YAZIYORUZ KAYGIYLA…

YAZIYORUZ KAYGIYLA…

Yazıyoruz; ülkemize, ulusumuza duyduğumuz sevgiyle, saygıyla ve elbetteki sorumlulukla…
Ama kim okuyor ki?…
Herkesin aklı bir karış havada…M’ACUN TV ratinglerinden de belli değil mi?…
Yazıyoruz…Okuyanlar; sen-ben-bizim oğlan söylemindeki gibi…Kendin söyle, kendin dinle dünyası…Esiyor ülkemizde vurdumduymazlık kasırgası…
Ama yine de yazmaktan usanmıyor ellerimiz, düşünmekten utanmıyor beyinlerimiz, yeni sözler söylemekten çekinmiyor dillerimiz…
Diyoruz ki sürekli; Türk ve Dünya Siyasal Tarihi bilinmezse, bugün olanlar “neden” diye şaşırmakla ve başa gelenlere “lanet” yağdırmakla geçer günler…
Uzak görüşsüz, günü kurtarma derdinde, kolaycı, kurnaz dolu bu vatan ve siyaseti yapan da böylesi bir ümmetin seçtikleri olunca; dün ve yarın yok… Bugün ülkeyi de satan çok…
Kadın-erkek; her beyni olana verilmiştir akıl… Kiminin hayradır eylemleri, kimininki yabanın ayakları altında moloz, kum, çakıl…
Vasatın egemenliğinde, engelleniyorsa düşünen beyinler; o düşünen beyinler, bunca yanlışa karşın, yalnız kaldıkça ne eyler?…
XXXXXXXXXX
Bugünlerde magazin borsasında, yükselen değer Kenan Doğulu (elbette ki itibar anlamında değil; söylencelere, eleştirilere konu olmak bağlamında)…
Hani PKK’lıları kayıran ve de gerçek kavramını biliyormuş gibi demokrasi üzerine açıklamalar yapan bu şarkıcı; eleştirilerin hedefinde…Böyle olunca da kardeşiyle birlikte uyuşturucu sicilleri döküldü ortaya…Bu gazla giderse magazin ustaları yakında açıklarlar Birsen Armağan adlı şarkıcının intiharına neden olan gitarist babalarının yaptıklarını da…
Be hey aymazlar; be hey kalleşler !…
“ONUNCU YIL MARŞI” İLE BİR ZAMANLAR KARNINIZI DOYURDUĞUNUZ GÜNLERİ NE ÇABUK UNUTTUNUZ…BELLİ Kİ BU ÜLKE İÇİN BİR “SONUNCU YIL MARŞI” YAZARAK BAŞKALARININ SOFRALARA ÇÖKME DERDİNDESİNİZ…
Bülent Arınç’ın çenesi iyice düştü…Bu aralar çokça konuşuyor; bir zamanlar Abdüllatif’in konuştuğu gibi…Her dışlanan zat; takmış bir kanat, kesilmiş başımıza melaike…Geçmişde yapılanlara ortak olduğunu unutturma çabasında…Ne de olsa onların algısına göre; balık bellekli olunca bu halk, nasılsa unutulmuştur yaptığımız bunca kalleşlik, bunca halt diye düşünüyor olmalılar ki RTE’nin yanlışları üzerinden kişisel saygınlık peşindeler…
Be hey ARINÇ efendi; biz daha senin dedenin bu Devlet’e yönelik saldırılarını unutmadık ki seni unutalım…
Ama yine de;
Eğer böyle açıklamalar yapıyorsa bu zat…belli ki Tayyiban için işler kesat…Verilmiş emir belli bir yerlerden başlasın harekat ki aç parantez Fetoş ve dahi Amerika kapa parantez…Az kaldı,az ; Amerika getirecek bize demokrasi, günler çabuk geçsin hemi de tez mi tez…Desek bir türlü,demesek bir başka türlü…
Vah benim ülkeme, vahlar olsun ki kimliğini yitiren, benliğinden kopan ulusuma…
Karda, sokaklarda seccadesini yayıp, namaz kılma pozunda, tam da egemenlerin istediği gibi çakma Müslümanlık dozunda fotoğraf çektirip, sanal kamusal alanda (hani şu sosyal medya dedikleri ortam) yayınlayan kurnazlar var…
GEÇMİŞDE “HAMİLİ KART YAKİNİMDİR” YAZARDI İŞE BAŞVURANLARIN CEBİNE KONAN TORPİL/KAYIRMA/FIRSATÇILIK KARTLARINDA…
GÜNÜMÜZDEYSE; “HAMİL-İ FOTOGRAF” REFERANSIN YERİNE GEÇMEKTEDİR İŞBAŞVURULARINDA CV NİYETİNE…
Elbette ki ZEVCESİ, KERİMESİ de TÜRBANLI TAİFESİ’nden oldu mu?… İşe göre adam değil, adama göre iş icad edilir; anında…
Ve de
Bunların UÇAN HALISI; namaz seccadeleri olsa gerek… Bütün kapılar ardına kadar açık böylesi düzenbazlara…
Sokaklara seccade yayanların yanı sıra, bir de hafta sonlarında camilere postu serenler, camilerde sabahlayanlar var ki onlar dün FETOŞ’a tapanlardı, bugünlerdeyse TAYYİBAN’ı yaşarken putlaştırdılar bile… İşte onlar; Cumartesi, Pazar gecelerinden sabahlara değin, Eyüp Sultan Camii’nde sanmayınız ki Yaradan’a, Tanrı’ya niyaz etmekteler… Camilerde muhabbeti koyultanların gündeminde olanlar sokaklara taşmakta ve kulaklarımızca duyulmaktadır… Çoğunluğu 30 ve 50 yaş arası efendi kılıklı adamlar; “Bir Osman Gazi, bir Orhan Gazi, bir Fatih Sultan ve bir de ERDOĞAN var” söylemleriyle doldurulmuş beyinlerle boşalıyorlar Tanrı’nın evlerinden… Camiler olmuş ibadethane değil de, ülkeye ihanet hane…Kendini Osmanlı sanan bu yüreği korkak yiğitler; Suriye’den girip, Mekke ve Medine’den çıkacaklar gibi bu gazla…Öylesine anlatıyorlar hazla dinledikleri martavalları; hemen kuşanacaklar pala kılıçla atları ama kıç üstü düşecekler bu gidişle… Ne yazık ki kafalar öylesine kıyak ki ayırtına varmaktan yoksun beyincikleri…
Selma ERDAL; İstanbul, 22 Şubat 2016

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN