DOLAR 15,9639 0.35%
EURO 16,7854 0.14%
ALTIN 929,640,15
BITCOIN 470346-1,93%
Adana
27°

AÇIK

20:21

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Yunus Emre’nin yaşamı ve eserleri

Yunus Emre’nin yaşamı ve eserleri

ABONE OL
23 Mayıs 2015 07:28
Yunus Emre’nin yaşamı ve eserleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

YUNUS EMRE’NİN HAYATI

Türk ozanı(Sarıköy,Sakarya yöresi,1240?-Sarıköy,1320)

Anadolu Tekke edebiyatının kurucusu sayılan Yunus Emre’nin yaşamı konusunda,kayıtlara geçmiş kesin bilgiler yoktur.Bütün bilinenler söylencelere,özellikle Bektaşi Velayetnamesi’nin belirttiğine göre Yunus Emre,yoksul bir köylüydü.Kıtlık başgösterince buğday istemek için,kerametini duyduğu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına gitti.Kendisine üç kez”buğday mı,himmet mi”istediği sorulunca,buğday istediğini söyledi.Ancak daha sonra pişman olarak geri döndü ve “himmet”i istediğini söyledi.Kendisine,himmet anahtarının Taptuk Emre’ye verildiği,gidip ona başvurması gerektiği söylenince,derviş olarak  Taptuk Emre’nin dergâhına girdi.O dönemde bütün mutasavvıfları Hacı Bektaş Veli’ye bağlamaya çalışan Bektaşi Velayetnamesi’nde Yunus Emre’nin tasavvuf yoluna girişi böyle anlatıldıktan sonra yaşamı konusunda kesin olmayan kimi bilgiler verilmektedir.

 

Şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Yunus Emre’nin,ümmi(okuması yazması olmayan) bir ozan değildir;tersine medrese eğitimi görmüş,Kur’an ve hadis bilimini öğrenmiş bilgili bir kimsedir.Tasavvuf düşüncesini İşlerken,özgün bir yaratıcılık göstermesi bunu kanıtlamaktadır.Yunus Emre’nin tasavvuf anlayışı,kimi araştırmacılarca Mevlana’ya bağlanır.Kendisi de şiirlerinde Mevlana’ya olan sevgi ve bağlılığı dile getirir.Konya’ya giderek Mevlana’ya görüştüğü de bilinmektedir.Bundan başka,Anadolu’nun birçok yöresini,Azerbaycan’ı ve Şam’ı gezdi.Henüz siyasal birliğin kurulmadığı dönemde Anadolu’da tasavvuf düşüncesini,lirik ve içten şiirleriyle benimsettiği,kendisini şeyh olarak kabul ettirdiği geniş halk kitlelerince ermiş sayıldı.Birçok halk ozanı Yunus Emre mahlasıyla şiir yazdı.Çeşitli yerlerde,mezarı olduğu ileri sürülen “makam”larının olması,Yunus Emre’nin günümüzde bile birleştirici özelliğini göstermektedir.Mezarının Sarıköy2de bulunduğu kabul edilerek burada bir Yunus Emre anıt-türbesi yapılmıştır (1970).

 

Anadolu’da tekke şiiri geleneğini başlatan ve bu geleneğin en önemli temsilcisi olan Yunus Emre,şiirlerinde,tasavvufa uygun düşünce ve yaşam biçiminin değerlerini dile getirdi.Katışıksız,içten bir Tanrı sevgisinin temelini oluşturduğu bu şiirlerde,yaşamın gelip geçiciliğini,dünya malının insandaki cevheri yozlaştıracağını,bağlılığın,acımanın,erdemli olmanın önemli olduğunu,insanın kendisini Tanrı’dan uzaklaştıracak nefis düşkünlüklerini yenmeyi bilmesi gerektiğini vurguladı.Yunus Emre’nin şiirlerinin çıkış noktalarından biri de,insanı sevmeye verdiği önem oldu.Ona göre,insandaki(kendisindeki) tanrısal özü görüp,ikiyüzlülükten uzak sevebilen insan,olgun insandır;çünkü,insanı seven,Tanrı’yı sever.Gerçekte bu sevgi bütün varlıklar için aynı olmalıdır.Çünkü her varlıkta tanrısal öz vardır(vahdet-i vücut:çokluğun birliği).Yunus Emre’nin önerdiği bu sevgiye dayanan yaşama biçimi ve düşünce sistemi daha sonra gelen pek çok ozanca,yüzyıllar boyunca yaşatılarak etkisini duyurdu.

 

Yunus Emre,hem aydınlara,hem de halk kitlelerine seslendiği şiirlerinde aruza da,heceye de yer verdi.İlahilerini heceyle,klasik koşma biçiminde ve halkın konuşma dilindeki kullanımlarıyla,deyimleriyle çeşitlendirdiği yalın bir dille yazarken,kimi şiirlerinde yalın dilden ayrıldı,musammat gazel biçimini kullandı.Bununla birlikte,bütün şiirlerinde Türkçe sözdizimini bozmadı.Saf bir Tanrı sevgisini kaynak olarak alması,içtenlikli anlatımı,sanatlı söyleyişe yönelmemesi,karmaşık tasavvuf düşüncesini halka sevdirmesinde ve öğretmesinde en önemli etken oldu.Yunus’un şiirleri bestelenerek tekkelerde eğitim amacıyla okundu.

 

Yunus Emre’nin Divan’ını oluşturan şiirleri dışında öteki yapıtı,on üç beyitlik bir ön bölüm,bir nesir bölümü,550 beyitlik üçüncü bölümden oluşan ve aruzla yazılan Risalet-ün-Nushiyye’dir.(Öğütler Kitabı,1307).Yunus Emre’nin yaşamı ve düşünceleri,çağdaş sanatçılara da esin kaynağı oldu.Bunlar arasında Ahmet Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu(1946),Nezihe Araz’ın Dertli Dolap(1961) romanı.Recep Bilginer’in Yunus Emre (1974) oyunu sayılabilir.

 

 

YUNUS EMRE’NİN YAŞADIĞI YER
Yunus Emre’nin ait olduğu İsmail Hacı Cemaatının yerleşim yeri Karaman’ın 25 km. doğusunda bulunmaktadır. Yunus Emre’nin satın aldığı Yirce isimli otlak da bu haritanın üst kısmında görülmektedir.

KAYNAK : 1518 (Hicri 924) tarihli Yavuz Sultan Selim’in “İlyazıcı Defteri”, İstanbul, Başbakanlık Arşivi, Konya Defteri, No.871, (Yeni 63), Sahife 236

YAVUZ SELİM İLYAZICI DEFTERİ

Yunus Emre’nin Karaman’da yaşadığını ve sahip olduğu mal varlığını gösteren Yavuz S. Selim Defterindeki kayıt.

 

 

YAŞAM FELSEFESİ
Yunus Emre, insanları doğru yola çağıran bir derviş, gerçeğin ardı sıra dolaşan bir mistiktir. Bu gerçek, varlığın birliği ve her şeyin Allah’tan oluşudur. Kainatta var olan her şey, bu görüntü yokken de vardı.

“Ete kemiğe büründüm
Yunus diye göründüm”
mısralarında anlatmak istediği, bu ilahi gerçektir.

Allah’a kulluk etmenin asıl amacı, O’na doğduğu gibi tertemiz ulaşmaktır. Bu da gönülleri kırmamakla onları onarmakla mümkün olabilir. İnsana gösterilen saygı ve sevgi bir bakıma Allah’a gösterilmiş demektir.

“Nazar eyle itiri,
Bazar eyle götürü,
Yaratılanı hoş gör,
Yaradan’dan ötürü”
mısraları, bu konudaki düşüncelerini, ne de güzel ifade etmektedir.

Gönül kırmamak, hiçbir canlıyı incitmemek, gönül almak, büyüklük taslamamak hoşgörülü olmak, bilgili olmak, O’nun üzerinde durduğu başlıca konulardır. Herkes ayıbını ve kötülüğünü görebilmeli ve bunları düzeltmek için çaba göstermelidir.
“Bir kez gönül yıktın ise,
Bu kıldığın namaz değil,
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil”

Yunus, Allah’a dost olma felsefesini benimsemiştir. Bu felsefe, belli kuralları olan bir insanlık disiplinidir. Bu felsefede, kötü düşüncelerden arınmak, ölüm korkusunu yenip, Allah ve insanlık yolunda çaba göstermek gerekir. Elde teşbih, dilde dua, her şeyden elini ayağını çekmiş insanlara yakıştırılan dervişlik, sonraları ortaya çıkan bir sapmadır. Nitekim Yunus, bu softalara şiddetle karşı çıkmış ve şiirlerinde bunları sürekli yermiştir.

“Dervişlik dedikleri,
Hırka ile taç değil
Gönlünü derviş eden
Hırkaya muhtaç değil”

Çeşmelerden bardağın
Doldurmadan kor isen,
Bin yıl dahi beklesen
Kendi dolası değil”
diyerek bağnazlığı ve körü körüne kaderciliği, gerçek din düşüncesiyle bağdaştırmamıştır.
Anadolu’nun karışık dönemlerinde Horasan’dan birçok bilim adamı Anadolu’ya gelmiş ve bu karışık döneme, bir güneş gibi doğmuşlardır. Bunlardan biri de önce Karaman’da yaşayan daha sonra Konya’ya göç edip Mevleviliği kuran Mevlana’dır. Yunus, çağdaşı olan Mevlana’yı şiirlerinde sık sık anmıştır:

Mevlana Hüdavendigar bize nazar kıldı
Anun görkü nazan gönlümüz aynasıdur.

Yunus Emre, sanıldığı gibi okuma-yazması olmayan cahil bir kişi değildir. Eldeki belgelerin incelenmesi sonucunda, şeyh soyundan olduğu, kendisinin de bilgili, mal mülk sahibi aile içinde yetiştiği, aynı zamanda Karamanoğulları sarayında hatırı sayılır bir kişi olduğu, Toroslarda yaşayan Türkmenlerin. O’nu “Şeyh” olarak kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Karaman Tarihi’ni yazan Şikari de, O’ndan şeyh olarak söz etmektedir.

 

GÖRÜŞLERİ ve SANATI
Yunus Emre, çeşitli görüşlerini, eserlerinde ortaya koymuştur. Bilim, bilgi, gerçek, Allah, ölüm, aşk gibi konularda ki düşüncelerini bir potada eritmiştir. Ermişler aşamasına ulaşmak ve olgun insan olmak için çalışmış, sonunda da en yüksek manevi makama ulaşmıştır.

Yunus’a göre bilim bir amaç değil, araçtır. Çünkü bilimi kendilerine amaç edinenler, kendilerini dünyanın merkezi sanırlar ve bu bilgileriyle üstünlük taslarlar. Oysa Yunus’a göre, mutlak varlıktan başka varlık yoktur ve bütün var olanlar Allah’ın (Mutlak Varlığın) çeşitli görüntülerinden başka bir şey değildir. Kendisine tanıdığı varlık ise sadece bir kurgudur. Gerçek varlığa ulaşma, bu kurgudan kurtulmadır, varlıkta yok olmadır.

Yunus’un öğütlediği töre, mistik ve gerçek hayatın zorunlu kıldığı çile ve aşktır. İnsan, ateş, hava, su ve toprak olmak üzere dört öğeden oluşur. Bu dört öğe, can ile birleşerek birlik ve yücelik kaynağı olur.

Yunus, körü körüne kaderci anlayışa karşı çıkar. Onda yaşamın coşkusu ve sevinci görülür. Ona göre insan, sürekli bir değişim içindedir ve buna yeniden doğma denilmektedir. Ölmek de bir bakıma yeniden doğmaktır. Ölmek ve böylece sonsuzda yaşamak “mukadder” olduğuna göre, yaşadığı sürece faydalı işler yapmak; eserler bırakmak gerekir. Ömür, yeryüzünde yaşamak, bu amacın gerçekleştirilmesi için bir araçtır.

Yunus Emre, milletimizin değerlerini, görüşlerini yansıtan büyük bir sanatçıdır. O’nun deyişlerinde, geçmişteki kültürümüzün izleri görülür. Bunun yanında, biçim, dil, söyleyiş ve ölçü bakımından da milli sanatçımızdır. Mısralarında yalınlık, arılık, açıklık ve içtenlik vardır. Hiç bir yapmacık öğe bulunmaz O’nun şiirlerinde. İçini bütünüyle bize açar, anlaşılmaz birçok felsefe kavramını, çok açık ve yalın bir dille, anlatıverir.

Yunus’ta halk zevkine yakınlık ve derin bir lirizm görülür. Bu nedenle, halkın içinde yüzyıllar boyunca yaşaya gelmiştir. Bir bakıma, tekke şiirinin, dinsel kökenli şiirin de kurucusu sayılabilir. Şiirlerine koyduğu büyük öz nedeniyle, bütün tarikatlarca benimsenmiş, insanlığı saran duygu ve düşünceleriyle, her anlayıştaki insanın en yakın dostu, duygu arkadaşı olmuştur. Tarikatlarla ilgisi olmayanlar da, Yunus’u bu özünden, içeriğinden dolayı sevmişlerdir.

Yunus’un şiirleri incelendiğinde, mesajın, duru bir Türkçe olduğu görülür. Ama bazı şiirlerinde İran, Hint ve Yunan mitolojilerinden gelen terimler, din yoluyla giren bir çok yabancı kelimelere de rastlanır. Bu da, Yunus’un yüksek kültür ve bilgi birikiminin bir göstergesidir. Yabancı kelimelerle, ya da bazı terimlerle süslenen söyleyişlerinde de doğaldır ve halka yakındır. Yabancı dil öğelerini, yerli yerinde kullanmış olduğundan, yadırganmamıştır.

Söyleyiş bakımından, halkın diline çok yakındır. Halk deyimlerinden yararlanırken; halkın benzetmelerini kullanırken, hiç bir yadırgama görülmez şiirlerinde.

Yunus genellikle hece ölçüsünü kullanmıştır. Zaman zaman da Aruz ölçüsünü kullandığı görülür. Abdulbaki Gülpınarlı, O’nun şiirlerinin 66 tanesinin Aruzla yazılmış olduğunu belirtmektedir.

Şiirlerinde kafiyeye fazla önem vermemiştir. Sözgelişi, “baldan”, “sözden”, “dilden” sözcüklerini kafiye olarak kullanırken, O’nun için “den” veya “dan” ekleri ve onun sağladığı ses armonisi, Yunus için yeterlidir. Bu nedenle kafiye anlayışı, özgür bir temele dayanmaktadır.

Şiirlerinde biçim bakımından ya dörtlüklerden oluşan, ya da mesnevi düzenine uyan bir biçim görülür. Dörtlüklerden oluşan şiirleri daha çok koşma türündedir.

Acep şu yerde var m’ola şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı, gözü yaşlı şöyle garip bencileyin.

Yunus Emre sözün gücünü, kudretini çok iyi kavramıştır. İyilik ve kötülüğün sözden geldiğini, ifadesini doğru bulmayan sözün, nelere yol açabileceğini görmüştür. O’na göre söz, insanları dost da düşman da eden bir araçtır. İnsanları kırmamak için, iyi ve tatlı sözler söylenmesinden yanadır.

Mevlana gibi Yunus da insana önem verir. Din, tarikat, görünüşte farklı olan yollardır. Hepsinin amacı iyi insan olmak ve insanlık hedefine ulaşmaktır. Yunus aslında, her insanın bir hedefi olduğu inancındadır. Doğduğunda da bazı yüce değerler taşır insan… yaşamı boyunca toplum onu baskı altında tutar ve kendi istediği yöne götürür. Bu baskıdan kurtulup özgür olmak, ancak “tarikat” ile olur.

Yunus bilgilidir, usta bir sanatçıdır. Sözün değerini bilir, şiirin nasıl söyleneceğini nağme gibi işler. Bir derviş olarak, insanlık anlayışının en yüce noktasına erişmiştir. Bununla birlikte, dünyadan kopmaz. Dünya, güzellikleri, dağları ve ovaları, bitki ve hayvanlarıyla O’nu hep çekmiştir. Yunus’un şiir ve ilahilerini içine alan iki eser, bizlere ulaşabilmiştir. Bunlar Yunus Divanı ve Risalet-ün Nushiyye adlı eserlerdir.

Yunus bütün şiirlerini “meleklerde bilmez ola” dediği, insan üstü, şairler üstü bir perdeden söylemiştir, deha perdesinden seslenmiştir. Her şeyi ancak Yunus’un söyleyebileceği kudretle söylemiştir. Onun için ister Tarikattan, Şeritten veya Hakikatten dem vursun; ister Allah’ı, doğayı, güzelliği veya insanlığı anlatsın; O, şiirlerin hepsinde Yunus’tur. Türk sofilerinden hiç kimse, O’nun söyleyiş makamına çıkamamıştır.

 

Y U N U S    E M R E

BEN YÜRÜREM YANE YANE

Ben yürürem yane yane, Aşk boyadi beni kane

Ne akilem ne Divane, Gel gör beni aşk neyledi

Gah eserem yeller gibi, Gah tozaram yollar gibi

Gah akaram seller gibi, gel gör beni aşk neyledi *** ***

Akan sulayın çağlaram, Dertli cigerem dağlaram

Şeyhim anuban ağlaram, gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni, ya vaslına erdir beni

Çok ağladım güldür beni, gel gör beni aşk neyledi *** ***

Mecnun oluban yürürem, ol yari düşte görürem

Uyanıp melul oluram, gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyem, baştan aşağı yareyem

Dost ilinden avareyem, gel gör beni aşk neyledi *** ***

Akıl : Akıllı

Divane : Deli, Meczup

Melül : Elem

 

SEVELİM SEVİLELİM

Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez

Onu sen senden iste, o senden ayrı olmaz

Dünyaya gelen geçer, bir bir şerbetin içer

Bu bir köprüdür geçer, Cahiller onu bilmez *** ***

Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım

Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz

Yunus sözün anlar isen, mani’sini dinler isen

Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz *** ***

Mani : Anlam

 

GÖNÜLLER YAPMAYA GELDiM

Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim

Bezirganım mataım çok, alana satmağa geldim.

Ben gelmedim da’vi için benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim *** ***

Dost eşruğu deliliğim, aşıklar bilir neliğim

Devşuruben ikiliğim, birliğe bitmeye geldim

Yunus Emre aşık olmuş, ma’şuka derdinden olmuş

Gerçek erin kapısında ömrüm harcamaya geldim *** ***

bezirgan: Tüccar

mata : Mal,erzak

dav’i : Dava peşinde koşmak,kavga,dava.

sev’i : Sevgi

eşruk : Sarhoşluk

devşuruben : Kaldırıp

bitmek : Kavuşmak

maşuk : Allah (aşık olunan)

 

DİLSİZLER HABERİN

Dilsizler haberin kulaksız dinleyesi

Dilsiz kulaksız sözü, can gerek anlayaşı

Dinlemeden anladık, anlamadan eyledik

Gerçek erin bu yolda yokluktur sermayesi *** ***

Biz sevdik aşık olduk, sevildik maşuk olduk

Her dem yeni dirlikte, bizden kim usanası

Miskin Yunus ol veli, yerde gökte dopdolu

Her taş altında gizli, bin imran oğlu MUSİ *** ***

di˜rlik: Hayat

imran oğlu MUSİ : MUSA peygamber

 

AŞK KİTABIN OKURUZ

Söylememek harcısı, söylemeğin hasıdır

Söylemeğin harcısı, gönüllerin pasıdır

Cümle yaratılmışa bir göz ile bakmayan

Halka müderris ise, hakikatte asidir *** ***

Şeriat haberini şerh ile eydem işit

Şeriat bir gemidir, hakikat deryasıdır

Ol geminin tahtası her nice muhkem ise

Deniz mevci kat olsa, tahta uşanasıdır *** ***

Bundan içeri haber işit, eydeyin ey yar

Hakikatin kafiri, şer’in evliyasıdır

Biz talib-i ilimleriz, aşk kitabın okuruz

Calap müderris bize, aşk hod medresedir *** ***

Harcısı : Uygunu

Has : Güzel

Şeriat : Kuranın Dışsal, açık anlamı

Şerh : Açıklama

Eydem : Söyleyim

Hakikat : Kuranın gizli anlamlarının bilindiği makam

Muhkem : Kuvvetli

Mevc : Dalga

Kat : Kesme

Uşanmak : Kırılmak

Kafir : İnkar eden, gerçeği örten

Şer’in : Şeriatın

Evliya : Hak dostu,Hakiki dindar

Talib-i ilim : İlim öğrenen

Hod : Kendi, zaten

 

NİCE BESLEYESİN

Nice bir besleyesin, bu kadd ile kameti

Düştün dünya zevkine unuttun kıyameti

Dürüs, kazan, ye yedir, bir gönül ele getir

Yüz KABEden yiğrektir, bir gönül ziyareti *** ***

Uslu değil delidir Halka Salusluk satan

Nefsin müslüman etsin var ise kerameti

Yunus imdi sen dahi, gerçeklerden olagör

Gerçek erenler imiş, cümlenin ziyareti *** ***

Kadd : Boy,pos

Kamet : Boy

Dürüs : Toplayıp biraraya getirme

Yiğrek : Daha iyi

Salusluk: Hilekarlık

Keramet : Olağanüstü işler, haller

 

BU BİR ACAİB HALDİR

Bu bir acaip haldir bu hale kimse ermez

Alimle davi kılar, Veli değme göz görmez

İlm ile hikmet ile, kimse ermez bu sırra

Bu bir acaib sırdır, ilme kitaba sığmaz *** ***

Alem ilmi okuyan, dört mezhep sırrın duyan

Aciz kaldı bu yolda, bu aşka el uramaz

Yunus canını terk et, bildiklerini terk et

Fena olmayan suret, şahına vasıl olmaz *** ***

Davi : Savunulan sey

Veli : Amma lakin

Fena : Benliği terkedip yokluk halinde olma

 

AŞK MAKAMI

Aşk makamı al˜ ır, aşk kadim ezelidir

Aşk sözünü söyleyen, cümle kudret dilidir

Diyen o, işiten o, gösteren o

Her sözü söyleyen o, suret can menzilidir *** ***

Suret söz kanda buldu, söz sahibi kaçan oldu

Surete kendi geldi, dil hikmetin yoludur

Bu bizim işretimiz, oldur bu lezzetimiz

İçip esridiğimiz, aşk şerbeti gölüdür

Yunus sözünde yalan, görmedi mumin olan

Ömrün zülmete salan, marifet yoksuludur *** ***

Ali : Yüksek,yüce

Menzil : Ulaşılacak yer

İşret : Eğlence

Eşrimek: Sarhoş olmak

Zülmet : Karanlık

Marifet: Tasavvufta üstün bir makam

 

HAK BİR GÖNÜL VERDİ

Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur

Bir dem gelir şadan olur, bir dem gelir giryan olur

Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerh eyleyemez

Bir dem cehalette kalır, nesne bilmez nadan olur *** ***

Bir dem dev olur ya peri, viraneler olur yeri

Bir dem uçar BELKIS ile sultan-ı ins u can olur

Bir dem varır mescitlere, yüz sürer anda yerlere

Bir dem varır deyre girer, incil okur ruhban olur *** ***

Bir dem gelir İSA gibi ölmüşleri diri kılar

Bir dem girer kibr evine, Firavn ile Haman olur

Bir dem döner CEBRAİLE rahmet saçar her mahfile

Bir dem gelir gümrah olur, miskin Yunus hayran olur *** ***

Hayran : Şaşkın

Şadan : Sevinçli

Giryan : Ağlayan

Beşaret: Mujdelenmek

Şerh : Açıklama

Nadan : Cahil

Deyr : Kilise

Ruhban : Rahip

Mahfil : Toplantı yeri

Gümrah : Sapmış

 

AŞKIN ALDIN BENDEN BENİ

Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni

Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim

Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni *** ***

Aşkın aşıklar öldürür,Aşk denizine daldırır

Tecelli ile doldurur,bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem,Mecnun olup yola dusem

Sensin dün ü gün endişem,bana seni gerek seni *** ***

Sufilere sohbet gerek, Ahilere ahret gerek

Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler, kulum göğe savuralar

Toprağım anda çağırır, bana seni gerek seni *** ***

Cennet dedikleri ne ki, bir kaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver onları, bana seni gerek seni

Yunus-durur benim adım, gün geçtikce artar ödüm

İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni *** ***

Tecelli: Allah eserlerinin mevcut olanda görünmesi

Sufi : Derviş

Maksud : Amaç

 

BİR KEZ GÖNÜL YIKTIN İSE

Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil

Yetmişiki millet dahi

Elin yüzün yumaz değil
*** ***

Yol odur ki, doğru vara

Göz odur ki, Hakkı göre

Er odur ki alçak dura

Yüceden bakan göz değil

 

İLİM İLİM BİLMEKTİR

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır

Okumaktan mani ne, kişi Hakkı bilmektir

Cun okudun bilemedin, ha bir kuru emektir *** ***

Okudum bildim deme, çok taat kıldım deme

Eri hak bilmez isen, abes yere yelmektir

Dört kitabın manisi, bellidir bir elif te

Sen elif dersin hoca, manisi ne demektir *** ***

Yunus der ki Ey hoca

Gerekse var bin Hacca

Hepisinden iyice

Bir gönüle girmektir *** ***

Taat : İbadet

Abes : Boş yere, boşuna

Yelmek : Ardından gitmek

Manisi : Anlamı

 

EY BENİ AYIPLAYAN

Ey beni ayıplayan, gel beni aşktan kurtar

Elinden gelmez ise, söyleme fasid haber

Hiç kimsene kendinden, halden hale gelmedi

Cümlemizin halini, maşuk eder mukarrer *** ***

Aşıkların her hali, Maşuk katında biter

Sözün var ona söyle, benim elimde ne var

Her kim aşk kadehinden,içti ise bir cura

Ona ne yad ne biliş, ona nesrik ne humar *** ***

Dost yüzünden nikabı, her kim giderdi ise

Hicap kalmadı ona, ayruk ne hayr u ne şer

Şeriat edebinden korkaram söylemeye

Yokise eydeyidim daha ayrıksı haber

Dost kılıçından Yunus ölürse gam değil

Dost göğünden uyanan, Maşuk burcundan doğar *** ***

Fasid : Bozucu, fesat

Mukarrer : Kararlaştırılmış

Cur’a : Yudum

Yad : Yabancı

Biliş : Tanıdık

Humar : İçkinin verdiği başağrısı

Nesrik : Sarhoş

Ayrıksı : Aykırı

Nikap : Perde, yüz örtüsü

 

HABER EYLEN AŞIKLARA

Haber eylen aşıklara, Aşka gönül veren benem

Aşk bahrisi oluban denizlere dalan benem

Gördüm göğün meleklerin, her biri bir işteymis

Hak Calabın zikrin eden İNCİL benem KURAN benem *** ***

Gördüm diyen değil, gören

Bildim diyen değil, bilen

Bilen O’dur, gösteren O,

Aşka esir olan benem *** ***

Deli oldum adım Yunus

Aşk oldu bana kılavuz

Hazrete değin yalınız

Yüz sürüyü varan benem

 

BU ZAMandA MÜSLÜMANLAR

Müslümanlar zamane yatlı oldu

Helal yenmez, haram kıymetli oldu

Fakirler miskinlikten çekti elin

Gönüller yıkıben heybetli oldu *** ***

Peygamber yerine geçen hocalar

Bu halkın başına zahmetli oldu

Yunus gel aşık isen tevbe eyle

Nasuh’a tevbe ucu kutlu oldu *** ***

Nasuh tevbesi : Bir daha bozmamak üzere edilen tevbe

 

 

AŞIKLAR ÖLMEZ

Ya rab bu ne derttir derman bulunmaz

Benim garip gönlüm aşktan usanmaz

Aşık ki cana kaldı aşık olmaz

Canın terketmeyen, ma’şukun bulmaz *** ***

Aşk pazarıdır bu canlar satılır

Satarım canımı kimseler almaz

Aşık, bir kişidir, Bu dünya malın

Ahiret korkusun bir pula saymaz *** ***

Bu dünya ol ahiretten içeri

Aşıkın yeri var kimseler bilmez

Yunus öldü diye sela verirler

Ölen hayvan imiş, AŞIKLAR ÖLMEZ *** ***

GÖNÜL CALABIN TAHTI

Miskinlikte buldular, kimde erlik var ise

Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise

Gönül yüksekte gezer, dem-be-dem yoldan azar

Dış yüzüne o sızar içinde ne var ise *** ***

Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice

Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise

Sağır işitmez sözü, gece sanar gündüzü

Kördür münkirin gözü, alem münevver ise *** ***

Gönül Calabın tahtı, CALAP gönüle baktı

İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise

Sen sana ne sanırsan ayrugada onu san

Dört kitabın manası budur eğer var ise *** ***

Bildik gelenler geçmiş, konanlar geri göçmüş

Aşk şarabından içmiş, kim mana duyar ise

Yunus yoldan azuban, yüksek yerde durmasın

Sinle sırat görmeye, sevdiği didar ise *** ***

Dem-be-dem : Zaman zaman

Münevver : Bilgili, aydın

Calap : ALLAH

Pir koca : İhtiyar

Bedbaht : Talihsiz

Sin : Mezar

Sırat : Cennet yolu

Didar : Allaha kavusma, hakkın yüzü

 

KİME GÖNÜL VERİR İSEM

Kime gönül verir isem, benim ile yar olmadı

Halim bilip derdim sorup bana vefadar olmadı

Haktan meğer takdir idi, Aşık oldu gönlüm sana

Hiç kimseler bencileyin, aşka giriftar olmadı *** ***

İbrahime Nemrud odunu, aşktır gülistan eden

Aşktan nazar ericeğiz, gülzar oldu nar olmadı

Aşkta kahırlar çok olur, Aşıklara gayret gerek

Yunus aşık oldun ise, aşıklarda ar olmadı *** ***

Giriftar : Tutkun olmak, tutulmak

Gülistan,gülzar : Gül bahcesi

Nar : Ateş

Ar : Utanma

 

AŞK VER BANA

İlahi bir aşk ver bana, kandalığım bilmeyeyim

Yavı kılayım ben beni, isteyiben bulmayayım

Al gider benden benliği, doldur içime şenliği

Diriliğimde öldür beni, varıp orda ölmeyeyim *** ***

Bülbül olup öteyim, dost bahçesinde yatayım

Gül oluben açılayım, ayruk dahi solmayayım

Aşkdır derdin dermanı, aşk yoluna koydum canı

Yunus Emre eydur bunu, bir dem aşksız olmayayım. *** ***

Kanda : Nerede

Yavı kılmak: Kaybetmek

Ayruk : Artık, baska

Eydur : Söylemek

Dem : An,vakit

 

AŞK

işitin ey yarenler, kıymetli nesnedir aşk

Sultanları kul eyler, hikmetli nesnedir aşk

Akilleri şaşırır deryalara düşürür

Kayaları söyletir, kuvvetli nesnedir aşk *** ***

Aşksızlara verme öğüt, öğüdünden ala değil

Aşksız adem hayvan olur, hayvan öğüt bilir değil

 

SUFİYİM HALK iÇiNDE

Sufiyim halk içinde, tesbih elimden gitmez

Dilim marifet söyler gönlüm hiç kabul etmez

Söylerim marifeti, saluslanırım katı

Miskinliğe dönmeye gönlümden kibir gitmez *** ***

Görenler elim öper, tac u hırkaya bakar

Söyle sanırlar beni, zerrece günah etmez

Dışımda ibadetim sohbetim hoş taatım

İç pazara gelince bin yıllık ayyar etmez *** ***

Dışım derviş içim boş, dilim tatlı sözüm hoş

Amma ettiğim işi dinin değişen etmez

Yunus eksikliğini Allah’ına arz eyle

Onun keremi çoktur sen ettiğin o etmez *** ***

Saluslanmak : Hilekarlık, düzenbazlık.

 

DERVİŞLİK DEDİKLERİ

Dervişlik dedikleri hırka ile tac degil

Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil

Durmuş marifet söyler, erene Yunus Emrem

Yol eriyle yoldadır, yolsuza yoldaş değil

 

HİC BİR KİŞİ BİLMEZ BİZİ

Hiç bir kişi bilmez bizi, biz ne işin içindeyiz

Ne hırsımız baydır bizim, ne nefsimiz içindeyiz

Bir kimsenin devletine, ta’nediben biz gülmeyiz

Ne munkiriz alimlere, ne tersanın Hacındayız

Yunus eydur hey sultanım, özge şahım vardır benim

Ko dünya altın gümüşün, ne bakır-u tacındayız *** ***

Bay : Zengin

Ta’netmek : Yermek, kınamak

Özge : Başka

Tersa: Hıristiyan

Munkir : İnkar eden

 

ERENLER YOLU

Canım erenler yolu inceden ince imiş

Süleymana yol kesen şol bir karınca imiş

Eydürler idi bana aşık avare olur,

Geldi başıma gördüm, ol söz yerince imiş *** ***

Dört kitabın manisin okudum hasıl ettim

Aşka gelicek gördüm, bir uzun hece imiş

İki kişi söyleşir Yunus’u görsem diye

Biri eydur ben gördüm bir AŞIK koca imiş

 

AB-I HAYAT

Ab-I hayatın çeşmesi aşıkların visalidir

Sohbeti aşk ile eder, susamışları yakmaya

Aşk mı derim ben ona Tanrının uçmağın seve

Uçmak hod bir tuzaktır eblehler canın tutmağa *** ***

Aşık olan miskin olur

Hak yoluna teslim olur

Her ne dersen boyun tutar

Çare yok gönül yıkmaya
*** ***

Ab-ı hayat : Ölümsüzlük suyu. Ledun ilmi, Hakka kavuşma.

Visal : Kavuşma

Uçmak : Cennet

Hod : Kendi.

Ebleh : Budala

Miskin: Benliği terketmiş

Boyun tutmak: Teslim olmak

 

İŞİTİN EY YARENLER

İşitin ey yarenler

Aşk bir güneşe benzer

Aşk olmayan gönül

Misal-i taşa benzer *** ***

Taş gönülde ne biter

Dilinde agu tüter

Nice yumusak söylese

Sözü savaşa benzer *** ***

Geç Yunus endişeden

Gerekse bu bişeden

Ere aşk gerek evvel

Ondan dervişe benzer *** ***

Yaren : Dost

Agu : Zehir

Bişe : Orman

 

SENSİN KERİM

Sensin kerim sensin rahim, Allah sana sundum elim

Senden artuk yoktur emim, Allah sana sundum elim

Ecel geldi vade erdi, Bu ömrüm kadehi doldu

Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim *** ***

Gözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldü

Dilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elim

Geldim salacam sarılır, Dört yana sela verilir

El namazıma derilir, Allah sana sundum elim *** ***

Cun cenazeden şeştiler, üstüme toprak saçtılar

Hep koyubeni kaçtılar, Allah sana sundum elim

Yunus tap uzattın sözü, Allah’ına tutgil yüzü

Didardan ayırma bizi, Allah sana sundum elim *** ***

Emim : İlacım

Salaca: Tabut taşıyan tahta

Sela : Ölüm haberinin duyurulması

Şeşmek: Çıkarmak

Tap : Yeter, kafi

Didar : Allahın cemali, yüzü

 

ÇAĞIRAYIM MEVLAM SENİ

Dağlar ile taşlar ile çağırayım mevlam seni

Seherlerde kuşlar ile çağırayım mevlam seni

Sular dibinde mahi ile, sahralarda ahu ile

Abdal olup ya hu diye çağırayım mevlam seni *** ***

Gökyüzünde İSA ile Tur dağında MUSA ile

Elindeki asa ile çağırayım mevlam seni

Derdi okus EYYÜP ile, gözü yaşlı YAKUP ile

Ol MUHAMMED mahbub ile çağırayım mevlam seni *** ***

Hamd u şükrullah ile, vasf-ı kulhuvallah ile

Daim zikrullah ile çağırayım mevlam seni

Yunus okur diller ile, ol kumru bülbüller ile

Hakkı seven kullar ile çağırayım mevlam seni *** ***

Mahi : Balık

Ahu : Ceylan

Abdal : Derviş

ya hu : Allah

Okus : Çok

Mahbub: Sevgili

 

DERTLİ DOLAP

Dolap niçin inilersin, Derdim vardır inilerim

Ben Mevlaya Aşık oldum, Onun için inilerim

Benim adım dertli dolap, suyum akar yalap yalap

Böyle emreyledi CALAP, Derdim vardır inilerim *** ***

Beni bir dağda buldular, Kolum kanadım kırdılar

Dolaba layık gördüler, derdim vardır inilerim

Ben bir dağın ağacıyım, Ne tatlıyım ne Acıyım

Ben Mevlaya duacıyım, Derdim vardır inilerim *** ***

Şol dülgerler beni yondu, her azam yerine kondu

Bu iniltim Haktan geldi, Derdim vardır inilerim

Yunus burda gelen gülmez, Kişi muradına ermez

Bu fanide kimse kalmaz, Derdim vardır inilerim. *** ***

CALAP : Allah

LA ŞERiKE OKURSUN

La şerike okursun, sonra şerik katarsın

Bire iki demegil, fitne kimden tutarsın

Cun KURAN gökten indi, Onu Allah buyurdu

Ondan haber ver bana, ha kitaptan ötersin *** ***

İlim okumaktan gerek kendözünü bilmektir

Kendözünü bilmezsen bir hayvandan betersin

Kılarsın riya namaz, günahın çok hayrın az

Dinle neye varır söz, Cehennemde bitersin *** ***

Halka fetva verirsin, Ne için sen tutmazsın

İhlas ile gelirsen bizden nesne utarsın

Sen fakihsin ben fakir, sana hiç tan’umuz yok

İlmin var amelin yok, günahlara batarsın *** ***

Utarsın : Kazanırsın

Tan : Kınama

 

CANIM KURBAN OLSUN

Canım kurban olsun senin yoluna

Adı güzel kendi güzel Muhammed

Şefaat eyle bu kemter kuluna

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Mu’min olanların çoktur cefası

Ahirette olur zevk u sefası

Onsekiz bir alemin Mustafa’sı

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Yedi gökleri seyran eyleyen

Kürsi’nin üstünde cevlan eyleyen

Mi’racda ümmetini dileyen

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Dört caryar anun gökçek yaridur

Anı seven günahlardan beridur

On sekiz bin alemin sultanıdur

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Aşık Yunus nider dünyayı sensiz

Sen hak Peygambersin şeksiz şüphesiz

Sana uymayanlar gider imansız

Adı güzel kendi güzel Muhammed *** ***

Kemter : Değersiz

Cevlan : Dolaşma

Şek : Şüphe

Şefaat : Bağışlanmasını dileme

 

CANLAR CANINI BULDUM

Canlar canını buldum bu canım yağma olsun

Assı ziyandan geçtim dükkanım yağma olsun

Ben benliğimden geçtim gözüm hicabın açtım

Dost vaslına eriştim gumanım yağma olsun *** ***

Benden benliğim gitti hep mülkümü dost yuttu

La-mekana kavm oldum mekanım yağma olsun

Taalluktan üzüştüm ol dosttan yana uçtum

Aşk divanına düştüm divanım yağma olsun *** ***

İkilikten usandım birlik hanına kandım

Derd-i şarabın içtim dermanım yağma olsun

Varlık cun sefer kıldı dost andan bize geldi

Viran gönül nur doldu cihanım yağma olsun *** ***

Geçtim bitmez sağınçtan usandim yaz u kıştan

Bostanlar başın buldum bostanım yağma olsun

Yunus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsin

Ballar balını buldum kovanım yağma olsun *** ***

Assı : Kar, kazanç

Hicab : Perde, örtü, utanç

Vasl : Kavuşma

Guman : Şüphe

La-mekan : Mekansız

Kavm : Kavim, yaşanılan yer, topluluk

Taalluk : Alaka, ilgi

Üzüşmek : Kesilmek, koparılmak

Sağınç : Emel, istek

 

DERVİŞLİK DER Kİ BANA

Dervişlik der ki bana sen derviş olamazsın

Gel ne diyeyim sana sen derviş olamazsın

Derviş bağrı taş gerek gözü dolu yaş gerek

Koyundan yavaş gerek sen derviş olamazsın *** ***

Döğene elsiz gerek söğene dilsiz gerek

Derviş gönülsüz gerek sen derviş olamazsın

Dilin ile şakırsın çok maniler dokursun

Vara yoğa kakırsın sen derviş olamazsın *** ***

Kakımak varmışsa ger Muhammed de kakırdı

Bu kakımak sende var sen derviş olamazsın

Doğruya varmayınca Murşide ermeyince

Hak nasib etmeyince sen derviş olamazsın *** ***

Derviş Yunus gel imdi ummanlara dal imdi

Ummana dalmayınca sen derviş olamazsın *** ***

Kakımak : Kızmak, öfkelenmek

Umman : Büyük deniz, okyanus

 

TAŞTIN YİNE DELİ GÖNÜL

Taştın yine deli gönül sular gibi çağlar mısın

Aktın yine kanlı yaşım yollarımı bağlar mısın

Nidem elim ermez yare bulunmaz derdime çare

Oldum ilimden avare beni bunda eğler misin *** ***

Yavı kıldım ben yoldası onulmaz bağrımın başı

Gözlerimin kanlı yaşı ırmak olup çağlar mısın

Ben toprak oldum yoluna sen aşırı gözetirsin

Şu karşıma göğüs geren taş bağırlı dağlar mısın *** ***

Harami gibi yoluma arkuri inen karlı dağ

Ben yarimden ayrı düştüm sen yolumu bağlar mısın

Karlı dağların başında salkım salkım olan bulut

Saçın çözüp benim için yaşın yaşın ağlar mısın *** ***

Esridi Yunusun canı yoldayım illerim kanı

Yunus düşte gördü seni sayru mısın sağlar mısın *** ***

Yavı kılmak : Kaybetmek

Yaşın yaşın : Gözyaşları döke döke

Sayru, sayrı : Hasta

 

ŞÖYLE GARiP BENCiLEYiN

Acep şu yerde varmola şöyle garip bencileyin

Bağrı baslı gözü yaşlı şöyle garip bencileyin

Gezerim rum ile şamı, yukarı illeri kamu

Çok istedim bulamadım, şöyle garip bencileyin *** ***

Söyler dilim ağlar gözüm, gariplere göynür özüm

Meğerki gökte yıldızım, şöyle garip bencileyin

Nice bu dert ile yanam, ecel ere bir gün ölem

Meğer ki sinim de bulam, şöyle garip bencileyin *** ***

Bir garip olmuş diyeler, üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar, şöyle garip bencileyin

Hey Emrem Yunus biçare, bulunmaz derdine çare

Var imdi gez şardan şare, şöyle garip bencileyin *** ***

Bencileyin : Benim gibi

Bağrı başlı : Gönlü yaralı

Göynümek : İçten yanmak

Sin : Mezar

Şar : Şehir

 

SELAM OLSUN

Azrail alır canımız, kurur damarda kanımız

Yuyıcağız kefenimiz, saranlara selam olsun

Gider olduk dostumuza, eremedik kastımıza

Namaz için üstümüze, duranlara selam olsun *** ***

Sözdür söylenir araya, kimse değmez bu yaraya

İltup bizi makbereye, koyanlara selam olsun

AŞIK oldur HAKKI seve, HAK derdine kıla deva

Bizim için hayır dua edenlere selam olsun *** ***

Aşık Yunus söyler sözü, Kan yaş ile doldu gözü

Bilmeyenler bilsin bizi, Bilenlere selam olsun *** ***

Makbere : Kabir

İltmek : İletmek, götürmek

 

DERViŞLiK YOLU

Bu dervişlik yoluna, aşk ile gelen gelsin

Ya dervişlik neydiğin, bir zerre duyan gelsin

Hele biz iş bu yola, gelmedik riya ile

Bu melametlik donun, bizimle giyen gelsin *** ***

Gözüyle gördüğünü, örte eteği ile

Bu yol çok ince yoldur, yüreği duyan gelsin

Her kim sever Allahı, rahmet kılar vallahi

Dil sevgisiyle olmaz, Aşk ile yanan gelsin *** ***

İşbu sözü diyenden, bize nişan gerektir

Sözün kısası budur, canına kıyan gelsin

Yunus söz ile kimse, kabliyete geçmedi

Bud u vücud dermiyan ortaya koyan gelsin *** ***

Melamet : Kınanma

Kabliyet : Öne geçmek

Bud u vücud dermiyan : Varlığını vücudunu aradan çıkaran

 

ŞOL CENNETİN IRMAKLARI

Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu

Çıkmış islam bülbülleri öter Allah deyu deyu

Salınır tuba dalları, Kuran okur hem dilleri

Cennet bağının gülleri, kokar Allah deyu deyu *** ***

Kimi yiyip kimi içer, hep melekler rahmet saçar

İdris nebi hulle biçer, biçer Allah deyu deyu

Altındandır direkleri, Gümüştendir yaprakları

Uzandıkca dudakları, biter Allah deyu deyu *** ***

Aydan arıdır yüzleri, misk-i amberdir sözleri

Cennette Huri kızları, gezer Allah deyu deyu

Hakka aşık olan kişi, akar gözlerinin yaşı

Pür nur olur içi dışı, söyler Allah deyu deyu *** ***

Ne dilersen Haktan dile, Kılavuzla gir bu yola

Bülbül aşık olmuş güle, öter Allah deyu deyu

Açıldı gökler kapısı, rahmetle doldu hepisi

Sekiz cennetin kapısı, açar Allah deyu deyu *** ***

Rıdvan-durur kapı açan, idris-durur hulle biçen

Kevser şarabını içen, kanar Allah deyu deyu

Miskin Yunus var yarına, koma bugünü yarına

Yarın Hakkın divanına, varam Allah deyu deyu *** ***

Tuba : Cennet Ağacı

Hulle : Elbise

Nebi : Peygamber

Rıdvan : Cennet, Cennet meleği

 

ELHAMDULİLLAH

Haktan gelen şerbeti içtik elhamdulillah

Şol kudret denizini geçtik elhamdulillah

Şol karşıki dağları, meşeleri bağları

Sağlık safalık ile aştık elhamdulillah *** ***

Kuru idik yaş olduk, kanatlandık kuş olduk

Birbirmize eş olduk, uçtuk elhamdulillah

Vardığımız illere şol safa gönüllere

Halka tapduk manisin saçtık elhamdulillah *** ***

Beri gel barışalım, yad isen bilişelim

Atımız eğerlendi estik elhamdulillah

İndik Rum’u kışladık, çok hayır şer işledik

Uş bahar geldi geri göçtük elhamdulillah *** ***

Dirildik pınar olduk, irkildik ırmak olduk

Artık denize dolduk, taştık elhamdulillah

Taptuğun tapusuna, kul olduk kapusuna

Yunus miskin çiğ idik, piştik elhamdulillah *** ***

 

HAKKI BULDUM CAN İÇİNDE

Baştan ayağa değin, Haktır ki seni tutmuş

Haktan ayrı ne vardır, Kalma guman içinde

Bir isen birliğe gel, ikiyi bırak elden

Bütün mana bulasın, sıdk u iman içinde *** ***

Girdim gönül şehrine, daldım onun bahrine

AŞK ile gider iken, iz buldum can içinde

Bu izimi izledim, sağım solum gözledim

Çok acaibler gördüm, yoktur cihan içinde *** ***

Yunus senin sözlerin, manadır bilenlere

Söylenecek sözlerin devr-i zaman içinde *** ***

Guman : Şüphe

Bahri : Deniz

 

CAN İÇİNDE CAN OL

Can olgil can içinde, kalma guman içinde

İstediğin bulasın, yakın zaman içinde

Rüku secde de kalma, Ameline dayanma

İlm u amel gark olur, naz u niyaz içinde *** ***

İkiligi terketgil birlik makamın tutgil

Canlar canın bulasın, işbu dirlik içinde

Şeriat korucudur, hakikat ordusunda

Senin için korunur, hasıl ordu içinde *** ***

Aynel-yakin görüptür, Yunus mecnun oluptur

Bir ile bir oluptur, Hakkel-yakin içinde *** ***

Aynel-yakin : Hakka Aşık olanların ulaştığı mertebe

Hakkel-yakin : Aşkın artıp, HAK ile BiR olma, (ayrılığın kalkması)

 

BÜTÜN ALEM BiR İÇİNDE

Onsekizbin alemin cümlesi BiR içinde

Kimse yok BiR den ayruk, söylenir BiR içinde

Cümle BiR onu BiRler, cümle ona giderler

Cümle dil onu söyler, her BiR tebdil içinde *** ***

Kim gördü onu ayan, ne nakşu ne hod nişan

Söz “len terani” dir, Musa’ya Tur içinde

Yunus sen ne dilersin, dostu görem der isen

Ayandır görenlere, ol gönüller içinde *** ***

Tebdil : Değişik görünmek, değişik

ayruk : Başka

Len terani : Allahın, Musa Peygambere “Beni göremezsin” hitabı

Ayan : Açık, açıkca ortada

 

OL CALABIMIN AŞKI

Ol calabımın aşkı bağrımı baş eyledi

Aldı benim gönlümü, sırrımı faş eyledi

Hergiz gitmez gönülden hiç eksik olmaz dilden

Calab kendi nurunu gözüme tuş eyledi *** ***

Can gözü onu gördü, dil ondan haber verdi

Can içinde oturdu, gönlümü arş eyledi

Bir kadeh sundu cana, can içti kana kana

Dolu geldi peymane, canı sarhoş eyledi *** ***

Esruk oldu canımız, dur döker lisanımız

Ol calabımın aşkı, beni sarhoş eyledi

Yunus imdi avunur, dostu gördü sevinir

Erenler mahfilinde aşka cünbüş eyledi *** ***

Faş : Gizliyi açıklama

Tuş etmek : Yönelmek, yöneltmek

Peymane : Büyük Kadeh

Mahfil : Meclis, toplantı yeri

 

SUN KADEHİ EY SAKi

Doldur bize sun kadehi, Aşk şarabından ey saki

Ol denizden içir bize, k’andan içer seyh u faki

Kim ki bir dem sohbet ola, mufti müderris mat ola

Bir ilahi devlet ola, ondan içen oldu baki *** ***

Okudun yedi mushafı, ha taat gösterir safi

Çünki amel eylemedin, gerekse var yüzyıl oku

Bin kez hacca vardın ise, Bin kez gaza kıldın ise

Bir kez gönül kırdı, ise gerekse var yollar doku *** ***

Gönül mü yeğ, Kabe mi yeğ, eyit bana aklı eren

Gönlü yeğ-durur zira kim gönüldedir dost durağı

Yunus işin budur, hemen tutgil gönüller eteğin

Dilersen baki olasın, gönüller oldu baki *** ***

K’andan : ki ondan

faki : FIKIH alimi

 

YA MUHAMMED CANIM ARZULAR SENİ

Arayı arayı bulsam izini

İzinin tozuna sürsem yüzümü

Hak nasip eylese görsem yüzünü

Ya Muhammed canım arzular seni *** ***

Bir mübarek sefer olsa da gitsem

Kabe yollarında kumlara batsam

Hub cemalin bir kez düşte seyretsem

Ya Muhammed canım arzular seni *** ***

Yunus metheyledi seni dillerde

Sevilirsin bütün bu gönüllerde

Ağlayı ağlayı gürbet ellerde

Ya Muhammed canım arzular seni *** ***

 

GELDi GEÇTi ÖMRÜM BENİM

Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle geldi, şol göz yumup açmış gibi

İşbu söze hak tanıktır, Bu can gövdeye konuktur

Bir gün ola çıka gide, kafesten kuş uçmuş gibi *** ***

Bir hastaya vardın ise, bir içim su verdin ise

Yarın anda karşı gele, Hak şarabın içmiş gibi

Bir miskini gördün ise, bir eskice verdin ise,

Yarın anda karşı gele, Hak libasın biçmiş gibi

Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalır derler

Meğer HIZIR, İLYAS ola, Ab-ı hayat içmiş gibi *** ***

 

AŞIK – MAŞUK

Helal kıldı maşuka, Aşık kendi kanını

Maşuk nakşından okur, Aşk eri kuranını

Yardan ayrı olunca, asılıp ölmek yeğdir

Aşık kendi bırakır boynuna urganını *** ***

Gitmez aşık gözünden, hergiz maşuk hayali

Nitekim ZELHA verir YUSUF un nişanını

Dirlik budur maşuka, Aşık yolunda öle

Sorarlar ise eydem aşıkın burhanını *** ***

BELKIS ile SÜLEYMAN aşka düştü bir zaman

İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını

Gökteki HARUT MARUT, Aşk için indi yere

Zühre yüzün görünce unuttu rahmanını *** ***

FERHAD bu aşk yolunda başın külünge tuttu

HÜSREV ŞİRİN derdinden dosta verdi canını

LEYLA ile MECNUN işi aceb gelir bu halka

Abdurrezzak terketti aşk için imanını

Zamane vefaları cefa gelir Yunus’a

Bir doğru yar bulunca feda kılar canını *** ***

Burhan : Delil

Güzaf : Bos laf

Külüng : Kazma

 

SEVEREM BEN SENİ CandAN İÇERİ

Severem ben seni candan içeri

Yolum vardır bu erkandan içeri

Beni sorma bana benden değilem

Suretim boş yürür dondan içeri *** ***

Tecelliden nasib erdi kimine

Kiminin maksudu bundan içeri

Senin aşkın beni benden alıptır

Ne Şirin dert bu dermandan içeri *** ***

Şeriat tarikat yoldur varana

Hakikat Marifet andan içeri

SÜLEYMAN kuş dili bilir dediler

SÜLEYMAN var SÜLEYMAN dan içeri *** ***

Unuttum din diyanet, kaldı benden

Bu ne mezheptir, dinden içeri

Dinin terk edenin küfürdür işi

Bu ne küfürdür imandan içeri

Geçer iken Yunus şeş oldu dosta

Ki kaldı kapıda andan içeri *** ***

Suret : Yüz, dış görünüş

Don : Elbise

Tecelli: Görünme, belirme

Gün : Gündüz, güneş

Şeş olmak: Karşılaşma, raslamak

 

BULDUK OL CANI

Aşk ile ister idik yine bulduk ol canı

Gömlek edinmiş giyer suret ile bu teni

Girmiş surette geçer, cümle işleri düzer

Geri kendiye söyler, gevher ile bu kanı *** ***

Bu dünya bir pazardır, suretler dükkan olmuş

Bu dükkana giriben, oldur satan bu kanı

Bir niceler kayırır, bunca malım kaldı der

Veren oldur alan ol, sormaz nedir ziyanı

Yunus imdi sen senden, ayrı değilsin candan

Sen sende bulmaz isen, nerde bulasın anı *** ***

Suret : Yaratılmış şeyler

Kan : Maden

 

BİR SAKİDEN İÇTİK ŞARAP

Bir sakiden içtik şarap, Arştan yüce meyhanesi

Ol sakinin mestleriyiz, canlar onun meyhanesi

Bir meclistir meclisimiz, anda ciğer kebap olur

Bir şemdir burda yanan, güneş onun pervanesi *** ***

Aşk oduna yananların, Kulli vücudu nur olur

Ol od bu oda benzemez, hiç belirmez zebanesi

Ondaki mest olanların, “Enel hak” tır sözleri

Hallac Mansur gibidir en kemine divanesi *** ***

Ol meclisin bekrileri, şol şah-ı Edhem gibidir

Belh şehrinde yüzbin ola her guşede viranesi

Yunus bu cezbe sözlerin cahillere söylemegil

Bilmezmisin cahillerin nice geçer zamanesi *** ***

Saki : İçki dağıtan

Mest : Sarhoş

Peymane: Kadeh

Şem : Hepsi

Zebane : Alev

Kemine : En aşağı

Bekri : Sarhoş

Guşe : Köşe

Cezbe : İlahi sarhoşluk hali

 

SÖYLEYEMEM

Ey yarenler eydemezem, canım neye yandığını

Dil ile vasfedemem, gönlümü kim aldığını

Gönlüm dolu sığmaz dile, Aşıktır ol kim hal bile

Aşk niceyi verdi yele, anlayamaz nolduğunu *** ***

Aşktan haber bilenlerin, Aşk derdiyle dolanların

Küfrü iman olanların, ayıplaman güldüğünü

Ağlamak gülmektir aşıka, dirilmek ölmektir aşığa

Kahr ile lütfü bir bilir, bilmez melul olduğunu *** ***

Aşık yunus eyledi lal, Yunus kanı aşka helal

Koy verin etsin paymal, görmesin ayrıldığını *** ***

Eydemezem : Söyleyemem

Vasfetmek : Tasvir etmek

Melul : Üzülen

Kahr : Güçlük, zor

Lütuf : İhsan, iyilik

Paymal : Ayak altında çiğnenmiş

 

EZELDEN VAR İDİ

Ezeliden var idi, canımda bu aşk odu

Eşkere etmez idim, bilirdim ki dost koydu

Ben razıyam bu yolda, günde bin kez yanarsam

Şekerden daha tatlı, şirindir aşkın tadı *** ***

Aşk anadan doğmadı, kimseye kul olmadı

Hükmüne kıldı esir, cümle bilişi, yadı

Aşka mecnun olanlar, assı ziyandan farig

Korkmaz ıssı soğuktan, pes ne biliser odu *** ***

Ezeli : Evveli olmayan

Eşkere : Açıklamak

Biliş : Tanıdık

Yad : Yabancı

Assı : Kazanç, kar

Is : Sahip

Farig : Vazgeçmiş

 

SIRRA ERDİM

Ben bunda seyr eder iken, aceb sırra erdim ahi

Bir siz dahi sizde görün, dostu bende gördüm ahi

Bende baktım bende gördüm, benim ile BiR olanı

Suretime can vereni, Kimduğini bildim ahi *** ***

İsteyuben bulamazam, o ben isem ya ben hani

Seçemedim ondan beni, bir kez o oldum ahi

Maşuk benimledir bile, ayrı değil kıldan kıla

Irak sefer bizden kala, dostu yakın gördüm ahi *** ***

Munim oldum yoksul iken, benim oldu kevn-i mekan

Yerden göğe magrib meşrik, yere göğe doldum ahi

Nitekim ben beni bildim, bu oldu ki HAKKI buldum

Korkum onu buluncadı, korkudan kurtuldum ahi

Yunus kim öldürür seni, veren alır tatlı canı

Bu canlara hükmedenin, kim olduğun buldum ahi *** ***

Acep : Garip

Ahi : Kardeş

Kimduğini: Kim olduğunu

Munim : Nimet veren(Hak)

Kevn-i Mekan :Var olan her şey

Magrib, Meşrik : Doğu, Batı

 

AŞK BAHRİSİ

Benem ol aşk bahrisi denizler hayran bana

Derya benim katremdir zerreler umman bana

Kafdağı zerrem değil ay u güneş bana

Haktır aslım şek değil, Murşittir kuran bana *** ***

Yok iken ol barigah, var idi ol padişah

Ah bu aşk elinden ah, dert oldu derman bana

ADEM yaratılmadan can kalıba girmeden

Şeytan lanet olmadan arş idi seyran bana *** ***

Yaratıldı MUSTAFA, yüzü gül gönlü safa

Ol kıldı bize vefa, ondandır ihsan bana

Şeriat ehli ırak eremez bu menzile

Ben kuş dilin bilirim, söyler SÜLEYMAN bana

Yunus bu halk içinde eksikliktir HAK bilir

Divane olmuş çağırır, dervişlik buhtan bana *** ***

Bahri : Bir cins deniz ördeği, deniz

Derya : Deniz

Katre : Damla

Umman : Okyanus

Zerre : En kucuk parca

Murşit : Rehber, Hak aşığı, Şeyh

Arş : Göğün en yüksek katı

Safa : Berraklık

Vefa : Sözde durma,

İhsan : Lütuf, bağış

Şeriat : Kuranın yüzeysel emirleri

Ehil : İş bilen

Menzil : Varılacak hedef

Buhtan : İftira

 

NİTELİĞİM SORAN

Niteliğim soran işit hikayet

Su vu toprak od u yel oldu suret

Dört muhalif nesneden dört duvarın

Sazıkar eyledi verdi keramet *** ***

Yel ile toprağı kıldı muallak

Su içinde odu tuttu selamet

Rızkı ömrü tamam eyledi henüz

Şeş cihet olmadan tuttugu kisvet *** ***

Baki tertiplerimi şerh edeyim

İnayet mevcudu sem’u basaret

Aklımın haberi bugünkü değil

Onu er derisen evvelki ayet

Yunus ile bu ne denli nasibim

Gönül dost durağı, dilim şehadet *** ***

Sazıkar : Uygun

Muallak : Asılı, havada duran

Şerh : Açıklama

İnayet : Yardım

Sem : İşitme

Basaret : Görme

 

AŞK İMAMDIR BİZE

Aşk imamdır bize, gönül cemaat

Kıblemiz dost yüzü daimdir salat

Dost yüzün göricek, şirk yağmalandı

Anıncun kapıda kaldı şeriat *** ***

Gönül secde kılar, dost mihrabında

Yüzün yere vurup kılar münacat

Münacat gibi vakt olmaz arada

Kim ola dost ile bu demde halvet *** ***

Şeriat eydur, sakın şartı bırakma

Şart ol kişiye kim ede hiyanet

Erenler nefesi devletli rumuz

Onunla fitneden olduk selamet

“Beli” kavlin dedik evvelki demde

Henuz bir demdir, ol vakt u bu saat *** ***

Derildi beşimiz, bir vakte geldi

Beşi bir eyleyip, kim kıla taat

Biz kimse dinine hilaf demeziz

Din tamam olucak doğar muhabbet *** ***

Doğruluk bekleyen dost kapısında

Gümansız ol bulur ilahi devlet

Yunus ol kapıda kemine kuldur

Ezelden ebede dektir bu izzet *** ***

Şirk : Allaha ortak koşma

Mihrab : Kıbleyi gosteren yer

Münacat : Yalvarma

Halvet : Yalnız kalma

Beli : Yaratılan ruhların Allaha verdikleri söz

(Evet sen rabbimizsin anlamında)

Rumuz : İşaret, söz, simge

Fitne : Hile, ayartma

Kavl : Söz

Derilmek : Düzenlenmek

Hilaf : Karşı, aksi

Güman : Şüphe

Kemine : Aciz, en değersiz

 

AŞIKLARA DİN NE HACET

Din umillet sorar isen, aşıklara din ne hacet

Aşık kişi harab olur, harab bilmez din diyanet

Aşıkların gönlü gözü maşuk diye gitmiş olur

Ayruk surette ne kalır kim kılısar zühd u taat *** ***

Taat kılan uçmağ için din tutmayan tamu için

Ol ikiden farig olur, neye benzer bu işaret

Her kim dostu sever ise, dosttan yana gitmek gerek

İşi gücü dost olucak, cümle işten olur azat *** ***

Onun gibi maşukanın haberini kim getirir

CEBRAİL-İ MURSEL sığmaz, böyle olundu işaret

Soru hesap olmayısar, dünya ahret kovana

MUNKER u NEKiR ne sorar terkolucak cümle murad

Havf u reca gelmez onda varlık yokluk bırakana

İlm u amel sığmaz onda ne terazi var ne sırat *** ***

Ol kıyamet pazarında her bir kula BAŞ kaygısı

Yunus sen aşıklar ile hiç görmeyesin kıyamet *** ***

Hacet : İhtiyaç

Di˜anet : Dini kurallar, yordamlar

Farig : Vazgecmek

Havf u reca : Korku ve ümit

 

CIKTIM ERiK DALINA

Çıktım erik dalına anda yedim üzümü

Boştan ıssı kakıyıp, der ne yersin kozumu

Ağrılık yaptı bana, buhtan eyledim ona

Çerçi de geldi dedi, niye aldın kuzumu *** ***

Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattım

Nedir diye sorana, bandım verdim özünü

İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemiş

Becid becid ısmarlar, gelsin alsın bezini *** ***

Bir serçenin kanadın, kırk katıra yüklettim

Çift dahi çekemedi, şöyle kaldı kazını

Bir sinek bir kartalı salladı urdu yere

Yalan değil gerçektir ben de gördüm tozunu *** ***

Bir kut ile güreştim, elsiz ayağım aldı

Güreşip basamadım göyündürdü özümü

Kaf dağından bir taşı şöyle attılar bana

Öylelik yola düştü, bozayazdı yüzümü *** ***

Balık kavaga çıkmış, zift turşusu yemeğe

Leylek koduk doğurmuş baka şunun sözünü

Gözsüze fısıldadım sağır sözüm işitmiş

Dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü *** ***

Tosbağaya sataştım, gözsüzsepek yoldaşı

Sordum sefer nereye, Kayseri’ye azimli

YUNUS BİR SÖZ SÖYLEDİN,HİÇ BİR SÖZE BENZEMEZ

MUNAFIKLAR YÜZÜNDEN ÖRTTÜN MANA YÜZÜNÜ *** ***

Issı : Sahibi

Kakımak: Kızmak

Koz : Ceviz

Buhtan : İftira

Çerçi : Seyyar satıcı

Becid : Acele

Küt : Kötürüm

Göyündürmek : Kendi kendine yanmak

Koduk : Sıpa

Gözsüzsepek : Köstebek

Munafık: İçi dışı bir olmayan, sahte müslüman

 

SÖZLERİN ASLI

Ey sözlerin aslın bilen, gel de bu söz kandan gelir

Söz aslını anlamayan, sanır bu söz benden gelir

Söz karadan aktan değil, yazıp okumaktan değil

Bu yürüyen halktan değil, halık avazından gelir *** ***

Ne elif okudum ne cim varlığındandır kelecim

Bilmeye yüzbin müneccim, taliim ne ıldızdan gelir

Şule bize aydan değil, Aşk eri bu soydan değil

Rızkımız bu evden değil, derya-yı ummandan gelir *** ***

Biz bir bahane arada, Ayruk de elden ne gele

Hak cun emir eyler, Cana bu keleci andan gelir

Yunus bir dert ile ah et, Kahr evinde neyler rahat

Bu derde derman keffaret, bir ah ile suzdan gelir *** ***

Kandan : Nereden

Halık : Yaratan, Allah

Elif, cim : Arap alfabesinden harfler

Keleci : Söz

Müneccim : Yıldız falcısı

Ildız : Yıldız

Şule : Işık

Rızk : Nimet

Ayruk : Başka

Kahr : Dert

Derman : İlaç, şifa

Keffaret : Karşılık

Süz : Yanıp tutuşma

 

KOĞIL ÖLÜM ENDİŞESİN

Koğıl ölüm endişesin, Aşıklar ölmez bakidir

Ölüm aşıkın nesidir cun nur-u ilahidir

Ölümden ne korkarsın çünkü hakka yararsın

Bil ki ebedi varsın, Ölmek fasid işidir *** ***

Kal u bela denmeden, Kadimde bile idik

Biz bir uçar kuş idik , vücut can budağıdır

Yunus beşaret sana, gel derler dosttan yana

Ol kimseye ol ana KULLUN YERCİ aslıdır *** ***

Koğıl : Bırak

Fasid : Fesatcı, bozguncu

Kal u bela : Yaratanın, Rabliğini ruhlara onaylattığı söz

Kadim : Ezel, öncesi olmayan zaman, Allah

Biliş : Tanışıklık

Beşaret : Müjde

Kullun yerci : Herşey döner (Haktan gelen hakka dönecektir)

 

AŞIKMIDIR

Canını aşk yoluna vermeyen aşık mıdır

Cehdeyleyip ol dosta ermeyen aşık mıdır

Dost sevgisin gönülde, can ile berkitmeyen

Tul-i emel defterin dürmeyen aşık mıdır *** ***

Nefs arzusundan geçip, aşk kadehinden içip

Dost yoluna er gibi, durmayan aşık mıdır

Dün ü gün ü riyazetde halvetlerde diz çokup

Sohbetlerde baş çatıp, durmayan aşık mıdır *** ***

Yunus imdi ol dostun, cefasına sabreyle

Yüreğine aşk odun, Urmayan aşık mıdır *** ***

Cehd : Gayret

Berkitmek : Pekiştirmek

Tül-i emel : Aşırı isteklerden oluşan emeller

Nefs : Öz varlık, can, arzular emeller kaynağı

Riyazet : Nefs terbiyesi

Halvet : Yalnızlık

Cefa : Zorluk, sıkıntı

Od : Ateş

Urmak : Vurmak

 

HAKİKATIN MANASI

Hakikatin manisin şerh ile bilmediler

Erenler bu dirliği, riya dirilmediler

Hakikat bir denizdir, şeriattır gemisi

Çoklar gemiden çıkıp, denize dalmadılar *** ***

Bunlar gelip kapıya, şeriatta durdular

İçeri giribeni ne vardır bilmediler

Dört kitabı şerh eden, Asidir Hakikatte

Zira tefsir okuyup, Manisin bilmediler *** ***

Yunus adın sadıktır, bu yola geldin ise

Adın değşirmeyenler, bu yola gelmediler *** ***

Hakikat : Gerçek, sırların açıldığı makam

Şeriat : Din yolunda dışsal emirleri içeren başlangıç aşaması

Tefsir : Açıklama

 

VÜCUD ŞEHRİ

İşbu vücud şehrine bir dem giresim gelir

İçindeki sultanın yüzün göresim gelir

İşidirim sözünü, göremezem yüzünü

Yüzünü görmekliğe, canım veresim gelir *** ***

Erenlerin sohbeti, arttırır marifeti

Bi-dertleri sohbetden, her dem süresim gelir

Miskin Yunusun canı, dört tabiat içinde

Aşk ile can sırrına pinhan varasım gelir *** ***

pinhan : Gizli

 

AŞK ÖDÜ

Aşkın ödü ciğerimi yaka geldi yaka gider

Garip başım bu sevdayı çeke geldi çeke gider

Kar etti firak canıma, Aşık oldum sultanıma

Aşk zincirin dost boynuma, taka geldi taka gider *** ***

Arada olmasın naşı, onulmaz bağrımın başı

Gözlerimin kanlı yaşı, aka geldi aka gider

Aşık Yunusun sözleri efgan eder bülbülleri

Dost bahçesinde gülleri, koka geldi koka gider *** ***

Firak : Ayrılık

 

SEMA

Bu sema’a girmeyen sonra peşiman olur

Erişir bizim ile ser-be-ser düşman olur

Dosttur bizi okuyan, üstümüzde şakıyan

Şimd’üçbuçuk okuyan derin Danışman olur *** ***

Hey biçare Danışman, Et dervişi dervişhan

Dervişlere erişen, işine pişman olur

YUNUS eydur MEVLANA, epsem otur yerinde

Bu sohbete doymayan sonra sevişken olur *** ***

Epsem : Dilsiz

 

ARİFLER ORTASINDA

Arifler ortasında Sufilik satmayalar

Cun Sufiye ihlas oldu, Aşka riya katmayalar

Ya gel bildiğinden eyit, yahut bilenlerden işit

Teslimin ucun tutup, hiç sözü uzatmayalar *** ***

Kuran’ı virip idi, gönüle evim dedi

Gönül ev ıssın bilmez ademden tutmayalar

Mumsuz baldır şeriat, tortusuz yağdır tarikat

Dost için balı yağa ne için katmayalar *** ***

Evvel ADEM yanıldı, uçmakta buğday yedi

İşi HAKtan bilenler şeytandan tutmayalar

Şirin huylar eyleğil, tatlI sözler söyleğil

Sohbetlerde YUNUSu hergiz unutmayalar *** ***

Arif : ݘlim irfan sahibi

Sufi : Derviş, mutasavvıf

Uçmak : Cennet

Hergiz : Asla

 

HAK İSTEYEN

Ey dünü gün HAK isteyen, bilmezmisin HAK kandadır

Her kandasam anda hazır, kanda bakarsam andadır

İstemegil HAKKI ırak, Gönüldedir HAKKA durak

Sen senliğin elden bırak, tenden içeri candadır *** ***

Gir gönüle bul andadır, benliğinin defterin dur

Ol has gevher bil andadır sanam kim ol ummandadır

Ol ummanda yüzbin gevher bir zerreden oldu kemter

Ol cana zeval mi erer, canı ab-ı hayvandadır *** ***

Eyleğil suretin viran, can sırrıdır ona eren

Batın gözüdür dost gören zahir gözü yabandadır

Kim ki gaflet icre geçer, canı zeval suyun içer

Derviş gönlü arşta uçar, çünki mekanı ondadır *** ***

Ab-ı hayvan : Ebedilik veren su

Batın : İç, gizli

Zahir : Dış, görünen

 

YAR YÜREĞİM YAR

Yar yüreğim yar, gör ki neler var

Bu halk içinde bize güler var

Ko gülen gülsün, HAK bizim olsun

Gafil ne bilir, HAKKI seven var *** ***

Bu yol uzaktır menzili çoktur

Geçidi yoktur, derin sular var

Girdik bu yola Aşk ile bile

Gurbetlik ile bizi salar var *** ***

Her kim merdane, gelsin meydane

Kalmasın cana kimde hüner var

Yunus sen bunda meydan isteme

Meydan içinde merdaneler var *** ***

 

AŞKIN OKU

Dost senin aşkın oku key katı taştan geçer

Aşkına düşen kişi can ile baştan geçer

Dün ü günü zar olur aşkın ile yar olur

Endişesi sen olan, cümle tesvişten geçer *** ***

Aşkına düşenlerin, yüreği yanar olur

Kendini sana veren, düğeli işten geçer

Dünyanın muhabbeti agülü aşa benzer

Ahırın sanan kişi, agülü aştan gecer *** ***

Başında aklı olan, ücrete amel etmez

Hurilere aldanmaz, göz ile kaştan geçer

Yunusun gönlü gözü, doludur HAK sevgisi

Sohbet ihtiyar eden, yad u bilişten geçer *** ***

Key : Pek çok

Tesviş : Kargaşa

Düğeli : Bütün, hepsi

İhtiyar : Seçmek, Seçkin

 

ERENLER NEREDEDİR

Bilirmisiniz ey yarenler, gerçek erenler kandadır

Kanda baksam anda hazır, Kanda isterem andadır

Aşksızlara benim sözüm, benzer kaya yankısına

Bir zerre aşkı olmayan, belli bilin yabandadır *** ***

Yalancılık eylemeğil aşka yalan söylemeğil

Bunda yalan söyleyenin, anda yeri zindandadır

Ey kend’özün bilmeyen söz manisin bulmayan

Hak varlığın istersen, Us ilm ile Kurandadır *** ***

Allah benim dediğine, vermiş verir aşk varlığın

Kimdeki var bir zerre aşk Calap varlığı ondadır

Niceler eydur Yunusa Kocaldın sen aşkı koğıl

Bu aşk bize yeni geldi, henuz dahi turfandadır *** ***

 

AŞKLA GELEN ERENLER

Aşkla gelen erenler içer aguyu nuş eder

Topuğa çıkmayan sular, deniz ile savaş eder

Bu sohbete gelmeyenler, HAK nefesi almayanlar

Sürün onu burdan gitsin, Durur ise çok iş eder *** ***

Cahildir mani’den almaz oturur kararı gelmez

Öleceğini hiç sanmaz, yüzbin yıllık teşviş eder

Dağ ne kadar yüksek ise yol onun üstünden aşar

Yunus Emrem yolsuzlara yol gösterdi vu hoş eder *** ***

Nuş etmek : İçmek

Man’i : Anlam

Tesviş : İşkillenme

 

CEFANIN ADI AŞK

Türlü türlü cefanın, adını aşk vermişler

Bu cefaya katlanan, dosta halvet vermişler

Kime ki aşk ulaşa, her dem kaynaya taşa

İyi dirlik hem yavuz, dört yanında durmuşlar *** ***

Her kim aşk eri ise, aşka müşteri ise

Aşk onun yarı ise, canına öd urmuşlar

Miskin Yunusun canı başında serencamı

Aşka munkir ademi bu meydandan sürmüşler *** ***

Halvet : Yalnızlık

Serencam : Başa gelen

Munkir : İnkar eden

 

SÖZ OLA KESE SAVAŞI

Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz

Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz

Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı

Söz ola agülü aşı, yağ ile bal ede bir söz *** ***

Kişi bile söz demini, Demeye sözün kemini

Bu cihan cehennemini, Sekiz cennet ede bir söz

Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden

Pek sakın o sah katından, Seni ırak ede bir söz *** ***

Dem : Etki

Kem : Fena, değersiz

Yat : Usul, yol yordam

 

VÜCUDDA BULDUK

Mani evine daldık, vücuda seyran kıldık

İki cihan seyrini, cümle vücudda bulduk

Yedi gök yedi yeri, dağları denizleri

Cenneti cehennemi, cümle vücudda bulduk *** ***

Tevrat ile incili, Furkan ile Zeburu

Bunlardan beyanı cümle vücudda bulduk

Yunusun sözleri hak, cümlemiz dedik saddak

Kanda istersen anda HAK, cümle vücudda bulduk *** ***

Furkan : KURAN

Saddak : Doğru

 

BİR NAZARDA KALMAYALIM

Bir nazarda kalmayalım gel dosta gidelim gönül

Hasret ile ölmeyelim gel dosta gidelim gönül

Gel gidelim can durmadan suret terkini urmadan

Araya düşman girmeden gel dosta gidelim gönül *** ***

Gel gidelim kalma ırak dost için kılalım yarağ

Şeyhin katındadır durak gel dosta gidelim gönül

Terk edelim il u şarı dost için kılalım zarı

Ele getirelim yarı gel dosta gidelim gönül *** ***

Bu dünyaya kanmayalım fanidir aldanmayalım

Bir iken ayrılmayalım gel dosta gidelim gönül

Biz bu cihandan göçelim ol dost iline uçalım

Arzu hevadan geçelim gel dosta gidelim gönül *** ***

Kılavuz ol sen bana günilelim dosttan yanate

Bakmayalım önden sona gel dosta gidelim gönül

Bu dünya olmaz payidar aç gözünü canın uyar

Olgıl bana yoldaş u yar gel dosta gidelim gönül *** ***

Ölüm haberi gelmeden ecel yakamız almadan

Azrail hamle kılmadan gel dosta gidelim gönül

Gerçek erene varalım Hakk’ın haberin soralım

Yunus Emre’yi bulalım gel dosta gidelim gönül *** ***

Heva : Heves, nefse düşkünlük

Günilmek : Yönelmek, kıskanmak

Payidar, paydar : Devamlı, sürekli

Yarağ kılmak : Hazırlanmak, hazırlık yapmak

Terkin urmak : Terketmek, bırakmak

 

TEHİ GÖRME KİMSEYİ

Tehi görme kimseyi hiç kimsene boş değil

Eksiklik ile nazar erenlere hoş değil

Gönlünü derviş eyle dost ile biliş eyle

Aşk eri şol ma’nide derviş içi boş değil *** ***

Derviş bilir dervişi Hak yoluna durmuşu

Dervişler Huma kuşu çaylak u baykuş değil

Dervişlik aslı candan geçti iki cihandan

Haber verir sultandan bellidir yad kuş değil *** ***

Ey Yunus Hakk’ı bilen söylemez hergiz yalan

İkilik ile gelen doğru yol bulmuş değil *** ***

Tehi : Bos, kimsesiz

Yad : Yabancı, el kişi

Hergiz : Asla

 

HAK CALABIM HAK CALABIM

Hak Calabım Hak Calabım sencileyin yok Calabım

Günahlarımız yarlığa ey rahmeti çok Calabım

Ben eydürem kim ey gani nedir bu derdin dermanı

Zinhar esirgeme beni aşk oduna yak Calabım *** ***

Kullar senin sen kulların günahları çok bunların

Uçmağına koy bunları binsinler Burak Calabım

Ne sultan ne baylardasın ne köşk ü saraylardasın

Girdin miskinler gönlüne edindin durak Calabım *** ***

Ne ilmim var ne taatım ne gücüm var ne takatım

Meğer senin inayetin kıla yüzüm ak Calabım

Yarlığağıl sen Yunusu günahlı kulların ile

Eğer yarlıgamaz isen key katı firak Calabım *** ***

Calab : Allah

Yarlıgamak : Bağışlamak

İnayet : Yardım

Firak : Ayrılık

 

BENİM CANIM UYANIKTIR

Benim canım uyanıktır dost yüzüne bakan benem

Hem denize karışmağa ırmak olup akan benem

Irmak gibi ben çağlaram geh gülerem geh ağlaram

Nefsin ciğerin doğraram kibr u kini yıkan benem *** ***

Kırdım bu nefsin çerisin bir itdim burc u barusun

Pak eyledim içerisin milketini yuyan benem

Ben hazrete tutum yüzüm ol aşk eri açtı gözüm

Gösterdi bana kendozum ayet-i kul denen benem *** ***

Şah didarın gördüm ayan hiç gumansuz belli beyan

Kafir ola inanmayan ol didara bakan benem

Benim durur bu cümle iş hikmetimle yaz u kış

Ben bilirim yad u biliş ırılmadan duran benem *** ***

Bu cümle canda oynayan damarlarımda kaynayan

Kulli dillerde söyleyen kulli dili diyen benem

Nemrud odun ˜brahim’e ben bag u bostan eyledim

Küfür yüzünden doğuban gene ödü yakan benem *** ***

Ol Hallac-ı Mansur ile söyler idim enel Hakk’ı

Benem gi’nönün boynuna dar urganın takan benem

Ol Hak habibi Mustafa mi’raca edicek sefer

Ol dem canım hak eyledim ol sırrı duyan benem *** ***

Şimdi adım Yunus durur ol demde İsmail idi

Ol dost için Arafat’a kurban olup çıkan benem

Cerh benim hükmümdedir her kanda ben oturmusam

Mülk benim elimdedir yıkan benem yapan benem *** ***

Sa’d benem said benem Yunus dahi benimledir

İlm-i ledundur ustadım ol esrarı duyan benem *** ***

Burcu u baru : Kule ve hisar

Milket : Memleket

Didar : Yüz, Allah’ın cemali

Kulli : Hepsi, tümü

Hak : Toprak

Yüz tutmak : Yönelmek

Yad u biliş : Tanıdık tanış

Cerh : Gök, felek

Said : Kutlu, Allah’ın beğendiği

Sa’d : Uğurlu, mübarek

 

HER KAÇAN ANARSAM SENİ

Her kacan anarsam seni kararım kalmaz Allahım

Senden ayrı gözüm yaşın kimseler silmez Allahım

Sensin ismi baki olan sensin dillerde okunan

Sensin aşkına dokunan kendini bilmez Allahım
*** ***

Sen yarattın cism u cani sen yarattın bu cihanı

Mülk senindir kerem kkaıl kimsenin olmaz Allahım

Okunur dilde destanın açılır bag u bostanın

Sen baktığın gülistansın gülleri solmaz Allahım *** ***

Aşk bahrna dalmayan canını feda kılmayan

Senin cemalin görmeyen meydana gelmez Allahım

Zor olur aşıkın işi durmaz akar gözün yaş

Senden ayrı düşen kişi didarın gö”rmez Alahım *** ***

Aşık Yunus seni ister lütf eyle cemalin göster

Cemalin gören aşıklar ebedi ölmez Allahım

Kacan : Ne vakit ki

Kerem : Cömertlik

Cism u can: Beden ve Ruh

Kan : Maden Ocağı

Didar : Allahın cemali,yüz

 

TEHİ GÖRMEN SİZ BENİ

Tehi görmen siz beni dost yüzün görüp geldim

Baki devr-i rüzgigar dost ile sürüp geldim

Oldur söyleyen dilde varlık dostundur kulda

Varlığım hep ol ilde ben bunda garip geldim *** ***

Bezirganam mataım çok dest-girim ustadım Hak

Ziyanım assıya cümle anda değişip geldim

Yer u gök yaratıldı aşk ile bünyad oldu

Toprağa nazar kıldı aksırdı durup geldim *** ***

Gördüm yedi tamusun anda sekiz uçmağın

Korkudan günahımı anda sızdırıp geldim

İşi oldum kudretten bahanem bir avretten

İnayet oldu Hak’tan ölü dirgörüp geldim *** ***

Adem olup durmadan nefsin boynun burmadan

Yanıldım buğday yedim uçmaktan sürülüp geldim

Musayla Tur’a çıktım binbir kelime dedim

Bu Hak bizi ne bilsin anda bilinip geldim *** ***

Nuh oldum tufan için çok duruştum din için

Duymayanın tagadan suya boğdurup geldim

Yalan değildir sözüm bak yüzüme aç gözün

Dah’örtülmedi izim uş yoldan erip geldim *** ***

Çerçiş oldum basıldım Mansur oldum asıldım

Hallac pamuğu gibi bunda atılıp geldim

Eyyüb oldum tenime cefa kıldım canıma

Çağırdım Sübhanıma kurtlar duruyup geldim *** ***

Zekerya oldum kaçtım erdim ağaça geçtim

Kanım dört yana saçıp tepem deldirip geldim

Yalınız Sübhan idi peygamberler can idi

Yunus hod pinhan idi suret değişip geldim

Dirgörmek : Diriltmek

Taga : Taka, büyük kayık

Pinhan : Gizli

Dürümek : Bir araya getirmek

 

BEN BİR ACEB İLE GELDİM

Ben bir aceb ile geldim kimse halim bilmez benim

Ben söylerem ben dinlerem kimse dilim bilmez benim

Benim dilim kuş dilidir benim ilim dost ilidir

Ben bülbülem dost gülümdür bilin gülüm solmaz benim *** ***

Ol dost bana gelsin demiş sundum kadeh alsın demiş

Aldım kadeh içtim şarab ayruk gönlüm ölmez benim

Ne Tür’üm var ne durağım hiç yerde yoktur kararım

Hakk’a münacaat etmeye belli yerim olmaz benim *** ***

Sor durduğum yeri bana gelirsen gösteren sana

Bir zerrece Hak’tan ayrı gözüm nesne görmez benim

Tur dağında bir tecelli gör Musi’ye neler kıldı

Yunus eydur Hak katında sözüm geri kalmaz benim *** ***

Tecelli : Görünmek

Ayruk : Ayrı, başka

Göğnü : Yanmak, yanık

Tap : Yeter, kafi

Zari kılmak : Ağlamak, inlemek

Dar : Ev, yurt, darağacı

Munkir : İnkar eden

 

HER KANCARU DÖNER İSEM

Her kancaru döner isem aşk iledir işim benim

Öldür gönlümde teşvişim hem aşktır yoldaşım benim

Aşıklara göynür özüm onuncun faşolur razım

Göriceğiz aşıkları kaynar içim dışım benim *** ***

Bu aşk bize rahmanidir hem canımızın canıdır

Onun icin şeytan ile her dem bu savaşım benim

Benim canım bir kuştur kim gövdem onun kafesidir

Dosttan haber geliceğiz birgün uçar kuşum benim *** ***

Geldim dünyayı seyrettim ya bugün ya yarın gittim

Ben bunda eğlenemezem bunda bitmez işim benim

Yunus eydur ben aşıkam hem aşıkam hem sadıkam

Bu ayruk aşıklar gibi yoktur arayışım benim *** ***

Kancaru : Nereye

Teşviş : Kargaşalık

Göynümek : Kendi kendine yanmak

Faşolmak : Açığa çıkmak, belli olmak,

Raz : Sır, gizli şey

Rahmanı : İlahi

Arayış : Sus, bezek


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.