Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Yeniden

Yeniden

Varlık Vergisi’ni duyduk da…Hani şu İsmet Paşa’nın başbakanlığı sırasında, İkinci Dünya Savaşı döneminde, Hitler’e de duyulan “sempati” eşliğinde, varsıl azınlıklar için çıkarılan vergiler…İşin doğrusu Varlık Kuyrukları’nı
pek anlamış değilim.Dış ülkelerden “tedarik” edilen patates, soğan kuyrukları, acaba nasıl eşleştirildi varsıllıkla?… Henüz çözebilmiş değilim bu bağlamda söylenen alengirli cümle oyunlarını…

Bu “varlık kuyrukları”nın geleceği öylesine belliydi ki, uluslaraarası efendiler verdikçe buyrukları, çıkmaz yollara ulaşan akılları, öğütleri…Sonunda buğday ambarı ülkemiz, avuç açmak durumunda kaldı yabanın arpasına, buğdayına,
darısına, muhtaç oldu elin patatesine, soğanına…

Oysa biz elimiz kalem tuttuğundan, aklımızı Türkiye’nin kalkınması için tarımsal üretime öncelik verilmelidir diye kafamızı yorduğumuzdan beri dilimizden düşürmüyoruz bu sözleri…Ama var mı ki sözlerimizi anlayan?…Yok ne
yazık ki…

Bilindiği gibi…

50’lerden sonra; NATO’nun askeri olmak için, el verilince yabana… Boş verildi tarlada; tırpana, yabana, kara sabana…Adı kondu bu değişimin ballandıra, ballandıra; “tarımda makinalaşma”… Ve yeni efendiler dedi ki; “belirlediğim
sınırları sakın aşma”…




Sanayileşmeye yönelik yatırımlar; tarımsal alanlara, bereketli ovalara, denize kıyısı olan yörelere, akar sulara, göllere… Hınzırca güldü bu efendiler içlerinden; “ 50 yıla kalmaz ülkenizi çeviririz kurumuş çöllere” dediler…

Sonunda çevirdiler de…

Ve ardından Marshall Yardımı, NATO…Kulaklara fısıldadılar; bu gidişle her mahallede milyoner, herkese birer şato…Ama bundan böyle Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’e edeceksiniz veto…

Cumhuriyet’in kazanımlarına saldırı, Demokrat Parti’nin kurulması, MENDERES’in seçimleri kazanması ve TBMM’de milletvekillerine; “Siz isterseniz bu ülkeye hilafeti bile geri getirebilirsiniz” sözlerini söylemesiyle başladı
irtica…Bu arada Atatürk döneminde Şeyh Said isyanları ve Devrim Şehidi KUBİLAY’a saldırılar da unutulmamalı ama özellikle 12 Eylül 1980 sonrasında giderek daha da yoğunlaştı bu saldırılar…Kahramanmaraş olayları, Sivas’da yakılan canlar…Bugünü irdelemeye
kalkışanı bilindiği gibi hiç beklemediği anda TCK 299 frenler…

Ve…Ne yazık ki şu tatlısu kurnazı solcular varken; daha çok uzun yıllar varolur anti-Kemalistler…

Herkes sağda, solda, sanal ya da gerçek toplumsal alanda; Aydınlık Türkiye özlemiyle buluşup da, sandıklarda oylarda buluşmayı beceremeyenler… Ki onlar;

ŞEHİT AİLELERİ… İŞÇİLER… MEMURLAR… EMEKLİLER… İŞSİZLER… KÖYLÜLER… ALEVİLER… Yıllardır anti-Kemalistler’in ekmeğine yağ, bal sürerler…

Özellikle de CHP; halkın partisi olduğu savıyla varolup da halkdan bu denli kopuk, bu denli uzak kalabildiği, halkda sınıf bilinci-ekonomik gönenç ilişkisi bağlamında iletişim kuramadığı için aydınlık günlerin temeline kevgirle
su taşır, bu gidişle sonsuza dek muhalefete pek yakışır.

Ve kadınlar… 8 Mart derdine düşmeden önce, ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİ’nin onlara kazandırdıklarını özümseyip ve de değerini bilseydiler…Bugün endişesizce, korkusuzca; aydınlık, güvenli,çağdaş ve özgür bir geleceğe doğru yol
alıp, giderlerdi.Ama onlar kendi devrimlerine kör bakıp, yabanın düzmece günlerine özendi…

Ve de sizler… İ(kinci) Cumhuriyetçiler!…Küreselleşme çığırtkanları!… Ötekileştirilirken ülke;sesiniz, soluğunuz neden çıkmaz oldu?… Ve sizler “kerameti kendinden menkul” değerli aydınlar; dağarcık da sözler mi tükendi?…

Bakın ülkemiz AVRUPA BİRLİĞİ’nden dışlandı…Dünyanın diğer ucundan ırkçı teröristlerce taşlandı ki yalnızca “İslamafobik bir saldırı” diye pazarlansa da toplumsal alana…Sakın kanma bu yalana!…Onların düşmanı; sensin Türk
ve de gözlerini diktikleri de yaşadığın bu topraklar ki onlar sana Atatürk’ünün armağanı…Ama sen kanmağa başladıkça “Vatan-Millet-Sakarya edebiyatı yapma” diyenlerin sözüne…Sanki…Ülken değersiz gelmeğe başladı gözüne…




Sen ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİ’nin aydınlığından uzaklaşdıkça…Daha çooook tuzaklara düşeceksin bu aymazlığın sürdükçe…Üstelik ötekileştirdikçe kendini (Amerikalının üflemesiyle, Arabın beslemesiyle); aştırmayacaklar sana Batılı’nın
bendini…Ve sen kendine “yeni Osmanlı” dedikçe; bu gidişle ödetecekler sana 600 yıllık Osmanlı’nın bedelini…

Gördüğün ya da görmezden geldiğin gibi uluslararası alanda; ülkece, ulusça saygınlığımız tozumaya uğramış, 29 Ekim 1923’le gelen tüm kazanımlarımız talanda…

Diyorlar ya Batılılar için İslam düşmanı…Eğer öyleyse; neden Batılılar sürekli elele, yanak yanağa şu entarili Araplar’la?…Birazcık düşünmeğe başlasan bunları; nasıl olur acaba?…

Sen 18 Mart 2019 günü Çanakkale Zaferimiz’i andığımız şu anlamlı günlerde;istersen bir kez daha geçmişimizi, Osmanlı-Türk Tarihi’ni yeniden oku, öğren…Cumhuriyetimiz’in kuruluş ilkelerini ve Cumhuriyetimiz’in sana verdiği
kimliği anımsa…Tüm varlığınla gerekirse yeniden başla; ülken için çalışmağa, üretmeğe…Ülkene, ulusuna güvenmeğe…Yeniden başla…

Dünyanın bir ucundan bile sana düşmanca iletilerini sunanlar varsa, bil ki onların bilinçaltında senin Türk kimliğinden kalan derin izler, derin yaralar var…Senin yıllardır süregelen durgunluğun, aldırmazlığın, düşdüğün rehavet;
“kurt kocayınca köpeklerin maskarası olurmuş” sözündeki gibi, birazcık düşmanlarına cesaret vermiş sanki…Kuşkusuz 31 Mart 2019 günü vereceğin oylarla Martın sonu bahar olacak diye bekliyorsun da…Birazcık da Devleti’ni, Cumhuriyeti’ni düşünen bir ulus olmak
için yeniden, evet yeniden çabalasan, bize her mevsim bahar olur inanki…

Selma Erdal; Didim, 17 Mart 2019

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN