“Yüreğir Film Akademisi” başlangıç olsun…

“Yüreğir Film Akademisi” başlangıç olsun…

“Ne denli ekonomik sıkıntı yaşanmış olsunsa da, yaşama sıkı sıkıya bağlı, birbirlerine tutkulu, günü sevince dönüştürmek için çaba harcamak gerekir” dendiğinde, anlamakta zorlanmıştım aslında!

Ekonomik daralmalar yaşayacaksınız, düne değin elinizde olan bazı gereksinmelere ulaşmanız zorlaşacak, arabanızı elden çıkarmak zorunda kalacaksınız, lambanın birini eksik yakacaksınız, ulaşımınızı elinizden geldiğince yaya sağlayacaksınız…

Yine de yaşama bağlı olmaktan ödün vermeyeceksiniz, elinizdeki kalanın önemini bileceksiniz, yokluğu “mutsuzluğa” gerekçe yapmayacaksınız, birlikte olduklarınızı yine seveceksiniz, ailenizi bir arada tutmak için zorlanmayacaksınız, yine el ele olacaksınız, yine gülebileceksiniz…

Halk arasında sıkça söylenen “kadının huyu para yokken; erkeğin huyu da para çokken anlaşılır” tümcesi herkese bilindik olmalı!

Bir anlayış “ayracı” olmalı…

***

“Bilgiyi”, sanatı hep önemsedim…

Çinlilerin “birer elmamız olsa, birbirimize versek, yine birer elmamız olurdu; birer bilgimiz olsa, birbirimize versek, ikişer bilgimiz olur” sözünü de…

“Bilginin, sanatın” önemini, vereceği “açlığı” ne denli biliyoruz, ne denli bilmemiz sağlanıyor, ne denli “bilmenin” önündeki dikenli/ cam kırıklı yollara temizleniyor?

Adana’da düzenlenen şenlik, festival türü etkinlikler düzenlenirken “genellikle” bunları arar gözlerim…

Kentin yerel yönetimlerin, sivil toplum/ meslek örgütlerin “bilgiye/ sanata” ne denli “önem/yer” verdiklerini ararım eylemleri içerisinde…

Gelen konuklardan, etkinliğin nerede yapıldığından, kaç kişinin getirildiğinden, ne denli harcama yapıldığından, “doygunların” neler söylediğinden çok; Adana’ya, Adanalıya, Adana sanatseverlere neler kazandırdığına bakarım en çok da…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  MECLİSİN RENGİ TURUNCU MU?

“Bilginin/ sanatın” toplum yaşamında ne denli belirleyici etken olduğuyla birlikte, bugünün geleceğe aktarılması konusunda da “önem” taşıdığını düşünüyorum…

***

Düzenlenen etkinliklerin “hepsini” bir yana bırakarak; Yüreğir Belediyesi’nin, Kültür- Turizm Bakanlığı desteğiyle oluşturduğu “Yüreğir Film Akademisi” sanatseverlerin yüreğinde sevinç oluşturdu.

Geçtiğimiz yıllarda Adana’ da düzenlenen “film festivali” sonrasında “bugünü anlatacak, yazacak yazarlar neden yok, varsa neden tanıtılmıyor, yoksa neden el atılmıyor” diye sorduğumda, “çok şey” istediğimi” söyleyen olmuştu!

Bugün Orhan Kemal’in romanlarından esinlenerek çekilen dizi filmlerini ilgiyle izlerken; o günün koşulları, pamuk ağaları, toprağın makineyle buluşması, insan gücünün nasıl ötelendiği konularındaki “bilgi açlığını” giderebiliyoruz!

Adana’da o yıllar nelerle mutlu olduklarını, nelerle doyduklarını, toprağı nasıl değerlendirdiklerini, emeğin yaşam içindeki yerini görebiliyoruz!

Yirmi yıl/ ya da daha uzun yıllar sonra, bugünü “bu günü” anlamak isteyecek olanlara “böyle bir” yapıt var mı, “böyle bir” yapıt ortaya çıkarılması konusunda bir girişim/ istek oluşturma yönünde çaba var mı?

Parmakla gösterilse de varım…

***

Yüreğir Belediyesi’nin düzenlediği, başvurunun 29 Ekim günü biteceği “Film Akademisi” önemli bir girişim…

Katılımcıların “kısa film, belgesel film, senaryo yazarlığı” konularında yararlanabilecekleri bir çalışma…

Yüreğir Belediyesi’nin bunlarla sınırlı kalmayacağını, bunların yanına sanatın “deneme/ şiir/ öykü/ roman” gibi dallarının katılacağını, yapıtların basımı/ dağıtımı/ tanıtımı konusunda yazarların destekleneceğini umuyorum.

Film karesinde, şiir dizesinde, roman satırlarında Çukurova ile yoğrulan yaşamların bugün, yazılıyor/ çekilebiliyor olması gelecek için de “bilgi” kaynağı olacak…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ORHUN ABİDELERİ





***

Her tür sıkıntılar aşılabiliyor, ancak “bilgi/ sanat” eksikliği başladığı zaman yerine “koyacak” bir şey bulunamıyor!

Bugün sağlanabilen tüm olanakların “dünleri” var. “Dünlerinde” verilen uğraşlar var.

Olanaklardan “bugün” yararlanırken, yaşamsal önemi bilinirken; gelecek için de “bugün” yapılanların değer kazandığını bilmemizde “bilginin/ sanatın” önemi ortaya çıkıyor!

Toplumun yurttaşından/ yöneticisine değin, “sıkıntılı süreçlerde” birbirine bakışı/ tutumu/ davranışı “bilgi/ sanat” tokluğundan ayrı değildir!

“Bilgiden/ sanattan” uzak anlayışın, “kadının huyu para yokken; erkeğin huyu da para çokken anlaşılır” sözünü savunamaması için “Yüreğir Film Akademisi” benzeri çalışmaların salt Adana’da değil, yurdun dört-bir yanında, üstelik “yenilerine” açlık duyulabilecek biçimde çoğalmasına gerek var.

Ki; başta yönetim olmak üzere yaşamdan ödün verilmesin, eldekinin önemi bilinsin, mutsuzluğa gerekçe aranmasın, birlikte gülünebilsin, acı/ sevinç paylaşılabilsin…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın