Yaşatılan ‘yanlış algı’…

Yaşatılan ‘yanlış algı’…

24 Haziran seçimlerine bir aylık süre kaldı.

Vardığımız her yerde konuşulan seçim…

Dün, bugün de konuşulan ‘liste sıralaması’, yerine ‘seçime’ bırakıyor.

Cumhur ittifakı mı, millet ittifakı mı?

Cumhur ittifakı kazansa ne olacak, millet ittifakı kazansa ne olacak?

Cumhur ittifakının ‘vaatleri’ mi inandırıcı, yoksa millet ittifakınınki mi?

Medyanın yirmi kanalı birden ‘bu konuları’ işleyince…

İşlemeyi bırakın, yaşananlardan dolayı birazcık ‘gri karşı-duruş’ göstermeleri beklenirken bile ‘ülkemizdeki reel dolar kuru bu değil, şöyle bir durum var, İngiltere’den bazı fonların daha düşük fiyatlardan değerlendirildiğini biliyoruz’ diyecek kadar içinde yaşadıkları toplumdan kendilerini soyutlamış ‘gebeşler’ medyada söz söyleme hakkı bulunca…

***

Ne mi konuşulmuyor?

Doların günlük yüzde bir-iki yükselmesinin nedeni konuşulmuyor örneğin.

Ya da akaryakıta gelen zammın özel tüketim vergisinden kırparak kapatılması, seçim sonrası akaryakıt fiyatının ne olacağı konuşulmuyor.

Son üç günde, beş günde, on günde yurttaşın alım gücünün ne denli azaldığı da konuşulmuyor.

Son üç günde, beş günde, on günde yurttaşın Pazar alış-verişinden dolayı uğradığı zarar da konuşulmuyor.

Konuşulan ‘istikrar’…

Konuşulan ‘liyakat’…

‘İstikrar’ ile, ‘liyakat’ ile ülkenin getirildiği yeri görmemek

Konuşulan onaltı yıllık iktidarın ‘yanlışlarından’ doğan ‘yaşananları’ sormamak-sorgulamamak…

Halk arasındaki söylemle, ‘buzağıyı öküzün altında aramak’…

Reklama Tıklayarak Bize Destek Olun



***

Akıllara durgunluk getirecek biçimde yayın yapan ‘medya’ yurttaşın yaşadıklarına değil de, kendilerine ‘yaşam’ sunduğuna inandıkları gücün ‘istediği’ biçimde yayın yapınca izleyenlerin de ‘apışıp’ kalmasına neden oluyor!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Enbiya Suresi 96'daki Yecüc Mecüc Nedir?

Dolar yükselirken ‘cepleri’ etkilenmeyecek gibi,

Yükselmesinde iktidarın değil de ‘muhalefet’ yanlışları varmış gibi,

Bunca yükselmesine ‘karşı’ duramayan ‘iktidar’, seçim sonrasında çözecekmiş gibi…

Üretimden kaçışın, yabancı yatırımcıyı tutamayışın, dışalım ürünlerine önem verişin, cari açığın kapanması için çaba harcanmayışın, katma değerli yatırma odaklanmayışın…

Elbette OHAL’in ‘ön-faktör’ olduğunun unutturuluşu gibi…

***

24 Haziran seçimlerinde liste sıralaması belirlenen iktidar adayları alanlara indiklerinde, yeniden çoğunluğu kazanmak için kiminin üstünün kapatacaklar, kimini gizleyecekler, kimini yalanlayacaklar, kimi yeni ‘vaatlerini’ sıralayacaklar, belki kimi yerlerdeki gibi Adana’nın bu sıcağında kömür dağıtacaklar; kim bilir?

Seçmenin ‘yanlış algıya’ sürüklenmesini önlemek için muhalefette olan ‘tüm’ partilere ödev düşüyor; yurttaşı, yaşananlar doğrultusunda aydınlatmak…

Sabah bir arkadaşla görüşürken, birinci sırada olan adayların çalışmak, konuşmak gibi bir ‘çaba’ içerisine girmeyebileceğini, söyledi.

Siyasi partilere göre birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü sırada bulunan adayların ‘uğraş’ vermeyeceğini…

Bu yanlışı yapan salt partisine, ya da kendinden sonrakine değil; ülkeye ‘yanlış’ yapacağı bilinmeli.

24 Hazirana bir ay kala muhalefetin sokakta, pazarda göstereceği ‘çaba’, yaşattırılan ‘yanlış algıyı’ onaracaktır…

Reklama Tıklayarak Bize Destek Olun



OTOBÜSTE KLİMA ÇALIŞMAZSA…

Mayıs ayının üçüncü ‘onluk’ diliminde Adana normallerin üzerinde sıcak. Sokak sıcak. Pazar sıcak. Politika sıcak. Duraklar sıcak. Parklar sıcak. Ama sanıyorum en sıcak olanı da kentiçi otobüsler. Daha dün, bir tanıdığım anlatıyordu… Atatürk Caddesi’nden Huzurevler’e gitmek için otobüse binmiş. Koltuklar dolu. En az onbeş yolcu ayakta. Zaman olarak da oruca bir saat varmış. Adanalılar arasında ‘bizde yol işi bitmez’ derler bilirsiniz. Her yerde söküyorlar, eşiyorlar, kırıyorlar, dolduruyorlar… Atatürk Parkından Sular’a tam kırk dakkada varmışlar. Bu arada otobüsün kliması da çalışmıyormuş. Yolcular şıpır şıpır kan-ter içerisinde… Kaptana, neden çalışmadığını sorduklarında da, klimanın bakımının yapılmadığını, Pazartesi gününden sonra çalıştırtacaklarını söylemiş. Ne denir ki, biraz uğultu olmuş, biraz suskunluk, yolcuların terlemesi otobüsten inene dek sürmüş…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PANDEMİ OLMUŞUZ!

Arkadaşın son sözü şuydu: toplu taşıma araçlarının ‘bakım’ diye bir sorunu olmalı mı, kış aylarının soğuk günlerinde de kullanılması zorunlu değil mi? Otobüste herkes terlerken utandım…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın