DOLAR 8,6307-0.43%
EURO 10,1288-0.36%
ALTIN 492,690,25
BITCOIN 363411-4,82%
Adana
29°

AÇIK

05:18

İMSAK'A KALAN SÜRE

Yunanistan, 19. Adamızı da işgal etti

Yunanistan, 19. Adamızı da işgal etti

ABONE OL
11 Aralık 2020 14:41
Yunanistan, 19. Adamızı da işgal etti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

19. ADAMIZ DA İŞGAL EDİLDİ. ADALAR (EGE) DENİZİ, YUNAN GÖLÜ’NE DÖNÜŞTÜ !…

Adalar (Ege) Denizi’ndeki adalarımızı birer birer işgal eden Yunanistan’ın, 19. adamızı da işgale hazırlandığı görsel ve yazılı basın üzerinden Türk kamuoyuna duyuruldu.

İsrail’in, Filistin’de uyguladığı önce iskan, sonra işgal yönteminin aynısını Adalar Denizi’nde uygulayan Yunanistan’ın, daha önce işgal ettiği adalara ilave olarak Küçük Çuha Adası’nı da işgale hazırlandığı konusunda devletin bütün kurumları yazılı olarak uyarıldı. Ancak, Yunanistan yine hiçbir engelle karşılaşmadan Küçük Çuha Adası’nı da işgal etti. Osmanlı Devleti döneminden bu güne kadar Türk egemenliğinde olan Küçük Çuha Adası’nda Yunan bayrakları ile birlikte Avrupa Birliği bayrakları da dalgalanıyor. AB de işgale ortak olmuş. Girit Adası’nın kuzeybatısında bulunan Küçük Çuha Adası,  İstanbul’daki Büyükada veya Meis Adası’nın 4 misli büyüklükte.

Küçük Çuha Adası’na inşa edilen kiliselerde de Yunan bayrağı dalgalanıyor. Kiliselerde görev yapan papazları İstanbul Fener Rum Patrikhanesi atıyor. Yani, işgalin ortaklarından birisi de Fener Rum Patrikhanesi.

Yunan Deniz Ticaret Filosu’ndaki gemiler, işgal edilen Küçük Çuha Adası’na Mora Yarımadası ve Girit Adası’ndan turist taşıyor.

Adaya inşa edilen limanı Yunan şirketleri işletiyor. Limana yerleştirilen tabelada Yunan şirketlerinin adı ve iletişim bilgileri yazılmış.

Küçük Çuha Adası’nda bir de Yunan oteli işletiliyor. Butik otel şeklinde tesis edilen otelin 15 odası var.

Küçük Çuha Adası’nın Belediye Başkanı Andreas Çarçakalis Yunan vatandaşı. 2972 Sayılı Mahalli İdareler Seçim Kanunu’nun 9. Maddesine göre Belediye Başkanı’nın Türk vatandaşı olması gerekiyor. Ancak, T.C. İçişleri Bakanlığı, Yunan vatandaşı Belediye Başkanı Çarçalakis’i bu güne kadar görevden almadı yerine kayyum atamadı.

Küçük Çuha Adası’nın işgal edilmesiyle, Adalar Denizi’nden Akdeniz’e geçişi sağlayan Kitira Geçidi de tamamen Yunanistan’ın egemenliğine girdi. Mevcut durum itibarıyla 19 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı Yunan işgali altındadır. Adalar Denizi, Yunan Gölü’ne dönüştü. Türkiye, Adalar Denizi’nde, kendi hükümeti eliyle Anadolu kıyılarına hapsedildi.

KÜÇÜK ÇUHA ADASI’NA TÜRK ASKERİ ÜSSÜ AÇILMAZKEN, KATAR’A İKİNCİ TÜRK ASKERİ ÜSSÜ AÇILDI !…

Küçük Çuha Adası’nın, Yunanistan tarafından işgalini önlemek için adaya Türk Deniz Kuvvetleri tarafından Deniz Üssü kurulmasını ve Kitira Geçidinin  kontrol altında tutulmasını önermiştik. Ancak, Savunma Bakanlığı, Küçük Çuha Adası yerine Katar’a ikinci Türk Askeri Üssü’nü açtı.

Katar’daki Türk Askeri Üsleri, Basra Körfezi’nin kontrolünü sağladığı için Türkiye’ye stratejik avantaj sağlıyor. Ancak, Adalar Denizi’nin Akdeniz’e çıkış kapısını kontrol eden Küçük Çuha Adası’na Türk Askeri Üssü açılmaması ve Adalar Denizi’nin tamamen Yunanistan’ın kontrolüne verilmesi hem stratejik hata hem de stratejik kayıptır.

Yunanistan, burnumuzun dibinde işgal ettiği Türk adalarına 13 Yunan Askeri Üssü kurarken ve son olarak Türk Adası Gavdos’a Yunan Askeri Karakolu kurarken, Türkiye’nin yine kendi adası olan Küçük Çuha’ya Askeri Üs kurmaması tam bir akıl tutulmasıdır.

YUNANİSTAN, TÜRK DENİZ TİCARET FİLOSU’NU BİTİRMEYE ÇALIŞACAK !…

Adalar Denizi’nin coğrafi sınırları, Uluslararası Hidrografi Örgütü’nün 2002 tarihli SP 23 dokümanında tanımlanmıştır. Anılan dokümana göre Adalar Denizi’nin güney sınırları, Çuha Adası ve Küçük Çuha Adası’nın doğusu ile Girit, Kerpe ve Rodos adalarının kuzey kıyılarından geçiyor.

Mevcut durum itibarıyla Adalar Denizi’nde karasuları 6 deniz milidir. Coğrafi sınırlara göre Çuha ve Küçük Çuha adaları Akdeniz’de olduğu için her iki adanın karasuları 12’şer deniz milidir. Küçük Çuha Adası işgal edilmeden önce 17,5 millik Kitira Geçidi’nin yarısı Türk Karasularıydı.

Küçük Çuha Adası işgal edildikten sonra 17,5 millik Kitira Geçidi’nin tamamı Yunan Karasuları oldu.

İşgalden önce, Kitira Geçidi’ndeki Türk ve Yunan karasularını kullanarak geçiş yapan Türk Ticaret Gemileri artık Yunan karasularını kullanarak geçiş yapacak. Karasuları, sahildar devletinin ulusal sınırları içindedir. Ticaret gemileri başka ülkelerin karasularından Zararsız Geçiş Hakkı kullanarak geçiş yapabilir. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) Madde 21’e göre sahildar devlet, karasularından zararsız geçişle ilgili kendi hukukunun ve uluslararası hukukun öngördüğü bütün önlemleri alabilir. BMDHS Madde 25’e göre Sahildar Devlet, karasularında zararsız olmayan her türlü geçişi engelleme ve zararsız geçişi geçici olarak durdurma hakkına sahiptir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  MİT KANUNU’NU İHLAL EDENLERİN RÜTBELERİ SÖKÜLECEK Mİ ?

Yunanistan’ın, BMDHS Madde 21 ve 25’teki haklarını kullanarak Türk Ticaret Gemilerinin Kitira Geçidi’nden geçişini engelleyeceği ve gemilerimizi Girit Adası’nın doğusundan geçişe zorlayarak seyir maliyetlerini artıracağı açık olarak görülmektedir. Böyle bir durumda Türk Deniz Ticaret filosu diğer ülkelerin ticaret filoları ile rekabet edemeyecek ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya gelecektir. Yunanistan, kendi deniz ticaret filosuna avantaj sağlamak için Kitira Geçidi’nde her türlü engellemeyi yaparak Türk Deniz Ticaret filosunu bitirmeye çalışacaktır.

YUNANİSTAN, TÜRK KARASULARINDA KORSANLIK YAPIYOR, TÜRKİYE SEYREDİYOR !…

14 Nisan 2014’de, Türk tekne kaptanı Mustafa Ateş, Keçi Adası ile Bodrum sahilleri arasında Türk karasularında seyir halinde iken Yunan Sahil Güvenlik Botundan açılan uçaksavar makinalı tüfek ateşi ile öldürüldü.

28 Mayıs 2014’de, Bodrum Turgutreis Çatalada yakınlarında, Türk karasularında balık avlayan vatandaşlarımızın teknesine, Yunan Sahil Güvenlik Botundan uçaksavar makinalı tüfeği ile ateş açıldı. Teknedeki dört vatandaşımız İstanköy Adası’na zorla götürülerek tutuklandı.

23 Mayıs 2020’de, Aydın’ın Didim ilçesinden hareket ederek Muğla’nın Fethiye ilçesine seyir halinde olan Türk yatına, Yunan Sahil Güvenlik Botlarından, Bodrum ve Datça açıklarında, Türk karasularında iki kez taciz ateşi açıldı.

01 Kasım 2020’de, Muğla Bodrum Gümbet Koyu’ndan jet ski’ye binerek Kara Ada açıklarına giden Oğuzhan Gelmez’e, Türk karasularında, Yunan savaş gemisinden ateş açıldı. Yunan askerleri, kimliği yanında bulunmadığı gerekçesiyle Gelmez’i gözaltına alarak İstanköy Adası’na götürdü. Gelmez, 3 gün sonra Türkiye’ye geri gönderildi.

İşgal ettiği Türk adalarının karasularını kendi karasuları olarak kabul eden Yunanistan, Türk karasularında devlet gemisi ile korsanlık yaparken Yunanistan’a müzik notası bile verilmiyor.

KÜÇÜK ÇUHA ADASI’NIN TARİHÇESİ

Girit Adası, Venedik ile yapılan 24  yıllık zorlu bir savaştan sonra Sultan IV. Mehmet döneminde, 1669 yılında fethedildi. Girit Adası ile birlikte adanın etrafında bulunan Küçük Çuha ve Gavdos Adası dahil toplam 14 ada ile adacık ve kayalıklar da Osmanlı Devleti’nin egemenliğine girdi.

Fransa, Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde bulunan Mısır’ı 25 Temmuz 1798’de işgal etti. Osmanlı Devleti toprak bütünlüğünü korumak maksadıyla 23 Aralık 1798’de Rusya ile Savunma Antlaşması imzaladı. Fransa’yı, Mısır’dan ve Adriyatik’ten Akdeniz’e kadar bir dizi halinde uzanan Yedi Ada’dan uzaklaştırmak için Osmanlı Devleti ve Rusya, 1799’da Fransa’ya karşı savaşmaya başladılar. Adriyatik kıyılarında yapılan savaşlarda, Tepedelenli Ali Paşa Fransızları yenerek Preveze ve Parga civarını ele geçirdi. Birleşik Osmanlı-Rus donanması da, bu kıyılarda Fransa’nın elinde bulunan adaları işgal etti.    ( Dr. Rifat Uçarol, SİYASİ TARİH, Harp Akademileri Basımevi-İSTANBUL, Eylül 1982, S. 57 – 63 )

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 21 Mart 1800’de imzalanan sözleşme ile Korfu, Zanta, Kefalonya, Ayamavra, İtaki, Pakso, Çuha adaları ile Mora ve Arnavutluk sahillerinde büyük küçük, meskun gayri meskun Venedik’ten alınmış adalardan oluşan Yedi Ada Cumhuriyeti (Cezayir-i Seb’a-i Müctemia Cumhuru) kuruldu. ( Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren, EGE SORUNLARI, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Yayınları-ANKARA, 2006, S. 19 ) Bu devlet, Osmanlı Devleti’ne bağlı olacak ve vergi verecek, aynı zamanda da Rusya’nın kefilliği altında bulunacaktı.

1807’de Rusya ile Fransa arasında imzalanan Tilsit Antlaşması ile Yedi Ada üzerindeki Osmanlı egemenliğine son verildi.  Anılan antlaşma ile Yedi Ada üzerindeki yönetim Fransa’ya geçti. 1815’te de Yedi Ada İngiltere’nin himayesine girdi.

İngiltere, Fransa, Rusya ve Yunanistan arasında 29 Mart 1864’te imzalanan antlaşma ile Yedi Ada Yunanistan’a devredildi. İngiltere, Fransa, Rusya ve Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında 8 Nisan 1865’te İstanbul’da imzalanan katılma senedi ile Osmanlı Devleti de Yedi Ada üzerindeki Yunan hâkimiyetini tanıdı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  20. Milli Eğitim Şûrası 7 yıl sonra toplanıyor

YEDİ ADA BİRLEŞİK CUMHURİYETİ HARİTASI VE OSMANLI DEVLETİ HARİTASINA GÖRE, KÜÇÜK ÇUHA ADASI, TÜRK ADASI’DIR !…

1799 Yılında Yedi Ada / Zanta’da konsolosluk açan İngiltere, 01 Ocak 1809’da Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki topraklarını gösteren bir harita yayınladı. Haritanın sol alt bölümünde Yedi Ada Birleşik Cumhuriyeti’ne ait adalar ile adalara bağlı yerlerin isimleri yazılmış ve harita üzerinde anılan ada ve yerlerin dış sınırları kırmızı renk ile çizilerek işaretlenmiştir. Haritada, Küçük Çuha Adası’nın Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde olduğu ve Yedi Ada Birleşik Cumhuriyeti’ne dahil olmadığı açıkça gösterilmiştir.

Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında kararlaştırılarak, 22 Nisan 1836’da, Kara Mühendishanesi’nde hazırlanan haritadaki sınır çizgilerine göre Küçük Çuha Adası, sınırın güneyinde olup Osmanlı Devleti’nin egemenliğindedir. ( İdris Bostan, Ali Kurumahmut, HARİTALAR VE COĞRAFYA ESERLERİNE GÖRE EGE DENİZİ VE EGE ADALARI, Stratejik Araştırma  ve Etüdler Milli Komitesi-ANKARA, 2003, S. 37,38,39 )

Yedi Ada’nın egemenlik devirlerini düzenleyen sözleşme ve antlaşmalarda Çuha Adası ismen ifade edilmekle birlikte, Küçük Çuha Adası’nın ismi geçmiyor. Sözleşme ve antlaşmalarda, ismen sayılan adalara tâbi adalar, bunların uzantısı sayılan veya bunlara bağlı ada / adacıklar gibi ifadeler Küçük Çuha Adası’nı kapsamaz. Çünkü, Küçük Çuha Adası, Çuha Adası’na 17,5 deniz mili yani yaklaşık olarak 32 km. mesafede olup, Çuha Adası’na tâbi, bağlı ya da adanın uzantısı değildir.

1913 LONDRA VE 1923 LOZAN ANTLAŞMALARINA GÖRE DE KÜÇÜK ÇUHA ADASI TÜRK ADASI’DIR.

30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması’nın 4. Maddesi ile Girit Adası, Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ’a verilmiş, adanın etrafında bulunan Küçük Çuha ve Gavdos Adası dahil toplam 14 ada ile adacık ve kayalıklar Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde kalmıştır. Bu durum 1923  Lozan Antlaşması’nın 12. Maddesi ile teyit edilmiştir. Lozan’dan sonraki süreçte Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ, Girit Adası üzerindeki haklarından fiilen feragat etmiş ve anılan ülkelerin payları aslına rücu ederek Türk toprağı olmuştur.

Mevcut durum itibarıyla, Girit Adası’nın dörtte üçü ile adanın etrafında bulunan Küçük Çuha ve Gavdos Adası dahil toplam 14 ada ile adacık ve kayalıklar Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir.

İKİNCİ SELANİK FACİASI

Balkan Savaşı sırasında Selanik’i savunmakla görevli Kara Tahsin Paşa, emir ve komutasında 26 bin asker olmasına rağmen, 1912’de Selanik’i savunmadan Yunan askerlerine teslim etti. Yunan askerleri tek kurşun atmadan Selanik’i işgal etti. Selanik’in teslimi sonrasında Osmanlı Devleti Balkanları kaybetti.

2004’te 16 Ada ve 1 Kayalığını kaybeden Türkiye, 2016’dan bu güne kadar 3 ada ve 1 kayalığını daha kaybetti. Mevcut durum itibarıyla 19 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı Yunan işgali altında. Adalar Denizi, Yunan Gölü’ne dönüştü. Türkiye, Adalar Denizi’ndeki hükümran haklarını kaybetti ve kendi hükümeti eliyle Anadolu kıyılarına hapsedildi. Türkiye, AKP Hükümetleri döneminde İkinci Selanik Faciasını yaşıyor.

SAVUNMA BAKANI AKAR VATANI SAVUNMUYOR. AKAR, DERHAL İSTİFA ETMELİDİR !…

Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanlığı döneminde Ardıççık Adası ile Marathi Adası savunulmadan Yunanistan’a teslim edildi. Akar’ın Savunma Bakanlığı döneminde de Plati Kayalığı ile Küçük Çuha Adası yine savunulmadan Yunanistan’a teslim edildi. Emrinde yüzbinlerce asker olmasına rağmen vatanı savunmayan Hulusi Akar, Savunma Bakanlığı görevinden derhal istifa etmeli ve yerine vatanı savunacak liyakat sahibi bir Türk vatandaşı atanmalıdır.

GENELKURMAY BAŞKANI DA VATANI SAVUNMUYOR !…

Türkiye Cumhuriyeti’nin 3 Adası ve 1 Kayalığı işgal edilirken, Yaşar Güler Genelkurmay İkinci Başkanı, Jandarma Genel Komutanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptı. General Güler de emrinde yüzbinlerce asker olmasına rağmen vatan topraklarını savunmuyor. Güler de Genelkurmay Başkanlığı görevinden derhal istifa etmeli ve yerine vatanı savunacak liyakat sahibi bir general atanmalıdır.

Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı vatanı savunmuyor, Türkiye sürekli olarak toprak kaybediyor. Peki vatanı kim savunacak?

Ümit YALIM
Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.