KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

YAZARIMIZ AYÇA ÖZTORUN ADANALI ÇAPLİN’LE RÖPORTAJ YAPTI

YAZARIMIZ AYÇA ÖZTORUN ADANALI ÇAPLİN’LE RÖPORTAJ YAPTI

Çaplin gündemi takip eden, tarzıyla insanların dikkatini çeken, entelektüel düşünceleriyle topluma ışık saçtığını iddia eden, Yöresel ağızdan ödün vermeyen, Adana’nın ilçesinin Mars olduğuna inanan, yakışıklılığı ve çapkınlığıyla nam salmış ilginç bir Adana’lı.

Uzun zamandır randevu koparmaya çalıştığımız renkli kişilik Çaplin’in enteresan hayatını konu alan röportajımız sonunda nihayete erdi derken büyük zarara uğradık.

Öztorun: Çaplin ben seni tanıyorum. Rica etsem okurlarıma kendini tanıtır mısın? Adın neden Çaplin ve sahte türbeyi nasıl ve neden kundakladın?

Çaplin: Rica ediyom kısa sor sorularını. Heç havamda değilim yeminle! Yani anlayacağın, ben bende değilim bugün!

Öztorun: Neden isyankârsın böyle?

Çaplin: Bilgisayar alamıyom param yetmiyor yine zam gelmiş.  Moralim çok bozuk! Sende bana kendini anlat diyon. Anlattım ne olacak? Benim bundan ne çıkarım olacak?

Öztorun: Renkli bir kişiliksin. Toplum seni tanısa fena mı olur? 

Çaplin: Renkli kişilik arıyorsan hepsi Ankara’da var! Yok illa sen diyorsan, bana gmayil çek ben sana cüvap atayım diyecem ama bilgisayarım yok!

Öztorun: Anlaşıldı bilgisayar istiyorsun. Hayatın kendisi siyaset olmuş. Ne yapalım alırız. 

Çaplin: Bak bozuşmayak! Delikanlı adamım ben. Bilgisayar başını yesin! Bunu da aynen böyle yaz. Beni konuşturmak için rüşvet teklif ettiğini de yaz. Beni de siyasetçilere benzetmeye kalkma!

Öztorun: Niye? Başarılı ve dürüst siyasetçilerde var. Hem beni yanlış anladın. Hayatın kendisi siyaset işte apaçık ortada.

Çaplin: Yine de zoruma gitti. Kadın olmasan valla gasteci falan dinlemez kovardım seni! Sen bilmiyon mu Siyasetçi adam yalançı oluyor?
Geçen gün bir siyasetçi çıkmış televizyona, özel hayatını, yediğini, içtiğini anlatıyor.
Yiyorlar, yiyorlar, kantara çık deyince, fazla gösterdi bu hacet diyorlar. Sanasın her biri Bifalo!

Öztorun: Bufalo mu demek istedin? 

He biz burda camız diyoruk. Fakat yabancıların hayvan belgeselinde Bifalo diyorlar. Heh he bifalo ( bi falso gibi deel mi?)
(Gülüşmeler. Sanırım Çaplin’imiz Nat Geo Wild izliyor)

Öztorun: Alemsin Çaplin! Dürüst siyasetçiler var ama.

Yalan! İnanmıyom. Çoğu ihale parasıyla semirmiş. Genelinin ortak noktası din! Yani manevi duyguları ön plana çıkarak milleti uykuya sevk edip, malı götürmek, ya da vergiye bağlayıp, donsuz gezdirmek! Bak bakalım kimde don var?

Zahir bir gün keser döner sap döner! Geçen bi yerde okudum çok güldüm.

“Oğlu İsa’yı çarmıha geren Tanrı, senin ağzına dünden sıçar.” diyor.

Ortada zort atıp, beni bilgisayarsız bırakan, beni geçim derdine sürükleyenleri gör Allah’ım!

Önceden Kral çıplak diye hikâye vardı biliyon mu? Yazar bizi kandırmış. Kralın tarağı, Vezirin parmağı kendileri için lale devrini işaret ediyor. Gülesim geliyor. Vay ananı avradını iki iyiliksiz bir dünya.

( Çaplin’den korkunç bir kahkaha) 

Öztorun: Toplum için lale devri değil mi yani?

Çaplin: Bana bir daha böyle soru sorma. Ağzım bozuluyor. Bizim lale fentezimiz hiç olmadı. Zaten Osmanlı’dan bu yana lale düşkünlüğü olanlardan işkillenir oldum. Artık çiçekler kırkın. Geçen gün siyasetçi bir Prof, bakan olamadığım için kırkınım yazmış. Halk ayağa kalktı. Kırkın değil kırgınım yazmalıymış! Bu nasıl Profmuş. İmla hatası var diye eleştirdiler aklımın fukarasını. Ama adam Prof. Hemen cüvabı yapıştırdı. Halkın anlayacağı dilden konuşuyom dedi.  Adama şike mi yaptılar neci? Doğrusu kırkın mı olacaktı, kırgın mı?

Öztorun: Kırgın doğru tabi ki Çaplin. Soracağım sorulara müsaade etmiyorsun. Konuyu nereden nereye sürükledin.

Çaplin: Neyse konuya geçek.  Lalelerde de namus kaygısı var. Toprakta bitmez oldu artık. Şimdi bu lale familyasının insan hali vuku bulmuş. Valla bak! Ayaklanmışlar anliyon mu? Her yerde mevcutlar.

Öztorun: İsmin niye Çaplin diye soracaktım. Türbeyi neden…. (Çaplin yine sözümü kesti. Lanet olsun!)

Çaplin: Bu siyasetçilerin kaç okka olduğu nasıl anlaşılır biliyon mu?
Seçimden önce, seçimden sonra fotoğraflarına bak.
Seçim öncesi bir kemiksi, bir aydaş hallerde, ilik veremi gibi ortalarda dolaşıyorlardı ama gel gör ki seçim sonrası semirmişler! Neredeyse beni yiyecekler.
Hadi çıkarsınlar bakalım eski fotuğraflarını!
Cızgılı pijama, ayakta nalın, küçük tüple piknik yapılan zamanları ne çabuk unuttunuz lan!

Lan cebimdeki parayı da çaktırmadan, vergi ayağıyla niye çalıyonuz oğlum?

Cebimize çift dikiş attınız, ağzımıza da kantarmayı vurdunuz, sadece gözümüznen kendimizi ifade edebiliyoruk. Ayaküstü, salisesinde nasıl adam düzülür işaretini, gözümüzle boş cebimizi göstererek anlatabiliyoruk!

Siz şişdikçe, biz eridik bittik oğlum!
Kemik veremine döndük lan!
Doları da fırlattınız. Fakire çiftçiye, emekçiye, girdi! Hayırlı olsun!

Öztorun: Dur Çaplin sakin ol. Karşında ben varım ve bu agresif ve isyankâr halinle kendimi güvende hissetmemeye başladım. 

(Çaplin kelimeleri motora bağlamış, söylenmeye devam ediyor. Susturmamın imkânı yok.)

Çaplin: Beş yıldır toplama bilgisayar alacam dedim, hah para birikti dedim, vardım bilgisayarcıya, iki katı daha fiyat olmuş. Beş yıl daha mı bekleyecem oğlum? Hırsızlık mı yapıyım lan ben?

Yok niyeti bozdum. Anama diyecem; ya mahsul parasından kerktiklerini ortaya koy, ya da seni kör pıçakla keserim diyecem. Hiç olmazsa gidişinle köy kurtulur diyecem.
Beni ana katili de edecek bunlar lan?

Dini duygularla yaklaşıp, anamın duygusunu sömürmeye kalktım. Çaktı dümeni! Bu toplum niye çakmıyor onca dümeni? Anlamış değelim yeminle.

Anama bilgisayar alak, internetten namaz kıldıran seccade getirtirik dedim. Hemen ayktı kocakarı! “Cehennemin dibine! O benim sorunum değel. Hampa nenenden kalma seccadem var benim”

Vay ananı avradını! Ölümlü dünya hayat benim gibi adamı üzmeye değer mi lan?

Öztorun: Tamam Çaplin röportajdan sonra gidelim bilgisayar alalım sana. Fakat sormak istediklerimi sinirlenmeden yanıtlandır lütfen. Neden sana Çaplin diyorlar? Sahte türbe vukuatını bize anlatır mısın?

Çaplin: Bilgisayarı al, ondan sonra yazılı açıklamada bulunacam. Şimdik benim işlerim var biliyon mu? Zamanım yok.

Öztorun: Bilgisayar alırsam, haftaya adının neden Çaplin olduğunu ve sahte türbeyi nasıl kundakladığını okurlarıma açıklayacak mısın? 

Çaplin: Bilgisayarı ne zaman alacan?

Öztorun: Bugün

Çaplin: Haftaya sorularını gmayil çek. Hepisini cüvaplarım. Oki! Anlaştık mı?

Öztorun: Ok. Anlaştık. Fotoğraflarını çekelim şimdi.

Çaplin: Bu konuyu biraz düşünmem lazım. Belki ilerleyen dönemlerde. Ayrıca tecrübeli bir fotuğraf makinası alırsam kendi makinamla resmimi çeker imzalı veririm.

(Çaplin yakında profesyonel fotoğraf makinası isterse şaşırmam. Haftaya Çaplin’in iki bilinmeyenli bir denklem halini alan türbe meselesini konuşmak üzere sizlerleyiz. Hoşça kalın.)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın