Yine büyüme üzerine

Yine büyüme üzerine

Son günlerde yine ‘büyümeden’ söz ediliyor bolca! Özellikle de iktidar yanlılarının ‘büyüme’ konusunda sevinçleri dorukta!

Nasıl büyümüş olduğumuza, nerede belirtisi olduğuna bakılmaksızın açıklanan rakamlar sevinilmesine yetti!

Dövizin, akaryakıtın yaşamın ağır koşulları unutuldu! Alım gücünün biraz daha eridiği bir yana atıldı!

Asgari ücretin, emekli maaşının zamlar karşısında yok olmaya yol almasına karşın; ne denli aratacağı konusu bile oyalama yöntemleriyle geçiştirilirken…

Ama büyüdük!

***

Eskiden bir avukatın yaptığı savunmayı, ya da verilen kararın açıklamasını yurttaş anlamadığından; anlayan birine gidermiş, bedel karşılığı açıklama yaptırırmış!

Günümüzde yeni kuşak hukukçuların anlaşılır dilde savunma yapmaları, sorunun anlaşılmasına büyük katkı yaptı. Bu arada Osmanlıca severlerin, benzer savunma sistemini uygulamaları da unutulmamalı…

Hukuk dilinde olduğu gibi; tıp dili, ekonomi dili de çoğu zaman anlaşmazlıklarla doplu.

Seksenli yılları anımsayanlar, Özal’ın parmakları arasında kalemi gezdirerek yaptığı açıklamaları unutmadı kanımca. Yeni bir verginin, ya da zammın alım gücüne getireceği zorluğu anlatırken dinleyenlerin anlamayacağı bir sürü ekonomik terimleri konuşmasının içine yayardı.

Yüzdeleri söyler, arkasından sıfırla başlayan rakamın virgülden sonrasına üç-beş rakam daha ekler, sözde açıklama yapmış olurdu.

Sedire yan oturmuş, doksandokuzluk tesbihi elinden düşürmeyen özalseverler ‘adam ne güzel konuştu, bize bunları kimse daha önce söylememişti’ destelediklerini belirtirlerdi.

Örneğin yüzde on katma değer vergisinin eleştirisini yapan muhalefet ‘alacağınızın fiyatı kdv kadar artacak’ derken, Özal ‘ekonomideki makro büyümenin halkımıza sağlayacağı yararın katma değeri ekonomide rahatlama sağlayacak’ der konuyu kapatırdı!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

Nasıl bir ilişkiyse…

***

Değişen bir şey yok!

Aynı siyasi anlayış, aynı sistem yanlıları, aynı ‘muhafazacılar’, aynı inanç sömürücüleri… Okuduğum bir kuramsal yapıtta ‘iktidarların uzun süreli oluşları sistem yanlısı oluşlarındandır, sistem yanlısı olmayan hükümetlerin yaşam süresi hep ip üzerindedir’ tümcesi vardı.

Uzun süreli olmanın ilk koşulu sistem yanlısı olmak!

Çok partili sistemin ardından iktidar olan siyasi partilere baktığımızda sol partileri dönem olarak değil, ancak yıl olarak açıklamamıza karşın; sağ-muhafazakar partileri iki, üç, dört dönem olarak belirtmek olası…

Ekonomide nerede olduğumuza bakılırken, yurttaşın olanları algılama biçimi düşünülürken bu unutulmamalı…

***

Günümüzde yurttaşın yaşanan sorunları anlaması, bilmesi, sorgulaması durdurulmak istendiği açık! Anlarsa olanı bilecek, bilirse soru soracak; bu çok tehlikeli!

Ekonomideki büyümeyi, yurttaşın yaşamı ile bir araya getirecek açıklayacak bir tane ekonomist neden çıkmaz anlamıyorum.

Ulusal televizyonların, ya da gazetelerin köşelerinde büyüme konusunda yazanlar; elinde ‘ekonomi sözlüğü’ olmadan anlaşılması olanaksız tümceler kurdukları gibi, sözcüklerin anlamı bilince bile ne anlam çıkarılacağı konusu hep karanlıkta kalacak!

Yurttaş pazarı biliyor, mahalle bakkalını, marketi biliyor…

Sabah çantasına aldığı parayla hangi gereksinmesini, ne bedelle aldığını düşünüyor.

Bir ay önce kasap, manav, pazar alışverişinden elinde kalanla, bugün elinde kalanı düşünüyor. Geçen ay eline geçen aylık maaşla, bu ay yine aynı gereksinmelerini alıyor mu; elinde artan mı oluyor, yoksa geçen ay aldıklarından bazılarını elemek zorunda mı kalıyor?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Enbiya Suresi 96'daki Yecüc Mecüc Nedir?

***

Sonuç mu?

Geçen ay alamadığı kitabı alıyor, gidemediği sineme filmine gidiyorsa; büyümüş demektir…

Yok eğer geçen ay aldığı eti, sütü, yumurtayı azaltmasına karşın maaş yetişmemişse; küçülmüş demektir…

Yurttaşa cambazlık yaptırmaya gerek yok!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın