Yine bekleriz sayın vekilim

Yine bekleriz sayın vekilim

Bir hışımla geldi geçti pehhh pehhh pehhh.

Şu milletin vekili de hey hey heeeeeeyyyy.

Halka görünmeden kaçtı, halkım bu işlere şaştı, maksat amaca ulaştı, dağı taşı hep dolaştı hey hey heeeeeeyyyy…

Temmuz ayının kavurucu sıcağında bir Pazar günü benim vekilim, milletin vekili, bu halkın vekili atlamış arabaya köy köy gezelim demiş. Kozan’dan bir grupta katılmış bu geziye. Hem de bir transit süslemişler parti bayrakları ile.

O da ne?

Transiti süren çocuk tanıdık geldi bana. Nerden? Nerden, diye düşünürken hatırladım güler yüzlü sempatik çocuğu. Bu köye daha önce de çok gelmişti. Müziği sonuna kadar açardı hep. Mehter marşları çalardı. Bozkurtlar ulurdu hoparlöründen.

Olsun! Köşeli abisi yoksa o da yoktu artık üç hilalin gölgesinde.

Yusuf başkan da yabancı değil. İl delegesi de oldu ki, dere tepe düz gelir Muradıma.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu kongre öncesi bir konuşmasında kükrüyordu. Bu kükreyiş Recep Tayyip Erdoğan’a değil, kendi milletvekillerine idi. “Ben günde on sekiz saat çalışıyorum. Sizlerde meclis tatile girince mahalle mahalle, köy köy gezeceksiniz” demişti.

İşte vekilim iş başında.

Kozan’dan çıktık yola; Dağılcak’tan sonra Horzum’da verdik mola. Çulluuşağı, Akkaya. Sür arabayı Tapan’a. Derin vadinin güney yamacındaki yoldan, yemyeşil çam ormanlarını seyrede seyrede, kıvrım kıvrım yoldan, dik rampalar çıkarak ulaştık Tapan ovasına.

İlk köy Tenkerli köyü.  Bu köyün seçmeni de az, 10-15 oy çıkar ancak buradan bize. Köyün kahvesi de yok zaten. Sür kaptan. Bir sonraki köy Feke ilçesine bağlı en büyük ve en gelişmiş köy olan Paşalı köyü.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  MECLİSİN RENGİ TURUNCU MU?

Ve gelirler gelmesine de böyle gelişmiş köy mü olur? Hani kahvehane nerede? Burada çay molası verilecekti, kahvedeki köylülere nutuk çekilecekti.

Yol boyundaki evlerden insanlar ve esnaflar şaşkın şaşkın izliyorlardı gelenleri. Düğün değil, bayram değil. Haber de verilmemişti köye. Köy kahvesini sorduklarında “Ramazan dolayısıyla kapalı, isterseniz hemen açtıralım” cevabını alan konvoy yola devam eder.

Hava sıcak. Arabalardaki partililer ellerinde ki pet şişelerden soğuk sularını yudumluyorlardı. Kapalı köy kahvesinin birini geçtiler, ikincisini geçtiler, baktılar ki karşılarında yemyeşil bir minare. Kahve kapalı, minare yeşil, sınıra geldik dönelim artık.

Aaaa!  Bak kıpkırmızı erik.



Arabadan inenler rahmetli Ahmet Usta’nın eriğinin dalına asılırlar ve avuçlarına doldurdukları erikleri bir taraftan da şapırdatarak yiyerek arabalarına binerler ve İncirci köyüne doğru uzaklaşıp giderler. Rahmet okumuşlardır canım herhalde Ahmet Usta’ya.

Paşalı köyünde uzun yıllardan sonra ilk defa CHP ikinci parti olabilmişti son genel seçimde. Türkiye ortalamasının üzerinde oy almıştı  Paşalı da. Bu oyu ne bu gelenler, ne de Kemal Kılıçdaroğlu toplamıştı. Bu oyu toplayan atadan dededen partili olan bir gönül eriydi. İlçe başkanlığı istemedi. İl encümenliği istemedi. Sırf inandığı dava adına yapıyor siyaseti.

Gel gör ki, hiçbir köylünün haberinin olmadığı gibi bu vatandaşın da haberi yoktu gelenlerden.

Şu teknoloji çağında, hem de ramazan ayında sürpriz yapalım halka diye çıkarsan yola alırsın hava. Paşalı’dan sonra iki köy daha vardı gidilmedi oraya. Bir zamanlar CHP’nin kalesi olan Kırıkuşağı ve Kovukçınar köylerine.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Zümer Suresi'nde Anayasa, Türkiye ve Tek Adam

Tek CHP’li kalan Halil Emmiyi Kovukçınar’da ziyaret etmemişsen gezmemişsindir Anadolu’yu. Mahalle baskısı altında kalan Beygirci Emminin çocuklarının bir ayranını içmemişsen Hamzalı’da yapmamışsındır görevini. Gidip sorsan Halil Emmiye, Beygirci Emminin çocuklarına; “Ne oldu bize? Bir zamanlar bu köylerde birinci parti idik. Nerede yanlış yaptık? Halkın değerleri ile mi oynadık? Konuşun son kaleler. Bize yol gösterin.”

Evet, şov değil öz eleştiri zamanı. Sabahlara kadar da gezseniz bu şekilde hiçbir şey elde edemezsiniz. Tabi amaç iktidar olmak ise.

CHP’nin “H”sine inememişsen, “H” nin gözünün içine baka baka sıcakta soğuk suyunu yudumlamışsan, kırmızı eriği şapırdatarak yemişsen oruç ayında, bana laik’im deme. Sana oy veren, partiyi ülke barajının üstüne taşıyan insanların gözünün önünde yapma bunu bari.

Kılavuzu karga olanın burnu mis kokuya gark olurmuş.

Plansız proğramsız çıkma yola vekilim. Ramazandan sonra yine bekleriz. Güzel eriklerimiz kadar hoş aromalı üzümlerimiz de var.

Siz gittikten sonra konuşan bir vatandaşımın yorumu ile bitireyim yazımı.

“CHP’nin bu kadroları ile bu düşünce yapısı ile partinin başına Tayyip Erdoğan’da geçse CHP kesinlikle yüzde yirmi altıyı geçemez.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın