!
Wuhan’da takla atarak can veren, bir köşede kıvrılmış kendinden geçen insanların görüntüleriyle tüm dünyayı dize getirmeyi bildi!
Dünyanın nüfusuna bakıyorsunuz, yirmi aylık can kaybına bakıyorsunuz, yüzle/ binle orantılayamıyorsunuz, ancak “salgın” denilmesini de duymaktan uzak duramıyorsunuz!
Burada mı yalnız?
Doğal yıkımların hangisinde/ ne kadar “insan hatası” olduğu düşünülüp çözüm arandı mı, ya da bunun için çalışmalar yapıldı mı, uluslararası boyutta önemli sayılacak projeler üzerinde çalışıldı mı, “en önemlisi” uygulanabilirliği sağlandı mı?
Dünyanın birçok bölgesinde orman yangınları/ sel baskınları/ depremler/ toprak kaymaları canlar alıyor! Koyunları “kendi bacağından” asan yetkililer/ yönetenler, yaptıkları konuşmalarla/ iki süslü sözle/ evini yaptıracağının sözünü vererek/ aracını yenileyerek “sorun için” gerekenleri yaptıklarını sanıyor, ya da “sorunun” çözüldüğünü inandırmaya çalışıyor!
Tüm bunlar “içtenlik” değil, “inandırıcılık” değil; günü kurtarma çabası…
***
Adanalıların yemekleri acılıdır, kebapları acılıdır, balkonlarında yetirildikleri biberler acılı…
Çoğu zaman “acılı” yiyecekler yaşamı tatlandırmış olsa da, uzun süreli “acılı” haberler yürekleri yakar/ incitir!
Orman yangınının ardından, yağmur baskınlarıyla gelen haberlerden dolayı “acılar” anlatılır gibi değil!
Dün Karadeniz Sahil Yolu’yla başlayan, sonrasında “acımasızca” alanlar bozularak/ talan edilerek kurulan termik santrallerle süren, sonrasında “hangi aklın” akılcı bulduğu bilinmeyen/ dere yataklarında konuşlandırılan/ insanlar için yaşam alanı sayılabileceği yönetmeliklere sığdırılan uygulamalarla bu günlere gelindi!
Baskından “zarar” gören yörede/ baskın sularından yakınlarını yitirenlerin/ yaşamla aralarında bağ kuran eşyaları yok olanların gözlerine bakarak, yönetimin gereken her şeyi yapacağını söylemesi…
Haydi son verin doğa bozumuna, son verin dere yataklarını talana, haydi…
“Ütopyama” çamur atanlar, dikkat; bu baskın nasıl oldu, alışıldık olmayan bu olgunun nedenleri nelerdi, alışıksa eğer bunca beton yapı buralara neden dikildi, bunlara kimler izin verdi, buralarda/ bu yağışlı mevsimlerde insanların yaşamasına/ konuşlanmasına neden izin verildi?
Bu soruların yanıtını sormak “suç” sayılacak gibi…
***
“İktidar/ muhalefet” sözcüleri, iki ayrı yerden çalışmalarını sürdürürken; “iktidar, muhalefetin” yanlış bilgiler aktardığını, “muhalefet, iktidarın” kendilerine bilgi vermekten kaçındığını/ yerel yetkililerin uzak durduğunu/ yurttaşla bağlantı içerisinde olduklarını/ yurttaşın ileri sürdüğü bilgileri paylaştıklarını söylüyor…
Bunu anlatırken bile yoruluyorum, desem doğrudur!
Her şey “yönetenlerin” ellerinde…
Her şeyi istedikleri gibi “biçimlendirip”, istedikleri sonucu alacaklarını bilmekten “uzak” olduklarına inanmak istemiyorum! “İmar affı” ile sonrasında yaşanacak olan zorlukların bilinemeyişine inanmak istemiyorum!
Eğer doğayı katlettiklerinde bu denli değişiklik beklemiyorlarsa, eğer Karadeniz Sahil Yolu’nu yapıp/ yüksek dalgaların yaşamı zorlaştıracağını göremiyorlarsa, dere yataklarını kentleştirip/ yağışlı havalarda baskınlar yaşanacağını öngöremiyorlarsa eğer…
Öyle ya; ya bugünkü sonuçlar bilinmesine karşın, “yine” yanlıştan uzak durulmadıysa…
Yaşamın “acı” yanı da bu olmalı…
“Biz halkımıza yardımcı olmak istiyoruz, burada muhalefet siyaset peşinde, insanlarımızın yaralarını sarmak için her şeyi yapıyoruz, şu ana dek yaptığımız desteğin boyutu açıklıyorum…”
“Sözün bittiği yer neresi” diyene; işte yanıtım!
Uzayıp giden orman ağaçlarıyla kaplı derenin içine “imar” verin, “ballı lokmalarla” gelecek kuranları besleyin/ büyütün/ geliştirin…
Bunca yaşanana karşın “yanlışı” görmeyip, “şu ana dek yaptığımız desteğin boyutu” açıklamalarını yaparken “övünç” kaynağı olmaya çalışın!
Gerçekten, yaşananlardan çok “konuşulanlar” insanları yoruyor; görün ama!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Ben ne yapayım ?

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.